ÇEVRE - 20 Nisan 2026 Pazartesi 10:56

L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı

A
A
A
L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı

22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle sürdürülebilirlikte kararlılığını vurgulayan L’Oréal Türkiye; "Gelecek İçin L’Oréal" sürdürülebilirlik programıyla bilim ve teknolojiyi gezegenin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışı için buluşturuyor.



"Gelecek için L’Oréal" sürdürülebilirlik programı ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirine entegre eden L’Oréal, bu süreci bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını bir kez daha gösteriyor. Yapılan araştırmaların, her 10 kişiden 6’sının sürdürülebilir bir yaşam sürmek istemesine rağmen bu konuda net bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu göstermesi; şirketlerin doğru bilgi ve yönlendirme konusundaki sorumluluğunu artırıyor. Bu içgörüyle tüketicilerin farkındalığını artırmaya çalışan L’Oréal Türkiye; su ve enerji tasarrufu sağlayan teknolojilerden yeniden doldurulabilir ürünlerine, eko-tasarımdan şeffaf çevresel etiketleme sistemlerine kadar uzanan uygulamaların rehberliğinde tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapabilmesine destek oluyor. Küresel inisiyatifleri yerel stratejiyle birleştirerek gezegenimizi koruma sorumluluğuyla hareket eden şirket, sürdürülebilir bir dönüşümün parçası olmayı sürdürüyor.


L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu "Sürdürülebilirliği bir stratejinin ötesine taşıyarak tüm iş süreçlerimizin temel değeri haline getiriyoruz. ‘Gelecek İçin L’Oréal’ sürdürülebilirlik programımızla, gezegenimizin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışını bilim ve teknolojinin gücüyle somut bir etkiye dönüştürüyoruz. Sürdürülebilir yaşam konusundaki rehberlik ihtiyacına, sunduğumuz yenilikçi çözümler ve şeffaf bilgilendirme sistemlerimizle yanıt veriyoruz. Tekno-güzellik vizyonumuzla sadece ürünlerimizi değil, güzellik rutinlerinin tamamını gezegenimize değer katan bir deneyime dönüştürüyoruz" dedi.


Tekno-güzellik inovasyonlarıyla gezegen için somut etki


Yapılan açıklamaya göre şirket, dünya çapında sürdürülebilir çözümler geliştirmek için tekno-güzellik gücünden yararlanmaya devam ediyor. Bu vizyonun güncel örneklerinden ve CES 2024 İnovasyon Ödülü ile TIME dergisinin "Yılın En İyi İcatları" arasında yer alan L’Oréal Professionnel AirLight Pro, saç kurutma deneyimini yeniden tanımlıyor. Gelişmiş kızılötesi ışık teknolojisiyle saçı aşırı ısıya maruz bırakmadan hızla kurutan cihaz, geleneksel sistemlere kıyasla yüzde 14 daha az enerji tüketimi sağlayarak hem saçı hem de gezegeni koruyor.


Su tasarrufunda önemli bir etki oluşturan bir diğer inovasyon ise İsviçreli start-up Gjosa iş birliğiyle geliştirilen L’Oréal Professionnel Water Saver duş başlığı teknolojisi. Patentli bu teknoloji, kuaför salonlarının yıkama alanlarında yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 488 milyon litreden fazla su (yaklaşık 195 olimpik yüzme havuzu) ve 31,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlayan bu çözüm, 172 bin kişinin 1 yıllık TV izleme süresine eşdeğer. Sürdürülebilir güzelliğin profesyonel salonlardaki standardı haline gelen L’Oréal Professionnel Water Saver, Türkiye’de de seçili salonlarda kullanılarak 549 bin 462 litre su ve 35 bin 550 kWh enerji tasarrufu sağlayıp Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğine katkı sunarken, güzellik rutinlerini çevre dostu hale getiriyor.


Döngüsel ekonomiye yeniden doldurulabilir (refill) ürünlerin etkisi


Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre yeniden doldurulabilir şişeler ve geri alım sistemleri gibi "yeniden kullanım" seçeneklerinin teşvik edilmesi, 2040 yılına kadar plastik kirliliğini yüzde 30 oranında azaltabilir.


Şirket ise geniş yeniden doldurulabilir (refill) ürün portföyüyle tüketici alışkanlıklarını sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürüyor. Cilt bakımından parfüme kadar farklı kategorilerde sunulan bu seçenekler, ambalaj tipine göre plastik ve cam kullanımını yüzde 59 ile yüzde 75 arasında azaltırken, ortalama yüzde 70 daha az ambalaj atığı tüketilmesini sağlıyor. Üstelik bu sürdürülebilir tercih, tüketicilere aynı miktardaki ürüne yüzde 20 ile yüzde 25 arasında değişen bir maliyet avantajıyla ulaşma imkânı sunuyor. Bu kapsamda L’Oréal ayrıca; 2030 yılına kadar 2019’a kıyasla saf plastik kullanımını yüzde 50 azaltmayı, ambalaj yoğunluğunu yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj malzemelerinin yarısını geri dönüştürülmüş veya biyobazlı kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor.


Ambalajda döngüsel çözümler


Şirket, bilim ve teknolojiyi odağına alarak sürdürülebilir bir yaşamı desteklemeyi hedeflerken, plastik tüketiminin azaltılmasını öncelikli odak alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda geliştirilen döngüsel inovasyon yaklaşımı hem kaynak kullanımını azaltıyor hem de tüketicilere daha çevre dostu seçimler sunuyor. Plastik Geri Dönüştürücüler Derneği (APR) tarafından yapılan analizler; ambalajları sıfırdan üretilen yeni plastikler yerine geri dönüştürülmüş malzemelerden üretmenin, enerji tüketimini yüzde 79, sera gazı emisyonlarını ise yüzde 67 oranında azalttığını kanıtlıyor.


Ambalajlarında plastik tüketimini kaynağında azaltmayı hedefleyen L’Oréal de Garnier Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ve Kérastase şampuan şişelerinde yüzde 100 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanımına ulaşırken; L’Oréal Paris Elseve ve L’Oréal Professionnel Serie Expert gibi ikonik serileriyle döngüsel ekonomiyi destekliyor. Kiehl’s portföyünün ise yüzde 80’den fazlası geri dönüştürülmüş materyallerden üretiliyor. 2025 yılında ambalajlarında kullanılan plastiğin yüzde 50’si biyobazlı veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlayan L’Oréal 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 100’e çıkarılmasını hedefliyor.


Tüketici beklentileri şeffaf ve sürdürülebilir bir güzellik anlayışını şekillendiriyor


Günümüzde tüketicilerin satın alma kararlarında sürdürülebilirliğin ve ürünlerin çevresel etkilerini bilmenin önemi, küresel araştırmalarla her geçen gün daha net bir şekilde ortaya konuyor. Araştırma şirketi Mintel’in araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 41’i satın aldıkları ürünlerin çevresel etkileri hakkında bilgi sahibi olmak isterken, satın alma tercihlerinde sürdürülebilirliği temel bir kriter olarak gördüğünü gösteriyor. Tüketicilerin bu şeffaflık beklentisine yanıt veren şirket ise Garnier markasıyla hayata geçirdiği Çevresel Etiketleme Sistemi ile kişisel bakımda yeni bir dönem başlatıyor.


11 bağımsız uzman tarafından geliştirilen ve Bureau Veritas tarafından onaylanan bu sistem; bir ürünün çevresel etkisini karbon ayak izinden su tüketimine kadar 14 farklı çevresel faktöre göre değerlendirerek A’dan E’ye kadar derecelendiriyor. Avrupa Komisyonu kılavuzlarıyla uyumlu bu bilimsel metodoloji, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin doğa üzerindeki etkisi hakkında şeffaf ve güvenilir bilgi sunarken; aynı zamanda markaların daha düşük çevresel etkili ürün inovasyonlarına yatırım yapmasını teşvik ederek sektör genelinde sürdürülebilir bir dönüşümün önünü açıyor.


Bilinçli alışveriş anlayışıyla ürün içeriğinden teslimata kadar tüketiciye eşlik ediliyor


Şirket, ürün ambalajlarının ötesinde, içeriklerin sürdürülebilirliğini de döngüsel ekonominin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. "Yeşil Bilim" (Green Sciences) yaklaşımıyla şekillenen bu vizyon; çevresel etkiyi minimize ederken ürün performansından ödün vermeyen formülasyonlar geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket; 2030 yılına kadar formüllerinde kullandığı bileşenlerin yüzde 75’inden fazlasını doğadan (bitki ve mineraller) veya geri dönüştürülmüş malzemelerden temin etmeyi taahhüt ediyor.


2021’den beri sürdürülen "Plastiksiz E-Ticaret" uygulamasıyla ise direkt e-ticaret sitelerinden yapılan alışverişlerde teslimat süreçlerinden plastik tamamen çıkarılarak bugüne kadar 573 bin litre suya eşdeğer karbon tasarrufu sağlandı. Böylece şirket, "Yeşil Bilim" ile formüle edilen ürünlerini, çevre dostu ambalajlarda ve plastiksiz teslimat vizyonuyla sunarak tüketicisinin sürdürülebilir yaşam yolculuğunun her aşamasında yanında oluyor.



L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt Belediyesi’nden İBB’ye pankartlı soru "Esenyurt Metrosu Nerede" İstanbul’da uzun süredir yapımının tamamlanması beklenen Esenyurt Metrosu İBB ile Esenyurt Belediyesi’ni karşı karşıya getirdi. Esenyurt Belediyesi ilçedeki panolara "Esenyurt Metrosu Nerede?" pankartı astı. Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy "Sorumuzun cevaplanmasını bekliyoruz" diyerek tepkisini dile getirdi. 2017 yılında yapımına başlanan Mahmutbey - Bahçeşehir - Esenyurt metro hattının ilk etabının 2027 yılında açılması beklenirken, Esenyurt’a uzanan ikinci etabın akıbeti ise belirsizliğini koruyor. İstanbul trafiğini büyük ölçüde rahatlaması beklenen metro hattındaki gecikme, Esenyurt Belediyesi ile İBB’yi karşı karşıya getirdi. Esenyurt Belediyesi İBB’ye yazı yazarak Esenyurt’a uzanan metro hattı ile ilgili süreci sordu. Ancak İBB, belediyeye karşılık vermedi. Bunun üzerine Esenyurt’ta bulunan panolar, "Esenyurt Metrosu Nerede" pankartları ile donatıldı. "Vatandaşın en büyük sorunu ulaşım" İBB’nin metro çalışmalarında sorularını yanıtsız bıraktığını belirten Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy, "Kamu hizmetlerinin takibi noktasında kamuoyu inceleme çalışmalarını örnek alıyoruz. O anlamda Esenyurt’ta vatandaşın en büyük sorunu yüzde 42 ile ulaşım. Vatandaşımızdan aldığımız en büyük soru da ‘Esenyurt metrosu ne zaman gelecek?’ oluyor. Bunu İBB yetkililerine sorduğumuzda net cevap alamıyoruz. Bize gelen yazılı cevaplar iki faza ayrıldı. İlk fazı hastane durağı olarak, yani Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi - Küçükçekmece - Mahmutbey duraklarında çalışmanın 2027 yılında biteceği söyleniyor. Fakat hastaneden 6 durak sonra Esenyurt Meydan durağı bulunuyor. Maalesef hastaneden sonraki durakların ne zaman tamamlanacağı söylenemiyor, planlama aşamasında deniliyor. Bu tempoya bakarsak 10-12 sene arasında yapımını tamamlamaya planlıyorlar diye düşünüyorum. İBB’den aldığımız cevabı vatandaşlara anlatabilmemiz için bu cevabı verenlerin anlatmasının en doğrusu olduğunu düşündük. Bir meydana ‘Esenyurt Metrosu nerede?’ yazılı pankart astık. Sorunun muhatabı belli, muhatap İBB. Onlarında sorumlu oldukları metronun ne zaman biteceğini Esenyurtlu vatandaşlara anlatmasını istedik. Şu ana kadar ise bir cevap alamadık" dedi. "Devletimiz her zaman yardımcı olacaktır" Aksaklıkların yaşanabileceğini ve her zaman devletin yardımcı olabileceğini belirten Aksoy, "Bu süreçte pankart çalışmamız ilgiyle karşılandı, vatandaşta ciddi bir karşılık buldu. Her kesim, fikir ve eğitim gruplarında karşılık buldu. Her kesimin ortak sorunu, ortak kaygısı. Sorumuzun cevaplanmasını bekliyoruz. Üstümüze düşen görev vatandaşların taleplerini, vatandaşın isteklerini yetkili kurumlara iletmek. Burada da sorumlu kurum İBB, soru sormaya devam edeceğiz. Onlar da çalışmanın devamı için gerek yeniden etüt çalışmaları başlatacaklar, gerekse de şantiye kuracaklar veya ulaştırma bakanlığına rehberlik için başvuracaklar. Bazı beklenmeyen aksaklıklar yaşanmış olabilir, hayatta her şeyi başaramayabiliriz. Bu durumda da gerekli kurumlarla irtibata geçerek halkı bilgilendirmeliler. Eğer yapamıyorlarsa devletimiz her zaman yardımcı olacaktır. iBB’nin söylemesi yeterli olur" diye konuştu.
Şırnak Cizre Adliyesi 2025 faaliyet raporunu açıkladı Şırnak’ın Cizre İlçe Adliyesi, 2025 faaliyet raporunu paylaştı. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırlanan raporda, Cizre ve mülhakat adliyelerindeki dosya temizleme oranlarının yüzde 100’ün üzerine çıkarak yargıda hız ve verimliliğin arttığı belirtildi. Cizre Adliyesi’nin resmi internet sitesinde yayımlanan kapsamlı faaliyet raporunda; Cizre Cumhuriyet Başsavcısı Muammer Çoban ve Cizre Adalet Komisyonu Başkanı Çağrı İncekara’nın açıklamalarına yer verildi. Raporda, yargı hizmetlerinde şeffaflığın tesis edilmesinin güven verici adalet sistemi için taşıdığı kritik öneme dikkat çekildi. Cizre’de yüzde 103’lük rekor verimlilik Verilere göre, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2025 yılı içerisinde büyük bir iş yükünü başarıyla yönettiği belirtildi. Yıl içinde gelen 9 bin 18 yeni soruşturma dosyasına, 2024 yılından devreden dosyaların da eklenmesiyle toplamda 9 bin 344 dosya karara bağlandığı bildirildi. Böylece Cizre Adliyesi yüzde 103,61 gibi yüksek bir dosya temizleme oranına ulaşarak, bir önceki yılın yüzde 100,32’lik oranını geride bıraktı. Cizre Adliyesi mülhakat adliyelerinde de benzer bir başarı tablosu çizildiği raporda yer aldı. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı 2025 yılından gelen 7 bin 257 dosyaya karşılık, devredenlerle birlikte toplam 7 bin 357 dosyayı sonuçlandırarak yüzde 101,38 dosya temizleme oranına ulaştı. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı, yıl içinde gelen bin 903 dosyaya rağmen, sonuçlandırılan toplam 2 bin 52 dosya ile yüzde 107,83’lük temizleme oranı yakalayarak dikkat çeken bir performans sergiledi. Raporda sadece savcılık birimleri değil, Cizre Adliyesi mahkemelerinin de 20252te dava temizleme oranlarının oldukça yüksek bir düzeyde gerçekleştiği belirtildi. Raporda, yargı süreçlerinin hızlandırılması ve adaletin gecikmeksizin tecellisi noktasında personelin ve hakim-savcıların özverili çalışmalarının altı çizildi.