GÜNDEM - 16 Ocak 2026 Cuma 11:14

Pendik’te akılalmaz hırsızlık: kova ile dikkat dağıttılar, dükkan boşalınca telefonları çaldılar

A
A
A
Pendik’te akılalmaz hırsızlık: kova ile dikkat dağıttılar, dükkan boşalınca telefonları çaldılar

Pendik Kavakpınar’da kova ve vileda ile çalışanı oyalayan iki şüpheli, dükkanın boş kaldığı anı fırsat bilerek içerde bulunan telefonları çaldı. Yaklaşık 283 bin liralık hırsızlık anları saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı.



Pendik Kavakpınar Mahallesi’nde sabah saatlerinde bir telefoncu dükkanında yaşanan hırsızlık olayında, N.A. ve H.H. isimli şüphelilerin planlı ve koordineli şekilde hareket ettiği ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, şahıslardan biri kapı önünde bulunan kova ve viledayı içerideki çalışana göstererek onu dışarı doğru çekti. Yaklaşık 5 dakika boyunca kova ve viledayı bırakmayan şahıs; eşyaları almak isteyen dükkan çalışanına uzun süre direndi. Bu sırada diğer şahıslar ise dükkanın tamamen boş kalmasını sağlarken, içeri giren kişi telefon ve cihazları çalarak olay yerinden uzaklaştı. Çevredeki vatandaşların durumu fark etmesi ve kovayı şahsın elinden alıp dükkana yönelmesiyle hırsızlık ortaya çıktı. Yaşanan olayda yaklaşık 283 bin liralık maddi zarar oluştuğu öğrenildi. Yaşanan hırsızlık anları güvenlik kameralarına saniye saniye yansırken, aynı şahısların Esenyalı’da bulunan başka bir telefoncuya da benzer yöntemle girdikleri öğrenildi. İddiaya göre bu kez de dükkan önündeki sandalyeyi alarak esnafı dışarı çıkaran şüpheli, içeride kalan ortağının telefonları çalmasını sağladı.



"Şahıslar daha önce de aynı eylemi başka başka telefonculara yapıp serbest bırakılmışlar"


Hırsızlık nedeniyle mağdur olan esnaf Sefa Tenekeci, yaşanan olayın detaylarını şu sözlerle anlattı:


"Olay daha önceden planlanmış. Şüpheliler daha önceki hırsızlıklarıyla aynı taktiği kullanmışlar. Hırsızlardan biri kova ve viledayı çalışan arkadaşımıza gösterip onu dışarı çekiyor. Arkadaşımız eşyaları almak istiyor ama şahıs ne kovayı bırakıyor ne de viledayı veriyor. Yaklaşık 5 dakika boyunca ısrarla oyalıyor. Bu sırada dükkan tamamen boş kalıyor. Diğer arkadaşı da dükkan dışında bekliyor; görüş mesafesini kaybettirdikten sonra girip cihazlarımızı çalıyorlar. Vatandaşlar durumu fark edip kovayı elinden alarak dükkana yöneldiğinde telefonların çalındığını anlıyoruz. Yaklaşık 280-300 bin TL gibi bir zararımız var. Bu şahıslar daha önce de aynı eylemi başka başka telefonculara yapıyorlar ve tekrardan serbest bırakılıyorlar. Bizdeki olay yaşanmadan 2 gün önce başka bir esnaf arkadaşımızı mağdur etmiş."



Pendik’te akılalmaz hırsızlık: kova ile dikkat dağıttılar, dükkan boşalınca telefonları çaldılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı Leyla Aydemir davasında flaş gelişme Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin haklarındaki beraat kararı Yargıtay tarafından bozulan 7 sanık, bugün yeniden hakim karşısına çıktı. Tanıkların dinlenmesinin ardından öğle arasından sonra duruşmaya yeniden devam edildi. 7 sanık mahkemede yeniden ifade verdi. Anne Şükran Aydemir’in avukatı Erdoğan Tunç, "Okunan ve dinlenen tanık beyanlarıyla ilgili söyleyeceğimiz bir husus yoktur. Dosyanın geldiği aşama itibarıyla, sanıklar hakkında atılı suçların gerçekleştiği yönündeki tüm belgelerin daha da netleştiğini görüyoruz. Sanıkların yurt dışı bağlantıları olması nedeniyle kaçma şüphesi bulunmaktadır. Ayrıca sanıkların ve yakınlarının, diğer sanıklar ve şüpheliler üzerinde etki etme ihtimali göz önünde bulundurularak tutuklanmalarını talep ediyoruz. Katılan anne Şükran Aydemir’in Kanada’da yaşaması nedeniyle duruşmaya katılamadığını belirtmek isteriz. Bu nedenle bir sonraki duruşmanın Kanada Konsolosluğu aracılığıyla yapılmasını talep ediyoruz" dedi. Sanıklar Ayşe Artam ve Yıldırım Artam, beraatlerini istedi. Besim Dursun, "Bu işle alakamız yoktur. Mağdur edildik, beraatimizi istiyoruz. Polis nezaretine gittiğimizde Yusuf imza atarken "İtiraf mı ettiler acaba?" diye sordu. Bu cümleyi neden kullandığını bilmiyorum. Baba Nihat, 25 yıl önce evlenmişti ve ayrılmıştı. Kadın ayrıldığında hamileydi. Bebek Nihat’a gönderildi. Çocuk geldikten birkaç gün sonra vefat etti. "Bunu defnedeceğiz" dediler, biz de defnedilmesine yardım ettik. Nihat’ın babası Nadir vardı, yani bebeğin dedesi. Kucağında kefene sarılı bir bebek vardı. Sordum, "Bebek öldü, defnetmeye götürüyorum" dedi. Ben de onunla birlikte gittim. Defnettik. Bebek kızdı galiba" diye konuşurken, Mehmet Ali Aydemir, "Suçsuzum. 8 yıldır yargılanıyoruz. Bu olayla hiçbir alakam yoktur. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Musa Aydemir, "Mağdur edildik, beraatimi talep ediyorum" dedi. Hatun Dursun ise "Beraatimi istiyorum. Aleyhimde ifade verenlerden de davacıyım" dedi. Mahkeme başkanı Yusuf Aydemir’e "Leyla’nın kaybolduğu günden bulunduğu zamana kadar telefonunuzun interneti kapalı. Tuşlu telefon kullandığınızı söylediniz ancak elinizde akıllı telefon bulunduğuna dair fotoğraflar var. Abiniz Nihat Aydemir’le aranızda bir probleminiz var mıydı? Sizin dışınızdaki herkes aranızda problem olduğunu söylüyor" diye sordu. Yusuf Aydemir de "Suçum günahım yoktur, beraatimi istiyorum. Bana iftira atıldı. Keşke katil bulunsaydı. Telefonumun internetinin kapalı olması, internetimin bitmiş olmasından kaynaklanmış olabilir. Ağrı merkeze jandarmayla birlikte geldik. Traktörle yukarıya gitmemin nedeni, Leyla’nın başka bir yerde bulunduğunu duymuş olmamdı. Bu nedenle oraya gittim. Daha sonra tekrar Leyla’nın bulunduğu yere geldim. Nihat Aydemir’le aramızda herhangi bir husumet yoktur. Şüphelendiğim hiç kimse yoktur, olsaydı söylerdim. Abim Nihat Aydemir, yaklaşık 25 yıl önce evlendi. Resmî bir evlilik değildi. Anlaşamadılar. Doğumdan sonra bebeği gönderdiler. Bebek emzirilmemiş, mama verilmiş. Hastalanmış ve vefat etmiş. O dönemde bu tür durumlar devlete bildirilmiyordu. Bildirim yapılmadan defnedildi" diye ifade verdi. Tanık Ahmer Erdoğan, gelecek celse yeniden dinlenecek. Mahkeme, Yusuf Aydemir hakkında öldürme suçuna ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve kaçma şüphesinin varlığı gerekçesiyle tutuklanmasına karar verdi. Dosyanın, 12 Şubat 2026 ve 10 Mart 2026 tarihlerinde değerlendirildikten sonra, 10 Nisan 2026 tarihine ertelenmesine karar verildi.
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanığın yargılamasına başlandı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasına başlandı. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven ile tutuksuz sanık Ramazan Çetin katıldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Kimlik tespitinin ardından mahkeme hakimi tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu’na söz verdi. "Çok özür dilerim, pişmanım" Beşlioğlu, uygulama üzerinden mağdureye mesaj attığını ancak çok pişman olduğunu ifade ederek, "Boşluğuma denk geldi. İlk defa böyle bir şey yaptım. Sadece S.’ye mesaj attım. Ne yazdığımı tam olarak hatırlamıyorum. Kesinlikle fiziksel temasta bulunmadım. Sadece onun telefonu vardı, o yüzden canım sıkıldı ve mesaj attım. Başka stajyerin numarası yoktu. S.’ye takıntılı olduğum gibi bir durum söz konusu değildir. Cinsel saikle yazmadım mesajları. Kendimi kötü hissediyordum. Çok özür dilerim, pişmanım. Kendisinden özür diliyorum" diye konuştu. Hakimin, "Aşçıların kendi aralarında stajyerleri paylaştığı söyleniyor" sorusuna Beşlioğlu, "Sistemde her bölüme stajyer atanıyor. Ustalar da görevlendirme anlamında ‘sen benim stajyerimsin’ şeklinde konuşmalar yapıyor. Bunun dışında cinsel saik maksadıyla bir konuşma olmuyor" dedi. "Stajyere para gönderirken eşim yanımdaydı" Söz alan tutuksuz sanık Ramazan Çetin de savunmasında stajyer mağdurenin kendisini arayarak para istediğini iddia etti. Stajyere para gönderdiğini ifade eden Çetin, "Para gönderirken eşim yanımdaydı. Eşimle de tanışıklığı var. Buraya niye çıktım bilmiyorum. Eşim doğum yapınca bize çiçek göndermişliği bile var" ifadelerinde bulundu. "Uyarmak amacıyla dokundum" Ardından söz alan tutuklu sanık Durmuş Uğurlu, "Stajyer mağdure devamlı telefonuyla uğraşıyordu, iş yapmıyordu. İş yapmadığı için uyarmak amacıyla dokundum. Kolundan tutarak kendime doğru çektim. Sadece kolundan tuttum. İş yapmadığı için uyarmak istedim kesinlikle cinsel saik yoktur. Özel bölgelerine dokunmadım. İnsan kaynaklarına beni şikayet etmiş kolunu tuttuğum gün. Ben kendisine ‘su gibi içerim’ demedim. Kendisine bizlere ismimizle hitap etmesini söyledim. Stajyer kızların cep telefonları bende kayıtlı değil kendileri ile görüşmedim" dedi. "İftira atıyorlar" Diğer tutuklu sanık Recep Seven de üzerine atılı suçlamaları kabul etmezken, "Stajyer mağdure ile hiçbir samimiyetim yok. Öğrenciler toplanmışlar aralarında veda için ben de gittim. ’Allah’a ısmarladık, hayırlı olsun’ demişimdir. Tokalaşma sırasında, ‘bana yaz, ara’ şeklinde bir şey demedim. Mağdurelerin hepsi aynı sınıftan stajyerler. Bir şey peşindeydiler ben de anlamadım. İftira atıyorlar. Stajyerin göğsüne ve omzuna dokunmadım. Ara tatil öncesi Meclis’e aile ile gelerek vedalaştık, hatta bana sarıldı, teşekkür etti. Ben ‘kızım, evladım’ şeklinde baktım. Asla öyle bir gözle bakmadım, olamaz da böyle bir şey. Benim de iki kızım, yavrum var" diye konuştu. Suçlamaları reddeden tutuklu sanık Halil İlker Güner ise savunmasına şu ifadelere yer verdi: "Bu şekilde burada olduğum için üzgünüm. Hiçbir temasım olmamıştır. Mağdure stajyer önce memurlar kafeteryasında B blokta göreve başladı, daha sonra 2. dönem üyeler lokantasına geçti. Anemi rahatsızlığı olduğu için tedavisi nedeniyle izin alıyordu, bu nedenle böyle bir karar aldı. Aynı mutfakta çalışıyorduk, birbirimizde telefon numaralarımız vardı. Okuduğunuz mesajları D.’ye gönderdim ama bunların taciz olduğunu düşünmüyorum. Kendisiyle sohbet ediyordum. Stajdan sonra mesajlaşmalarımız başladı. Stajın bitmesine yakın bizlerle arkadaş, abi kardeş gibi konuşmalar olmuştur. Söz konusu mesajları farklı günlerde de aynı gün içerisinde de attım. Attığım mesajlara kendisi de karşılık verdi. ‘Fıstığım, güzelim’ şeklindeki mesajları şöyle açıklayacağım; ben bunları etrafımdaki insanlarla konuşurken de söylerim, art niyetim yoktur. Kendisine yönelik herhangi bir fiziksel temasım olmadı. Ben işimden olmuş durumdayım. Devlet memuruyum. 3 yaşında oğlum var. Büyük bir pişmanlık duyuyorum, burada olmaktan utanç duyuyorum" dedi. Sanık beyanlarının ardından mağdure stajyerlerin, psikolog eşliğinde SEGBİS üzerinden kapalı olarak alındı. Mahkeme hakimi tanık dinleneceğini bildirerek M.K.’ye söz verdi. M.K. ifadesinde, Meclis’te mutfak ustası olarak çalıştığını ve stajyerin kendisine yaşadığı rahatsızlığı anlattığını söyledi. Stajyere aşçıbaşı ile konuşması gerektiğini anlattığını belirten M. K. "Konuşma esnasında yanlarında değildim" diye konuştu. M.K, stajyere, "Ben farkındayım seni uzak tutarım" dediği iddiasını ise reddetti. Söz alan cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanığında mevcut halinin devamına hükmedilmesini talep etti. Sanık, tanık ve avukat beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu 4 sanığın tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık Ramazan Çetin hakkında bulunan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sonraki duruşma 9 Şubat’a ertelendi.