ASAYİŞ - 13 Ocak 2026 Salı 14:55

İstanbul Valisi Gül: "İstanbul’da bir su krizi yok"

A
A
A

İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul’da su krizi olmadığını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde hayata geçirdiği Melen Projesi’nin ihtiyacı karşıladığını söyledi.

İstanbul Valisi Davut Gül, valilik tarafından düzenlenen Medya Buluşmaları programında medya yayın kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Programda 2023, 2024 ve 2025 yıllarında İstanbul’da meydana gelen asayiş olaylarındaki başarı oranlarını paylaştı. Vali Gül, daha sonra kendisine gazeteciler tarafından yöneltilen sorulara cevap verdi.

İstanbul’da su krizinin olmadığını ama suyun israf edilmeden kullanılması gerektiğini söyleyen Vali Gül, "İstanbul’da şu an itibariyle bir su krizi yok. Ama bu İstanbul’a yağmur yağdı ya da İstanbul’da akarsular çok olduğu için değil, Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun belediye başkanlığı döneminde Melen‘den suyun getirildi. İstanbul’a biliyorsunuz 150 kilometre 200 kilometre’de sular geliyor. Dolayısıyla da normal şartlarda vanaları kapatsak İstanbul’da muhtemelen bir ay sonra suyumuz kalmayacak o açıdan biz suyu verimli kullanmak durumundayız. İkincisi İstanbul’da bir krizi yok, İstanbul’da hemşehrilerimizin ihtiyacını bir şekilde karşılıyor" dedi.

Bir gazetecinin sokak hayvanlarıyla ilgili gelinen süreçle ilgili sorusunu yanıtlayan Gül, göreve geldikleri günden itibaren sahipsiz hayvanlarla ilgili vatandaşların yaşadıkları sıkıntıları gördüklerini söyledi.

İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda yaptığı düzenleme ve planlamalara değinen Gül, "Biz bu köpekleri, sahipsiz hayvanları nereye, nerede barındıralım, yer yok’ dediler. Haklı olarak bakıyorum. Orman alanları içerisinde talep edilen bütün belediyelere yer tahsis ediliyor. Hiçbir belediyemiz, ’biz sahipsiz hayvanlarını toplayacağız ama götüreceğimiz yer yok, barındıracağımız yer yok’ diyemeyecek. Yasal düzenleme yapıldı. Bunların mutlaka sokaklardan toplanıp güvenli yerlere götürülmesi lazım" şeklinde konuştu.

"Bizim yaptığımız göçmenlerle beraber ya da yabancıyla mücadele değil kaçak göçle mücadele"

Kaçak göçle mücadelede kararlılık gösterildiğini söyleyen Vali Gül, "Önemli olan yabancı olması değil kayıtlı olmasıdır. Bizim yaptığımız göçmenlerle beraber ya da yabancıyla mücadele değil kaçak göçle mücadele. Ne demek bu, kaçak göçle mücadele. Adamın nerden geldiğini bilmiyoruz, nasıl geldiğini bilmiyoruz. Ya da 3 ay vizeyle gelip 1 yıl, 2 yıl, 3 yıl kalmasını istemiyoruz. Kayıtlı girdiyse kayıtlı yaşıyorsa kayıtlı şekilde şehre katkı sunuyorsa bununla ilgili hiçbir problem yok. Mobil göç noktaları 2.5 senedir bu işlemleri yapıyor. Mobil göç noktalarının esası şu, biz göçmeni suçlu olarak görmüyoruz. Vize ihlali demek polislik bir konu değil. Mobil göç noktaları göçle entegre şekilde eksikleri tamamlayarak, varsa kaçak olanları tespit ederek sınır dışı işlemi yapıyor" şeklinde yanıtladı.

"Motosikletlere mutlaka bir kural getirmek gerekiyor"

Gül, kent trafiği içerisinde sayıları artan motosikletlerle ilgili düzenleme yapılıp yapılmayacağına ilişkin yöneltilen soru üzerine "Motosikletlere mutlaka bir kural getirmek gerekiyor. Var olan kuralları da uygulamak gerekiyor. Kısmen yasal düzenlemelere ihtiyaç var kısmen de uygulama yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Davut Has - Sedat Çürük

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir BAÜN ve GMKA ortaklığında ’Siber Güvenlikte stratejik adım Balıkesir Üniversitesi ile Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) arasında, Türkiye Siber Vatan Programı kapsamında "Siber Güvenlik Eğitimi İş Birliği Protokolü" imzalandı. Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Onur Adıyaman tarafından imzalanan protokol ile Balıkesir Üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin siber güvenlik alanında yetkinlik kazanmaları hedefleniyor. İmzalanan protokol; Türkiye’nin siber savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağının artırılması ve gençlerin siber güvenlik alanına yönlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Türkiye Siber Vatan Programı çerçevesinde yürütülecek eğitim faaliyetlerini kapsıyor. Bu kapsamda BAÜN öğrencilerine yönelik olarak siber güvenlik alanında eğitim, uygulama ve yetenek geliştirme faaliyetleri gerçekleştirilecek. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak yürütülecek program sayesinde, siber güvenlik alanında kariyer hedefleyen öğrencilerin erken dönemde desteklenmesi, potansiyel yeteneklerin tespit edilmesi ve bu alanda uzmanlaşmalarının teşvik edilmesi hedefleniyor. Rektörlük’te gerçekleşen ve Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murat Doğdubay ve Prof. Dr. Fatih Satıl ile GMKA temsilcilerinin de yer aldığı imza töreninde protokolü imzalayan BAÜN Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve GMKA Genel Sekreteri Onur Adıyaman, imzalanan protokolün hayırlı olması dileklerinde bulundu.
Antalya Cinayet davasında eşi öldürülen kadın: "Kızımı kaçırıp kapının önüne attılar" Antalya’da kız kaçırma meselesi yüzünden bir kişinin pompalı tüfekle öldürüldüğü olayın üçüncü duruşmasında taraflar birbirini suçladı. Olayda yaralanan müşteki Sultan Ünder, "Bu böyle olmazsa kanla biter’ dediler" sözleriyle olayın nasıl başladığını anlattı. Öldürülen Sefil Ünder’in eşi Alev Ü. ise "Kızımı kaçırıp kirletiyorlar sonra kapının önüne atıyorlar. Üç özürlü çocuğum var, yetim kaldılar" diyerek adalet temennisinde bulundu. Tutuklu sanık ise suçun üzerine yıkılmaya çalışıldığını ileri sürdü. Kepez ilçesinde geçen yıl 7 Ocak’ta kız kaçırma meselesinden çıkan kavgada Sefil Ünder (46) pompalı tüfekle vurularak yaşamını yitirmiş, Sultan Ü. (24) ise yaralanmıştı. Olaydan sonra gözaltına alınan şüphelilerden Dursun A. tutuklanmış, Serkan D. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Olayın üçüncü duruşması Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, azmettirme suçlamasıyla yargılanan ve farklı bir suç nedeniyle cezaevinde bulunan Derya Ç. ile yine farklı bir suç nedeniyle mahkum olan Ferdi Ü., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı. Maktulün yakınları Alev Ü., Nazar Ü. ve yaralı müşteki Sultan Ü. ise salonda hazır bulundu. "Nazar’ı istemiyoruz diye evin önüne bırakmışlar" Olayda yaralanan müşteki Sultan Ü., duruşmada ilk kez ifade verdi. Sultan Ü., yaşananları şöyle anlattı: "Evimdeydim, görümcem Aslı telefon açtı. Onun yanına giderken üç çocuk gördüm, yanlarında tüfek vardı. Vardığımda Beran Ç., Dursun A. ve Serkan D. babalığım Sefil ile tartışıyordu. Derya’ya kavgayı bitirin dedim. Derya da ‘bu böyle olmazsa kanla bitecek’ dedi. Nazar bir kişiyle konuşuyordu, istemiyoruz diye evin önüne bırakmışlar, babası neden böyle yapıyorsunuz diye bağırdı, onlar da taşlamaya başladı. Derya tüfeği oğluna verdi, Beran da eli sakat diye tüfeği Dursun’a verdi. Taş gelince eve kaçtık. Dursun bizi takip edip iki el ateş etti. Aramızda 6-7 metre vardı. Sıktığında yanında Beran ve Derya yoktu. Şikayetçiyim." "Çocuklarım yetim kaldı" Hayatını kaybeden Sefil Ünder’in eşi Alev Ü. ise kızlarının kaçırıldığını, ardından evlerinin önüne bırakıldığını iddia ederek, "Ölen benim eşimdir. Kızımı kaçırıyorlar, kirlettikten sonra kapının önüne atıyorlar. Eşim baba olduğu için bunu içine sindiremiyor, hesap soruyor. Bunlar silah alıp geliyor, küçük torunlarımın önünde eşimi öldürüyorlar. Kızımı kaçırtan Ümmühan’dır, azmettirici de Derya’dır. Üç özürlü çocuğum var, yetim kaldılar. Adaletinize güveniyorum" dedi. Maktulün kızı Nazan Ü. sanıklara ağırlaştırılmış müebbet ceza verilmesini sanıklar hakkında cezai sorumluluğu azaltan maddelerin devreye sokulmamasını istedi. Azmettirici olarak suçlanan Derya Ç. ise, "Bu aileyle hiçbir husumetimiz olmadı, telefon kayıtlarının incelenmesini istiyorum" dedi. Kasten öldürme suçundan tutuklu sanık Dursun A. ise, "Suçu bana yıkmaya çalışıyorlar, gerçek ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, Dursun A.’nın tutukluluk halinin devamına hükmederek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Çanakkale Çanakkale’de kuyumcudan milyonluk vurgun Çanakkale’de müşterilerinden kar ya da olduğu haliyle daha sonra vermek üzere aldığı altın-paraları geri ödeyememesi üzerine polis ekiplerince gözaltına alınan kuyumcu ve oğlu çıkarıldığı mahkemece serbest kaldıktan sonra kayıplara karıştı. İddiaya göre bir haftadır kuyumcudan haber alamayan mağdurların birçoğu adliyeye giderek şikayetçi oldu. Mağdurların vekili Avukat Alper Yavuz Ajlan, "Doğabilecek yeni ve telafisi imkânsız zararların sorumluluğunun yalnızca failde değil, etkin tedbir almayan sistemde de aranacağının unutulmaması gerekmektedir" dedi. Olay, 31 Aralık 2025 günü Çanakkale Merkez Çarşı Caddesi’nde faaliyet yürüten Turan Kuyumculuk’ta meydana geldi. Turan Kuyumculuk sahibi H.T.(56) ve oğlu M.T.(30), müşterilerinden kar ya da olduğu haliyle daha sonra vermek üzere altın-para aldı. 31 Aralık günü kendisine emanet edilen altın veya parayı talep eden bir müşterisine geri ödeyememesi üzerine ortalık karıştı. Mağdur olan müşteri, kuyumcuya polis çağırarak durumu anlattı. Polisler H.T. ve oğlu M.T.’yi ’nitelikli dolandırıcılık’ suçundan gözaltına aldı. Baba ve oğul çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. İddiaya göre, şahıslara mağdurlar yaklaşık bir haftadır ulaşamıyor ve İstanbul’a gittikleri belirtildi. Konu ile ilgili basın açıklaması yapan Avukat Alper Yavuz Ajlan, "Çok sayıda mağdur, söz konusu işletmeye yüksek tutarlarda para teslim ettiklerini, buna karşılık vaat edilen altınların kendilerine teslim edilmediğini ve bedellerin iade edilmediğini beyan etmektedir. Bu beyanlar münferit olmayıp, çok sayıda kişiyi etkileyen, sistematik bir mağduriyete dönüşmüş durumdadır. Bu olaylar üzerine birçok mağdur tarafından Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Dosyaların soruşturma aşamasında olduğu bilinmektedir. Ancak gelinen noktada kamuoyunun ve mağdurların dikkatini çeken hususlar son derece vahimdir. Şüpheli kişi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmamıştır. Herhangi bir mal varlığına el koyma, ihtiyati tedbir veya tasarruf kısıtlaması kararı bulunmamaktadır. Ayrıca, mağdurların beyanlarına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, şüpheli kişinin Çanakkale’de ikamet etmediği, İstanbul’a gittiği ve fiilen şehir değiştirdiği anlaşılmaktadır" dedi. Avukat Alper Yavuz Ajlan, şüphelilere karşı etkin bir tedbir alınması gerektiğini vurgulayarak, "Ortada çok sayıda mağdur, iade edilmeyen yüksek meblağlar, kapatılan bir iş yeri, teslim edilmeyen altınlar varken, şüphelinin serbestçe hareket edebilmesi, mal varlığı üzerinde herhangi bir kısıtlama bulunmaması ve şehir değiştirmiş olmasına rağmen etkin koruyucu tedbirlerin uygulanmaması, mağdurlar açısından adaletin geciktiği ve etkisiz kaldığı yönünde ciddi bir endişe oluşturmaktadır. Etkin bir soruşturma, yalnızca dosya açmakla değil, delillerin korunması, mal varlığının güvence altına alınması, mağduriyetlerin büyümesini önleyecek önleyici tedbirlerin zamanında uygulanması ile mümkündür. Yargı makamlarına çağrımızdır. Mağdur sayısı, iddiaların ağırlığı ve olayların geldiği aşama dikkate alındığında, soruşturmanın gecikmeksizin derinleştirilmesi, koruyucu ve önleyici tedbirlerin ciddiyetle değerlendirilmesi, aksi hâlde doğabilecek yeni ve telafisi imkânsız zararların sorumluluğunun yalnızca failde değil, etkin tedbir almayan sistemde de aranacağının unutulmaması gerekmektedir. Bizler bu sürecin yakın takipçisi olacağız. Mağduriyetler giderilene kadar, bu dosyanın görmezden gelinmesine veya zamana yayılmasına izin vermeyeceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı. Mağdurlardan İbrahim Akıllı ise, "Daha önce ticaretimiz olmuştu. Para vermiştim. Paranın bir miktarını altına çevirmişti. Ama geri alamadım. Telefonları açmıyor, bir netice vermiyor. Bunları ödeyeceğine dair bir şey söylemiyor. Şu anda kendisi dolandırıcı durumuna düşmüş olduğunu düşünüyoruz. Yıllardır dürüst esnaftı ama neden böyle yaptığını anlamadık. Telefonlarını ve iş yerini açmıyor. Ben de şikayetçi oldum. İşinin başına dönsün. Bu insanların paralarını ödemeye çalışsın" diye konuştu.
Ankara MHP Lideri Bahçeli, TFMD heyetinin fotoğrafını bizzat çekti Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) heyetini kabul eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, basın fotoğrafçılarının yaşadığı sorunların TBMM gündemine taşınacağını ifade etti ve TFMD heyetinin fotoğrafını bizzat kendisi çekti. TFMD Başkanı Rıza Özel, Genel Sekreter Adem Altan, Mali Sayman Hamza Şahin ve dernek üyesi Günsu Özmen’den oluşan heyet MHP Lideri Bahçeli ile buluştu. Görüşmede, derneğin 1984 yılından bu yana sürdürdüğü çalışmalar, basın fotoğrafçılığının mesleki sorunları, Türkiye’nin görsel hafızasını oluşturan projeler hakkında bilgi verildi. Ziyaretin merkezinde ise 1985 yılından bu yana aralıksız düzenlenen Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması yer aldı. Yarışmanın bugüne kadar yayımlanan prestij katalogları Devlet Bahçeli’ye takdim edildi. Katalogları inceleyen Bahçeli, fotoğrafların aynı zamanda tarihe düşülen güçlü notlar olduğunu vurguladı. Bahçeli’nin fotoğraf jesti Objektifi eline alan Devlet Bahçeli, TFMD heyetinin fotoğraflarını bizzat kendisi çekti. Ziyarette ayrıca Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri çerçevesinde geçmiş yıllarda ödüle layık görülen foto muhabiri Mehmet Aslan’ın, Rize’nin Pokut Yaylası’nda çektiği fotoğraf Bahçeli’ye armağan edildi. Bahçeli, derneğin çalışmalarını takdir ettiğini belirterek, gazetecilerin ve basın fotoğrafçılarının yaşadığı sorunların TBMM kürsüsünde dile getirileceğini ifade etti. ‘Sizler için her türlü desteğe hazırız’ mesajını veren Bahçeli, mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekti.