EKONOMİ - 03 Mart 2026 Salı 16:06

Turkcell ve Samsung’dan 5G ortaklığında 650 bin cihazlık yeni anlaşma

A
A
A
Turkcell ve Samsung’dan 5G ortaklığında 650 bin cihazlık yeni anlaşma

Türkiye 5G için gün sayarken, Turkcell 5G erişimini yaygınlaştırmak üzere önemli bir uluslararası anlaşmaya daha imza attı. Barselona’daki Mobil Dünya Kongresi’nde Samsung ile yapılan anlaşma kapsamında, 650 bin adet Samsung 5G uyumlu telefon Turkcell kanallarında satışa sunulacak. İlk etapta 100 bin adet Turkcell’e özel yerli üretim Galaxy A serisi telefonun yanı sıra, 50 bin adet S serisi premium segment 5G uyumlu cihaz kullanıcılarla buluşacak.



Turkcell, ilk 5G sinyaline çok kısa bir süre kala Türkiye’nin dijital geleceğine katkı sağlayacak global iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. Dünya GSM Birliği tarafından İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC 2026) Samsung ile imzalanan anlaşma kapsamında, 150 bin Samsung 5G uyumlu akıllı telefon daha, Turkcell kanallarında satışa sunulacak.



Samsung ile halen devam eden iş birliğini daha da güçlendiren anlaşma, 100 bin adet yerli üretim Galaxy A serisi ile premium segment müşterileri hedefleyen 50 bin adet Samsung Galaxy S Serisi modelini içeriyor.



"32 yıldır süren liderlik tecrübemizle, ülkemizin 5G dönüşümüne biz öncülük edeceğiz"


Türkiye’nin 5G’ye geçmek için artık gün saydığına işaret eden Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, iş birliği anlaşmasına ilişkin şunları söyledi: "1 Nisan itibarıyla 81 ilimizde Turkcell gücünde 5G deneyimi yaşatacağız. 32 yıldır süren liderlik tecrübemizle ülkemizin 5G dönüşümüne biz öncülük edeceğiz. Bu süreçte en az altyapı yatırımları kadar, 5G uyumlu cihazlara erişim de büyük önem taşıyor. Ülkemizde 5G uyumlu telefonların oranı halen yüzde 30 civarında. Hedefimiz, bu oranı çok daha yukarılara taşımak ve 5G erişiminin yaygınlaşmasını sağlamak. Geçtiğimiz yıl Samsung ile hayata geçirdiğimiz 100 bin adet Turkcell’e özel, yerli üretim 5G destekli akıllı cihaz anlaşmasıyla önemli bir adım atmıştık. Bu yıl ise hem akıllı telefon hem de Ar-Ge çalışmalarını kapsayan iş birliğimizi daha da genişletmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Farklı segmentlerde konumlanan Samsung 5G uyumlu cihazlarla toplamda 650 bin adede ulaşma vizyonuyla ilerliyoruz. Bu kapsamda Turkcell’e özel üretim 100 bin adet Galaxy A serisi 5G’nin yanı sıra, 50 bin adet Galaxy S serisi premium cihaz sayesinde hem 5G’yi geniş kitlelere ulaştırmayı hem de premium segmentte güçlü bir ivme sağlamayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğiyle, ülkemizde 5G’nin daha geniş kitlelere erişimine önemli bir katkı sunmuş olacağız. Samsung Türkiye Ülke Başkanı ve CEO’su Billy Kim’e ve tüm Samsung çalışanlarına teşekkür ediyor, anlaşmanın hayırlı olmasını diliyorum."



"100 bin yerli üretim cihaz, Turkcell’in yerli ekosisteme verdiği desteğin bir göstergesi"


İş birliği anlaşmasının Türkiye’nin teknoloji üretimi kapasitesine sağladığı katkıya da dikkat çeken Dr. Ali Taha Koç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anlaşmamız kapsamında portföyümüze katılacak 150 bin adet 5G uyumlu cihazın 100 bininin yerli üretim olması, Turkcell olarak yerli ekosisteme verdiğimiz desteğin de bir göstergesi. Güçlü altyapımız, güvenilir bağlantımız, geniş kapsama alanımız ve gelişmiş teknolojimizle 5G’ye hazırız. Herkese Turkcell gücünde 5G deneyimi sunmak için artık gün sayıyoruz" dedi.



"1 Nisan’da tüm Türkiye’de Turkcell gücünde beşliyoruz"


5G dönüşümünün tamamlanmasıyla mobil yapay zekânın sağladığı faydaların da artacağını vurgulayan Samsung Türkiye Başkanı ve CEO’su Billy Kim ise "Dünya çok büyük bir teknolojik dönüşüm içerisinde. Yapay zekâ günlük işleri yapış şeklimizi kökten değiştiriyor ve 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla yapay zekânın hayatımıza katacağı kolaylıkların sınırı yok. Bu noktada Turkcell’le iş birliği yaparak şimdiye kadarki en gelişmiş, en güvenli ve en güçlü cihazımız Galaxy S26’yı daha fazla kişiyle buluşturacak olmaktan ve Türkiye’de Turkcell’e özel üreteceğimiz Galaxy A serisi 5G ile birlikte, her bütçeye uygun Samsung cihazlarla 5G teknolojisini herkes için erişilebilir kılmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu anlaşmanın gerçekleşmesinde emekleri geçen Ali Taha Koç ve tüm Turkcell ekibine teşekkürlerimi iletiyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.