EĞİTİM - 06 Mart 2026 Cuma 09:40

Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nden TİM’e teknik gezi

A
A
A
Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nden TİM’e teknik gezi

İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü öğrencileri, Türkiye İhracatçılar Meclisi’ni (TİM) ziyaret etti. Programa Uluslararası İlişkiler bölümünün yanı sıra Uluslararası Ticaret ve Finansman ile Finans ve Bankacılık bölümlerinden öğrenciler de katıldı.


TİM’in İstanbul’daki merkezinde gerçekleştirilen ziyaret kapsamında öğrenciler, Türkiye’nin ihracat politikaları, dış ticaret yapısı ve ihracatçı birliklerinin faaliyetleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.


VIP Salonu’nda gerçekleştirilen program, karşılama ve tanıtım sunumuyla başladı. Program kapsamında TİM bünyesinde faaliyet gösteren farklı birimler tarafından öğrencilerle çeşitli sunumlar paylaşıldı. Mevzuat ve Sektörel Politikalar Şubesi tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin görevleri ile ihracatçı birliklerinin yapısı ve çalışma sistemi anlatılırken, Dış İlişkiler ve Yurtdışı Faaliyetler Şubesi tarafından uluslararası organizasyonlar, kurumsal temsil faaliyetleri ve yurt dışı fuar organizasyonları hakkında bilgi verildi.


Programın devamında Strateji ve İnovasyon Şubesi tarafından GreenTİM ve EcoTİM gibi sürdürülebilirlik projeleri ile İnovaTİM ve İnovasyon Haftası gibi girişimler tanıtıldı. Proje Ofisi Şubesi tarafından TİMWings, AB destekli projeler ve bölgesel kalkınma projeleri hakkında bilgilendirme yapılırken, Ekonomik Araştırmalar Şubesi tarafından ise Türkiye’nin güncel ihracat verileri, küresel ekonomik görünüm ve ülke analizleri ele alındı.


Ziyaret sırasında öğrenciler, sunumların ardından yönelttikleri sorularla dış ticaret politikaları ve ihracat süreçlerine ilişkin detaylı bilgi alma imkânı buldu. Gerçekleştirilen teknik gezi, öğrencilerin derslerde ele aldıkları teorik bilgileri uygulama alanlarıyla ilişkilendirmelerine katkı sağladı.


Teknik geziye Prof. Dr. Celil Uğur Özgöker, Doç. Dr. Aylin Erdoğdu, Dr. Öğr. Üyesi Mertcan Şafak Sağlam, Arş. Gör. Emre Özgür ve Arş. Gör. Orkan Küvelet eşlik etti.



Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nden TİM’e teknik gezi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla itfaiyesi Şubat ayında 621 ihbarda görev başındaydı Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 2026 yılı Şubat ayına ait faaliyet istatistiklerini açıkladı. Muğla genelinde görev yapan itfaiye ekipleri, ay boyunca meydana gelen yangın, kurtarma ve çeşitli acil durumlara hızlı ve etkin şekilde müdahale ederek vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak için yoğun mesai harcadı. Muğla genelinde 519 personel, 160 araç ve 40 istasyon ile hizmet veren itfaiye ekipleri, kent genelinde bulunan 1936 hidrant desteğiyle müdahalelerini sürdürdü. Şubat ayı boyunca gelen 621 ihbar değerlendirilirken, bunların 424’üne aktif müdahale gerçekleştirildi. Ekiplerin ortalama ihbara ulaşım süresi ise 8,18 dakika olarak kayıtlara geçti. Açıklanan istatistiklere göre Şubat ayında 14 işyeri yangını, 33 konut yangını, 18 araç yangını, 89 ot, anız ve orman yangını 51 trafik kazası kurtarma olayı, 34 hayvan kurtarma vakası, 154 sel ve su baskını olayı meydana geldi. Yetkililer, özellikle yoğun yağışların etkili olduğu dönemlerde sel ve su baskınlarına yönelik müdahalelerin arttığını belirterek vatandaşların acil durumlarda ihbar hatlarını kullanmaları gerektiğini vurguladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri, "Muğla İtfaiyesi olarak her an göreve hazırız" mesajıyla vatandaşların güvenliği için 7 gün 24 saat görev başında olduklarını ifade etti.
Bursa Nilüfer kardeşlik sofrasında buluştu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği geleneksel iftar yemeğinde konuşan Başkan Şadi Özdemir, siyasi görüş ayrımı yapmaksızın tüm paydaşları aynı sofrada buluşturmanın zenginliğini yaşadıklarını belirterek, "Herkesin Nilüfer’ini" birlikte inşa edeceklerini söyledi. Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel iftar yemeği, Podyum Davet’te yoğun katılımla gerçekleşti. Nilüfer ailesini bir araya getiren iftar yemeğine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, başkan yardımcıları, meclis üyeleri, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, siyasi parti temsilcileri, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın ve mahalle muhtarları katıldı. Nilüfer Belediyesi din görevlisi Mehmet Çelebi’nin yaptığı duanın ardından oruçlar açıldı. Yemeğin ardından katılımcılara hitap eden Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Ramazan ayının kardeşlik, dayanışma ve hoşgörü iklimine vurgu yaparak, farklı siyasi görüşlerin aynı masada bir araya gelmesinin büyük bir zenginlik olduğunu ifade etti. Nilüfer’in temel hedefinin katılımcı bir model inşa etmek olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, "Siyasi görüşü, inancı, mezhebi ne olursa olsun herkese ait olan bir Nilüfer geliştirme yolculuğundayız" dedi. Belediye meclisindeki uyumlu çalışma ortamından duyduğu memnuniyeti de dile getiren Başkan Şadi Özdemir, yol gösterici eleştirileri hata payını azaltmak adına dikkatle dinlediklerini ve nezaketi her zaman ön planda tuttuklarını kaydetti. Ortak akıl kültürü Konuşmasında katılımcı yönetim modelinden de bahseden Başkan Şadi Özdemir; muhtarların, mahalle komitelerinin ve sivil toplumun aklını yönetim sisteminin merkezine koymaya çalıştıklarını söyledi. "İstiyorum ki mahalle komitelerinin onayı olmadan o mahalleye bir şey yapmayalım" diyen Başkan Şadi Özdemir, bu kültürün geliştirilmesinin ve toplum yararının her zaman öncelikli tutulmasının önemine değindi. Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in diğer bölgelere kıyasla katılımcı fikir beyan etme konusunda çok daha ileri bir noktada olduğunu da sözlerine ekledi. Doğum günü süprizi Başkan Şadi Özdemir, konuşmasının sonunda o gün ve yakın tarihte doğum günü olan muhtarlar ve meclis üyelerini sahneye davet ederek, yeni yaşlarını kutladı. Davetlilere aileleri ve sevdikleriyle mutlu bir hayat dileyen Başkan Şadi Özdemir, kardeşlik sofrasına katılan tüm paydaşlara teşekkür etti. Muhtarlardan teşekkür Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ve Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar ise insanlara hizmet üretebilmek için çalışmaya devam edeceklerini belirterek; birlik ve beraberliğin arttığı bu ayda yapılan organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdiler.
Adana Hırsızlık yapıp milyonlar kaybettiği sanal kumardan YEDAM desteğiyle kurtuldu Adana’da yaşayan 29 yaşındaki D.K., iletişime geçtiği Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde sanal kumar bağımlılığını hayatından çıkardı. Maddi ve manevi kayıplar yaşayan D.K., "Bağımlıların en çok yaptığı şey hırsızlık. Annemin, babamın kartını kullanmak, annemin altınını satmak gibi şeyler yaptım. Aileme zararım oldu. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon kadar bir kaybımız oldu" dedi. Arkadaşının yönlendirmesiyle 2019 yılında sanal kumar oynamaya başlayan D.K., zamanla maddi ve manevi kayıplar yaşamaya başladı. Yaklaşık 3 yıldır YEDAM’da aldığı rehabilitasyon sayesinde sanal kumarı geride bırakan D.K., hayata yeniden başlamanın mutluluğunu yaşıyor. "’Ben kendimi kontrol edebilirim’ diye hep geçiştiriyordum" Sanal kumar bağımlılığını yenen 29 yaşındaki D.K., üniversitedeyken bir arkadaşı aracılığıyla sanal kumara başladığını belirterek, "İlk başta çok nadir oynuyordum. Sonra hayatın vermiş olduğu aileden uzaklık, psikolojik olarak yıprandığında mutlu olacağın şeyleri arama derken ben mutluluğu galiba orada bulduğum için ara ara oynarken artık günde ikiye çıktı sonra günde beşe çıktı. Bu süreçte insan ilk başta zaten kendisi yıpranıyor ama bence en çok aile veya eş yıpranıyor. Evet ben de çok yıprandım ama benim annem, babam, nişanlım daha çok yıprandılar. Çünkü onlar bir tedavi arayışı içindelerdi. Ben de ’ben kendimi kontrol edebilirim’ diye hep geçiştiriyordum. Maddi de manevi de en çok benim ailem yıprandı" dedi. D.K., bir gün kendi kendine ’ben artık oynamayacağım’ dediğini ifade ederek, "Çünkü hayatta hiçbir şeyi kalmayan bir insan nasılsa ben de olsa öyleydim. Bir hayvandan farklı hissetmiyordum kendimi. Annem, babam, ailem, hiç kimse benimle konuşmuyor. Ve bundan önce ben sayısız tedaviler gördüm. Hep özel sektörlerde. Hiçbir işe yaramadı, araştırdık YEDAM’ı bulduk. Bağımlıların en çok yaptığı şey hırsızlıktır. Ben başkasından değil ama annemin kartından, babamın kartından, annemin evde altını varsa altın satmak gibi şeyler yaptım. Ben başkalarına değil ama aileme zararım oldu. Bu süreçte yaklaşık 2,5 milyon kadar bir kaybımız oldu. Ve onu ben çalışmadığım için ailem ödedi" diye konuştu. "Kurtulamayacağımı düşünüyordum" 2,5 sene kadar bağımlılık süresi olduğunu kaydeden D.K., "Ben YEDAM’a ilk geldiğimde çok ümitli değildim. Kurtulamayacağımı düşünüyordum. ’Her şeyini kaybetmiş bir insan sıfırdan nasıl başlar’ diye düşünüyor insan. O sıralar ben ailem tarafından hem psikolojik şiddet hem de fiziki şiddete uğradım. Haklılar mıydı? Bence haklılardı. Başta çok kırılmıştım aslında ama burada ilk psikolojik danışmanımla başladım. Bir de sosyal hizmetler uzmanımla başladım. Atölyelere geldim. Haftada iki üç atölye yapıyordum. Aslında burada insan kendini keşfediyor. Ben hiç boyama veya resim yeteneğimin olduğunu bilmiyordum. Burada onları da kendimde keşfetmeye başladım ve o kadar iyi geliyor ki atölyeler. Böyle insanın oturup işe odaklanması ve bağımlılıkta beynine nasıl kontrol edebileceğine bence öğrenmenin en önemli yolu atölye olduğunu düşünüyorum ben. Bana sordular ’annenizle de görüşmenizi ister misiniz’ diye. Ben doktorlarla konuştuğumda anneme, babama anlatılmasından rahatsız olduğum için çok konuşamıyordum. Burada her şey gizlilikle olduğu için ben dedim ki ben isterim. Ailem de sizinle görüşmek isterse görüşebilirler. Ben üçüncü seneme girdim annem de gerçekten yılmadan hiç kaçırmadan benimle geldi. Annem, ablam görüştüler. Onlar da bağımlılığı öğrendi. Bence bağımlılıkta en önemli şey iletişim. İnsanı suçlamak yerine veya geçmişi hatırlatmak yerine iletişim kuvvetli olunca biz atlattık çok şükür. Ailem de şu an gayet iyiler. Nişanlandım mutluyuz. Bence en önemli etken ’evet yapabilirim’ demek. Bırakınca her şey daha berbat oluyor. Ben açıkçası bırakmıştım. Buraya gelmeseydim gerçekten ben şu an bu durumda olur muydum? Olmazdım kesinlikle. Yapabilirim demek çok önemli ve bir yolda istikrarlı yürümek daha çok önemli" şeklinde konuştu. "Bağımlılık bir hastalık, bundan kurtulabilmenin yolu kronik bir tedaviden geçiyor" Yeşilay Adana Şubesi Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, YEDAM’ların 105 farklı noktada hizmet verdiğini kaydederek, "Adana’da YEDAM Şubemiz iki oldu. Bağımlılıkla ilgili sorun yaşayan danışanımız buraya gelip bu hizmeti alarak bağımlı olduğu davranıştan uzak kalabiliyor. Burada bağımlılık döngüsünde takip çok önemli. Her aradığında ulaşabileceği buraya davet edildiğinde gelebileceği bir nokta onların aslında boşluklarını dolduruyor. Ufak bir boşluk bile onları yanlış yerlere yönlendirebiliyor, itebiliyor. Biz bu boşlukları hem Yeşilay Şube olarak, hem Yeşilay Danışmanlık Merkezi Rehabilitasyon Merkezleri olarak doldurmaya çalışıyoruz. ’Hayır diyebiliyorsan, ekrana değil hayata bağlıysan, sen de Yeşilaycısın’ insanımıza yaklaşmaya çalışıyoruz. Madde bağımlılığı, alkol bağımlılığını, sanal kumar dediğimiz kumar bağımlılığını geçmiş durumda. Bu konuda gelen veriler, danışan sayıları da doğrudan bunu teyitliyor zaten. Kumar oynamak, oynayabilecek alanlar zor iken şu an sanal alemde bu iş daha da kolaylaşmış durumda. Sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplum oluşturabilmek adına YEDAM’daki bu hizmeti arttırmak istiyoruz. Çünkü bağımlılık bir hastalık, bu hastalıktan kurtulabilmenin yolu kronik bir tedaviden geçiyor" dedi.
Kütahya Vali Musa Işın, Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi’nde öğrencilerle iftar yaptı Kütahya Valisi Musa Işın, iftar programı kapsamında Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi kız öğrencileriyle bir araya gelerek iftarını öğrencilerle birlikte açtı. İftarın ardından öğrencilerle söyleşi gerçekleştiren Vali Işın, gençlerle sohbet ederek öğrencilerin sorularını yanıtladı. Söyleşi sırasında öğrencilere hitap eden Vali Musa Işın, kendilerinin de bir zamanlar bu sıralardan geçtiğini belirterek, gençlerin hayatlarını inanç ve imanla yoğurmalarının, hem maddi hem de manevi ilimlerde kendilerini geliştirerek yollarına devam etmelerinin önemine değindi. Gençlerden büyük beklentileri olduğunu, bunun bir yük anlamı taşımadığını ifade eden Işın, gençlerin ülkenin geleceği ve medar-ı iftiharı olacağına inandığını dile getirdi. Günümüz dünyasında gençlerin oldukça farklı ve zorlu bir dönemden geçtiğini de vurgulayan Vali Işın, yaşam tarzlarının, tercihlerinin, beklentilerinin ve tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiğini belirterek, bu süreçte gençlerin eğitim gördükleri ortamların ve okulların kıymetini bilmelerinin önemine dikkat çekti. Program kapsamında öğrencilerle yakından ilgilenen Vali Musa Işın, Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini ifade ederek, gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İstanbul ATP, 2025 yılı konsolide finansal sonuçlarını açıkladı ATP Yazılım ve Teknoloji A.Ş., 2025 yılında gelirini 5.7 milyar TL’ye yükseltirken ana ortaklık net kârını reel bazda yüzde 259 artışla 2.1 milyar TL seviyesine taşıdı. ATP Yazılım ve Teknoloji A.Ş. (ATP), 2025 yılı konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, gelirini 5.7 milyar TL’ye yükseltirken ana ortaklık net kârını reel bazda yüzde 259 artışla 2.1 milyar TL seviyesine taşıdı. FAVÖK ise yüzde 420 artışla 4.1 milyar TL olarak gerçekleşti. Artan tekrarlayan gelir yapısı, uluslararası operasyonlar ve teknoloji odaklı yatırımların finansal performansı temel belirleyiciler oldu. ATP CEO’su Ümit Cinali, 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "2025 yılı için önceliklendirdiğimiz globalleşme, yapay zekâ entegrasyonu ve finansal dayanıklılık başlıklarında somut ve ölçülebilir çıktılar ürettik. Küresel belirsizliklerin ve sıkı finansal koşulların sürdüğü bir yılda, çeşitlendirilmiş iş modelimiz ve tekrarlayan gelir yapımız sayesinde dengeli bir performans ortaya koyduk. Faaliyet gelirlerimizin yarıdan fazlasının düzenli ve öngörülebilir tekrarlayan gelirlerden oluşması, yatırım ve Ar-Ge kararlarımızı uzun vadeli bir perspektifle almamızı sağlıyor. Gelirlerimizin yüzde 26’sını uluslararası pazarlardan elde ettik ve yıl içinde Sahra Altı Afrika bölgesinde altı ülkede satışlar gerçekleştirerek büyüme potansiyeli yüksek bir pazarda güçlü bir başlangıç yaptık. Önümüzdeki dönemde yeni yurt dışı pazarların katkısını artırma yönünde girişimlerimizi hızlandırıyoruz. Enflasyon ve döviz kuru arasındaki senkronizasyonun gelecekte normalleşmesi de gelirlerinin yüzde 46’sı yabancı para birimleri cinsinden olan şirketimizin finansallarına olumlu yansıyacaktır." "Yapay zekâyı liderlik ve fırsat alanı olarak görüyoruz" Cinali, 2025 yılının yazılım sektöründe yapay zekâ odaklı verimlilik artışının öne çıktığı ve ürün portföylerinin yeniden kurgulandığı bir dönem olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: "Yapay zekânın tetiklediği dönüşümü bir uyum süreci olarak değil, liderlik ve fırsat alanı olarak görüyoruz. 2025 yılında ürün geliştirme, kaynak planlaması ve hizmet sürekliliği süreçlerinde yapay zekâ ve otomasyon çözümlerini devreye alarak operasyonel verimliliğimizi artırdık; robotik ve otonom sistemlerimizi yazılım entegrasyonları ve uzaktan izleme kabiliyetleriyle daha akıllı ve yönetilebilir bir yapıya taşıdık. Ürün geliştirme süreçlerinde yapay zekâ kullanımını sistematik biçimde genişletirken yeni yatırımlarımızı da veri temelli ve yapay zekâ destekli çözümler etrafında şekillendiriyoruz. Bu kapsamda üretken yapay zekâyı kurumların kendi altyapılarında güvenli ve ölçeklenebilir biçimde çalıştırmalarını sağlayan kurumsal yapay zekâ platformumuz AiX’i piyasaya sunduk. ATP Tradesoft altında geliştirdiğimiz FinX platformu ise gerçek zamanlı analitik yetkinlikleriyle satış, risk, muhasebe ve uyum gibi kritik süreçlerin daha bütüncül şekilde yönetilmesine imkân tanıyor." Şirket, bağlı ortaklığı ATP Capital aracılığıyla teknoloji odaklı girişimlerle büyümesini de sürdürüyor. Ata Express, Menulux ve CloudOne yatırımlarıyla ekosistemini genişleten şirket, yapay zekâ ve yazılım temelli ölçeklenebilir iş modellerine odaklanıyor. ATP Capital’in portföy şirketlerinin ürettiği değer, konsolide finansal performansa katkı sağlarken şirketin uzun vadeli büyüme kapasitesini de destekliyor.,
İstanbul L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı ikinci yılına güçlenerek başlıyor Kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarını, dijital ve teknoloji dünyasının aktif bir parçası olmalarını hedefleyen L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı ikinci yılında kapsamını genişleterek zenginleşen eğitim içeriklerinin yanı sıra şirketin 40’ıncı yılına özel olarak, 18-35 yaş arasındaki şirket çalışanlarının da yer aldığı tersine mentörlük yaklaşımıyla kuşaklar arası bilgi ve deneyim paylaşımını odağına alıyor. Kadınlar Günü’nde ikinci yılını kutlayan L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı bu yıl da kadınların güçlenmesini destekliyor. Kapsayıcı bakış açısıyla kuşaklar arası etkileşimin ve bilgi transferinin gücünden yararlanan program, yeni döneminde, eğitim içerik sayısını 2 katına çıkararak 50 yaş ve üzeri kadınların dijital, sosyal ve mesleki becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Eğitimlere aktif katılım gösteren 40 katılımcı, L’Oréal Türkiye’nin 40’ıncı yılına özel olarak şirket bünyesinde görev yapan 18-35 yaş aralığındaki genç çalışanlar ve üniversite öğrencilerinden oluşan 40 kadınla eşleştirilecek. Altı ay sürecek tersine mentörlük programı sayesinde katılımcılar arasında karşılıklı öğrenmeye dayalı, kuşaklar arası güçlü bir bağ kurulacak. Şirketin farklı departmanlarında görev yapan onlarca çalışanın gönüllü eğitmen ve mentör olarak katkı sunduğu bu süreçte, dijital alandaki kuşaklar arası farkın azaltılması ve teknolojiye erişimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Programın ilk yılında dijital okuryazarlık ve temel teknoloji becerilerine odaklanan içerik bu yıl katılımcı geri bildirimleri doğrultusunda zenginleştirilerek sayısı da 12’den 25’e çıkarılıyor. Yapay zekadan e-ticarete, dijital dolandırıcılığa karşı farkındalıktan Canva kullanımına, finansal okuryazarlıktan LinkedIn yönetimine kadar uzanan farklı modülden oluşan program bu yıl yapay zeka destekli içerik üretimi, no-code / low code araçlarla dijital üretim ve dijital marka oluşturma, sosyal medya içerik yönetimi ve araçları gibi ileri seviye teknik eğitimlerin yanı sıra öz şefkat, beden algısı ve öz saygı odaklı sosyal beceri eğitimleriyle de kadınları bütüncül bir yaklaşımla destekliyor. Programın ikinci döneminin en dikkat çekici kazanımlarından biri, farklı departmanlardan 8 L’Oréal Türkiye çalışanının eğitimci kimliğiyle sürece katkı sunması. Şirketin konusunda uzman çalışanları yapay zeka ve dijital pazarlama başta olmak üzere verecekleri eğitimlerle katılımcılara uygulamaya dönük bilgi ve deneyim aktaracak. Şirketin, odağın genellikle daha genç nesillerde olduğu bir dünyada, 50 yaş ve üzeri kadınları kapsayıcı bir şekilde destekleyerek onlara sadece bir fırsat değil, liderlik etme alanı da sunmasından bahseden L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova "Biz güzelliği; bireylerin özgüvenini artıran ve onları hayallerindeki potansiyele ulaştıran bir güç olarak görüyoruz. 40 yıldır bu topraklarda güven inşa ederken; çeşitliliği, hakkaniyeti ve kapsayıcılığı aktif bir şekilde teşvik etmeyi temel bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Şirketimizin bu vizyonu, Türkiye’deki liderlik yapımızdan hayata geçirdiğimiz tüm uygulamalara kadar her noktada kararlılıkla hayat bulurken; en somut yansımalarından biri de 2024 yılı itibarıyla kurum içindeki liderlik pozisyonlarımızın yüzde 50’sinde kadınların yer almasıdır. Şirket olarak, yaşın veya cinsiyetin hiçbir alanda başarıya engel teşkil etmeyeceğine olan inancımızla, bu program aracılığıyla 50 yaş ve üzeri kadınların özgüvenle üretmesini, öğrenmesini ve görünür olmasını güçlü bir biçimde desteklemeye devam ediyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın da bu projeye gerek eğitmen gerekse mentör olarak katkı sağlamasından gurur duyuyor; kuşaklar arası mentörlük modelimizle hem genç hem de deneyimli kadınların birbirinden beslendiği, sürdürülebilir bir güçlenme alanı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. İş veya sosyal hayatlarında aktif olmak isteyen kadınlar dijital yeterliliklerini artırarak güçleniyor Yapılan açıklamaya göre şirket, toplumda yer alan "50 yaş ve üzeri iş gücünün yeni teknolojilere uyum sağlayamadığı" algısını veriye dayalı gerçeklerle sorguluyor. 50 yaş ve üzeri çalışanların yüzde 62’si kariyer gelişim fırsatları ararken, günlük Üretken Yapay Zeka (GenAI) kullanım oranı 45-55 yaş grubunda (yüzde 16), 35-44 yaş grubuna (yüzde 11) kıyasla daha yüksek seviyede seyrediyor. OECD ve İŞKUR verileri ise Türkiye’de 55-64 yaş aralığındaki istihdam oranının yüzde 29’dan yüzde 35’e yükseldiğini, ancak kadınların bu artıştan yeterince yararlanamadığını ortaya koyuyor. Bu veriler ışığında şirket, 50 yaş ve üzeri kadınları dijital dönüşümün gerisinde kalan bir grup olarak değil; yeni üretim biçimlerini şekillendiren, dönüşümün aktif ve güçlü aktörleri olarak konumlandırıyor. Tersine mentörlük ile kuşaklar arası köprü kuruluyor Teknoloji ve dijital alanlarında nesiller arası uçurumu kapatıp bilgide erişimde fırsat eşitliği oluşturmak için genç ve ileri yaş kadınları bir araya getiren şirket, toplumsal fayda odağıyla farkındalığı artırıyor. Programın ikinci yılında hayata geçirilen tersine mentörlük modeli kapsamında, 18-35 yaş aralığındaki genç L’Oréal Türkiye kadın çalışanları ve üniversite öğrencileri arasından mentör çağrısı ile alınan başvurularda mentör adayları ilgi alanları, yetkinlikler ve beklentiler doğrultusunda değerlendiriliyor ve 50 yaş ve üzeri kadın katılımcılarla ihtiyaçları doğrultusunda eşleşmeler gerçekleştiriliyor. Toplam 6 aylık mentörlük sürecinde, ayda bir kez gerçekleştirilecek çevrim içi görüşmelerle karşılıklı öğrenmeye dayalı bir deneyim paylaşımı sağlanacak. Şirketin 40’ıncı yılına özel olarak hayata geçirilen bu model kapsamında, genç kadınların güncel dijital bilgi ve pratik deneyimleri, 50 yaş ve üzeri kadınların yaşam ve iş tecrübeleriyle buluşarak kuşaklar arası güçlü bir bağ kurulması amaçlanıyor. Eğitimler 9 Mart’ta başlıyor Programın ilk eğitim günü 9 Mart’ta gerçekleştirilecek. İlk döneminde 3 bin kadına ulaşan L’Oréal Türkiye, programın ikinci senesinde etki alanını daha da genişleterek 4 binin üzerinde kadına ulaşmayı hedefliyor. Üretken yapay zekânın günlük ve iş hayatında kullanımı ile yapay zeka destekli içerik ve görsel üretimi gibi yeni nesil başlıklarla kadınların dijital üretim becerilerinin güçlendirilerek kendi gelirlerini oluşturmada ve üreticiliklerini üst düzeye taşımalarında şirket çalışanları katkı sağlarken eğitimler Nisan ayına kadar devam edecek. Çevrimiçi gerçekleştirilen mezuniyet töreni ise 17 Nisan’da gerçekleşecek.