EKONOMİ - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 13:41

Yemeksepeti, Türkiye’nin çeyrek asırlık sofra hafızasına ışık tutuyor

A
A
A
Yemeksepeti, Türkiye’nin çeyrek asırlık sofra hafızasına ışık tutuyor

Yemeksepeti, 25’inci yılını kutlarken 1,7 milyar adetin üzerindeki sipariş arşivinden çıkardığı verileri kamuoyuyla paylaştı. 2001’deki faks döneminden bugünkü yapay zekâ yatırımlarına uzanan dönüşümün yanı sıra, 703 gün üst üste sipariş veren kullanıcıdan 400 ürünlük dev sepete kadar pek çok dikkat çekici veri de paylaşıldı.



Online yemek siparişi markası Yemeksepeti, 25’inci kuruluş yıl dönümünde İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında çeyrek asırlık sipariş verilerini kamuoyuyla paylaştı. 2001’de dial-up modemler ve faks cihazlarıyla başlayan operasyonun bugün geldiği noktayı ele alan toplantıda, Türkiye’nin değişen tüketim alışkanlıklarına dair veriler açıklandı. Ocak 2001’de tek bir şehirde bir avuç restoranla yola çıkan platform, bugün 81 ilin tamamında 135 binden fazla iş ortağıyla geniş bir ekosistemin merkezinde yer alıyor. Geride kalan 25 yılda platform, 37,6 milyon kullanıcıya hizmet vererek geniş bir dijital arşiv oluşturdu.



Faks cihazlarından yapay zekâya


Platformun hikâyesi, internetin Türkiye’de henüz yaygın olmadığı bir dönemde, siparişlerin restoranlara faksla iletildiği bir altyapıyla başladı. 2014 yılında siparişlerin yüzde 64’ü web üzerinden gelirken, bugün her 10 siparişten 9’u mobil uygulama üzerinden veriliyor. Platform, 2019’da Yemeksepeti Market ve 2021’de Yemeksepeti Mahalle açılımlarıyla Türkiye’de "hızlı ticaret" kategorisine öncülük etmeye başladı. Bugün Ardahan’ın bir ilçesindeki tek bir bakkal dahi platformun altyapısıyla dijital dünyaya entegre olmuş durumda.



25 yılda öne çıkan tercihler ve rekorlar


Basın toplantısında paylaşılan veriler, Türkiye’nin son 25 yıldaki damak tercihlerini ve sıra dışı kullanıcı alışkanlıklarını da ortaya koydu. Çeyrek asırda toplam 141 milyon adetle listenin zirvesine yerleşen lahmacunu, 69 milyon adetle ayran ve 51 milyon adetle kola takip etti. Platform tarihine geçen en büyük sipariş ise içinde 200 lahmacun ve 100 çorbanın yer aldığı, toplam 400 ürünlük devasa bir sepet oldu.


Kullanıcı alışkanlıklarında sadakat ve keşif de ön plana çıktı; bir kullanıcı 703 gün boyunca hiç ara vermeden her gün sipariş vererek en uzun seri rekorunu kırarken, bir başka lezzet tutkunu ise sadece bir yıl içinde tam 418 farklı restoranı deneyimledi. Hızlı ticaret tarafında ise tonajlar dikkat çekici seviyelere ulaştı; Yemeksepeti Market ve Mahalle üzerinden bugüne kadar bin 361 ton muz ve bin 285 ton salatalık sofralara ulaştırılırken, sabah saatlerinde 2,7 milyon simit, gece yarısından sonra ise 642 bin litre kola siparişi verildi.



Şehirlerin lezzet imzaları


Platform verileri, sipariş tercihlerinde belirgin şehir farklılıkları olduğunu gösteriyor. İzmir’de boyoz, Konya’da etli ekmek, Gaziantep’te ise tavuk döner dürüm kendi kategorilerinde birinci sıraya yerleşti. 25 yıllık arşiv, yerel mutfak tercihlerinin dijital sipariş kanallarında da güçlü biçimde sürdüğünü ortaya koyuyor.



En popüler sipariş notları


Kullanıcıların restoranlara bıraktığı sipariş notları, 25 yıl içinde tekrar eden kalıplar oluşturdu. "Turşu olmasın", "sıcak gelsin" ve "bol soslu olsun lütfen" cümleleri, platform tarihinde en çok tekrarlanan ve zamanla kültleşen sipariş notları arasında yer aldı. Bu notlar, kullanıcıların sipariş ederken neyi öncelediğine dair somut bir veri seti sunuyor. Ayrıca kullanıcılar, kuryelerin emeğine online bahşiş sistemi üzerinden tam 17,3 milyon kez teşekkür ederek bu dijital bağı güçlendirdi.



Efsane restoranlar


Platformun 25 yıllık geçmişinde sisteme erken katılıp bugüne kadar aktif kalan iş ortakları dikkat çekiyor. 2001-2005 yılları arasında sisteme dahil olan ve bugün hâlâ aktif olarak hizmet veren 24 "efsane restoran" bulunuyor. Bu restoranların 17’si İstanbul’da, 4’ü ise Sivas’ta bulunuyor. Sivas, İstanbul dışında listede en çok restoranla temsil edilen şehir konumunda. Sisteme ilk beş yılda kayıt olan ve bugün hâlâ platformu aktif olarak kullanan kullanıcı sayısı ise 21 bin 723 olarak öne çıktı.



"Odağımız yapay zekâ yatırımları"


Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, toplantıda yaptığı konuşmada markanın 25 yıllık birikimini ve gelecek planlarını şu sözlerle paylaştı:


"Yemeksepeti, 25 yıl önce küçük bir ekiple, küçük bir apartman dairesinde yola çıktı. O dönemde hedefimiz, Türkiye’de yeni yeni şekillenen online ticaret içinde yemek siparişi kategorisini oluşturmaktı. Bugün geldiğimiz noktayı düşününce, 1,7 milyarın üzerindeki sipariş verisinin sadece bizim için değil Türkiye’nin tüketim alışkanlıklarını anlamak açısından da kıymetli olduğunu görüyoruz. 81 ilin tamamında, Ardahan’daki bir bakkaldan İstanbul’daki büyük restoran zincirine kadar 135 bin iş ortağıyla çalışmak, gerçekten geniş bir ekosistem anlamına geliyor.


Önümüzdeki dönemde odağımız, kullanıcılarımızın ve iş ortaklarımızın hayatını kolaylaştıracak yapay zekâ yatırımları olacak. Sesli komut, görsel arama ve kişiselleştirilmiş öneri sistemleri üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, kullanıcının ihtiyaç duyduğu anda doğru çözümü hızla sunabilen bir platform olmak. Platformumuzun önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin günlük sipariş alışkanlıklarının merkezinde kalmasını istiyoruz."



Yemeksepeti, Türkiye’nin çeyrek asırlık sofra hafızasına ışık tutuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Başkan Akın "Çağdaş ve Üreten Türkiye hedefinin en önemli gücü çiftçilerdir" Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Akın, dünya toplumları açısından çiftçilerin önemine vurgu yaparak emeğiyle tarlada, bağda, bahçede alın teri döken tüm çiftçilerin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı. Bağımsız ve güçlü bir Türkiye imajının korunabilmesi için Türk çiftçisine her zamankinden fazla destek verilmesi gerektiğini belirten Başkan Akın, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Toprağın bereketini emeğiyle büyüten, soframıza gelen her lokmada alın teri bulunan tüm çiftçilerimiz; bizim için her zaman başlıca önceliğimiz olmuştur. Çünkü Balıkesir’imiz, Kaz Dağlarının dirilik aşılayan atmosferiyle topraklarından bereket fışkıran bir coğrafya. Kuvayımilliye ateşinin yakıldığı bu kıymetli topraklar, rahmetli Yaşar Kemal’in de dediği gibi ‘Adam eksen bitecek’ denli cömert. Biz, bunun farkındayız. Bu anlayışla Balıkesirli çiftçimizi tohumdan fideye, ekipmandan sera gereçlerine kadar her alanda desteklemeye ve onların yanında olmaya çalışıyoruz. Çünkü biz büyük bir aileyiz. İki denizin kıyısında bir yıldız gibi parlayan Balıkesir’imiz, bereketli topraklarıyla Türkiye’nin en önemli tarım kentlerinden biridir. Gönen’den Edremit’e, Bigadiç’ten Bandırma’ya, Sındırgı’dan Manyas’a kadar Balıkesir’in dört bir yanında üreten çiftçilerimiz, bu kentin gerçek kahramanlarıdır. Bizim ışığımız, Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun da ifade ettiği gibi "Milli ekonominin temeli ziraattır." İşte bu felsefe, bizleri hem muasır hem de coğrafyamızda sarsılmaz yapacak güçtür. Çünkü çiftçilik, sadece üretmek anlamına gelmez. Çiftçilik, sabrın, emeğin, fedakârlığın ve memleket sevdasının adıdır. Sabahın ilk ışığında tarlasına giden, yağmuru da kuraklığı da göğüsleyen, üretimden vazgeçmeyen çiftçimiz; bu ülkenin ve Balıkesir’imizin en büyük güvencesidir. Bizler, bu anlayışla çiftçimizin emeğinin karşılığını aldığı, gençlerin yeniden köyünde üretmek istediği, toprağın değer gördüğü bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Alın teriyle ülkemize değer katan tüm çiftçilerimize teşekkür ediyorum. Başta Balıkesir Ailem olmak üzere tüm Türk çiftçilerinin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor; bereketli, huzurlu ve bol kazançlı bir üretim sezonu diliyorum."
Aydın Kuşadası’nda okul güvenliği için yeni dönem Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan Nermin Metin Akar Ortaokulu’nda, öğrenci güvenliğini artırmak amacıyla hayata geçirilen kartlı turnike sistemiyle öğrencilerin giriş ve çıkışları artık kontrol altında tutulacak. Yeni sistem sayesinde öğrencilerin okula giriş ve çıkış saatleri anlık olarak kayıt altına alınırken, veliler de cep telefonlarına indirilen uygulama üzerinden çocuklarının okula giriş-çıkış bilgilerini takip edebilecek. Ayrıca velilere kısa mesaj yoluyla da bilgilendirme gönderilecek. Okul Müdürü Adnan Çam, uygulamanın öğrenci ve veli güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Çam, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarının ardından güvenlik önlemlerini artırma kararı aldıklarını ifade ederek, "2024 Temmuz ayında Nermin Metin Akar Ortaokulu’na göreve başladığım günden beri bu sistem hayalimdi. Özellikle öğle aralarında güvenlik görevlisinin bulunmadığı zamanlarda öğrencilerimizin risk altında olduğunu düşünüyordum. Bu nedenle velilerimizle birlikte harekete geçtik" dedi. Turnike sistemiyle ilgili yaklaşık 3 hafta önce sınıflardan seçilen gönüllü velilerle toplantı yaptıklarını belirten Çam, kısa sürede kartlı sisteme geçtiklerini söyledi. Sistemin sadece başlangıç olduğunu vurgulayan Çam, ilerleyen süreçte daha kapsamlı güvenlik önlemlerinin de planlandığını belirterek, "Sadece turnike sistemi yeterli değil. İleride farklı güvenlik önlemleri için de çalışmalarımız olacak. Hedefimiz okulumuza X-Ray sistemini de kazandırmak" dedi. Tamamen velilerin fedakarlıkları ve okul aile birliğinin katkılarıyla gerçekleştirilen projeye destek veren herkese teşekkür eden Çam, okulun hayırseverleri Ali Metin Akar ve Nermin Akar’a da ayrıca teşekkür etti. Velilerle güçlü bir güven bağı kurduklarını ifade eden Çam, "Ben velilerime son derece güveniyorum. Onların da bana güvendiklerine inanıyorum" diye konuştu.
Bursa 3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde düzenlenen 3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı. İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde "Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe" temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye’nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. "Forum COP 31’e giden yolda önemli bir fikri hazırlık süreci olacak" Forumun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, "Bu organizasyona büyük emek veren başta Konsey Başkanımız Vedat Kılıç ve Konsey Başkan Yardımcımız Fatih Dursun olmak üzere tüm konsey üyelerimize, çalışmalarımızı destekleyen kurumlarımıza, paydaşlarımıza ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum." dedi. İklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını ifade eden Burkay, artık dünyanın hedeflerin somut projelerle desteklendiği, şehirlerin, sanayinin, finans kuruluşlarının, sivil toplumun ve gençlerin aynı vizyon etrafında buluştuğu yeni bir iklim anlayışına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu açıdan Türkiye’nin COP31 sürecindeki rolünün tarihi bir anlam taşıdığını kaydeden Burkay, "Forum boyunca gündeme taşınan konular aslında COP31 süreci için de iş dünyamız adına önemli bir fikri hazırlık süreci anlamına da geliyor." diye konuştu. Sürdürülebilirlik alanında somut adımlar atıyoruz İbrahim Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden Burkay, "Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: "Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz." İş dünyası olarak önemli bir eşikteyiz Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. "Artık bir ürünün pazardaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil; nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor." Diyen Başkan Burkay, "Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. Ancak yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı değildir. Bu dönüşüm; daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler, daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte değer kazanmaktadır." dedi. Sürdürülebilirliğin temelinde insan var Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, "Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla akışına terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir." dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, "Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa’nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi. Uludağ çevre forumu önemli bir platform haline geldi BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, "Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz." dedi. İklim krizi yalnızca çevresel bir sorun değil Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Kılıç, "Üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkeler öne çıkıyor. Türkiye de güçlü sanayisi, üretim kabiliyeti ve girişimci yapısıyla bu süreçte önemli bir avantaja sahip." ifadelerini kullandı. Bursa’nın yeşil dönüşümde öncü şehirlerden biri olması gerektiğini söyleyen Kılıç, BTSO çatısı altında yürütülen çalışmalarla şehrin üretim, ihracat ve teknolojide olduğu gibi çevresel dönüşümde de liderlik hedeflediğini belirtti. Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun bu vizyonun en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade ederek, katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti. "Artık üretmek kadar atık yönetimi de önemli" Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, "Milyarlarca insan bu dünyadan ayrıldı. Daha büyük sayıda canlılar geldi, yaşadı ve gitti. Doğa bunu muhteşem bir şekilde geri dönüştürdü. Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor." dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, "Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor." dedi. Altun, sürdürülebilirliğin tartışmasız bir kavram olduğunu ifade ederek Bursa Valiliği olarak bu yönde yapılan çalışmalara bugüne kadar olduğu gibi destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.