EKONOMİ - 03 Mart 2026 Salı 14:35

Türk Telekom 5G vizyonunu dünyaya duyurdu

A
A
A
Türk Telekom 5G vizyonunu dünyaya duyurdu

Türk Telekom, dünyanın önde gelen teknoloji etkinliklerinden biri olan GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde önemli proje ve iş birliklerini duyurdu. Türk Telekom, milli ve global iş ortaklarıyla geliştirdiği 5G ve ötesi çözümleri uluslararası paydaşlarla buluşturdu.



Türk Telekom, uzun yıllara dayanan altyapı yatırımları, sahada başarıyla hayata geçirilen 5G uygulamaları ve teknoloji üretme vizyonuyla 1 Nisan itibarıyla başlayacak 5G dönemine önemli bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Türkiye’nin dijital omurgasını oluşturan fiber ağını ocak ayı sonu itibarıyla 539 bin kilometreye ulaştıran Türk Telekom, 5G’nin temel yapı taşı olan fiber bağlantılı baz istasyonu oranını yüzde 60 seviyesine çıkardı. Türk Telekom, güçlü altyapı yatırımlarını yalnızca sahada değil, aynı zamanda ileri teknoloji geliştirme ve ticarileştirme yetkinliğiyle küresel ölçekte değer üreten bir ekosisteme dönüştürüyor. 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunan iştirakleri Argela ve Netsia ile geliştirdiği yenilikçi çözümlerle 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltan Türk Telekom, yerli ve milli teknoloji üretme vizyonu doğrultusunda kurduğu stratejik iş birlikleriyle Türkiye’nin teknoloji üretme ve ihraç etme kapasitesini güçlendiriyor; iş ortaklarıyla geliştirdiği çözümleri İspanya’nın Barselona şehrinde düzenlenen GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde dünya sahnesine taşıyor.



"Türkiye’nin her noktasında herkes için en kapsayıcı 5G deneyimini sunacağız"


Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "İletişim tarihinin kilometre taşlarında imzası bulunan Türk Telekom olarak, 1 Nisan itibarıyla başlayacak olan 5G dönemine güçlü fiber altyapımız ve 185 yılı aşan derin birikimimizle öncü olarak giriyoruz. Yıllardır yatırımlarımızı ve Ar-Ge çalışmalarımızı 5G ile uyumlu şekilde gerçekleştirdik. 5G frekans ihalesinde mobil stratejimizle uyumlu sonuçlar elde ederek abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör olduk. Türkiye’yi saran fiber ağımız ve fiberle bağlı baz istasyonlarımızla 5G’yi 81 ilin her köşesinde herkes için erişilebilir kılacağız. 5G ile yalnızca bağlantı hızını değil, ülkemizin dijital dönüşüm hızını da artıracağız" dedi.



Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) açıkladığı Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Üç Aylık Pazar Verileri Raporu’na göre; 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla mobil müşteri sayısında pazarda ikinciliği elde ederek Türk Telekom’un mobil sektörde oyun kurucu rolünü pekiştirerek Mobil Numara Taşıma pazarında lider konumda olduklarını belirten Şahin, 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla 30,8 milyon mobil aboneye ulaştıklarını belirtti. Şahin, Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedeflediklerini vurguladı.



Şahin, "Türkiye’nin dijital geleceğini inşa eden bir kurum olarak teknoloji birikimimizle milli ekosisteme güç katacak iş birliklerine imza atıyoruz. Yeni nesil teknolojilerde milli çözümlere odaklanıyor, 5G’ye en hazır operatör olarak milli ekosistemin genişletilmesi için öncü çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Milli iş ortaklarımızla geliştirdiğimiz çözümleri dünyayla buluşturarak, ülkemizin teknoloji üreten ve ihraç eden bir güç olma vizyonuna katkı sunuyoruz" dedi.



Milli ekosistemi güçlendiren çözümler dünya sahnesinde


Türk Telekom, 5G dönemini yalnızca şebeke dönüşümü olarak değil, aynı zamanda milli teknoloji ekosistemini büyütme fırsatı olarak görüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin teknoloji üretme ve ihraç etme kapasitesini artırma hedefi doğrultusunda iştirakleri ve milli iş ortaklarıyla stratejik iş birliklerine imza atıyor. Bu kapsamda Türk Telekom; iştiraki Argela ve milli teknoloji şirketleri i2i Systems, P.I.Works, Plan-S ve Qubitrium ile geliştirdiği çözümleri, 2-5 Mart tarihlerinde Barselona’da düzenlenen GSMA Mobil Dünya Kongresi kapsamında tanıtıyor.



Türk Telekom 5G vizyonunu dünyaya duyurdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.