ASAYİŞ - 16 Ocak 2026 Cuma 15:08

TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanığın yargılamasına başlandı

A
A
A
TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanığın yargılamasına başlandı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasına başlandı.


Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven ile tutuksuz sanık Ramazan Çetin katıldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Kimlik tespitinin ardından mahkeme hakimi tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu’na söz verdi.



"Çok özür dilerim, pişmanım"


Beşlioğlu, uygulama üzerinden mağdureye mesaj attığını ancak çok pişman olduğunu ifade ederek, "Boşluğuma denk geldi. İlk defa böyle bir şey yaptım. Sadece S.’ye mesaj attım. Ne yazdığımı tam olarak hatırlamıyorum. Kesinlikle fiziksel temasta bulunmadım. Sadece onun telefonu vardı, o yüzden canım sıkıldı ve mesaj attım. Başka stajyerin numarası yoktu. S.’ye takıntılı olduğum gibi bir durum söz konusu değildir. Cinsel saikle yazmadım mesajları. Kendimi kötü hissediyordum. Çok özür dilerim, pişmanım. Kendisinden özür diliyorum" diye konuştu.


Hakimin, "Aşçıların kendi aralarında stajyerleri paylaştığı söyleniyor" sorusuna Beşlioğlu, "Sistemde her bölüme stajyer atanıyor. Ustalar da görevlendirme anlamında ‘sen benim stajyerimsin’ şeklinde konuşmalar yapıyor. Bunun dışında cinsel saik maksadıyla bir konuşma olmuyor" dedi.


"Stajyere para gönderirken eşim yanımdaydı"


Söz alan tutuksuz sanık Ramazan Çetin de savunmasında stajyer mağdurenin kendisini arayarak para istediğini iddia etti. Stajyere para gönderdiğini ifade eden Çetin, "Para gönderirken eşim yanımdaydı. Eşimle de tanışıklığı var. Buraya niye çıktım bilmiyorum. Eşim doğum yapınca bize çiçek göndermişliği bile var" ifadelerinde bulundu.



"Uyarmak amacıyla dokundum"


Ardından söz alan tutuklu sanık Durmuş Uğurlu, "Stajyer mağdure devamlı telefonuyla uğraşıyordu, iş yapmıyordu. İş yapmadığı için uyarmak amacıyla dokundum. Kolundan tutarak kendime doğru çektim. Sadece kolundan tuttum. İş yapmadığı için uyarmak istedim kesinlikle cinsel saik yoktur. Özel bölgelerine dokunmadım. İnsan kaynaklarına beni şikayet etmiş kolunu tuttuğum gün. Ben kendisine ‘su gibi içerim’ demedim. Kendisine bizlere ismimizle hitap etmesini söyledim. Stajyer kızların cep telefonları bende kayıtlı değil kendileri ile görüşmedim" dedi.


"İftira atıyorlar"


Diğer tutuklu sanık Recep Seven de üzerine atılı suçlamaları kabul etmezken, "Stajyer mağdure ile hiçbir samimiyetim yok. Öğrenciler toplanmışlar aralarında veda için ben de gittim. ’Allah’a ısmarladık, hayırlı olsun’ demişimdir. Tokalaşma sırasında, ‘bana yaz, ara’ şeklinde bir şey demedim. Mağdurelerin hepsi aynı sınıftan stajyerler. Bir şey peşindeydiler ben de anlamadım. İftira atıyorlar. Stajyerin göğsüne ve omzuna dokunmadım. Ara tatil öncesi Meclis’e aile ile gelerek vedalaştık, hatta bana sarıldı, teşekkür etti. Ben ‘kızım, evladım’ şeklinde baktım. Asla öyle bir gözle bakmadım, olamaz da böyle bir şey. Benim de iki kızım, yavrum var" diye konuştu.



Suçlamaları reddeden tutuklu sanık Halil İlker Güner ise savunmasına şu ifadelere yer verdi:


"Bu şekilde burada olduğum için üzgünüm. Hiçbir temasım olmamıştır. Mağdure stajyer önce memurlar kafeteryasında B blokta göreve başladı, daha sonra 2. dönem üyeler lokantasına geçti. Anemi rahatsızlığı olduğu için tedavisi nedeniyle izin alıyordu, bu nedenle böyle bir karar aldı. Aynı mutfakta çalışıyorduk, birbirimizde telefon numaralarımız vardı. Okuduğunuz mesajları D.’ye gönderdim ama bunların taciz olduğunu düşünmüyorum. Kendisiyle sohbet ediyordum. Stajdan sonra mesajlaşmalarımız başladı. Stajın bitmesine yakın bizlerle arkadaş, abi kardeş gibi konuşmalar olmuştur. Söz konusu mesajları farklı günlerde de aynı gün içerisinde de attım. Attığım mesajlara kendisi de karşılık verdi. ‘Fıstığım, güzelim’ şeklindeki mesajları şöyle açıklayacağım; ben bunları etrafımdaki insanlarla konuşurken de söylerim, art niyetim yoktur. Kendisine yönelik herhangi bir fiziksel temasım olmadı. Ben işimden olmuş durumdayım. Devlet memuruyum. 3 yaşında oğlum var. Büyük bir pişmanlık duyuyorum, burada olmaktan utanç duyuyorum" dedi.


Sanık beyanlarının ardından mağdure stajyerlerin, psikolog eşliğinde SEGBİS üzerinden kapalı olarak alındı.


Mahkeme hakimi tanık dinleneceğini bildirerek M.K.’ye söz verdi. M.K. ifadesinde, Meclis’te mutfak ustası olarak çalıştığını ve stajyerin kendisine yaşadığı rahatsızlığı anlattığını söyledi. Stajyere aşçıbaşı ile konuşması gerektiğini anlattığını belirten M. K. "Konuşma esnasında yanlarında değildim" diye konuştu. M.K, stajyere, "Ben farkındayım seni uzak tutarım" dediği iddiasını ise reddetti.


Söz alan cumhuriyet savcısı tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tutuksuz sanığında mevcut halinin devamına hükmedilmesini talep etti.


Sanık, tanık ve avukat beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu 4 sanığın tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık Ramazan Çetin hakkında bulunan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sonraki duruşma 9 Şubat’a ertelendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Dorka Juhasz: "Annemin mirasını sürdürmek benim için çok önemli" Galatasaray Çağdaş Faktoring Kadın Basketbol Takımı’nın oyuncusu Dorka Juhasz, Macar basketbolunun efsanelerinden biri olan annesinin mirasını sürdürmenin kendisi için çok önemli olduğunu belirterek, "Büyürken o benim her zaman rol modelimdi, hep ona özendim. O Macaristan’da gerçek bir efsane" dedi. Galatasaray Çağdaş Faktoring Kadın Basketbol Takımı’nın Macar oyuncusu Dorka Juhasz, GSPlus’a özel açıklamalarda bulundu. Sarı-kırmızılı kulübe adaptasyon süreciyle ilgili konuşan Juhasz, "Takıma alışma süreci beklediğimden çok daha kolay geçti. Daha önce Türkiye’de hiç oynamadığım için neyle karşılaşacağımı tam olarak bilmiyordum. Ancak Galatasaray, İstanbul ve takımdaki arkadaşlarım hakkında çok güzel şeyler duymuştum; nitekim hiç hayal kırıklığına uğramadım. Burada kızlar (takım arkadaşlarım) beni çok sıcak karşıladı, şu ana kadar her şey harika gidiyor. Galatasaray’ın ve bu ortamın bir parçası olmaktan büyük keyif alıyorum. Çok eğlenceli bir takımız, tabii ki maç kazanmak da işin en keyifli yanı. Harika bir oyuncu grubumuz ve çok iyi insanlardan oluşan bir teknik ekibimiz var. Kısacası, şu an için her şey yolunda" dedi. "Hep ona özendim" Macar basketbolunun efsanelerinden biri olan annesi annesi Hajnalka Balzs’ın mirasını sürdürmek istediğini belirten Galatasaraylı oyuncu, "Büyürken o benim her zaman rol modelimdi, hep ona özendim. O Macaristan’da gerçek bir efsane. Onu gördükçe kendime hedefler koydum, hep ’Ben de onun gibi olmak istiyorum’ dedim. Onun başardıklarını başarmak, Avrupa’da en üst seviyede ve milli takımda oynamak istiyordum; bunların üzerine bir de WNBA hedefini ekledim. Onun gibi bir rol modele sahip olmak harika. Maçlarını (oynadığı dönemde) canlı izleyemesem de kasetlerden ve DVD’lerden çok seyrettim. Beni basketbolla tanıştıran aslında annem oldu. Memleketimde basketbolu çok seven insanlarla dolu o küçük spor salonuna beni maçlara götürürdü. Orada birçok şampiyonluk kazandılar. Bu yüzden basketbolun kanımda olduğunu düşünüyorum. En başından beri motivasyonum hep ona benzemekti, bu yüzden sürekli onu gururlandırmaya çalışıyorum. Beni her zaman destekliyor; Amerika’da oynarken bile saat farkına rağmen gece 02.00’de kalkıp bütün üniversite kariyerim boyunca maçlarımı izledi. O kesinlikle benim bir numaralı destekçim" diye konuştu.