SPOR - 12 Mayıs 2026 Salı 12:25

Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi

A
A
A
Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi

Şifo Mehmet lakaplı Mehmet Özdilek, OYAK Pazarlama Organizasyonuyla 65’inci Yıl Spor Etkinlikleri öncesinde Fair Play Söyleşisi’nde açıklamalarda bulundu.



OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen "Sporun Efsanesi Mehmet Özdilek ile Spor ve Centilmenlik Üzerine" başlıklı söyleşi, OYAK Dragos Plaza Gökçeada Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Türk futbolunda Fair Play ile özdeşleşen, "Şifo Mehmet" lakaplı Mehmet Özdilek’in konuk olduğu etkinliğe, OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ile OYAK çalışanları katıldı. Söyleşide spor kültürü, centilmenlik anlayışı ve futbol kariyerinden önemli deneyimler paylaşıldı.


Siyah-Beyazlı formayı 14 yıl terleten Mehmet Özdilek, kulübün en fazla forma giyen ve en fazla gol atan oyuncuları arasında yer aldı. Süleyman Seba döneminin "Altın Çağ" kadrosunda Metin, Ali, Feyyaz gibi efsanelerle birlikte siyah-beyazlı tarihine damga vuran Mehmet Özdilek, çıktığı yaklaşık 500 resmi maçta attığı 135 golle Türk futbolunun en skorer orta saha oyuncularından biri oldu. Ancak onu özel yapan sadece skor ve rakamlar olmadı. Sahadaki centilmenliği ve karakteriyle de Türk futbolunda ayrı bir yer edinen Mehmet Özdilek, kariyeri boyunca kırmızı kart görmeyerek Fair Play anlayışının simge isimlerinden biri haline geldi. Mehmet Özdilek, spor felsefesini ve günümüz futboluna dair OYAK İstanbul Merkezi’nde düzenlenen programda açıklamalarda bulundu.



Genel Müdür Yusuf Yenilmez: "Başarı kadar, başarının nasıl elde edildiği önemli"


Program OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez’in açılış konuşmasıyla başladı. Yenilmez, sporun yalnızca rekabetten ibaret olmadığını söyledi. OYAK bünyesinde başarı kadar, başarının hangi değerlerle elde edildiğinin de önemli olduğunu vurgulayan Yenilmez, etik anlayış, saygınlık ve centilmenliğin kurum kültüründe öncelikli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Yenilmez, "Hepimiz için spor önemli ama sadece rekabetten ibaret olmayan bir alan. OYAK’ta da bizim için sadece rekabete odaklı, başarı odaklı gitmek değil, başarı kadar da bunu nasıl kazandığınızın da çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. OYAK’ın 65’inci yıl etkinliklerinde takım ruhu, birlik ve beraberliği öne çıkaran spor organizasyonlarına ağırlık vereceklerini belirten Yenilmez, centilmenlik ve etik duruşun yalnızca sporda değil, hayatın her alanında başarıyı destekleyen temel değerler olduğuna inandıklarını söyledi. Yenilmez, "65’inci yıl etkinliklerimizde takım ruhunu, birliğimizi, beraberliğimizi daha ortaya ön plana çıkaracağımız etkinliklerimiz spor organizasyonlarımız olacak. Sporda olduğu gibi normal kendi hayatımızda da centilmenliğin, etik duruşun her zaman başarılı bir hayat geçireceğine inanıyorum" dedi.



"Sporda önemli olan sürdürülebilirlik"


Mehmet Özdilek, futbolculuk kariyeri boyunca sadece başarılı değil, örnek bir sporcu olmaya çalıştığını söyledi. Farklı takım taraftarlarından gördüğü sevgi ve saygının kendisi için çok değerli olduğunu belirten Özdilek, "Formayı çıkardıktan sonra geriye kişiliğiniz kalıyor. Önemli olan bunu sürdürülebilir hale getirebilmek" dedi.



Özel hayatı hakkında açıklamaları


Mehmet Özdilek, özel hayatını göz önünde yaşamayı tercih etmediğini söyledi. Hayatı boyunca aynı yaşam tarzını korumaya çalıştığını belirten Özdilek, "Özel hayatımı çok toplumla paylaşmamaya çalıştım. Çünkü bu benim özelim" dedi. Özdilek, yıllardır gördüğü sevgi ve saygının arkasında da bu duruşun olduğunu düşündüğünü belirterek, "Bu zamana kadar çizdiğim yolun, insanların sevgisini ve saygısını devam ettirmesindeki en önemli unsur olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.



"Her gün 15 kilometre yürüyordum"


Hayatında yaşadığı zorluklardan da bahseden Özdilek "Okul takımında oynuyor, ardından kulüp antrenmanına gitmek için 5 kilometre yürüyordum. Sonrasında 10 kilometre yürüyerek eve dönüyor, ertesi gün yeniden okula gidiyordum. Ben tüm zorluklara rağmen ‘sporcu olacağım’ diyordum. Dikkat edin, ‘futbolcu olacağım’ değil, ‘sporcu olacağım’ diyordum. Ve bunun en iyilerinden biri olmak için mücadele edeceğime inanıyordum. Ki annemin benim çok güzel bir lafı vardı. Dedi ki, bizde aile kültürü çok önemlidir."



Beşiktaş’ı neden tercih etti?


Mehmet Özdilek, kariyerinde Beşiktaş’ı tercih etme nedenini anlatırken, dönemin kulüp yapısının ve oyuncu grubunun kararında büyük etkisi olduğunu söyledi. Özdilek, "Niye tercih ettim? 87-88 sezonunda şampiyon olduğumuzda Türkiye’de bütün takımlar şahsımla kontrat yapmak istiyordu. Tercih sebebim şuydu; Süleyman Seba, yönetim kurulu ve oyuncu profili. Oyuncular; Metinler, Aliler, Feyyazlar, Rızalar, Gökhanlar. Onların birbirine olan duygusu, saha içindeki birlikteliği, toplumda Beşiktaş camiasının saygınlığı ve Süleyman Seba ile yönetim kurulunun duruşu, tercih etmemdeki en önemli unsurdu" ifadelerini kullandı.



Süleyman Seba yorumu


Mehmet Özdilek, konuşmasında Süleyman Seba dönemine dair değerlendirmelerde bulundu. Özdilek. "O dönem gerçekten Beşiktaş tarihinin ve spor tarihinin çok önemli bir süreciydi. Beşiktaş’ın 10-15 yıl boyunca zirvede olduğu, en büyük çıkışını yaptığı dönemdi. O takımda hizmet eden, kaptanlık yapan, en fazla forma giyen ve en fazla gol atan oyuncu olarak tarihe geçmek benim için çok büyük bir onur" diyen Özdilek, Süleyman Seba ile çalışma disiplinine dair dikkat çeken anılar da paylaştı. Özdilek, "Ben 13 yıl Süleyman Seba’yla çalıştım. Bu süreçte Süleyman ağabeyi kaç kere gördünüz derseniz, belki 3-4 kere. Kendisiyle görüşmek için önce Nur Hanım’dan randevu alırdık. Gün verilirdi, biz de o gün gider görüşürdük" ifadelerini kullandı.



"Babam gibiydi"


Mehmet Özdilek, Süleyman Seba hakkında duyduğu büyük saygıyı dile getirerek, "Çok sevdiğim, çok takdir ettiğim, çok örnek aldığım. Babamdan sonra baba olarak gördüğüm çok kıymetli bir bireydi. Maça giderken rakip takım başkanını arayıp başarılar dileyen, sonucunda bu bir rekabet olduğunu ifade eden, sonuç ne olursa olsun bunun çok bağlayıcı olmadığını söyleyebilecek kadar erdemli bir adamdı. Öyle insanlar gelir mi çok zor diye düşünüyorum. Çünkü günümüz öyle bir yere gitti ki rekabette ben kazanayım da nasıl olursa olsun kazanayım duygusunu ön plana çıkaran insanlar çok daha revaçta" dedi.



Beşiktaş kültürü ve özlemi


Mehmet Özdilek, konuşmasında Süleyman Seba döneminde oluşan Beşiktaş kültürünün kendisi için taşıdığı anlamı anlattı. Özdilek, "Toplumun her kesiminden ciddi bir saygınlık ve sevgi gören, küçüğünden büyüğüne hangi takımın taraftarı olursa olsun karşısında önünü iliklediği, onun da aynı saygıyı gösterdiği bir kültürden geliyorum ben" dedi. Mehmet Özdilek, kaybolan Beşiktaş kültürünü yeniden yaşatmak için çalıştıklarını söyledi. Kültürün kendileri için büyük önem taşıdığını ve bu değerleri korumak adına mücadele edeceklerini belirten Özdilek, "Şu anda kaybettiğimiz o kültürü aramaya çalışıyoruz" dedi.



"Çarşı’yla büyüdük; 40 bin kişinin sesini duyuyorduk"


Mehmet Özdilek, eski ve yeni dönem futbolunu karşılaştırdı. "Şifo Mehmet" lakaplı futbolcu Özdilek, "‘Çarşı’yla büyüdük. 40 bin kişinin sesini duyuyorduk. Ben o dönemin futbol anlamında daha zor olduğunu düşünüyorum. Biz de Çarşı’yla büyüdük aslında. Takım bazen performans olarak aşağı düşerdi. Ben topu alırdım. Öndeki forvet arkadaşlarıma bakardım. Arkadaş göremezdim. Hepsi rakip savunmalara saklanırdı. İşler doğru gitmediği zaman dışarı çıkma şansımız yoktu. Bizim zamanımızı aldığımız zaman oradan 40 bin kişinin sesini o kadar net hissediyorduk ki" dedi.



135 gol


Mehmet Özdilek açıklamasında, orta saha oyuncusu olarak ulaşılan gol sayısının dikkat çekici seviyesine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "135 gol gerçekten bir orta saha oyuncusu için çok yüksek bir oran. Bu sadece lig performansı. Avrupa kupaları ve Türkiye Kupası da eklendiğinde 160-170 gollere ulaşılıyor. Bu da oldukça yüksek bir rakam ve geçilmesi zor görünüyor."



Lakabını aldığı Şifo ile karşılaşması


Mehmet Özdilek, "Şifo" lakabının hikâyesini anlatırken, lakabı aldığı Belçikalı futbolcuyla yıllar sonra tanışma fırsatı bulduğunu söyledi. Kendisinin Kahramanmaraş’ta toprak sahada oynadığı dönemde, Şifo’nun Belçika Milli Takımı’nda forma giydiğini belirten Özdilek, saha içindeki liderlikleri ve oyun tarzlarının benzerliği nedeniyle bu lakabın kendisine verildiğini ifade etti.


2001 yılında Antalya’daki bir kamp sırasında Şifo ile bir araya geldiklerini anlatan Özdilek, basının iki ismi aynı masada buluşturduğunu söyledi. Toplantının sonunda yöneltilen "Hanginiz daha iyisiniz?" sorusuna Belçikalı yıldızın verdiği cevabı aktaran Özdilek, "Ben bıraktım Mehmet oynadığına göre. Mehmet benden daha iyi bir sporcu" sözleriyle büyük incelik gösterdiğini belirtti.



"Arda Güler büyük yetenek"


Arda Güler hakkında değerlendirme yapar mısınız? Sorusunu yanıtlayan Özdilek, genç yıldızın Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli oyunculardan biri olduğunu ifade etti. Dünyanın en büyük kulüplerinden birinde forma giymesinin önemli olduğunu belirten Özdilek, "Sorumluluğu çok ağır ama genç yaşta bunu kaldırabilecek tecrübesi var. Gurur duyuyoruz bundan" dedi.



"Gordon Milne hala yaşıyor ve sağlıklı"


Mehmet Özdilek, eski Beşiktaş teknik direktörü Gordon Milne ile hâlâ görüştüklerini belirterek, deneyimli çalıştırıcının her yıl Bodrum’a tatile geldiğini söyledi. Milne’in Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini ifade eden Özdilek, "Sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor" dedi. İngiliz teknik adamın dışarıdan sert görünse de insani yönünün çok güçlü olduğunu vurgulayan Özdilek, Beşiktaş tarihinin en önemli teknik direktörlerinden biri olduğunu dile getirdi.



"Kendim gibi 10 numara yok"


Kendi futbol tarzına yakın bir "10 numara" görüp görmediği sorusuna ise net bir şekilde "Yok" yanıtını veren Özdilek, günümüz futbolunda benzer bir oyuncu profiline rastlamadığını söyledi. Özdilek, teknik direktörlük mü futbolculuk mu? sorusuna ise kısa ve net bir şekilde "Futbolculuk" yanıtını verdi. Kariyerindeki en zor deplasmanın sorulması üzerine Özdilek, kendi döneminde Trabzon deplasmanının ayrı bir zorluk taşıdığını ifade etti. Yeniden futbolcu olma şansı verilse aynı yolu seçip seçmeyeceği sorusuna "Tartışmasız" cevabını veren Özdilek, futbola olan bağlılığını vurguladı.



Başarı eşittir Şifo yanıtı


Başarıyı tek kelimeyle tanımlaması istenen Özdilek, salondan gelen "Şifo" önerisine gülümseyerek karşılık verdi ve "Herhalde kendim olur" dedi. Unutamadığı maçlar arasında Galatasaray’a attığı röveşata golünü, Fenerbahçe maçını ve Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ne ilk katıldığı Maribor karşılaşmasını sayan Özdilek, bu maçların kariyerinde özel bir yere sahip olduğunu söyledi.


Takım arkadaşlığıyla ilgili konuşan Özdilek, eski Beşiktaş kadrosundaki birlikteliğin en büyük güçleri olduğunu belirterek, "Hakikaten hepimiz kardeş gibiydik" ifadelerini kullandı. VAR sistemiyle ilgili değerlendirmede bulunan Özdilek ise uygulamanın Anadolu kulüpleri için faydalı olduğunu ancak büyük takımlar açısından tartışmaların sürdüğünü söyledi.



Program forma imzalanmasıyla son buldu


Program kapsamında, deneyimli sporcu 2001 yılındaki jübile maçında AC Milan takımıyla karşılaştığı anların son bölümü LCD ekrandan izletildi. Özdilek duygusal anlar yaşadı. Etkinlik sonrasında OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez tarafından, OYAK’ın 65’inci Yıl Spor Etkinlikleri’nde kullanılmak üzere hazırlanan özel forma Özdilek’e takdim edildi. Program, katılımcıların formalarını imzalatması ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.



Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin MTSO Başkanı Çakır: "Mersin’i gastronomiyle daha güçlü öne çıkarabiliriz" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in güçlü tarımı ve zengin mutfak kültürünün gastronomi alanında önemli bir potansiyel taşıdığını belirterek, "Hikayesi olan akılda kalır. Tarımsal gücümüzü ve kültürel değerlerimizi doğru anlatabilirsek Mersin’i gastronomiyle daha güçlü bir şekilde öne çıkarabiliriz" dedi. MTSO, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Avrupa Birliği Bilgi Merkezi ve Slow Food iş birliğiyle düzenlenen ’Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik: Topraktan Sofraya Lezzetin Hafızası’ etkinliğinde, gastronomi, kültürel miras ve sürdürülebilir üretim modelleri ele alındı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden yerel üreticileri, şefleri, akademisyenleri ve gastronomi öğrencilerini Mersin’de buluşturan etkinlik, beş oturum halinde gerçekleştirildi. Programda, topraktan sofraya uzanan üretim zinciri, yerel ürünlerin korunması ve gastronominin kültürel mirasla ilişkisi çok yönlü değerlendirildi. "Mersin’in değerlerini lezzete dönüştürmeliyiz" Açılış konuşmasında tarımın stratejik önemine dikkat çeken MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, tarım olmadan turizm ve lojistik gibi sektörlerin de gelişemeyeceğini ifade etti. Tarımsal üretimin hem ülkelerin hem de gelecek nesillerin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirten Çakır, üreticinin korunmasının gerektiğini söyledi. Mersin’in güçlü tarımsal yapısının gastronomiyle desteklenmesi gerektiğini kaydeden Çakır, "Çok kıymetli ürünlerimiz var ancak değerini bulmadığında üreticinin motivasyonu düşüyor. Slow Food ekibinin çalışmaları bu açıdan çok kıymetli. Bir yandan sağlığı korurken diğer yandan sürdürülebilirliği destekliyorlar. Yeryüzü pazarları da üreticimizi, tohumlarımızı ve ürünlerimizi koruyan önemli platformlar" diye konuştu. Mersin’in gastronomiyle daha görünür hale gelebileceğini vurgulayan Çakır, "Önce üreticiyi ve üretimi korumalıyız. Ürünlerin hak ettiği değeri bulmasını sağlayacak sistemler kurmalı ve sağlıklı üretimi desteklemeliyiz. Slow Food bu anlamda örnek bir çalışma yürütüyor. Hem tarımın sürdürülebilirliğine hem de gastronomi turizminin gelişimine önemli katkılar sunuyor. Bu çalışmaları sonuna kadar destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Çakır, Mersin’in gastronomi alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Hikayesi olan akılda kalır. Tarımsal gücümüzü ve kültürel değerlerimizi doğru şekilde anlatabilirsek Mersin’i gastronomiyle daha güçlü bir şekilde öne çıkarabiliriz" dedi.
Kayseri ERÜ Mühendislik Fakültesi 50. kuruluş yıldönümünü kutladı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Mühendislik Fakültesi’nin 50. Kuruluş yıldönümü dolayısıyla tören düzenlendi. Sabancı Kültür Sitesi’nde düzenlenen etkinliğe; Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, Yükseköğretim Kurulu Üyesi ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derviş Karaboğa, Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa İlbaş, Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Alper Öner, Genel Sekreter Yardımcıları Prof. Dr. Afşın Alper Cerit ve Dr. Oktay Musa Kayırga, Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şube Başkanı Süleyman Varol, fakülte dekanları, akademik ve idari personel katıldı. Etkinlikte ilk olarak Rektör Prof. Dr. Fatih Altun ve davetliler tarafından Mühendislik Fakültesi’nin 50. yılı için hazırlanan fotoğraf sergisi gezildi. Sergiden sonra ise Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından davetliler tarafından Gevher Nesibe’den Türkiye Yüzyılına Erciyes Üniversitesi tanıtım filmi ve Mühendislik Fakültesi’nin 50. yılına özel hazırlanan video izlendi. Programın açılışında konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Mühendislik Fakültesi’nin üniversitenin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirterek, fakültenin eğitim, proje, patent ve bilimsel çalışmalar alanında önemli başarılara imza attığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Altun, "Mühendislik Fakültesi’nin köklerinden aldığı güçlü bir kültürü var. Bugün bu kültürün artarak devam ettiğini görmek bizler için son derece önemli" dedi. Mühendislik Fakültesi’nde uzun yıllar görev yaptığını ifade eden Rektör Prof. Dr. Altun, "Bugün burada mensuplarımızla bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum. 50. yılda bizi buluşturduğu için emeği geçen herkese teşekkür ediyor, nice 50 yıllar diliyorum" diye konuştu. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Alper Öner ise konuşmasında fakültenin yarım asırlık geçmişine dikkat çekerek, bugün 15 bölüm, 330 akademik personel ve 6 bin 300 öğrencisiyle büyük bir yapıya ulaştığını söyledi. Fakültenin köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Dekan Prof. Dr. Öner, "50 yıl önce dikilen küçük bir fidan bugün büyük bir çınar haline gelmiştir. Bu başarı; akademisyenlerimizin emeği, öğrencilerimizin hayalleri ve ülkesine değer katma ülküsünün bir sonucudur" ifadelerini kullandı. Açılış konuşmaların ardından Yükseköğretim Kurulu Üyesi ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derviş Karaboğa, Mühendislik Fakültesi mezunu Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa İlbaş ve Mühendislik Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yapmış Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu da birer konuşma yaparak, ERÜ Mühendislik Fakültesi’ndeki hatıralarından bahsetti. Konuşmaların ardından fakültenin 50. yılına özel plaket töreni gerçekleştirildi. Plaket törenin ardından ise yöresel halk oyunlar gösterisi, farklı ülkelerden gelerek ERÜ’de öğrenim gören uluslararası öğrenciler tarafından dans gösterileri sahnelendi. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde kalite ve akreditasyon süreçleri ele alındı Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin (HKÜ) ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası 34. İletişim Fakülteleri Dekanlar Konseyi (İLDEK) Toplantısı kapsamında, Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocabıçak’ın katılımıyla "İletişim Fakültelerinde Kalite ve Akreditasyon Süreçleri" başlıklı program gerçekleştirildi. HKÜ Cine Amfi’de düzenlenen "İletişim Fakültelerinde Kalite ve Akreditasyon Süreçleri" başlıklı programa, HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, HKÜ Genel Sekreteri Ümit Şahnaoğlu, İLAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aysel Aziz, İletişim Fakültesi Dekanları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. YÖKAK olarak Türk yükseköğretiminde kalite güvencesi sistemini sürekli iyileştirmeyi hedeflediklerini belirten YÖKAK Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocabıçak, "2025 yılında yayımlanan Dünya Ekonomik Forumu’nun ‘Geleceğin Meslekleri Raporu’, yapay zekânın etkisiyle çalışma hayatı, meslekler ve eğitim süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını ortaya koymaktadır. Raporda; dijital ve teknolojik yetkinlikler, yeşil dönüşüm, girişimcilik ve yenilikçilik, yaşam boyu öğrenme kültürü ile insani becerilerin müfredatların ayrılmaz bir parçası hâline gelmesi gerektiği vurgulanmaktadır" ifadelerini kullandı. Kocabıçak, üniversitelerin gelişen yapay zekâ, dijitalleşme ve sektör beklentileri doğrultusunda sürekli güncellenmesi gerektiğine dikkat çekerek kalite ve akreditasyon çalışmalarının kurumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan ise yükseköğretimde kalite kültürünün sürdürülebilir başarı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, öğrenciyi merkeze alan, sürekli gelişimi hedefleyen ve uluslararası standartları esas alan bir eğitim anlayışıyla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Programda iletişim fakültelerinde eğitim-öğretim kalitesinin artırılması, program çıktılarının izlenmesi, öğrenci odaklı öğrenme yaklaşımı, paydaş katılımı ve sürekli iyileştirme kültürü gibi başlıklar üzerinde duruldu. Akreditasyon süreçlerinin yalnızca bir değerlendirme mekanizması değil, aynı zamanda fakültelerin kendilerini geliştirmelerine katkı sunan stratejik bir süreç olduğu vurgulandı. Uluslararası 34. İLDEK Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen program, iletişim fakültelerinin kalite standartlarını güçlendirmesi, akademik süreçlerini daha etkin hâle getirmesi ve yükseköğretimde kalite güvencesi kültürünün yaygınlaştırılması açısından önemli bir değerlendirme zemini sundu.