SAĞLIK - 11 Ekim 2025 Cumartesi 14:34

Uzman doktor: "Palyatif bakım sadece bir tedavi değil, bir yaşam felsefesi"

A
A
A
Uzman doktor: "Palyatif bakım sadece bir tedavi değil, bir yaşam felsefesi"

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Uzm. Dr. Serhat Mert Tiril, palyatif bakımın sadece hastayı değil, hasta yakınlarını da kapsayan bütüncül bir süreç olduğunu söyledi.


Her yıl 11 Ekim, yaşamın son döneminde olan hastalara destek olan sağlık çalışanlarına dikkat çekmek ve bu alandaki farkındalığı artırmak amacıyla "Dünya Palyatif Bakım Günü" olarak anılıyor. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Uzm. Dr. Serhat Mert Tiril, bu özel gün kapsamında palyatif bakımın önemine ve Türkiye’deki gelişimine dair değerlendirmelerde bulundu. Dr. Tiril, palyatif bakımın yalnızca bir tıbbi yaklaşım değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi olduğunu belirterek, "Palyatif bakımın amacı, hastalığın son döneminde olan hastalara sadece tedavi değil; yaşam kalitesini yüksek tutmak, ağrılarını ve kaygılarını azaltmayı hedeflemektir. Kısacası hastayı tedavi edemediğimiz noktada bile ona iyi gelebilmenin en insani yoludur" dedi.


Dr. Tiril, palyatif bakımın yalnızca hastayı değil, hasta yakınlarını da içine alan bir süreç olduğunu vurgulayarak, "Çünkü ağır hastalık yalnızca bedeni değil, aynı zamanda aile ilişkilerini, duyguları ve sosyal hayatı da etkileyen bir süreç. Bu nedenle palyatif bakım sürecinde doktor, hemşire, psikolog, sosyal bakım uzmanı, beslenme uzmanı gibi birçok profesyonel birlikte çalışmakta. Böylelikle hastaya hem tıbbi hem de psikososyal anlamda bütüncül bir yaklaşım sağlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.


Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl milyonlarca insanın palyatif bakıma ihtiyaç duyduğunu, ancak bu hizmete erişimin hâlâ zor olduğunu belirten Tiril, Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı öncülüğünde bu alanda önemli gelişmeler yaşandığını söyleyerek, "Ülkemizde palyatif bakım merkezlerinin sayısı giderek artmakta. Böylece hem hastaların yaşam kalitesini korumayı hem de ailelerin yükünü azaltmayı hedefliyoruz. Biz sağlık çalışanları olarak palyatif bakımı bir hastaya dokunmanın en iyi insani yolu olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.


Tiril, yaşamın son döneminde bile olsa hastalara gösterilen tutumun önemine dikkat çekerek, şunları kaydetti:


"Toplumun da bu konuda bilinçlenmesi çok önemli. Yaşamın son döneminde dahi olsa, hastaya onurlu, şefkatli ve saygılı bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor. Bu süreçlerde görev alan tüm sağlık çalışanlarına, hasta yakınlarına ve gönüllülere özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz."


Palyatif bakım sürecinin sadece kanser hastaları değil, yatağa bağımlı hale gelmiş bakıma muhtaç tüm hastaları kapsadığını belirten Tiril, Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki desteğinin önemine değinerek, "Genel olarak yaşamının son döneminde olan hastalar, bizim palyatif bakım hastalarımızı oluşturuyor. Hastanelerdeki palyatif bakım merkezlerinin sayısı artarken, bu hizmete ihtiyaç duyan hastaların tespitiyle birlikte ekipler oluşturuluyor. Sağlık Bakanlığı da bu konuda bize destek olmaya devam ediyor" dedi.



Uzman doktor: "Palyatif bakım sadece bir tedavi değil, bir yaşam felsefesi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanlığı’ndan dezenformasyona geçit yok: İngiliz gazetesi asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), The Telegraph gazetesinin Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddialarına müdahale ederek çürüttü. Türkiye’nin stratejik iletişim kanalları, uluslararası medyada yayılan geniş çaplı bir dezenformasyon operasyonunu daha başarıyla çürüttü. The Telegraph gazetesi, Türkiye’nin bölgesel politikalarına dair ortaya attığı asılsız iddiaları İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) müdahalesi sonrası geri çekmek zorunda kaldı. Söz konusu iddialarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran veya Lübnan’a yönelik muhtemel bir saldırıyı "Türkiye’ye yapılmış sayacağı" ve "İsrail’in Türkiye tarafından işgal edileceğine" dair açıklamalarda bulunduğu öne sürülmüştü. İsrail destekli sosyal medya hesapları ve çeşitli mecralar tarafından dolaşıma sokulan bu dezenformasyon, kısa sürede İngiliz The Telegraph gazetesi tarafından da haberleştirilerek uluslararası boyuta taşındı. Gazete özür diledi İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, iddiaların ardından hızla harekete geçerek söz konusu söylemleri çürüttü ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bölgedeki barış, istikrar, huzur ve güvenlik odaklı duruşunu net şekilde ortaya koydu. İletişim Başkanlığı’nın kararlı ve etkin duruşu neticesinde gazete, asılsız içerikleri tüm platformlarından kaldırdı. İçeriği giren editör, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak özür diledi. İsrail medyası gerçeğe daha fazla kayıtsız kalamadı İsrail’in en etkili medya organlarından biri olan Maariv, İletişim Başkanlığı’nın yalanlama metnini ve gerçek bilgileri yayınlamak zorunda kaldı. Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası dezenformasyon operasyonlarına karşı yürüttüğü ‘hakikat mücadelesinin’ başarısını bir kez daha gözler önüne serdi. İletişim Başkanlığı’nın sonuç odaklı müdahalesi, sadece haberi sildirmekle kalmadı, aynı zamanda uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye hakkındaki haberlerinde daha ihtiyatlı bir dil kullanması gerektiğini tescilledi.
Kayseri AKİB’den Hulusi Akar’a destek: "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Kurucu Genel Başkanı Ali Hızar, son günlerde yaşanan provokatif gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’a yönelik gerçekleştirilen saldırıları sert bir dille kınadı. Hızar, özellikle Paskalya Bayramı vesilesiyle yapılan provokatif eylemlerin tesadüf olmadığını vurgulayarak, bu girişimlerin Türkiye’nin birlik ve beraberliğini hedef aldığını ifade etti. Ali Hızar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şanlı Türk Bayrağımıza uzanan hain elleri daha önce nasıl kırdığımızı en iyi bilen odakların, bugün yeniden benzer provokasyonlarla karşımıza çıkması asla kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’mize, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Sayın Hulusi Akar Paşamıza yönelik gerçekleştirilen bu çirkin eylemleri şiddetle kınıyoruz." "Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur" Hızar, Hulusi Akar’ın hem Türkiye hem de Kayseri için büyük bir değer olduğunu vurgulayarak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Hulusi Akar, Türkiye’nin gururu, Kayseri’nin onurudur. Devletimize ve milletimize yıllarca büyük bir sadakatle hizmet etmiş bir komutanımıza ve devlet adamımıza yönelik yapılan her saldırı, aslında doğrudan milletimizin iradesine yapılmış bir saldırıdır. Paşamıza sonuna kadar destek olacağız." "Türkiye’nin gücünü kimse sınamaya kalkışmasın" AKİB olarak her zaman devletin ve milletin yanında olduklarını belirten Hızar, Avrupa’da yaşayan yüz binlerce Kayserili adına da güçlü bir mesaj vererek, "Hiç kimse ülkemizin birliğini, beraberliğini ve milli değerlerini hedef alarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü geçmişi, güçlü iradesi ve kararlı duruşuyla bu tür girişimlere asla boyun eğmez. Bizler de Avrupa’daki Kayserili iş insanları olarak; bayrağımıza, devletimize ve milli iradeye yönelen her türlü saldırı karşısında duruşumuzu açık ve net bir şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz. Kimse Türkiye’nin gücünü sınamaya kalkışmasın" ifadelerini kullandı. AKİB’in bu açıklaması, Avrupa’daki Türk toplumunun milli konulardaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyarken, birlik ve beraberlik vurgusunun altı güçlü şekilde çizildi.
İstanbul "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği Kısa Film Senaryo Yarışması’na başvurular 15 Mayıs’ta sona eriyor. Yarışmada dereceye giren projelere 725 bin TL ödül ve 500 bin TL yapım desteği verilecek. Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen "Direniş ve Adalet" temalı Kısa Film Senaryo Yarışması için geri sayım başladı. Genç senaristlere önemli fırsatlar sunan yarışmada son başvuru tarihi 15 Mayıs olarak açıklandı. 15 Temmuz’un 10’uncu yılına doğru ilerlenirken hayata geçirilen yarışma, toplumsal hafızayı sanatın estetik diliyle geleceğe taşımayı amaçlıyor. Katılımcılardan direniş ve adalet kavramlarını yalnızca tarihsel bir çerçevede değil, evrensel, insani ve vicdani boyutlarıyla ele alan özgün hikayeler geliştirmeleri bekleniyor. Dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül Yarışmada dereceye giren projelere toplam 725 bin lira ödül verilecek. Ayrıca birinci seçilen senaryo, 500 bin liralık yapım desteğiyle profesyonel bir kısa filme dönüştürülecek. Ortaya çıkacak film, 15 Temmuz 2027’de düzenlenecek anma etkinliklerinde izleyiciyle buluşturulacak. Yarışmanın seçici kurulunda yönetmen ve senarist Faysal Soysal ile birlikte Gülin Tokat ve Yıldız Ramazanoğlu yer alıyor. Kurul, temanın özgün işlenişi, dramatik yapı, karakter derinliği ve sinematografik potansiyel gibi kriterler üzerinden değerlendirme yapacak. 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor Yarışmaya 18 yaşını doldurmuş tüm katılımcılar başvurabiliyor. Senaryoların özgün ve daha önce yayımlanmamış olması gerekirken, metinlerin en fazla 15 sayfa uzunluğunda olması şartı aranıyor. Başvurular dijital ortamda gerçekleştiriliyor. Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Mayıs olurken, ön eleme sonuçlarının 15 Haziran tarihinde, ödül töreni ise 15 Temmuz tarihinde yapılacak. Katılımcılar yarisma@zeytinburnu.ist adresi üzerinden başvuru yapabilecek. Yarışmaya ilişkin detaylı bilgilere Zeytinburnu Belediyesi’nin resmi internet sitesinden ulaşılabiliyor. "Direniş ve Adalet" temalı yarışma, genç senaristlere yalnızca ödül değil, fikir aşamasındaki projelerini profesyonel bir prodüksiyonla hayata geçirme imkanı da sunuyor. Yarışma, kültür-sanat alanında kalıcı eserler üretmeyi ve toplumsal hafızayı sanat yoluyla canlı tutmayı hedefliyor.