Yerel Haberler
İstanbul
Gıdadan kansere kadar etkili yeni kimyasal bileşik patent aldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:03 Gıdadan kansere kadar etkili yeni kimyasal bileşik patent aldı Dört üniversitenin ortak çalışmasıyla geliştirilen ve patenti tescillenen yeni kimyasal bileşik, yüksek antioksidan özelliğiyle gıdadan enerji depolamaya, kanser araştırmalarından ileri teknolojilere kadar birçok alanda yenilikçi uygulamaların önünü açıyor. Yakın Doğu Üniversitesi’nin, İstanbul Üniversitesi, Arel Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi ile ortaklaşa geliştirdiği "Antrakinon Türevi Yeni Bir Bileşik, Sentez Yöntemi ve Çok Alanlı Kullanım Potansiyeli" başlıklı patent resmi olarak tescillendi. Geliştirilen antrakinon türevi, antioksidan özelliği yüksek olan özel bir kimyasal bileşik. Çok sayıda sektörde ticarileştirilebilecek nitelik Yakın Doğu Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi NERİTA tarafından yürütülen ve fikri mülkiyet koruması altına alınan çalışma, 2019 yılında başlatılan Ar-Ge sürecinin ürünü. Patent kapsamında yeni bir antrakinon türevi kimyasal bileşik geliştirilirken, bileşiğin çevre dostu, ekonomik ve endüstriyel üretime uygun bir yöntemle sentezlenmesi ortaya kondu. Geliştirilen teknoloji, laboratuvar çalışmasının ötesinde çok sayıda sektörde ticarileştirilebilecek nitelik taşıyor. Gıdadan enerjiye, sağlıktan ileri teknolojilere uzanan kullanım alanı Geliştirilen antrakinon türevi, sahip olduğu yüksek antioksidan özellikler sayesinde gıda, tekstil ve ambalaj sektörlerinde ürünlerin raf ömrünü uzatmaya yönelik koruyucu uygulamalara imkan tanıyor. Bu yönüyle buluş, farklı sektörlerde yaygın kullanım potansiyeli sunuyor. Geliştirilen bileşik, lityum-iyon piller, süperkapasitörler, redoks akış pilleri ve enerji dönüşüm sistemlerinde kullanılabilecek elektrokimyasal özellikler taşıyor. Bu sayede yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkili değerlendirilmesine ve sürdürülebilir enerji depolama çözümlerinin geliştirilmesine katkı sunabilecek. Çalışmanın öne çıkan bir diğer yönü ise sağlık alanındaki potansiyel katkıları. Yapılan laboratuvar çalışmaları, geliştirilen antrakinon türevinin özellikle meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskılayıcı etki gösterdiğini ortaya koydu. Mevcut tedavilere dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hasta gruplarında etkili olabileceği değerlendirilen buluş, yeni nesil kanser ilaçlarının geliştirilmesi açısından umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. "Bu tür çalışmalar, bilimin doğrudan yaşam kalitesine dokunan bir değere dönüşebileceğini ortaya koyuyor" Tescillenen patentle ilgili değerlendirmede bulunan Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, üniversitelerinin bilimsel üretimi somut değere dönüştürmeyi temel bir yaklaşım olarak benimsediğini vurguladı. Geliştirilen bileşiğin gıdadan enerjiye, sağlıktan ileri teknolojilere uzanan geniş bir kullanım alanına sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Günsel, üniversitede yürütülen ve patentle tescillenen bu tür çalışmaların, bilimin doğrudan yaşam kalitesine dokunan bir değere dönüşebileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Üniversitelerinin hedeflerine de değinen Prof. Dr. Günsel, "Dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer alan bir kurum olarak hedefimiz; disiplinler arası çalışmaları destekleyen, yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değer üreten bilimsel projelerle yolumuza kararlılıkla devam etmektir. Bu yaklaşımımızın merkezinde, bilimin toplumun gerçek ihtiyaçlarına dokunması, yaşam kalitesini artıran çözümler üretmesi ve bilimsel bilginin doğrudan toplumsal faydaya dönüşmesi yer alıyor" dedi. "Ortak akıl ve disiplinlerarası çalışmalar, bilimsel üretimin en güçlü itici gücüdür" Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise çalışmanın üniversiteler arası iş birliği ve multidisipliner yaklaşımın somut bir sonucu olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Şanlıdağ, "Bu patent; farklı üniversitelerin ve disiplinlerin bilgi birikimini ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getiren güçlü bir akademik iş birliğinin ürünüdür. Günümüz bilim dünyasında kalıcı ve yüksek etkili sonuçlar, ancak ortak akıl ve disiplinler arası çalışmalarla mümkün olabiliyor" dedi. Üniversite olarak bilimsel çalışmaların yalnızca teorik düzeyde kalmamasını önemsediklerini belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, "Üniversiteler arası iş birlikleriyle güçlenen multidisipliner projeler, bilginin üretime ve toplumsal faydaya dönüşmesini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, üniversitemizin araştırma ve yenilik stratejisinin temel taşlarından biridir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Şanlıdağ, özellikle sağlık alanında yakın zamanda yeni patent başvuruları yapacaklarını da sözlerine ekledi.
Eyüpsultan’da soyguncular soymaya çalıştıkları kuyumcuyu vurdu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:02 Eyüpsultan’da soyguncular soymaya çalıştıkları kuyumcuyu vurdu Eyüpsultan’da kuyumcuyu soymaya çalışan 3 şüpheli, altınları vermeyen dükkan sahibini vurarak kaçtı. Polis ekipleri kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Olay öğle saatlerinde Eyüpsultan Yeşilpınar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre bir araçla gelen 4 şüpheliden 3’ü, Mustafa K.’ya ait kuyumcuya girerek altınları istedi. Altınları vermeyen kuyumcu Mustafa K., soygunculara direndi. Silahını çeken soyguncular Mustafa K.’yı vurarak oradan geldikleri araçla kaçtı. Silah seslerini duyan vatandaşlar, durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırılan yaralı kuyumcu dükkanı sahibi Mustafa K.’nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. "Araba hızlı şekilde gitti, kaç kişi olduklarını bile görmedik" Kuyumcu dükkanının yan tarafında bulunan Abdullah Aksoy yaşanan olayı anlattı. Aksoy, "Kimseyi görmedim birisini arabaya binerken gördüm. Kaçarken arkasından gördüm. Araba hızlı şekilde gitti, kaç kişi olduklarını bile görmedim. Saatini bilmiyorum, çalınan bir şeyi de bilmiyorum. Sadece gördüğüm, olan sese biz dışarı çıktık. Olayı gördük. Kaç kişi olduğunu bilmiyoruz, görmedik. Kuyumcuyu yaraladılar, onu da hastaneye gönderdiler. Durumu iyi diye duydum. Mustafa Bey diye biliyorum soyadını bilmiyorum" şeklinde konuştu. Polis ekipleri yaşanan olayla ilgili inceleme başlattı. (DH-RU
Trendyol Sanat’tan fotoğraf sergisi ’Beyond the Vanishing Point’e destek
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:57 Trendyol Sanat’tan fotoğraf sergisi ’Beyond the Vanishing Point’e destek Dünyaca ünlü sanatçı Ahmet Ertuğ’un Venedik’te 21 Şubat tarihinde açılacak fotoğraf sergisi ‘Beyond the Vanishing Point’, Trendyol Sanat’ın katkılarıyla gerçekleştiriliyor. Le Stanze della Fotografia’da 6 Nisan’a kadar gezilebilecek sergide, Ayasofya’nın anıtsal kubbesi tüm görkemiyle yer alıyor. Ayasofya’dan Pantheon’a uzanan 29 büyük boyutta basılmış fotoğraf ile Doğu ile Batı arasında tarihsel mimari bir bağ kuran sergi, çoğu zaman erişimi kısıtlı veya gizli kalmış mekanların derinliklerini sanatseverlerle buluşturuyor. Türkiye’de kültür sanatın dijitalleşmesine ve geniş kitlelere ulaşmasına öncülük edenlerden Trendyol Sanat, dünya çapında tanınan mimar ve fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ’un Venedik’teki sergisinin ana destekçisi oldu. Avrupa’nın en prestijli sanat merkezlerinden Le Stanze della Fotografia’da Denis Curti’nin küratörlüğünde 21 Şubat-6 Nisan tarihlerinde kapılarını açacak olan sergi; Ertuğ’un erişimi kısıtlı veya gizli kalmış 29 mimari şaheseri tüm görkemiyle gün yüzüne çıkaran fotoğraflarından oluşuyor. Mimari hafızanın izinde yarım asırlık bir yolculuk Türkiye’nin kültürel mirasını ve mimarisini 50 yılı aşkın süredir dünyaya tanıtan mimar-fotoğrafçı Ahmet Ertuğ, sergi ile ilgili olarak şunları ifade etti: "Elli yılı aşkın süredir çalışmalarımı Avrupa, Akdeniz ve ötesindeki mimari ve kültürel mirası fotoğraflamaya adadım; insan üreticiliğinin, hafızanın ve tarihin kesiştiği mekânlara odaklandım. Bu kareler, mimarinin hem sürekliliği hem dönüşümü nasıl bünyesinde taşıdığını görünür kılıyor. Kültürleri, çağları ve coğrafyaları birbirine bağlarken, insanın anlam ve güzellik taşıyan mekânlar oluşturma arzusunun evrenselliğini doğruluyor. Mimarlık geçmişimden dolayı fotoğrafı yalnızca belgeleme aracı değil, bir yorumlama biçimi olarak görüyorum. Mimariyi, onu oluşturanların gözünden deneyimlemenin ve görünür kılmanın bir yolu. Venedik’te Le Stanze della Fotografia’da yer alan bu sergi, İtalya’nın mimari mirasına ve onun Akdeniz dünyasıyla kurduğu derin diyaloğa odaklanan fotoğraflarımdan bir seçki sunuyor. Fotoğraflar, izleyiciyi çoğu zaman gizli, uzak ya da erişilmesi güç mekânlara davet ederek, aksi hâlde yalnızca hafıza ya da hayal gücüyle bilinebilecek alanlarla mahrem bir karşılaşma öneriyor." Sergide, Ertuğ’un 810 inç büyük format bir körüklü kamera ve filmle çalışarak yavaş, bilinçli ve tefekküre dayalı bir süreçle çektiği 29 devasa fotoğraf arasında İtalya’daki tarihi katedraller, saraylar, tiyatrolar, kütüphaneler ve müzeler yer alıyor. Ayasofya’nın anıtsal kubbesi de tüm görkemiyle sergide Platformun katkı sunduğu Le Stanze della Fotografia’daki sergiyi gezenler için en etkileyici fotoğraflardan birisi ise, Türkiye’den tek bir kare olacak: Ayasofya’nın anıtsal kubbesi. Altıncı yüzyıldan bu yana, zeminden 55 metre yüksekte asılı duran merkez kubbenin çevresindeki yarım kubbelerin de kadraja girdiği fotoğraf, İstanbul ve Venedik arasındaki yüzyıllara yayılan mimari sürekliliğe tanıklık ediyor. Sergideki fotoğraflar, mimarinin kültürler, dönemler ve coğrafyalar arasında hem süreklilik hem dönüşüm taşıdığını gösteriyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı’na Türk yönetici
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:59 Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı’na Türk yönetici Birleşmiş Milletler’in Kalkınma Programı UNDP’de, Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörlüğü’ne Şebnem Şener atandı. Yeni görevinde, UNDP’nin 2026-2029 Stratejik Planı’nı hayata geçirmekten sorumlu olacak Şebnem Şener, ajans bünyesinde bu görevi üstlenen ilk Türk kadın yönetici oldu. Türk yöneticilerin yurt dışındaki başarılarına bir yenisi daha eklendi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı (UNDP) bünyesinde gerçekleştirilen atamayla birlikte Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörlüğü’ne Şebnem Şener getirildi. Açıklamaya göre, 9 Şubat tarihi itibarıyla yeni görevine başlayan Şebnem Şener, ajans bünyesinde bu görevi üstlenen ilk Türk kadın yönetici oldu. Şebnem Şener, yeni görevi kapsamında New York’taki UNDP Genel Merkezi’nde konumlandırılan İcra Ofisi’nde, doğrudan UNDP Başkanı Alexander De Croo’ya bağlı olarak çalışacak. Verilen bilgiye göre Şebnem Şener, lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde aldı. Aynı üniversitede Politika Ekonomisi alanında yüksek lisans yaptı. Doktora çalışmaları için Amerika Birleşik Devletleri’ne giden Şener, doktora tezini George Washington Üniversitesi’nde tüketici güveninin reel ekonomi üzerindeki etkisi üzerine gerçekleştirdi. Profesyonel kariyerine Dünya Bankası’nda başlayan Şener, yaklaşık yedi yıl boyunca Dünya Bankası bünyesinde; başta düşük ve orta gelirli ülkeler olmak üzere birçok ülkede finansal sektörün geliştirilmesine yönelik teknik, stratejik ve operasyonel çalışmalarda rol aldı. Finansal kapsayıcılığın artırılması, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve finansal sektör reformlarının önceliklendirilmesi konularında ülkelere danışmanlık sağladı; finansal krizlere hazırlık, acil durum planlaması ve düzenleyici-denetleyici kurumlara yönelik finansal kriz simülasyonları gibi projelerde görev aldı. 2015 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na (UNDP) geçen Şebnem Şener, sürdürülebilir finans alanında önemli çalışmalara imza attı. Bu dönemde, etki odaklı finansman yaklaşımları ve gelişmekte olan pazarlarda bankacılık açısından uygulanabilir projelerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüten Şebnem Şener, son 2 yıldır UNDP Sürdürülebilir Finans Ağı (Sustainable Finance Hub) bünyesinde Sürdürülebilir Kalkınma Araçları için Özel Finansman birimine liderlik ediyordu. Öncelikli girişimlerin ortak etki üretmesine liderlik edecek 170 ülke ve bölgede yoksulluğu ortadan kaldırmak, eşitsizlikleri ve dışlanmayı azaltmak ve ülkelerin sürdürülebilir ilerleme kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren UNDP, 27 Haziran 2025 tarihinde yayımlanan 2026-2029 Stratejik Planı ile önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını ve önceliklerini ortaya koymuştu. Söz konusu plan; herkes için refahın genişletilmesi, etkili yönetişimin güçlendirilmesi, sağlıklı bir gezegenin korunması ve krizlere karşı dayanıklılığın artırılması olmak üzere dört temel stratejik hedef etrafında şekilleniyor. Bu hedefler; dijital ve yapay zekâ inovasyonu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sürdürülebilir finansman olmak üzere üç hızlandırıcı alan tarafından desteklenerek, UNDP’nin tüm çalışma alanlarında dönüştürücü etki oluşturmasını amaçlıyor. Şener, söz konusu Stratejik Plan dahilinde belirlenen kurumsal stratejik önceliklerin, ajansın tüm politika, program, ortaklık ve finansman araçlarıyla uyumlu, bütüncül ve tamamlayıcı bir yaklaşımla hayata geçirilmesini koordine edecek. Şener, küresel, bölgesel ve ulusal düzeyde faaliyet gösteren UNDP birimleri arasında stratejik entegrasyonu sağlayarak, öncelikli girişimlerin ortak etki üretmesine liderlik edecek ve Stratejik Plan kapsamında hedeflenen kalkınma sonuçlarının sahada somut etkilere dönüşmesinde kilit rol üstlenecek.
Kayıp başvurusu cinayeti ortaya çıkardı: Arnavutköy’de arazi anlaşmazlığı kanlı bitti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:51 Kayıp başvurusu cinayeti ortaya çıkardı: Arnavutköy’de arazi anlaşmazlığı kanlı bitti İstanbul’da kayıp başvurusu olarak başlayan olay, Arnavutköy’de işlenen bir cinayeti ortaya çıkardı. Bağcılar’da kayıp olarak aranan 38 yaşındaki bir kişinin, arazi anlaşmazlığı nedeniyle tabancayla vurularak öldürüldüğü belirlendi.Edinilen bilgilere göre, İstanbul’un Bağcılar ilçesinde ikamet eden Faik Bingöl (38) için 9 Şubat 2026 tarihinde yakınları tarafından Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yapıldı. Bunun üzerine polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Yapılan araştırmalarda, Faik Bingöl’ün Arnavutköy Balaban Mahallesi’nde bir arsa satın almak için Özkan V. isimli emlakçıyla irtibat kurduğu tespit edildi. Bu bilgi üzerine şüpheli Özkan V. yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle olayın perde arkası ortaya çıktı. İddiaya göre, 9 Şubat 2026 günü saat 20.00 sıralarında Özkan V. (39) ile Faik Bingöl arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Özkan V.’ın, Faik Bingöl’e tabancayla ateş ederek öldürdüğü belirlendi.Cinayetin ardından şüphelinin, Faik Bingöl’ün cansız bedenini Arnavutköy Boyalık Mahallesi’nde bulunan ormanlık alana attığı tespit edildi. Olayla ilgili Cumhuriyet Savcısının talimatıyla şüpheli emlakçı gözaltına alındı. Katil zanlısını tutuklandığı öğrenildi. Jandarma ekipleri, cinayette kullanıldığı değerlendirilen silahın bulunmasına yönelik çalışmalarını sürdürürken, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.
Sinpaş Reserve "tatil evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:40 Sinpaş Reserve "tatil evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje, klasik devre mülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje, bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje, termal imkanlar, kapsamlı SPA ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, "Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor."
Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:32 Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje; klasik devremülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje; bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine, aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje; termal imkanlar, kapsamlı spa ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, " Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz; Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda; aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle, hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor." (OE-RU