EKONOMİ - 03 Mart 2026 Salı 16:36

Savaşın faturası pompaya yansıdı

A
A
A
Savaşın faturası pompaya yansıdı

Orta Doğu’nun merkezinde patlak veren savaş, küresel enerji piyasalarında deprem etkisine neden oldu. Cuma gününü 70 dolar seviyesinde kapanan Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede 83 dolar seviyesine tırmandı. Küresel ekonominin can damarı olan petrol piyasasındaki sert yükseliş, Türkiye’de pompa fiyatlarına da hızla yansıdı. Gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorinin litre fiyatına 6,70 TL, benzinin litre fiyatına ise 2,50 TL zam yapılması bekleniyor. Artış sonrası benzinin litre fiyatı 61 TL, motorin ise 68 TL seviyesine çıkmış olacak.

100 kilometre maliyeti 500 TL sınırında

Yükselen akaryakıt fiyatları, araç sahiplerinin cebini doğrudan etkiliyor. Türkiye’de en çok satılan C ve B-SUV segmentindeki benzinli ve dizel otomobiller baz alındığında 100 kilometrelik kullanım maliyetinin 470 ila 500 TL bandına yükselirken özellikle yoğun şehir içi kullanımda bu rakamların daha da yukarı çıkabileceği belirtiliyor. Bu tablo, içten yanmalı motorlu araç sahipleri için aylık yakıt giderlerinde ciddi artış anlamına geliyor.

Pompa yerini şarj soketine bırakıyor

Yüksek yakıt maliyetleri elektrikli otomobillere olan ilgiyi daha da artırıyor. Evde düşük tarifeyle yapılan şarjda kilometre başına maliyet, sıvı yakıtlı araçlara göre yüzde 70-80’e varan tasarruf sağlayabiliyor. Bu da tüketicinin yönünü alternatif güç kaynaklarına çevirmesine neden oluyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) tarafından yayımlanan Şubat ayı verilerine göre elektrikli otomobil satışları 23 bin 302 adetle toplam pazardan yüzde 17,8 pay alırken aynı dönemde dizel otomobil satışları 8 bin 851 adet olarak gerçekleşti. Böylece elektrikli araç satışları dizeli 2,6 katına kadar çıktı. Ayrıca rapora göre 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 74,2 artış gösterdi.

Şubat 2026 itibarıyla Türkiye’de en çok satılan elektrikli model bin 557 adetle Togg T10X oldu. İkinci sırada bin 393 adetle Togg T10F yer alırken, üçüncü sırayı 1.253 adetle Mini Countryman aldı. Listenin devamında 1.013 adetle KG Mobility Torres ve 720 adetle Tesla Model Y yer aldı.

Elektrikli dönüşüm hızlanabilir

Uzmanlara göre petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi durumunda elektrikli araçlara geçiş süreci Türkiye’de beklenenden daha hızlı ilerleyecek. Özellikle artan yakıt maliyetleri, toplam sahip olma maliyeti hesabında elektrikli otomobilleri daha avantajlı konuma getiriyor. Önümüzdeki süreçte petrol piyasasındaki dalgalanmanın, otomotiv satış dağılımını doğrudan etkilemesi bekleniyor.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.