SPOR - 21 Ocak 2026 Çarşamba 09:40

Zeynep Sönmez’den tarihi zafer

A
A
A
Zeynep Sönmez’den tarihi zafer

Milli tenisçi Zeynep Sönmez, Australian Open ikinci tur mücadelesinde 1 saat 30 dakikada Macar rakibi Anna Bondar’ı 6-2, 6-4 mağlup ederek Australian Open tarihinde üçüncü tura yükselen ilk Türk tenisçi olmayı başardı.

Elemelerden ana tabloya yükselen milli tenisçi Zeynep Sönmez, Australian Open ikinci tur mücadelesinde 1 saat 30 dakikada Macar rakibi Anna Bondar’ı 6-2, 6-4 mağlup ederek Australian Open tarihinde üçüncü tura yükselen ilk Türk tenisçi oldu. Melbourne’de oynanan karşılaşmada Zeynep, dünya 74 numarası rakibi karşısında maçın başından itibaren skor üstünlüğünü eline alarak hem servis oyunlarında istikrarını korudu hem de return oyunlarında baskıyı sürekli artırdı. Mücadeleye servis kırarak başlayan Zeynep, ilk sette özellikle return oyunlarında rakibin ritim bulmasına izin vermedi. Kısa rallilerde doğru tercihleri yapan milli tenisçi, kritik anlarda servis kalitesini artırarak seti 6-2 ile hanesine yazdırdı.

İkinci sette Bondar oyunun temposunu yükseltmeye çalışsa da Zeynep oyunun kontrolünü bırakmadı. Servis oyunlarında yüzdesini koruyan ve baskı anlarında hata oranını düşüren Sönmez, kırılma anlarında doğru zamanlamayla üstünlüğünü sürdürdü. Zeynep, maç boyunca toplamda 4 kez servis kırarak skor avantajını elinde tuttu ve karşılaşmayı 12-6 oyun üstünlüğüyle tamamladı. Zeynep Sönmez, Australian Open üçüncü tur mücadelesinde 23 Ocak Cuma günü klasmanın 94. basamağındaki Yuliya Putintseva ile karşılaşacak. Bu sonuçla birlikte Zeynep Sönmez, Wimbledon’da olduğu gibi Australian Open’da da Türk tenis tarihinde bir ilki daha gerçekleştirdi.

 

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bir zamanların vazgeçilmeziydi, şimdi yok oluyor: Ot süpürgelerde son ustalar SAKARYA (İHA) – Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı dönemlerde ev temizliğinde kullanılan ve Sakarya’daki az sayıda usta tarafından üretilen coğrafi işaretli ot süpürgeler, yok olmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor. Teknolojiye adeta direnerek usta ellerde binbir emekle hazırlanan ot süpürgeler, 150 liradan alıcı buluyor. Coğrafi işarete sahip ot süpürgeler, teknolojinin gelişmesiyle popülaritesi artan elektrikli süpürgelerle ve temizlik robotlarıyla mücadele ediyor. İnsanların yüklü miktarda para harcayarak aldığı elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanlarda temizlik aracı olarak kullanılan ot süpürgeler, Sakarya’da sayılı usta tarafından üretiliyor. Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanların en gözde mesleklerinden birisi olan süpürgecilik, diğer el emeği mesleklerde olduğu gibi adeta can çekişiyor. Türkiye’nin önemli süpürge üretim merkezlerinden olan Sakarya’da ise az sayıda süpürgeci, babalarından öğrendikleri yöntemle üretimlerini devam ettiriyor. Ayakta kalma mücadelesi veren meslekte ustalar yetiştirecek çırak olmayınca kendilerini son durak olarak görüyor. Süpürge otunun hasadı, temizlenmesi, kükürtle kurutulması, belirli bir boy haline getirilmesi, tek tek ayrılması, taslak haline getirilmesi, tutma yerinin yapılması ve dikiş atılması gibi birçok meşakkatli aşamadan geçen süpürgeler, ustaların dokunuşlarından sonra tam bir süpürge halini alarak, ülkenin birçok şehrine gönderiliyor. "Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor" 46 yıldır ustalık yaptığını belirten Selahattin Burucuoğlu, "Bizim yaptığımız iş süpürgenin imalatı. Ot olarak geliyor, işlendikten sonra bizlere gelir. Dört aşamadan geçer ve süpürge haline gelir. Vatandaşlar bunu bahçesinde, balkonunu yıkarken kullanıyor. Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor. Hanımlar, halıları dövüp arkasında bu süpürgelerle süpürürlerdi şimdi o durum kalmadı. Robotlar, elektrikli süpürgelerle süpürüyorlar, yıkama zamanı gelince de halı yıkamacılara veriyorlar" dedi. "Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz" Usta Şaban Boşluk ise, "Eskiden fayans yoktu, haleflikseler vardı bu süpürgelerle iş görülürdü. Şimdi bunlar kalmadığı için bir süpürge iki ayda bitiyorsa şuan 3 yıl gidiyor bir ot süpürgesi. Bununda isteği azaldığı için bizde az üretim yapıyoruz. Biz emekliyiz, istek ve fırsat olunca gelip yapıyoruz, sürekli yaptığımız bir şey değil bu. Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz. Eskiden 2 bin kayıtlı esnaf varken şu anda 50-60 esnaf kaldı. Bunlarda sürekli çalışan esnaf değil. Tüketemediğin bir ürünü yapıp kenara koysan ne olacak. Tamamıyla el sanatıyla yapılan bu meslek bitmeye yüz tutmuş bir meslek" diye konuştu. "Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı" Süpürge imalatçısı Yusuf Özbek, "Baba mesleğim, babama da onun atasından kalma olarak sürdürüyoruz. Yok olmaya yüz tutmuş bir meslek. Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı. Eskiden teknoloji yoktu hanımlar, evin içinde kullanıyordu. Şu anda da Anadolu’nun kırsal kesimlerinde, belediyelerde, bazı iş yerlerinde bu süpürgeler kullanılıyor. Talep yaklaşık 20 yıldan beri azaldı ve bizden çıkış fiyatı 100 ile 150 lira arasında değişiyor. Ot süpürge ister istemez toz kaldırır ve hanımlar bunu istemez. Elektrikli süpürge ise kadın yürüyerek 10 dakikada bütün evi temizliyor, ot süpürgede bu biraz daha fazla zorlaşıyor. Geleceği yok bu mesleğim. Benim yaşım 47 ve benden sonra yapacak biri yok. Süpürgemizi teknolojik anlamda yenileme gibi bir durumda yok, kullanım alanı da dar. Biz biraz daha ayakta kalabilmek ve bu işi biraz daha sürdürebilmek istiyoruz" şeklinde konuştu.
Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürü Yığmatepe Muay Thai’de başarılı olan sporcuları ağırladı Çeşitli tarihlerde ve farklı kategorilerde düzenlenen Muay Thai Türkiye Şampiyonalarında derece elde eden Aydınlı sporcular, başarılarıyla kenti gururlandırdı. Türkiye genelinde gerçekleştirilen organizasyonlarda miniklerden büyüklere kadar farklı yaş gruplarında kürsüye çıkan sporcular, Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhan Yığmatepe tarafından makamında kabul edilerek tebrik edildi. Türkiye Şampiyonası kapsamında 26-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında Kars’ta düzenlenen müsabakalarda Aydın’ı temsil eden minik ve yıldız sporcular önemli dereceler elde etti. Şampiyonada Minik Erkekler 42 kilogram kategorisinde mücadele eden Yusuf M. Tekin Türkiye birincisi olurken, Yıldız Bayanlar 44 kilogram kategorisinde ringe çıkan Azra Yurdatapan Türkiye ikinciliğini kazandı. Minik Erkekler 36 kilogramda Barış Yalçın ve 38 kilogramda Yılmaz Kaynak Türkiye üçüncüsü olurken, Yıldız Erkekler 57 kilogram kategorisinde yarışan Şahin Ceylan da Türkiye üçüncülüğü elde etti. Aydınlı sporcular, farklı illerde düzenlenen şampiyonalarda da başarı grafiğini sürdürdü. 26 Haziran-1 Temmuz 2025 tarihleri arasında Kırklareli’nde gerçekleştirilen Gençler Türkiye Şampiyonası’nda Eda Yıldırım, 54 kilogram alt genç bayanlar kategorisinde Türkiye birincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. 11-16 Nisan 2025 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Büyükler U23 Türkiye Şampiyonası’nda ise Arda Demir, 67 kilogram erkekler kategorisinde Türkiye ikincisi oldu. Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhat Yığmatepe, farklı yaş grupları ve kategorilerde Türkiye dereceleri elde eden sporcular ile antrenörlerini tebrik ederek, başarılarının artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Samsun Verem hâlâ ölümcül olabilir SAMSUN (İHA) – Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, verem (tüberküloz) tedavilerinin eski yıllara göre daha kısa sürdüğünü ancak özellikle akciğeri tutan verem türlerinin ölümcül olabildiğini belirterek, en az 6 ay süren tedavilerin mutlaka tamamlanması gerektiğini söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi’nden Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, verem hastalığı, korunma yöntemleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. Verem tedavisinin en az 6 ay sürdüğüne ve özellikle akciğerleri tutan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikmen, "Verem, kanamalı balgam çıkarmayla bize ipuçları vermektedir. Verem, eskisi kadar olmasa da hâlâ ölümcül olabilir. Verem tedavisini sonuna kadar olmak gerekiyor. Tam iyileşmeden tedavinin bırakılmaması gerekiyor. Bu tedaviler Verem Savaş Dispanserleri tarafından takip ediliyor. Uzun süren bu tedavi ücretsiz olarak dispanserler tarafından veriliyor. Buna rağmen maalesef eskisi kadar olmasa da verem hâlâ korkulabilecek, ölümcül hastalıklardan biridir" dedi. "Aktif verem hastalarının evlenmesi yasak" Frengi gibi veremde de aktif basili yayan hastaların, virüs yaymayı bırakana kadar evlenmelerinin yasak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dikmen, "Veremin sebepleri arasında yetersiz beslenme ve zorlu yaşam şartları olabilir. Havasız ortamlar veya ortak yaşam alanları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır. Verem her yaşta görülebilir, yaşam şartlarıyla yakından ilişkili bir hastalıktır. Bir arada yaşanan ve uygun havalandırması olmayan ortamlarda bir tane hasta varsa herkese bulaştırabilir. Öksürük ve aksırıkla verem bulaşabilir. Mikrobu soluyan kişilerde hastalık yerleşir. Veremden korunmak için uygun yaşam şartları önemlidir. Tedaviye başlayan hastaların tedaviyi mutlaka tamamlamaları gerekir. Eskiden bu tedaviler çok uzun sürüyordu, 1-2 yıl süren tedaviler vardı. Şimdi ise 6 aylık bir tedaviyle sonuca ulaşabiliyoruz. Basili yayan biri varsa etrafa gitmesini istemeyiz ancak belirli bir tedavi aldıktan sonra, 1-2 ay içinde hastanın virüs yayması negatif duruma geçebiliyorlar. Basili yaymayanlar test sonuçlarına göre iş hayatına dönebilir. Aktif basili yayan kişilere evlilik yasaktır. Bu durum frengi için de geçerlidir. Tedavileri tamamlandıktan sonra ise bu kişiler normal şekilde evlenebiliyorlar" diye konuştu. "Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir" Tüberkülozun en önemli belirtisinin öksürükle birlikte gelen kanlı balgam olduğunu dile getiren Dikmen, "Verem mutlaka belirti gösterir. Basil müspet dediğimiz balgam testlerinden çok rahat bir şekilde sonuç elde edebiliyoruz. Balgam incelemesinde basil görülüyorsa tedavi edilmesi gerekir. Bu süre zarfında belirli birkaç ay işine de gitmeyecek. Ancak düzenli takiple hastalık kontrol altına alınabiliyor. Kanlı balgam, veremin ilk belirtilerinden biridir ve çok önemlidir. Kişinin balgamında kan varsa durum şüphelidir. Bu sadece verem belirtisi değildir; malign hastalıklarda veya kanserde de görülebilir. Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir. Basit testlerle bunlar çok kolay bir şekilde taranıp ortaya çıkarılabiliyor" şeklinde konuştu.
Sakarya Bir zamanların vazgeçilmeziydi, şimdi yok oluyor: Ot süpürgelerde son ustalar Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı dönemlerde ev temizliğinde kullanılan ve Sakarya’daki az sayıda usta tarafından üretilen coğrafi işaretli ot süpürgeler, yok olmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor. Teknolojiye adeta direnerek usta ellerde bin bir emekle hazırlanan ot süpürgeler, 150 liradan alıcı buluyor. Coğrafi işarete sahip ot süpürgeler, teknolojinin gelişmesiyle popülaritesi artan elektrikli süpürgelerle ve temizlik robotlarıyla mücadele ediyor. İnsanların yüklü miktarda para harcayarak aldığı elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanlarda temizlik aracı olarak kullanılan ot süpürgeler, Sakarya’da sayılı usta tarafından üretiliyor. Elektrikli süpürgelerin yaygınlaşmadığı zamanların en gözde mesleklerinden birisi olan süpürgecilik, diğer el emeği mesleklerde olduğu gibi adeta can çekişiyor. Türkiye’nin önemli süpürge üretim merkezlerinden olan Sakarya’da ise az sayıda süpürgeci, babalarından öğrendikleri yöntemle üretimlerini devam ettiriyor. Ayakta kalma mücadelesi veren meslekte ustalar yetiştirecek çırak olmayınca kendilerini son durak olarak görüyor. Süpürge otunun hasadı, temizlenmesi, kükürtle kurutulması, belirli bir boy haline getirilmesi, tek tek ayrılması, taslak haline getirilmesi, tutma yerinin yapılması ve dikiş atılması gibi birçok meşakkatli aşamadan geçen süpürgeler, ustaların dokunuşlarından sonra tam bir süpürge halini alarak, ülkenin birçok şehrine gönderiliyor. "Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor" 46 yıldır ustalık yaptığını belirten Selahattin Burucuoğlu, "Bizim yaptığımız iş süpürgenin imalatı. Ot olarak geliyor, işlendikten sonra bizlere gelir. Dört aşamadan geçer ve süpürge haline gelir. Vatandaşlar bunu bahçesinde, balkonunu yıkarken kullanıyor. Eskiden alışık olan insanlar evinde bulunduruyor. Hanımlar, halıları dövüp arkasında bu süpürgelerle süpürürlerdi şimdi o durum kalmadı. Robotlar, elektrikli süpürgelerle süpürüyorlar, yıkama zamanı gelince de halı yıkamacılara veriyorlar" dedi. "Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz" Usta Şaban Boşluk ise, "Eskiden fayans yoktu, haleflikseler vardı bu süpürgelerle iş görülürdü. Şimdi bunlar kalmadığı için bir süpürge iki ayda bitiyorsa şuan 3 yıl gidiyor bir ot süpürgesi. Bununda isteği azaldığı için bizde az üretim yapıyoruz. Biz emekliyiz, istek ve fırsat olunca gelip yapıyoruz, sürekli yaptığımız bir şey değil bu. Bu meslek bitti gibi bir şey, biz son demleriyiz. Eskiden 2 bin kayıtlı esnaf varken şuanda 50-60 esnaf kaldı. Bunlarda sürekli çalışan esnaf değil. Tüketemediğin bir ürünü yapıp kenara koysan ne olacak. Tamamıyla el sanatıyla yapılan bu meslek bitmeye yüz tutmuş bir meslek" diye konuştu. "Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı" Süpürge imalatçısı Yusuf Özbek, "Baba mesleğim, babama da onun atasından kalma olarak sürdürüyoruz. Yok olmaya yüz tutmuş bir meslek. Süpürge eskiden evin içindeydi şimdi dışarda kaldı. Eskiden teknoloji yoktu hanımlar, evin içinde kullanıyordu. Şuanda da Anadolu’nun kırsal kesimlerinde, belediyelerde, bazı işyerlerinde bu süpürgeler kullanılıyor. Talep yaklaşık 20 yıldan beri azaldı ve bizden çıkış fiyatı 100 ile 150 lira arasında değişiyor. Ot süpürge ister istemez toz kaldırır ve hanımlar bunu istemez. Elektrikli süpürge ise kadın yürüyerek 10 dakikada bütün evi temizliyor, ot süpürgede bu biraz daha fazla zorlaşıyor. Geleceği yok bu mesleğim. Benim yaşım 47 ve benden sonra yapacak biri yok. Süpürgemizi teknolojik anlamda yenileme gibi bir durumda yok, kullanım alanı da dar. Biz biraz daha ayakta kalabilmek ve bu işi biraz daha sürdürebilmek istiyoruz" şeklinde konuştu.
Edirne Edirne’de huzurevinde sıra gecesi: Gönüller bir oldu, yüzler güldü Edirne’de huzurevi sakinlerine yönelik düzenlenen sıra gecesi programı, renkli ve duygu dolu anlara sahne oldu. Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı huzurevinde organize edilen etkinlikte, yaşlı vatandaşlar müzik, türkü ve oyunlar eşliğinde unutulmaz bir akşam yaşadı. Huzurevi sakinlerinin keyifli vakit geçirmesi amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen programda, geleneksel sıra gecesi kültürü yaşatıldı. Türküler eşliğinde çiğ köfte yoğruldu, hazırlanan ikramlar katılımcılara sunuldu. Samimi ve sıcak bir atmosferin hâkim olduğu gecede, yaşlılar gönüllerince eğlenerek moral depoladı. Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, sıra gecelerinin artık geleneksel hale geldiğini belirterek, "Bu sıra gecesini her kış yapmaya çalışıyoruz. Burada birlikte eğleniyor, birlikte gülüyor ve birlikte mutlu oluyoruz. İyi ki varsınız," ifadelerini kullandı. Gecenin ilerleyen saatlerinde mikrofonu eline alan İl Müdürü Harun Tohumcu’nun türkü söylemesi salonda alkışlarla karşılandı. Huzurevi sakinleri ve katılımcılar, söylenen türkülere hep birlikte eşlik etti. Bazen neşeli, bazen duygu dolu anlar yaşandı. Oyun havalarıyla coşkunun arttığı gecede, huzurevi sakinleri, kurum müdürleri ve personel aynı duyguda buluşarak keyifli bir akşam geçirdi. Duygu dolu anların yaşandığı sıra gecesi, yaşlıların yüzlerinde tebessüm, gönüllerinde ise güzel bir hatıra bıraktı.