SAĞLIK - 26 Kasım 2025 Çarşamba 10:36

Kış depresyonundan koruyan 4 tavsiye

A
A
A
Kış depresyonundan koruyan 4 tavsiye

Kış depresyonuyla başa çıkmak için ilaçsız yöntemler olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Umut Mert Aksoy, "En etkili önlem, sabah ışığına doğrudan maruz kalmaktır. Bunun dışında, her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmak, ekran kısıtlaması, sabahları protein ağırlıklı (yumurta, peynir) bir kahvaltı, akşam hafif öğünler yemek, sabah veya öğle saatlerinde yapılan hafif egzersizler vücudun enerji düzeyini yükselterek kış depresyonunun etkilerini önler" dedi.



İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Umut Mert Aksoy, kışa girerken günlerin kısalması ve güneş ışığının azalmasıyla birlikte artan yorgunluk, isteksizlik ve uyku halinin "Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu"nun (kış depresyonu) habercisi olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Aksoy, bu durumun bir zayıflık olmadığını, tamamen vücudun biyolojik saatindeki değişimlerden kaynaklandığını vurguladı.



Kış depresyonu ve uykusuzluk arasındaki ilişkinin bir kısır döngü olduğunu belirten Prof. Dr. Aksoy, "Günlerin kısalması, vücudumuzun iç saati olan biyolojik saatimizi doğrudan etkiliyor. Gözümüze gelen ışık miktarı azaldığında, ’uyku hormonu’ olan melatonin daha uzun süre salgılanıyor ve beyin bu durumu ’gece devam ediyor’ şeklinde yorumluyor" dedi.



"Ne kadar uyusam da yetmiyor hissi olabilir"


Bu biyolojik değişimin, kişinin sabahları uyanmakta güçlük çekmesine ve gün içinde kendini yarı uykuda hissetmesine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Aksoy, kış aylarında gördükleri en sık şikayetleri şöyle özetledi: "En belirgin tablo, ’ne kadar uyusam da yetmiyor’ hissidir. Uykunun süresi artsa bile kalitesi düşer; kişi sabah yorgun ve isteksiz uyanır. Bu tabloya ’hipersomnia’ (aşırı uyuma) denir. Bazı hastalarda ise tam tersi; uykuya dalamama, sık uyanma veya sabah çok erken uyanıp bir daha uyuyamama (insomnia) görülür. Her iki durumda da ortak payda, vücut saatinin doğanın temposundan sapmasıdır."



Prof. Dr. Aksoy, bu duruma genellikle enerji açığını kapatma çabasıyla artan iştahın, özellikle de tatlı ve karbonhidrat isteğinin eşlik ettiğini ekledi.



"İşlev kaybı yaşanıyorsa dikkat"


Prof. Dr. Aksoy, bu belirtilerin ne zaman ciddiye alınması gerektiği konusunda ise şu uyarılarda bulundu: "Eğer uyku bozukluğu süreklilik kazanmışsa, kişinin günlük işlevselliğini (işe gitmek, derslere odaklanmak, ilişkilerde sabırlı davranmak) etkilemeye başlamışsa, artık bu normal bir mevsim geçişi değil, klinik bir tablodur. Haftada üç geceden fazla yaşanan ve üç aydan uzun süren uyku sorunları ’kronik insomnia’ olarak kabul edilir ve profesyonel destek gerektirir."



"En etkili ilaçsız yöntem: sabah ışığı"


Kış depresyonuyla başa çıkmak için ilaçsız yöntemlerin mevcut olduğunu belirten Prof. Dr. Aksoy, "En etkili önlem sabah ışığına maruz kalmaktır. Hava bulutlu olsa bile, uyanır uyanmaz perdeleri açmak ve mümkünse kısa bir yürüyüş yapmak, vücuda ’gün başladı’ mesajı vererek biyolojik saati yeniden ayarlar" dedi.



"Kış depresyonuna karşı 4 altın öneri"


Prof. Dr. Aksoy, kış depresyonundan korunmak için şu tavsiyelerde bulundu:


"Uyku hijyeni: Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmak, biyolojik saatin şaşırmasını engeller.


Ekran kısıtlaması: Akşamları telefon ve bilgisayar ekranlarından yayılan mavi ışık, melatonin salgısını baskılayarak uyku saatini geciktirir. Yatmadan önce kullanımı sınırlandırılmalıdır.


Beslenme: Sabah protein ağırlıklı (yumurta, peynir) bir kahvaltı uyanıklığı desteklerken, akşamları hafif öğünler tercih edilmelidir.


Hareket: Sabah veya öğle saatlerinde yapılan hafif egzersizler enerji düzeyini yükseltir."



"Işık terapisi biyolojik saati yeniden ayarlıyor"


Mevsimsel depresyon için en etkili ilaç dışı tedavilerden birinin "Işık Terapisi" olduğunu belirten Prof. Dr. Aksoy, "Bu yöntemde kişi, her sabah 10.000 lux şiddetindeki özel bir ışık kaynağına 20-30 dakika maruz bırakılır. Bu güçlü ışık, gün ışığını taklit ederek beyni ’güne uyandırır’, melatonin dengesini düzeltir ve serotonin sistemini canlandırır. Genellikle bir hafta içinde belirgin iyileşme sağlanır" diye konuştu.



Kimi insanlar neden daha yatkın?


Prof. Dr. Aksoy, kış depresyonunun herkesi aynı etkilemediğini, bazı insanların biyolojik olarak daha duyarlı olduğunu belirterek, "Genetik düzeyde, melatonin reseptörlerini kodlayan bazı genlerdeki farklılıkların kişiyi mevsimsel depresyona yatkın hale getirdiği biliniyor. Bu bireylerde beyindeki ’ışığa yanıt eşiği’ daha düşüktür ve karanlık günlerin etkisini çok daha derin hissederler" dedi.



"Zayıflık değil, biyolojik bir tepki"


Prof. Dr. Umut Mert Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Kış depresyonu bir zayıflık değil, doğanın ritmine karşı vücudun verdiği biyolojik bir tepkidir. Doğayla savaşmak yerine onun temposuna ayak uydurmak, yaşam alışkanlıklarını buna göre düzenlemek, ruhsal sağlığın en doğal reçetesidir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokat’ta polis delil aradı, cephanelik buldu Tokat’ta bir kişinin yaralandığı silahlı kavgayla bağlantılı çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirilirken olaya karışan bir kişi tutuklandı. Olay, 29 Mart 2026 günü saat 01.00 sıralarında GOP Bulvarı üzerinde bulunan bir iş yerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, F.M. ile M.K. arasında henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek silahlı kavgaya dönüştü. Şüpheli F.M.’nin ateş açması sonucu M.K. yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı, sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Olay yerinde inceleme yapan polis ekipleri, ilk etapta saldırıda kullanılan silaha ulaşamadı. Bunun üzerine Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından geniş çaplı çalışma başlatıldı. Gece boyunca süren araştırmalarda sonuç alınamayınca soruşturma derinleştirildi. Yapılan teknik ve fiziki çalışmalar neticesinde olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen şahıslar ve adresler tespit edildi. Belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarda, olayda kullanıldığı değerlendirilen silahın da aralarında bulunduğu çok sayıda suç unsuru ele geçirildi. Operasyonlarda çok sayıda fişek, şarjör, kabze ve icra mili bulundu. Ayrıca olay yerinden delilleri kaçırdığı tespit edilen şahıslar da yakalandı. Olayın şüphelisi F.M., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Manisa Unutulan çizgili pijamalar yeniden revaçta Manisa’nın Demirci ilçesinde 77 yaşındaki terzi, babasından miras kalan mesleğini 60 yıldır aynı dükkanda sürdürüyor. Bir dönem Türkiye’de neredeyse her evde bulunan çizgili pijama takımlarını yeniden dikmeye başlayan Öztemel, 12 metrekarelik dükkanında hem nostaljiyi yaşatıyor hem de kaybolmaya yüz tutan terzilik mesleğini ayakta tutuyor. Türkiye’de özellikle 1960, 1970 ve 1980’li yıllarda oldukça yaygın olan, Yeşilçam filmleriyle de hafızalara kazınan çizgili pijama takımları Manisa’nın Demirci ilçesinde yeniden hayat buluyor. İlçenin Hacıhasan Mahallesi Yağcılar Sokak’ta bulunan küçük dükkanında mesleğini sürdüren 77 yaşındaki terzi Yaşar Öztemel, yarım asrı aşkın süredir iğne ve ipliği elinden bırakmıyor. Baba yadigarı tezgahta üretim sürüyor Babası ve ağabeyinden devraldığı terzilik mesleğini aynı dükkanda devam ettiren Öztemel, yaklaşık 12 metrekarelik mütevazı iş yerinde geleneksel yöntemlerle çalışıyor. Yıllara meydan okuyan dikiş makinesiyle üretim yapan Öztemel, sadece kıyafet değil geçmişin hatıralarını da yeniden diktiğini söylüyor. 70’lerin ev modası yeniden ilgi görüyor Bir dönem Türkiye’de "ev üniforması" olarak bilinen çizgili pijama takımları, son yıllarda nostalji meraklılarının ilgisiyle yeniden sipariş almaya başladı. Pamuklu kumaştan hazırlanan bu pijamaların kışın sıcak, yazın ise serin tuttuğunu belirten Öztemel, eski modanın yeniden rağbet görmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. Mesleğini ilk günkü heyecanla sürdürdüğünü dile getiren Yaşar Öztemel, "Bu dükkan bana babamdan emanet. Burada 60 yılım geçti. Yaklaşık 75 yıldır babadan oğula aynı dükkanda bu meslek devam ediyor. Terzilik bereketli bir meslektir. Çalışan demir ışıldar. Bir zamanlar herkesin giydiği bu pijamalar şimdi yeniden sorulmaya başladı. Gücüm yettiğince bu geleneği yaşatmaya devam edeceğim" dedi. "Böyle ustalar artık kalmadı" Yağcılar Sokak’taki dükkan komşusu Nurullah Baş ise Yaşar Öztemel’in ilçenin en eski terzilerinden biri olduğunu belirterek, "Yaşar abi babasından ve ağabeyinden gelen gerçek bir sanat ustasıdır. Günümüzde böyle usta terziler çok az kaldı. Nostaljik pijama takımlarını dikiyor ve meraklıları gelip özellikle ona diktiriyor" diye konuştu. El emeğiyle hazırladığı pijama takımlarıyla geçmiş ile bugün arasında köprü kuran Yaşar Öztemel, küçük dükkanında büyük bir geleneği yaşatmaya devam ediyor.
İstanbul Varisle karıştırılan ödem farklı hastalıkların habercisi olabilir Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, varisin ve ödemin sıkça beraber görülebileceğini, fakat ödemin başka hastalıkların da belirtisi olabileceğini belirterek doğru tanının hayati önem taşıdığını vurguladı. Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, bacaklarda sık görülen şişliklerin toplumda çoğunlukla varis olarak yorumlandığını ancak bu durumun her zaman doğru olmadığını belirtti. Ödemin birbirinden farklı sağlık sorunları nedeniyle oluşabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Bahar Temur, yanlış değerlendirmelerin tedavi sürecini geciktirebileceğine dikkat çekti. Varis bir dolaşım sistemi hastalığıdır Varisin, toplardamarlarda bulunan kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi sonucu ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Bahar Temur, şu bilgileri paylaştı: "Variste damarlar genişler, kıvrımlı bir hal alır ve cilt yüzeyinden belirgin şekilde görülebilir. Hastalarda bacaklarda ağrı, yanma, kaşıntı ve gün sonunda artan ağırlık hissi sık görülür. Uzun süre ayakta kalma, hareketsiz yaşam tarzı ve genetik yatkınlık varis oluşumunda önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır." Benzer şikâyetler farklı nedenlere işaret edebilir Bacaklarda ödemin varislerle beraber görülebildiği gibi kardiyak (kalp ile ilgili) nedenlerden, böbrek yetmezliğinden, hormonal sebeplerden, lenfödem gibi lenf damarı hastalıklarından da oluşabileceğini söyleyen Doç. Dr. Bahar Temur, "Ödem, dokular arasında sıvı birikmesi sonucu oluşur. Genellikle yaygın bir şişlik şeklinde kendini gösterir ve sadece bacaklarda değil ayak, el ve yüzde de görülebilir" dedi. Ödemin; fazla tuz tüketimi, hareketsizlik, hormonal değişimler, gebelik ve bazı ilaçlara bağlı olarak gelişebileceğini belirten Doç. Dr. Bahar Temur, bazı durumlarda altta yatan sistemik hastalıkların da işareti olabileceğini vurguladı. Doç. Dr. Bahar Temur, iki durumun nasıl ayırt edilebileceğini şöyle anlattı: "Görünüm: Variste belirgin, kıvrımlı ve morumsu damarlar görülürken, diğer sebeplerle oluşan ödemde daha yaygın ve homojen bir şişlik oluşur. Yerleşim: Varis genellikle bacaklarla sınırlıdır; kardiyak veya hormonal ödem ise ayak, bacak, el ve yüzde ortaya çıkabilir. Fizik muayene bulgusu: Ödemde bası ile çökme (çukurlaşma) görülebilirken, variste damar yapısı belirgin şekilde hissedilir. Şikâyetlerin seyri: Variste gün sonunda artan ağrı ve ağırlık hissi ön plandayken, diğer sebeplerle oluşan ödemde şişlik gün içinde değişkenlik gösterebilir." Doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır Ödeme neden olan durumların birbirine karıştırılmasının hastaların yanlış tedavi yöntemlerine yönelmesine neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Bahar Temur, "Kardiyak ödem ve varisin tedavi yaklaşımları farklıdır. Bu nedenle bacaklarda şişlik, ağrı ya da damar belirginliği yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır" uyarılarında bulundu. Ne zaman uzmana başvurulmalı Doç. Dr. Bahar Temur, son olarak şunları kaydetti: Bacaklarda sürekli veya tekrarlayan şişlik varsa, damarlar belirginleşmişse, ağrı, yanma, kramp gibi şikâyetler eşlik ediyorsa, şişlik tek taraflı ve ani geliştiyse bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirme önerilmektedir. Erken tanı ve doğru tedavi ile hem varisin hem ödemin kontrol altına alınabilmesi mümkünken, özellikle risk grubunda yer alan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerekmektedir."
Sivas Sağlık çalışanları koro oluşturdu, Türk halk müzikleri seslendirildi Medicana Sivas Hastanesi bünyesinde görev yapan sağlık çalışanlarının oluşturduğu Türk Halk Müziği Korosu, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen konserde sahne alarak büyük beğeni topladı. Medicana Sivas Hastanesi hekimleri, hemşireleri ve sağlık çalışanlarından oluşan ‘Medicana Türk Halk Müziği Korosu’, 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Sağlığın Ritmi Türkülerle Buluşuyor’ konserinde izleyicilerle buluştu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi 4 Eylül Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve bu yıl 5’incisi düzenlenen konsere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Doktor, hemşire ve sağlık personellerinden oluşan koro, Anadolu’nun farklı yörelerinden derlenen Türk Halk Müziği eserlerini seslendirdi. Sağlık çalışanlarının sahne performansı, salonu dolduran izleyicilerden büyük alkış aldı. Gerçekleştirilen programa Vali Yılmaz Şimşek de katıldı. Etkinlik sonunda koro üyelerine katkılarından dolayı çiçek takdim edilerek program sona erdi. "Tıp bayramı için düzenliyoruz" Medicana Sivas Hastanesi Genel Müdürü Dr. Mustafa Argındoğan konser hakkında bilgiler vererek, "Bu konserimizin 5’incisi olacak. Kıymetli hocalarımızın düzenlediğini bir konserdir. Bu konseri ‘Tıp bayramı’ için düzenliyoruz. Bu koronun yüzde 80’i hekimlerimizden oluşuyor. Hekimlerin dışında hastanemizin sağlık çalışanları ve üniversiteden koromuza destek veren arkadaşlarımız var" dedi. "Ruhumuzu müzikle dinlendiriyoruz" Koro şefi Emre Yuvacı, müziğin tıpla beraber yürüdüğünü söyleyerek, ‘14 Mart Tıp Bayramı’ için düzenlenen konserimizde doktorlarımız stetoskoplarını bırakıp, şifalarını bu şekilde dağıtmaya başlayacaklar. Tarih boyunca müzik, tıpla beraber yürümüştür. Bugünde ruhumuzu müzikle dinlendireceğiz" diye konuştu.
Ankara Mart ayı doğum yardımı ödemeleri hesaplara yatırıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, mart ayı doğum yardımı ödemelerinin bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırıldığını bildirdi. Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, 2025 Aile Yılı kapsamında doğum yardımı miktarının güncellendiğini, 1 Ocak 2025 itibarıyla doğan ilk çocuğa 5 bin lira tutarında tek seferlik, ikinci çocuğa aylık 1500 lira, üç ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin lira destek verildiğini kaydetti. Bakan Göktaş, iki, üç ve üzeri 549 bin 167 çocuk için düzenli ödeme yapıldığını da vurguladı. Aile Yılı’nda vatandaşlara verilen önemli desteklerden birinin doğum yardımları olduğunu ifade eden Göktaş, şunları kaydetti: "Bu kapsamda mart ayı doğum yardımı ödemelerini bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırdık. Böylece bugüne kadar doğum yardımından faydalanan toplam 923 bin 64 annenin hesabına 13,9 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk. Bakanlık olarak aile olmayı teşvik eden, sürdürülebilir destek mekanizmalarıyla sağlıklı, bilinçli aileleri güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ödemelerin bütün ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum." Göktaş, doğum yardımına başvuruların e-Devlet ve ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden alındığını belirterek, başvurusu onaylanan ailelerin doğum yardımlarının yatırıldığı bilgisine "İlk Öğretmenim Ailem" mobil uygulaması aracılığıyla ulaşılabileceğini bildirdi. Doğum yardımı ödemelerinin Halkbank aracılığıyla hesaplara yatırıldığı bilgisini veren Göktaş, ödemelerin çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz olarak devam edeceğini hatırlattı.