SAĞLIK - 09 Ekim 2025 Perşembe 10:17

Karın şişliğinin diyetle geçeceğini sandı: 5 kiloluk kist çıktı

A
A
A

 İstanbul'da yaşayan 24 yaşındaki genç kadın, karın şişliği ve gaz sancısı şikâyetleriyle doktora başvurdu. İlk başvurduğu merkezde sorunun sindirim sisteminden kaynaklı olduğu düşünülerek kendisine diyet programı önerildi. Ancak şikâyetleri aylar içinde artınca başka bir merkezde yapılan detaylı muayenede karnında 45 santimetre büyüklüğünde ve 5 kilogram ağırlığında kist tespit edildi. Genç kadının başarılı operasyonla karnındaki kist alınarak, doğurganlık şansı korundu.

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen, hastanın tanı sürecinin zorluklarına dikkat çekerek, "Hasta bize geldiğinde karnı oldukça şiş ve zayıflamıştı. Daha önce bağırsak problemi sanılarak diyet önerilmiş. Yumurtalıktan kaynaklanan kitleler genellikle sindirim sistemi rahatsızlıklarıyla karıştırılabiliyor. Bu nedenle hasta da bir süre özel beslenme programıyla durumu idare etmeye çalışmış. Meslek hayatımda gördüğüm en büyük kitleydi. Karın içinde geniş bir alan olduğu için fark edilmesi zor olabiliyor" dedi.

"Geç fark edilmesinin nedeni hareketsiz yaşam tarzı"

Hastanın ameliyat süreci hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen, "Kitle, bağırsakları sıkıştırdıkça kendine yer bulabiliyor. 40-45 santimetreye ulaşmasa da 10-15 santimetreye büyüdüğünde belirtiler ortaya çıkmaya başlıyor. Belirtilerin geç fark edilmesinin nedeni, hareketsiz yaşam tarzı ve düzenli kontrole gitmemesi. Çok hareketsiz kaldığımızda bedenimizdeki değişimleri anlamakta zorlanabiliyoruz. Yıllık kontroller, özellikle adetten sonra ultrasonla yapılmalı; bu çok önemli. Bu kadar geç fark edilmesi nadir bir durum ancak olabildiğini göstermesi açısından çarpıcı" dedi.

"Ameliyat 20-25 dakika sürdü"

"Ameliyatlarda ekip çalışması kritik önem taşıyor" diyen Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen, "Üniversite hastanesi olmamız nedeniyle elimiz güçlü. Ameliyata, organ korumaya yönelik hazırlıklı giriyoruz. Karnı diklemesine kestiğimiz prosedür 20-25 dakika sürüyor ve kitle hızlıca çıkarılıyor. Hastanın yaşı genç, bu nedenle kanser beklemiyoruz. Ameliyat hem güzel hem de hızlı geçti. Hasta artık yürüyebiliyor ve normal sürecine döndü. Yarın evine gidecek, bir hafta sonra işine başlayacak. Korkulacak bir durum yok" şeklinde konuştu.

"Yıllık kontroller yapmak şart"

Kistlerin her yaşta görülebildiğini, özellikle de üreme çağında daha sık ortaya çıktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen şunları söyledi:

"Yumurtalık, her ay 2 santimetrelik kistleri oluşturup atan bir kist fabrikası gibidir. Uyku düzensizlikleri, beslenme hataları ve hareketsiz yaşam gibi faktörler, kistlerin kaybolmayıp büyümesine neden olabilir. Yıllık kontroller yapmak şart. Büyük şehirlerde yaşıyorsak farkında olmadan kist üretme eğilimimiz artıyor. Adet düzeni genellikle bozulur ancak bu vakada 45 santimetreye kadar bozulmamış."

"En sık görülen belirtiler sindirim problemleri"

"En sık görülen belirtiler sindirim problemleridir. Bu nedenle kistler genellikle sindirim hastalıklarıyla karıştırılıyor" ifadelerini kullanan Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen, "Ağrı, karında yaygın bir gaz sancısı gibi hissediliyor. Yeni başlayan kabızlık, gaz ve giderek artan şişkinlik varsa altında genellikle yumurtalık problemleri yatıyor özellikle üreme çağında. Hastanın yaşı 24, bu biraz atipik. 40'lı yaşlarda yumurtalık kitlelerini görmeye alışkınız ancak 7'den 70'e her kadında kist olabilir" dedi.

"Yumurtalığa yapılan her müdahale rezervden bir miktar eksiltir"

Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen, "Hastanın belirttiği dört ay kitleyi fark ettiği süreyi kapsıyor. Gerçek süreyi söylemek zor, en az bir yıl sürmüş olabilir. Kitle büyüdükçe çevresindeki kapsül inceliyor. Bir travma (örneğin yumruk ya da çarpma), kapsülün patlamasına ve içeriğin karın içine boşalmasına neden olabilir. 4-15 santimetre arasında kitle dönebilir ve çürüme başlayabilir. Ani ağrı veya kanama da görülebilir. Yumurtalığa yapılan her müdahale rezervden bir miktar eksiltir" dedi.

"Cerrahi müdahale gerekiyorsa yapılmalı"

Bu vakada sağ yumurtayı tamamen çıkarmak zorunda kaldıklarını belirten Dr. Öğr. Üyesi Serhat Şen, "Çünkü sağlıklı doku kalmamıştı. Sol yumurtası ve tüpü sağlam; bu nedenle hastanın çocuk sahibi olmasında sorun yok. Yumurtalık cerrahisinde yüzde 100 rezerv koruması hedefleniyor ve bu çocuk sahibi olma ihtimalini engellemiyor. Müdahale ihtimali azaltsa da tamamen yok etmez. Korkuya gerek yok; müdahale gerekiyorsa yapılmalı" şeklinde konuştu.

"Gaz ve şişkinlik geçmeyince bağırsak sandım"

Yaşadığı süreci anlatan hasta ise, "Şikayetlerim mayıs ayında başladı. Gaz, kramp ve karın şişliğim oluyordu ama sıcak duş alınca geçiyordu. Diyet yaptım, süt ve karbonhidratı kestim ama düzelmedi. Doktora gittiğimde bana irritabl bağırsak sendromu teşhisi koydular. Düşük FODMAP diyeti uyguladım ama bir süre sonra karnım sertleşti. Sabah yumuşak olan karın artık hiç inmiyordu" ifadelerini kullandı.

"Ağrılar artınca bunun sadece gaz olmadığını anladım"

Hasta, ağrıların artmasıyla yeniden doktora başvurduğunu anlatarak, "Sağ tarafımda yoğun ağrı başladı, geceleri dönemiyordum. Organlarımın sıkıştığını hissettim. Bağırsak değil başka bir şey olduğunu anladım. Kadın doğuma yönlendirildim, orada kist tespit edildi" dedi.

"Yeni evliydim, çocuk sahibi olamayacağım diye korktum"

Tedavi sürecinin kendisini hem fiziksel hem duygusal olarak zorladığını ifade eden hasta, "Kist olduğunu duymak çok moral bozucuydu. Patlama riski ve çıkarılma zorunluluğu beni çok korkuttu. Yeni evliydim, çocuk sahibi olamayacağım endişesini yaşadım ama doktorum süreci çok iyi yönetti. Şimdi ağrım yok, rahatım" diye konuştu.

Nisanur Şentürk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yönetici Liderlik Eğitim Programı devam ediyor İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla üniversite yöneticilerine yönelik "Yönetici Liderlik Eğitim Programı" devam ediyor. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve akademik personelin katıldığı programda, Araştırma Koordinatörü Doç. Dr. Enes Gül, "Akademik Üretkenlik ve Üniversitelerin Derecelendirme Metodolojisi" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Gül, araştırma koordinatörlüğü ve araştırma dekanlığı gibi birimlerin dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaştığını belirterek üniversitelerin uluslararası derecelendirme sistemlerindeki yerinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerin bu sistemlerde yer almamasının ilerleyen süreçte akademisyen kabulleri ve Erasmus anlaşmaları gibi alanlarda sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Web of Science, Scopus, QS, Shangai (ARWU) ve URAP gibi derecelendirme kuruluşlarının gelişim süreçlerine değinen Gül, veri biliminin ilerlemesiyle birlikte üniversitelerin sıralanmasında objektif ve veriye dayalı ölçümlerin öne çıktığını söyledi. "Life Sciences alanında Türkiye’de ikinci olduk" Sunumunda İnönü Üniversitesi’nin akademik başarılarına değinen Gül, multidisipliner çalışmaların bu başarıdaki rolüne dikkat çekti. Gül, "Life Sciences (Yaşam Bilimleri) alanında Türkiye’de ikinci olduk. Aslında böyle bir bölümümüz yok ama farklı disiplinlerin katkısıyla bu başarı elde edildi. Tıp fakültesi, gıda mühendisliği, spor bilimleri gibi alanlar bu başarıya katkı sağlıyor. Hatta çok küçük oranlarda diğer alanların da etkisi olabiliyor." diyerek sözlerini tamamladı.
Van Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
Bilecik Doğanın sesi BŞEÜ’de yankılanacak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesinde, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Genç TEMA Kulübü tarafından yürütülen, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı kapsamında desteklenen "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesi, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Ulusal çapta gururlandıran bu vizyoner proje, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde düzenlenecek olan Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde ’İklim Değişikliği, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Enerji’ kategorisinde zirve için sahneye çıkacak. Zafer Asım Kaplancıklı: "Atılan her adım, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürdü" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı proje hakkında yaptığı açıklamada, "Sadece bir proje olmanın çok ötesine geçerek yeşil bir geleceğin tohumlarını atan bu çalışma; sürdürülebilirlik bilincini en üst seviyeye taşımak, çevre duyarlılığını kampüs sınırlarımızın dışına taşırmak ve doğayla kusursuz bir uyum içinde yaşama kültürünü inşa etmek amacıyla öğrencilerimizin muazzam enerjisiyle hayata geçirildi. Atılan her adım ve hayata geçirilen her faaliyet, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürürken, onlara topluma yön verecek sarsılmaz bir sosyal sorumluluk bilinci kazandırdı. ÜNİFEST finalinde boy gösterecek olmak; projemizin sağlam bilimsel temellerinin, her alanda uygulanabilir yenilikçi yapısının ve topluma sunduğu eşsiz katkı potansiyelinin en parlak kanıtıdır. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi olarak göğsümüzü kabartan bu büyük başarıda alın teri döken, doğaya nefes olan tüm öğrencilerimizi ve onlara yol gösteren kıymetli akademik danışmanlarımızı yürekten tebrik ediyor" diye konuştu.