SPOR - 08 Şubat 2026 Pazar 11:30

TFF Fair Play Kurulu, şubat ayı ödüllerini açıkladı

A
A
A
TFF Fair Play Kurulu, şubat ayı ödüllerini açıkladı

Fenerbahçe Kulübü, Bursaspor Kulübü, Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke ve polis memuru Cengiz Yiğit, Türkiye Futbol Federasyonu Fair Play Kurulu tarafından Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görüldü.


Türkiye Futbol Federasyonu Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Kurulu, Fair Play’in teşvik edilmesi, yaygınlaştırılması ve bu konuda farkındalık oluşturulması amacıyla verdiği Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Ödülleri’nin şubat ayı kazananlarını açıkladı. Mehmet Nuri Yazıcı başkanlığında; Prof. Dr. Sedefhan Oğuz, Av. Kürşat Ahmet Ünal, Bilgehan Okumuş, Adnan Cevher, Ömer Üründül, Av. Tarık Emre Ekşi, Prof. Dr. Burhanettin Hacıcaferoğlu ve Banu Yelkovan’dan oluşan kurulun şubat ayı değerlendirmesi sonunda 4 farklı ödülün sahibi belirlendi.


Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülenler şöyle:



Fenerbahçe Kulübü


TFF Fair Play ve Sosyal Sorumluluk Kurulu, "Geleceğe Umut" projesiyle yapacağı transferlerde oyuncunun maaşlarının yüzde 1’ini dezavantajlı çocukların eğitim, gelişim ve geleceğine katkı sunacak özel programa ayırma kararı alan Fenerbahçe, ortaya koyduğu bu yaklaşımla, sporun yalnızca saha içi başarılarla sınırlı olmadığını; toplumsal sorumluluk bilinciyle birleştiğinde çok daha güçlü bir etki oluşturabildiğini göstermiştir. Bu kararı alan Fenerbahçe Kulübü’ne Sosyal Sorumluluk Ödülü verilmesi kararlaştırılmıştır.



Bursaspor Kulübü


Bursaspor Kulübü, TFF 2. Lig Kırmızı Grup 22. hafta müsabakası öncesinde rakibi Adanaspor’un Bursa’daki konaklama sorununu çözerek, rekabetin dostlukla daha da güzelleştiğini bir kez daha göstermiştir. Zor bir süreçten geçen rakip kulübe koşulsuz destek sunan Bursaspor yönetimi; dayanışma, empati ve sporun birleştirici gücünü ön plana çıkaran bu örnek davranışıyla Fair Play ruhunu en üst düzeyde temsil etmiştir.



Fatih Tekke (Trabzonspor Teknik Direktörü)


Galatasaray ile Trabzonspor arasında 5 Ocak Pazartesi günü oynanan Turkcell Süper Kupa Yarı Finali öncesinde yaptığı açıklamada futbolun bir oyun olduğunu hatırlatarak, sporun insanları bir araya getiren ve keyif alınması gereken yönüne vurgu yapan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke; kullandığı dil ve verdiği mesajla tribün kültüründe saygı ve sağduyunun önemine dikkat çekmiştir. Sahadaki rekabetin ötesinde, sporun birleştirici gücünü öne çıkaran bu yaklaşımıyla Fair Play ve sosyal farkındalık açısından örnek teşkil ettiği değerlendirilmiş, Tekke Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülmüştür.



Cengiz Yiğit (Polis Memuru)


Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü ile 12 Bingölspor arasında Malatya Stadyumu’nda oynanan TFF 3. Lig 18. Hafta maçında görevli polis memuru Cengiz Yiğit’in soğuk havada ayakları üşüyen bir çocuğa kendi çorabını vererek gösterdiği duyarlılık; insanî değerlerin, paylaşmanın ve toplumsal sorumluluk bilincinin en güzel örneklerinden biri olmuştur. Bu anlamlı davranış, sporun yalnızca sahadaki rekabetten ibaret olmadığını, aynı zamanda vicdan ve merhametle bütünleştiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu örnek davranışı nedeniyle Cengiz Yiğit, Sosyal Sorumluluk Ödülü’ne layık görülmüştür.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Erkek hegemonyasına kadın eli değdi Diyarbakır’da daha çok erkeklerin yer aldığı tatlı imalat sektörüne kadın eli de değdi. Ünü neredeyse dünyaya yayılan tatlı yapımının her aşamasında yer alan Oya Şeker, erkek hegemonyasını tek başına dağıttı. Diyarbakır’ın asırlık tatlı geleneğini sürdüren Hacıbaba Pastaneleri, kadın istihdamına verdiği önemle dikkat çekiyor. Erkek egemen mutfak kültüründe kadın ustalar yetiştiren firma, üretim alanında kadın emeğini ön plana çıkarıyor. Baklava ustası olma hayali kuran Oya Şeker, işletmede baklava yapımının her aşamasında görev alıyor. Hamurun yoğrulmasından açılmasına, tepsiye dizilmesinden fırın sürecine kadar üretimin her noktasında aktif rol üstlenen Şeker, ustalık yolunda emin adımlarla ilerliyor. 100’ün üzerinde erkek çalışanın bulunduğu üretim alanında tek kadın olarak çalışan Oya Şeker, azmi ve çalışkanlığıyla dikkat çekiyor. 28 yaşında olduğunu ve çıraklık görevi yaptığını dile getiren Şeker, kademe kademe işi öğrendiğini söyledi. Şeker, "Ustalarım bana her konuda destek oluyorlar. Hamur açarken, yağlama yaparken, Hasanpaşa tatlısında her zaman destek oluyorlar. Yavaş yavaş ben de öğrenmeye çalışıyorum. Ustalarımdan çok memnunum. Kadın baklava ustası sayısı yok denecek kadar az. Hiçbir kadın pes etmesin. Sabah kalkınca güneş doğdu her şey düzelecek diyorum ama sonra da olmuyor ama yine de pes etmiyorum. Çoğu zaman ben pes ettim ama bırakmadım başa sardım" ifadelerini kullandı. Şeker’in ustası ve Hacıbaba Pastaneleri baklava sorumlusu Ali Kaya ise firma olarak çalışmalarının arasında hanımefendilere bu mesleği daha çok sevdirip, kadın ustalar yetiştirmek olduğunu söyledi. Kaya, "Kadın çalışanlarımızın sayısını baklava sektöründe artırma niyetimiz var. Oya arkadaşımız mesleğe gayet hızlı bir şekilde adapte oldu. Çünkü merakı vardı. Şu an özel olarak onunla ilgileniyoruz hepimiz. En kısa zamanda Diyarbakır’da ilk denecek gibi kadın baklava ustası yetişmiş olacak inşallah" şeklinde konuştu. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, sadece bir pastane olmadıklarını ve ülke çapında kocaman bir aile olduklarını söyledi. Elaldı, "İnsanların hayatlarına dokunarak geleceklerine yön vermek adına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Benim de hayatıma dokunan oldu ki bu seviyeye geldik. Biz de insanların hayatına dokunmaya çalışıyoruz. Geleceklerini kurmalarında yardımcı olmaya çalışıyoruz" dedi. Elaldı, Oya usta gibi birkaç tane daha çalışkan kadın arkadaşlarının olduğunu söyledi. Elaldı, "Bütün birimlerde kadın arkadaşlarımız var. Kadınların çalışmasından da bu anlamda çok memnunuz. Kadınlarımızın da meslek sahibi olmalarında katkı sağlıyoruz. Onlarında hayatına dokunmaya çalışıyoruz. Oya kızımızı belki bölgenin belki de Türkiye’nin en büyük ustalarından biri yapacağız inşallah. Onda da o ışık var. Ustalarımızın genelinin işine sevgi katması, ürünlerimizin kaliteli ve lezzetli çıkmasına vesile oluyor" ifadelerini kullandı.
Sivas Görevi başında felç oldu, 5 yıldır gazilik unvanının verilmesini bekliyor Sivaslı Tankçı Uzman Çavuş İbrahim Taş, 2021 yılında görevi başındayken felç oldu, böcek ısırması sonucu felç kaldığı düşünülen Taş, başlattığı hukuk mücadelesinin neticesinde kendisine gazilik unvanı verilmesini bekliyor. Sivaslı Tankçı Uzman Çavuş İbrahim Taş (36) , 2011 yılında göreve başladı. Barış Pınarı Harekatı başta olmak üzere bir çok zorlu görevde fedakarca görev aldı. 2021 yılında ise görevi başındayken fenalaşarak felç oldu. Yürüme ve konuşma yeteneğini kaybetti. Devam eden tedavi sürecinin neticesinde bu yıl güçte olsa ayağa kalkıp konuşmaya başladı. Rahatsızlık nedeni tam olarak tanımlanamadığı için Taş’a gazilik unvanı verilemedi. Geçirdiği felç nedeniyle artık çalışması mümkün olmayan Taş, gazilik unvanını alabilmek için konuyu yargıya taşıdı. Şimdi mahkemenin vereceği kararı bekliyor. Yalnız bırakılmadı Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Fatih Deveci süreç boyunca Taş’ı hiç yalnız bırakmadı. Taş’la ilgili süreci yakından takip eden Deveci ve yönetim kurulu iftar yemeğinde Taş’la bir araya geldiler. Taş, burada yaptığı açıklamada, Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği’nin her zaman yanında olduğunu belirterek, "Görevde rahatsızlandım. 2021 yılından beri bu haldeyim. Fatih başkanım bana destek oldu. Bana kimse destek olmuyor. Ben mahkemelerde bekliyorum. Gazi olmak istiyorum" dedi. "İnşallah İbrahim’in yüzü gülecek" Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Fatih Deveci, mahkemenin vereceği kararla İbrahim’in yüzünün gülmesini beklediklerini ifade edip, "İbrahim bizim çok değerli bir kardeşimiz. 21 Eylül 2021 yılında Barış Pınar’ı Harekatına da katılıyor. Kendisi zaten tankçı uzman çavuş olarak görev yapıyordu. Görev esnasında kendisi bir rahatsızlık geçiriyor ve felç kalıyor. 2021 yılında İbrahim ile tanıştığımız zaman yürüyemiyordu ve tamamen felçliydi. Kendisini ifade dahi edemiyordu. 5 yıl sonra ise ayağa kalkmaya başladı. İbrahim derneğimize gelerek gazilerimizle muhabbet etti. Bu da bizim çok hoşumuza gitti. Daha sonra ise bu ay mübarek bir ay olduğu için biz de İbrahim’e iftar yapmaya gittik. Bizim ve İbrahim, 10 yıl boyunca kutsal emanetimiz olan bayrağımızı korumuş ve üniformamızı üzerinde taşımıştır. Görev esnasında kendisi ile birlikte 3 arkadaşı daha rahatsızlanıyor. Şu an da hukuk savaşı veriyoruz. İbrahim’in hak ettiği gazilik unvanını alması için uğraşıyoruz. İnşallah bu davamızı kazanacağız. İnşallah İbrahim’in yüzü gülecek ve kendisi gazi olacak" dedi.