POLİTİKA - 07 Ekim 2025 Salı 10:52

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Gazze’de açlık bile ölüm silahı olarak kullanılmakta"

A
A
A
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: "Gazze’de açlık bile ölüm silahı olarak kullanılmakta"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırıma tepki göstererek, "Artık açlık bile bir ölüm silahı olarak kullanılmaktadır. Dünyanın bütün terör örgütlerini bir araya getirseniz terörist İsrail rejiminin iki yıldır Gazze halkına yönelik sürdürdüğü soykırımdan daha büyük bir insanlık suçu işleyemezdi" dedi.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul’da düzenlenen "Terörle Mücadele ve Şiddete Varan Aşırılığın Önlenmesi Üzerine Küresel Parlamenter Konferansı"na katıldı. Toplantıda konuşan Kurtulmuş, teröre karşı dünyanın her yerinde ortak bir zeminde mücadele etmenin önemine değinerek, "Terörle mücadelede ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar hiçbir devletin tek başına terör meselesini çözmesi mümkün değildir. Onun için teröre karşı ortak bir kararlılık, ortak bir mücadele zemini ve bu çerçevede dünyanın hiçbir yerinde terörün en ufak bir fırsat dahi bulmadan karşısında güçlü, kararlı, hukuk zemininde mücadele eden devletleri bulması şarttır" ifadelerini kullandı.


Terörle çok yönlü bir mücadele gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, "Nasıl terörü ortaya çıkaran sebepler çok yönlü ise, teröre karşı mücadelede de çok yönlü bir mücadelenin müştereken verilmesi şarttır. Terörün hiç şüphesiz demokrasi ile bir ilişkisi vardır ya da demokrasi azlığı ile bir ilişkisi vardır. Terörün insan haklarını ihlalleri ile irtibatı vardır. Terörün ekonomik geri kalmışlıkla ve bir takım eşitsizliklerle de yakın ilişkileri vardır. Terörü sadece silahlı terörle mücadele değil ayın zamanda terörü ortaya çıkaran çok katmanlı nedenlerin hepsine karşı bir mücadele alanı görmek, yani terörün arkasında yatan nedenleri ortadan kaldırmak da uluslararası camianın temel sorumluluklarından birisidir" şeklinde konuştu.



"Vekalet savaşları kavramı uluslararası ilişkiler tarihine kara leke gibi düşmüştür"


Son yıllarda terörün farklı türlerinin de ortaya çıktığını vurgulayan Kurtulmuş, "Proxy War (Vekalet savaşları) diye bir kavram ortaya çıktı. Vekalet savaşları aslında uluslararası ilişkilerde bazı ülkelerin kullandıkları bir uluslararası ilişkiler kartına dönüştü. Terörü bu kadar büyüten, desteleyen şımartan önemli sebeplerden birisi bazı ülkelerin vekalet savaşları adı altında bir takım menfaatleri için dünyanın birçok yerinde terör örgütlerine silah vererek desteklemeleridir. Vekalet savaşları kavramı uluslararası ilişkiler tarihine kara leke gibi düşmüştür. Teröre destek veren, vekil örgütlerini desteleyen büyük devletler, bu desteği bıraksınlar bir hafta içinde dünyanın hiçbir yerinde terör örgütü kalmaz. Mesele bu kadar açık vaziyettedir. Bu uluslararası platformdan açıkça çağrıda bulunuyorum. Ne gerekçe ile olursa olsun ellerini rahatlatmak için kendi dış politikalarını desteklemek için silahlı gruplara destek veren ülkeler bu desteği sonlandırmalıdır. Bu destekler verilmezse dünyanın birçok yerinde terör örgütlerini herhangi bir operasyon yapması mümkün değildir. Afrika’da içecek bir bardak temiz suyu olmayan, yiyecek ekmeği olmayan insanların elinde on binlerce dolarlık ölüm silahları vardır. Bu silahları kim veriyor? Bu terör örgütleri herhalde çarşıdan pazardan satın almıyorlar. Bunlara bu silahları verenler Afrika’daki terörün birinci derecede sorumlularıdır. Terör örgütlerinin cenneti haline getirilen Ortadoğu’da bu kadar çok terör örgütüne acaba hangi ülkeler ne destek veriyorlar? Binlerce tır silahları getirip teslim ettikleri terör örgütleri Ortadoğu’da barışın değil savaşın istikrarsızlığın, sosyal çöküntünün sebebi oluyorlar. Dolayısıyla vekalet savaşlarını bitirmek terörlü mücadelenin en önemli gündem maddelerinden biri olmalıdır. Her uluslararası platformda teröre karşı mücadeleden bahseden bazı ülkelerin artık iki yüzlülüğü bırakmaları lazım" diye konuştu.



"Dünyanın bütün terör örgütlerini bir araya getirseniz İsrail’in soykırımından daha büyük bir insanlık suçu işleyemezdi"


Terörün bir diğer türünün ise "devlet terörü" olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bir zamanlar Güney Afrika’da apartheid rejiminin ortaya koyduğu, on binlerce insanın öldüğü, insanların hayattan koparıldığı uygulamalarını hatırlıyoruz. Ancak ne yazık ki aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki insanlığın merkezinde yeni bir apartheid rejimi insanlığa karşı büyük suçlar işlemeye devam etmekte. Gazze’de ikinci yılını dolduran Siyonist rejimin işlediği suçlar insanlık tarihinin en ağır utanç tablosudur. İki yılda 70 bini aşkın sivil acımasızca öldürülmüştür. 180 bini aşkın insan, ağır yaralı vaziyettedir. 7 bine yakın aile tamamen yok edilmiştir. Bu iki yıllık süre içinde okullar, hastaneler, camiler, kiliseler neredeyse tamamen yok edilmiştir. Sürdürülmekte olan bu soykırımın geldiği son nokta ise soykırım kelimesini dahi utandıracak boyuttadır. Artık açlık bile bir ölüm silahı olarak kullanılmaktadır. Böylesine büyük bir katliamın, soykırımın, devlet terörünün en büyük terör olduğundan herhalde şüphe yoktur. Dünyanın bütün terör örgütlerini bir araya getirseniz terörist İsrail rejiminin iki yıldır Gazze halkına yönelik sürdürdü soykırımdan daha büyük bir insanlık suçu işleyemezdi. Teröre karşı söz söyleyen bazı ülkelerin İsrail’in ortaya koyduğu devlet terörüne karşı sessiz kalması ise bir büyük ibret vesilesidir" açıklamalarında bulundu.



"Terör devleti İsrail’in saldırgan hükümetine karşı uluslararası camia mücadelesini sürdürmelidir"


Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın İsrail’in devlet terörüne tepki gösterdiğini söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bunun en somut göstergelerinden birisi ise Akdeniz’de onlarca gemi ile orta konulan Sumud insanlık filosudur. Bu filonun insanları ve gemileri maalesef uluslararası sularda İsrail tarafından alıkonmuştur. İnsanlar gözaltına alınmış, deport edilmişlerdir. Bu süre içinde dünyanın dört bir yanında yüzlerce insanın oluşturduğu bu insanlık cephesinin üyesi kahramanlara karşı büyük bir suç işlenmiş, gözaltında tutulanlara uygulanması gereken temel insani yaklaşımlar dahi sergilenmemiştir. 147 farklı milletten insanın bir araya geldiği bu kadar büyük bir sivil kitleye bile suç işlemekten çekinmeye bu devletin terör devleti olma özelliğini açıkça gösterdiği ortadadır. Nasıl vekalet savaşlarına karşı mücadele ettiysek, nasıl bir zamanlar Güney Afrika’daki apartheid rejimine karşı mücadele ettiysek, bugün de artık tamamıyla bir terör devleti olma özeliği kazanmış olan İsrail’in saldırgan hükümetine karşı uluslararası camia en üst düzeyde mücadelesini sürdürmelidir."



"Terörle mücadelede Türkiye modelini dünyaya sunacağız"


Türkiye’nin terörle mücadele tecrübesini anlatan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terörle mücadelede Türkiye olarak önemli bir tecrübeyi hayata geçirmek üzereyiz. 50 yıldır Türkiye’de terör örgütü vasıtasıyla büyük olaylar gerçekleştirilmiş, maalesef on binlerce insan hayattan koparılmıştır. Yüzyılı aşkın Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin yarısı terörle geçmiş, bu ülkenin ayaklarına prangalar vurulmuştur. Bu terör örgütlerinin de kimler tarafından desteklendiğini, nasıl silahlandırıldığını, nasıl bazı ülkelerin başkentlerinde kendilerine siyasi ofisler verildiğini de gayet iyi biliyoruz. Bugün Türkiye bu 50 yıllık mücadeleyi geride bırakmak üzeredir. Sizlere güzel bir örnek olarak inşallah çok yakında tamamlayarak bütün dünya kamuoyuna sunacağımız ‘terörü önlemede Türkiye modeli’ni bugünlerde gerçekleştiriyoruz. Öncelikle terör örgütü İmralı’da tutuklu bulunan lideri vasıtasıyla silahları bıraktığını açıklamış, ardından bendeniz başlığında TBMM’de 11 siyasi partinin katılımıyla görüşmeler başlamıştır. Bu görüşmelerde toplumun farklı kesimleri dinlenmiş 13 toplantı gerçekleştirilmiş, 14’üncü toplantı yarın gerçekleştirilecektir. Yakında birinci aşama olan dinleme faslını bitireceğiz. Ardından örgütün tamamen silahlarını bırakması ile birlikte bundan sonraki sürece ilişkin hukuki düzenlemelerin neler olabileceğini TBMM Genel Kurulu’na teklif edeceğiz. Ümit ediyorum çok kısa sürede dünya terörle mücadele ya da barış çözümleri literatüründe ‘Türkiye Modeli’ olarak yerini alacak olan bir modeli tüm dünyaya arz etmiş olacağız" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Karşıyaka Basketbol, hataya yer vermedi Türkiye Basketbol Süper Ligi’nin 30. ve son haftasına kümede kalma mücadelesiyle çıkan Karşıyaka, sahasında Bursaspor’u 84-82 mağlup ederek kritik bir galibiyet elde etti. Hata yapmayan İzmir temsilcisi, rakiplerinin aldığı sonuçlarla oluşan üçlü averajın ardından ligde kalmayı başarırken, sezonu da hedeflediği şekilde tamamladı. Karşıyaka, Basketbol Süper Ligi’ndeki 52 yıllık aralıksız serüvenini son haftada büyük bir stres yaşayarak sürdürdü. Ligde kalma mücadelesi veren İzmir ekibinin durumu yalnızca kendi maçına değil, rakiplerinin alacağı sonuçlara da bağlıydı. Yeşil-kırmızılılar, Bursaspor karşısında maça kötü başladı. Karşılaşmanın ilk yarısının bitimine 2 dakika 7 saniye kala skor 29-42’yken tribünlerden sahaya yabancı maddeler atılması üzerine oyun durdu. Yaşanan gerginlik sonrası hakemler soyunma odasına giderken, mücadele yaklaşık 15 dakika boyunca oynanamadı. Emniyet güçlerinin saha çevresinde önlem alıp taraftarları sakinleştirmesinin ardından karşılaşma yeniden başladı. Aynı saatlerde oynanan diğer karşılaşmalarda, Karşıyaka’nın kümede kalma yarışındaki rakiplerinden Mersinspor deplasmanda Trabzonspor’a mağlup olurken, Aliağa Petkimspor da Tofaş karşısında son anlarda kaybetti. Yaşanan olaylar nedeniyle bir süre duran Karşıyaka-Bursaspor mücadelesi ise daha geç tamamlandı. Büyük heyecana sahne olan karşılaşmada yeşil-kırmızılı ekip, bitime saniyeler kala bulduğu basketle Bursaspor’u 84-82 mağlup ederek hayati bir galibiyete imza attı. Bu sonuçların ardından üç takım da sezonu 9 galibiyette tamamladı ve ligde kalacak ekip üçlü averajla belirlendi. Averaj hesaplaması sonunda lige veda eden takım Mersinspor olurken, Karşıyaka sezonu düşme hattının hemen üzerinde tamamlayarak Basketbol Süper Ligi’ndeki yerini korudu. "Kolay bir süreç değildi" Karşıyaka Başantrenörü Ahmet Kandemir, Bursaspor karşısında alınan galibiyet sonrasında karşılaşmaya dair önemli açıklamalarda bulundu. Kolay bir süreç olmadığını vurgulayarak sözlerine başlayan Kandemir, "Aldığımız galibiyet sayısına rağmen ligde kalma mücadelesini daha erken rahatlatabilirdik ancak sezon boyunca çok farklı ve beklenmedik maçlar yaşandı. Oyuncularımı özellikle tebrik ediyorum; çünkü geri düşmemize rağmen mücadeleyi bırakmadılar ve son topa kadar savaşmaya devam ettiler. Bu takımın karakterini gösteren en önemli nokta da buydu. İlk yarıda fazla top kaybı yaptık ve rakibimize çok fazla ribaund verdik. Devre arasında bu konular üzerine konuştuk. İkinci yarıda ise taktiksel anlamda farklı rotasyonlar deneyerek zaman zaman dört kısa, zaman zaman iki uzunla oynadık. Ayrıca potaya daha agresif giderek hücumda daha etkili olmaya çalıştık" diye konuştu.
Kastamonu Üniversite öğrencilerinin yazıp sahnelediği oyun, miniklerden büyük alkış topladı Kastamonu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Havacılık Yönetimi öğrencileri tarafından sergilenen tarih ve arkeoloji temalı tiyatro gösterisi, salonu dolduran ilkokul 4. sınıf öğrencilerini hem bilgilendirdi hem keyifli dakikalar yaşattı. Kastamonu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Havacılık Yönetimi öğrencileri tarafından hazırlanan "Tarih’e Saygı, Geleceğe Umut!" sosyal sorumluluk projesi, ilkokul 4. sınıf öğrencilerini tarih ve arkeolojiyle buluşturdu. Projenin yürütücülüğünü Havacılık Yönetimi öğrencisi Batuhan Dayan üstlenirken, danışmanlığını Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Rabia Aktaş yaptı. Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kastamonu Arkeoloji Müzesi paydaşlığında gerçekleştirilen etkinlikte, ilkokul öğrencileri, önce tarih ve arkeoloji temalı tiyatro gösterisini izledi. Üniversiteli ağabeylerinin yazıp sahnelediği oyunu ilgiyle takip eden öğrenciler, bazı bölümlerde büyük heyecan yaşadı, kimi zaman da gülerek alkışladı. Üniversiteli gençlerin sahne performansı ise profesyonelleri aratmadı. Oyun süresince keyifli dakikalar geçiren öğrenciler, daha sonra Kastamonu Arkeoloji Müzesi’nde düzenlenen geziyle geçmiş medeniyetlere ait eserleri yakından inceleme fırsatı buldu. Çocuklar, interaktif kazı etkinliğiyle de arkeolojik çalışmaların nasıl yapıldığını uygulamalı olarak deneyimledi. Etkinlik boyunca öğrencilerin gösterdiği yoğun ilgi ve heyecan dikkat çekerken, proje katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Projeyle ilgili yapılan açıklamada, çocukların tarih bilinci kazanması, kültürel mirasa karşı farkındalık oluşturulması ve eğlenerek öğrenmelerinin sağlanmasının hedeflendiği belirtildi. Geleceğin bilinçli bireylerini yetiştirmeye katkı sağlayan benzer sosyal sorumluluk projelerinin devam edeceğini ifade edildi.
İzmir Egeli gençler ortak kültür mirasında buluşuyor Ege Üniversitesi Genç Ofis koordinasyonunda hayata geçirilen, Türkiye ve Özbekistan arasındaki kültürel bağları güçlendirmeyi hedefleyen "Kelimelerin Rengi: Dil ve Kültür Yolculuğu" başlıklı Uluslararası Gençlik Değişim Programı İzmir’de kapılarını açtı. Ege Üniversitesinin ev sahipliğinde başlayan program, iki kardeş ülkenin gençlerini bir araya getirerek ortak tarih, dil ve kültür mirasını yeniden keşfetmelerini sağlamayı amaçlıyor. Program kapsamında Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü’nü ziyaret eden Özbekistan ekibi, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Atıf Akgün ile makamında bir araya geldi. Türk dünyası gençliğinin akademik ve kültürel iş birliğinin öneminin vurgulandığı ziyarette, ortak değerlerin geleceğe taşınması noktasında görüş alışverişinde bulunuldu. Enstitü ziyareti sırasında düzenlenen geleneksel Hıdırellez Şenliği programına da katılım sağlayan heyet, baharın gelişini Türk dünyasının ortak neşesiyle kutladı. Renkli görüntülere sahne olan şenlikte gençler, kültürel etkileşimin en canlı örneklerini sergilerken ortak gelenekleri yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Proje süresince katılımcılar; yaygın eğitim yöntemleriyle gerçekleştirilecek atölye çalışmaları, kültürel geziler ve etkileşim temelli faaliyetler aracılığıyla bir araya gelecek. Bu etkinliklerle gençlerin; iletişim, empati ve hoşgörü becerilerinin geliştirilmesi, aktif öğrenme süreçlerine katılımlarının sağlanması, iki ülke arasındaki gönül köprülerinin sağlamlaştırılması hedefleniyor. "Kelimelerin Rengi: Dil ve Kültür Yolculuğu" programı, hafta boyunca İzmir ve çevresinde gerçekleştirilecek olan sosyal ve kültürel etkinliklerle devam edecek.
Aydın Efeler Belediyesi’nin Gündüz Bakımevlerinde ön kayıtlar başladı Çocukların nitelikli eğitimi ve sosyal gelişimini destekleyen Efeler Belediyesi Gündüz Bakımevleri için yeni dönem ön kayıt süreci 11 Mayıs Pazartesi itibari ile başladı. Aydın’ın Efeler ilçesinde 34-68 ay arasındaki çocukları modern ve güvenli bir eğitim ortamıyla buluşturan gündüz bakımevleri, ilçe genelindeki beş farklı noktada hizmet vermeye devam ediyor. Eğitimde fırsat eşitliğini ön planda tutan merkezlerde, akademik derslerin yanı sıra İngilizce, çocuklar için felsefe, müzik ve spor gibi branş dersleriyle zenginleştirilmiş bir program uygulanıyor. Çocukların sağlıklı beslenmesini destekleyen yemek hizmeti ve sosyal aktivitelerle desteklenen eğitim modeli, Efeler’in geleceği olan miniklerin tam donanımlı bireyler olarak yetişmesine imkan sağlıyor. Başvuru yapacak olan velilerin 5 Haziran Cuma gününe kadar devam edecek olan kayıt süreci boyunca, çocuklarını kayıt ettirmek istedikleri merkeze şahsen müracaat etmeleri gerekiyor. Bu kapsamda; Adnan Menderes Mahallesi’nde iki farklı noktada hizmet veren merkezlerden ilki Doğu Aydın Bulvarı No:19/A adresinde, ikincisi ise Doğu Çevre Bulvarı No:39-1’de yer alıyor. Mimar Sinan Mahallesi’nde ikamet eden aileler 2383 Sokak No:5/7 adresindeki bakımevine müracaat edebilirken; Ata Mahallesi’nde Tepecik Bulvarı No:17/A adresindeki merkez ve Kurtuluş Mahallesi’nde Sağlık Caddesi No:25 adresinde bulunan Kurtuluş Gündüz Bakımevi, çocuklarını nitelikli eğitimle buluşturmak isteyen velileri bekliyor.
Iğdır Iğdırlılar hafta sonunda Korhan Yaylası’na akın etti Iğdır’da hava sıcaklığının 26 dereceye ulaşmasını fırsat bilen vatandaşlar, hafta sonunu doğayla iç içe geçirmek için Korhan Yaylası’na akın etti. Aileler mangal yakıp piknik yaparken, çocuklar ise yaylada gönüllerince eğlendi. Iğdır’da bahar havasının etkisini göstermesiyle birlikte vatandaşlar hafta sonunu yayla ve mesire alanlarında geçirdi. Hava sıcaklığının 26 dereceye ulaştığı şehirde, özellikle Korhan Yaylası yoğun ilgi gördü. Doğayla iç içe vakit geçirmek, temiz hava almak ve stres atmak isteyen vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren aileleriyle birlikte yaylaya geldi. Piknik alanlarını dolduran aileler mangal yakarak güzel havanın tadını çıkardı. Çocuklar ise top oynayıp geniş alanda koşarak eğlenceli anlar yaşadı. Korhan Yaylası’nda yoğunluk gün boyu devam etti. Renkli görüntülerin oluştuğu yaylada vatandaşlar, sıcak havaların başlamasıyla birlikte hafta sonlarını doğada değerlendirmeyi tercih ettiklerini söyledi. Piknik yapan vatandaşlardan Fırat Yaşar, hafta sonunu değerlendirmek için ailesiyle birlikte Korhan Yaylası’na geldiklerini belirterek, "Bugün hafta sonu olduğu için ailemizle birlikte Korhan Yaylası’na pikniğe geldik. İnsan bu doğayı görünce adeta nefes alıyor. Burada çok güzel vakit geçiriyoruz. Şehrin kalabalığından ve kirli havasından bayağı sıkılmıştık. Buraya gelip doğayı görmek, temiz hava almak gerçekten çok güzel bir duygu. Iğdır’ın böyle güzel yaylalara sahip olması büyük bir şans. Yeşillik, temizlik ve bol oksijen insanı rahatlatıyor. Herkese burayı tavsiye ederiz. Aileyle gelip güzel vakit geçirilebilecek çok güzel bir ortam var. Bir çağrımız da vatandaşlarımıza; burada piknik yaparken çevremizi temiz tutalım. Çöplerimizi çöp kutularına atalım ve doğamızı koruyalım" diye konuştu.