SAĞLIK - 22 Nisan 2026 Çarşamba 09:53

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner’den ‘kızamık’ açıklaması: "Problemimiz yok, takipteyiz"

A
A
A
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner’den ‘kızamık’ açıklaması: "Problemimiz yok, takipteyiz"

Son günlerde dünyada kızamık hastalığı konuşulurken, İstanbul’daki son duruma ilişkin konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, "Aşılama oranlarımız yüzde 90’ların üzerinde. Şu an kızamık veya bulaşıcı hastalıklarla ilgili riskimiz yok, birebir takip ediyoruz. Kızamık şüpheli vakalarımız bazen oluyor, hepsi aşısız çocuklar. Avrupa kızamıktan kavrulurken bizim bunu başarmamızın tek nedeni; aşılama programımız. Aşılamayı yapmazsanız eninde sonunda vaka artışıyla karşılaşabiliriz. Şu anda kızamıkla ilgili problemimiz yok" dedi.


İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, megakentin sağlık sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Birçok ülkede yüksek ateş, döküntü ve boğaz ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteren kızamıkla ilgili hareketlilik yaşandığı ifade edilirken, Doç. Dr. Güner İstanbul’daki son durumu İhlas Haber Ajansı muhabirine anlattı. İstanbul’da devam eden sağlık yatırımlarına ilişkin de konuşan Doç. Dr. Güner, beklenen büyük İstanbul depremine yönelik megakentteki sürece yönelik bilgi verdi.



"Geçtiğimiz sene 4 milyon 232 bin aşı uygulandı"


"Türkiye’nin en iyi yaptığı şeylerden biridir aşı" diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Güner, "5 bine yakın aile hekimimizle, bin 114 aile sağlığı merkezimizle, tüm Türkiye’deki sayıları 30 bini bulan aile hekimiyle her türlü noktada aşılamayı gerek aile hekimliğinde gerek evde, köyde, mezrada yapabilir durumdayız. Geçtiğimiz sene 4 milyon 232 bin aşı uygulandı. Bazı noktalarda bilimsellikten uzak açıklamalarla bazen karşılaşıyoruz. Bunlara aşı kararsızlığı diyoruz. Çünkü aşıyı reddetmeniz gibi bir şeyin bilimle yan yana gelme şansı olmaz. Bugün kızamık regüle edilmiş. Avrupa kızamıktan kavrulurken, bulaşıcı hastalıklarla ilgili problemler olurken, bizim bunu başarmamızın tek nedeni; aşılama programımız. Aşıyı birebir takip etmemiz gerekiyor. Bununla beraber topuk kanı, yenidoğan taramalarımız. Kalıtsal hastalıkları birebir takip ederiz. İstanbul’da da özel bir uygulamamız var. Herhangi bir risk olduğunda çocuk endokrin doktoruyla ilgili randevu almanıza gerek kalmıyor. İstanbul Valiliğimizin projesiyle beraber de yapay zekaya dönüştürülmüş bir sistematik var" dedi.



"İstanbul’da 18 hastane yatırımı devam etmekte"


İstanbul’un sağlık alt yapısına yönelik bilgiler veren Doç. Dr. Güner, "2002 yılından itibaren sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlayan bir Sağlıkta Dönüşüm Projesi var. Yapılarımızı ana noktada depremde dayanması, hatta sağlık hizmetine devam edeceği şekilde planlamaya çalışıyoruz. 2025 yılında 52 tane sadece aile sağlığı merkezi, 2 hastanemizi açtık. Yakın zamanda Esenyurt Hastanemizi açacağız. 18 tane hastane yatırımı devam etmekte. Türkiye’nin en büyük hastanesi şu an Sancaktepe’de şehir hastanesi olarak yapılıyor. İstanbul’un batı yakasında Çam ve Sakura Şehir Hastanesi vardı, doğu yakasında Sancaktepe Şehir Hastanesi’ni yapıyoruz. Onunla beraber Beykoz Devlet Hastanesi. E-5 hattı dediğimiz güney hattımızda yenilenmeyi takip eden hastaneler var. Yeni yaptığımız hastanelerden Silivri, Büyükçekmece, Beylikdüzü, Avcılar’da yeni bir hastane yapıyoruz. Bakırköy’deki hem Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi hem Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi beraber bin 600 yataklı olarak yerinde yeniden yapılacak, şu anda projesi çiziliyor. Okmeydanı ve Göztepe’nin 2’nci safhaları, aynı blokların ikizleri yapılacak. Süreyyapaşa’da büyük bir sağlık kompleksi yapılacak. Fatih Sultan Mehmet Devlet Hastanemiz yerinde, Kozyatağı’nda bin 453 yataklı yapıyoruz. Şu anda çalışmaları başladı, temel kazıları devam ediyor. Numune ve Siyami Ersek Hastanelerimiz; yerinde Abdülhamid Han Hastanesi ile birleşerek yaklaşık bin yataklı çok güzel bir eğitim ve araştırma hastanesi olacak. Sağlıklı kalmayı, yaşamayı insanlara teşvik etmemiz lazım" dedi.



"İstanbul’un her ilçesi illerle eşleştirilmiş durumda"


Beklenen büyük İstanbul depremine karşı sağlık sistemi ve çalışanlara yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini aktaran Doç. Dr. Güner, izolatörlü hastanelerle sağlık hizmetinin aksamadan devam edeceğine dikkat çekti. İstanbul’un sağlık alt yapısının her geçen gün daha iyiye gittiğini belirten Güner, "Türkiye’nin bir sağlık planı var. İstanbul’un her ilçesi illerle eşleştirilmiş durumda. Deprem olduğu anda kimin nerede, hangi ameliyathanede, poliklinikte çalışacağı belli. Refleks sistematiğinde gelecekler. Belirlendiği hastanede Numune, Kartal Lütfi Kırdar gibi izolatörlü hastanemize gelip çalışacaklar. Deprem tatbikatları yapıyoruz" şeklinde konuştu.



"Kızamıkla ilgili problemimiz yok, birebir takip ediyoruz"


Son dönemde gündeme gelen kızamık hastalığına ilişkin konuşan Güner, "Aşılama oranlarımız yüzde 90’ların üzerinde. Pandemide hepimiz aşı nedir, nasıl kapsar, nasıl korur öğrendik. Şu an kızamık veya bulaşıcı hastalıklarla ilgili bir riskimiz yok, birebir takip ediyoruz. Bir filyasyon sistematiğinin olduğunu tüm dünyaya gösterdik. Kızamıklı bir çocuk varsa çocuk nereye gitmiş, nerede okumuş, sınıfında kaç kişi var, aşılamayla ilgili problemleri var mı, bire bir takip ediyoruz. Kızamık şüpheli vakalarımız bazen oluyor, bunların hepsi aşısız çocuklar. Avrupa‘nın sıkıntı yaşamasının nedeni ne; birinci basamak sağlık hizmetini oturtamadığı için aşılamayla ilgili problemleri var. Bu sistematik eğer devam ederse her 4-5 senede bir salgınla, vaka artışıyla Avrupa karşılaşacak. Biz eğer aşılamamızı yüksek tutmazsak, çocuklarımızı aşıya götürmezsek, sağda solda duyduğumuz haberlerle aşıyla ilgili kararsızlık yaşayacaksak bizim de Avrupalıdan bir farkımız yok. Kızamıkla ilgili problem yaşamamamızın nedeni; aşılama kuvvetimiz. Koruyucu sağlık hizmetleriyle ilgili Avrupa’nın büyük problemleri var. Dünya Sağlık Örgütü’nün birebir takip ettiği bir şey bu; kızamık eliminasyon programı, tüm dünyada takip ediliyor. Şu anda çocuk felci hastalığı yok, çiçek hastalığı hiç yok. Bunların başarısı aşılamayla ilgili. Aşılamayı yapmazsanız şu anda kızamık virüsü aktif bir virüs olduğundan dolayı eninde sonunda vaka, vakanın artışıyla karşılaşabiliriz ama şükür olsun aşılamamız yüksek. Şu anda kızamıkla ilgili problemimiz yok" dedi.



İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner’den ‘kızamık’ açıklaması: "Problemimiz yok, takipteyiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın: "Beni çocuğumla tehdit ettiler" İstanbul’dan Kastamonu’ya uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın ile diğer sanığın yargılanmasına başlandı. Duruşmada savunma yapan kadın, çocuğu ile tehdit edildiğini belirterek pişman olduğunu söyledi. Edinilen bilgiye göre, 23 Eylül 2025 tarihinde İstanbul’dan Kastamonu’ya yüklü miktarda uyuşturucu getirileceği bilgisine ulaşan Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti. Ekipler tarafından tespiti yapılan Hediye Ç. ile Atagan Y. isimli iki şüpheli takibe alındı. Hediye Ç. isimli kadın, düzenlenen operasyonda şehirler arası yolcu otobüsünde yakalandı. Operasyonda tanınmamak için çarşaf giyen Hediye Ç.’nin yanındaki çanta içerisinde 848 gram metamfetamin ele geçirildi. Konuyla ilgili Atagan Y. de gözaltına alındı. Olayın ardından tutuklu sanıklar Hediye Ç. ve Atagan Y. hakkında ’uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçlarından dava açıldı. Davanın ilk duruşması Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanık Hediye Ç. ve avukatlar hazır bulunurken, Atakan Y. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. "Çok pişmanım" Duruşmada kendisini savunan Hediye Ç., "İstanbul’a uyuşturucu almaya gittim. 3 tane engelli çocuğum var. Ben eşimden boşandım, 6 aydır çocuklarımı hiç görmedim. En son otogarda yattım. Kaymakamlıktan aldığım yardımla geçiniyorum. Eşim eve üvey anne getirdi. İki çocuğumu aldım, bir çocuğum kaldı. O da beni arayıp, ’anne onlar senin çocukların da ben değil miyim’ dedi. Ben de Atagan ile konuştum, mecbur kaldım. ’Bana arabaya bin’ dedi. Aynı arabayla gittim, geldim. Ben çantaya hiçbir şey yapmadım. Alıp sadece kenara koydum. Uyuşturucuyu İstanbul’da ’Sarı’ denilen Ramazan adında birisinden aldık" dedi. Uyuşturucu almaya çocuğuyla gittiğini ve uyuşturucuyu veren şahıslar tarafından tehdit edildiği için taşımaya mecbur kaldığını iddia eden Hediye Ç. "İstanbul’da çantayı almadan önce iki kişi geldi. Bana, ’çocuğu bir yere bırakman gerekiyor’ dediler. Ben de o zaman eşim Savaş ile konuştum. Savaş da ’idare etmiyorlar mı’ diyerek küfür etti. Onu da tehdit ettim. İnkar etmiyorum. Çünkü gerçekten çok kötüydüm, çocuğum orada kalmıştı. Onların elinden zor kurtuldum. Benim hayatım hep sokaklarda geçti. Sokaklarda yatıp kalktım. İstedim ki çocuklarım rahat etsin. Kaymakamlık sağ olsun çocuklarıma yardım etti. İnkar etmiyorum ama beni kullanacaklarını nereden bilebilirim? Çok pişmanım, çok özür dilerim" diye konuştu. Hediye Ç., hiçbir suçunun olmadığını ve talimatı kendisine tutuklu sanık Atagan G. ile eşinin verdiğini belirterek, "Ben böyle bir insan değilim. Çocuklarımla vurdular beni. O çanta Atagan ile Ramazan’a ait. Ben, Kastamonu’ya inince hiçbir şekilde telefon açmadım. Talimatı bana Savaş ile Atagan verdi. Atagan yakalandığında Savaş, ’metamfetamini yarı yarıya paylaşalım’ dedi. Beni çocuğumla tehdit ettiler. Çocuğum için her şeyi yaparım" şeklinde konuştu. "Yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur" Suçlamaları reddeden Atagan Y. ise, "Yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur. Ben kimseyi bir yere uyuşturucu alması için göndermedim. Hediye’ye 22 bin TL parayı ben gönderdim. Bu dosyada neden tutuklandım anlamış değilim. Olayla benim bir ilgim yoktur. Hediye’nin HTS kayıtları ile telefonundaki teknik incelemelere bakıldığında zaten görülüyor. Hediye, alacağı uyuşturucunun pazarlığını yapmıştır. Ben, savcılık soruşturması aşamasında Hediye’ye 22 bin lira attığımı söyledim. Ama uyuşturucunun pazarlığını 2 bin dolara yapılmıştır. Benim attığım bu parayla kesinlikle hiçbir şekilde uyuşturucu alınamaz. Hediye beni gecenin bir yarısında telefonla aradı, ’çocuklarım aç, sokakta kaldım, zor durumdayım. Allah rızası için bana biraz para gönder’ dedi. Ben insanlık namına bu parayı gönderdim. Yeni bir ev bulmuş, evini taşıdık. Allah rızası için yaptım. Eğer ben uyuşturucu almaya göndermiş olsaydım, bu uyuşturucuyu Hediye’den almış olmam gerekirdi. Fakat ben evden hiç çıkmadım, evdeydim. HTS kayıtlarına bakıp inceleyebilirsiniz. Ben kimseden uyuşturucu da almadım, kimseyi uyuşturucu satmaya da göndermedim" diye konuştu. Mahkeme heyeti, sanıkların avukatlarını da dinleyerek, Hediye Ç.’nin tutukluluğunun devamına, Atagan Y.’nin ise tahliyesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Ayrıca mahkeme heyeti, ‘sarı’ lakaplı Ramazan D. hakkında da yakalama kararı çıkartılmasını kararlaştırdı.
Manisa Alaşehir’de "3K Bağcılık" ile kalıntısız üretim başladı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde başlatılan "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesiyle Sultaniye üzümünde kalite artışı, pestisit kalıntısının azaltılması ve sürdürülebilir üretim hedefleniyor. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde üretilen dünyaca ünlü sofralık Sultaniye üzümünde kaliteyi artırmak, pestisit kalıntısını azaltmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak amacıyla Türkiye’de ilk kez "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesi hayata geçirildi. Zafer Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen proje; Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir Ziraat Odası Başkanlığı, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle Alaşehir’e bağlı Caberfakılı Mahallesi’nde başlatıldı. Proje ilk etapta 272 dekarlık bağ alanında, 9 üretici ile taze meyve sebze ihracatçısı Cena Dış Ticaret ve Tarım Ürünleri Sanayi A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeli üretim modeliyle uygulanmaya başladı. Caberfakılı Mahallesi’nde düzenlenen toplantıda üreticilere proje hakkında teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Toplantıya; Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Tarık Memiş, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürü Bilgin Sarısu, Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Özer Demir, Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ile teknik personel ve üreticiler katıldı. Amaç kontrollü ve izlenebilir üretim Projeyle biyolojik preparat kullanımının artırılması ve birlikte zirai mücadele yöntemiyle kontrollü üretim modelinin oluşturulması hedefleniyor. Bu sayede çoklu aktif madde kullanımının azaltılması ve pestisit kalıntısından kaynaklı sorunların önüne geçilmesi planlanıyor. Sözleşmeli üretim modeli kapsamında tüm üretim süreçleri kayıt altına alınarak izlenebilirlik sağlanacak. Üretim faaliyetleri tarım danışmanları rehberliğinde yürütülürken, sahadaki uygulamalar yetkinliği belgelendirilmiş profesyoneller tarafından gerçekleştirilecek. Proje alanına kurulan erken uyarı istasyonları sayesinde hastalık ve zararlı gelişimi anlık olarak izlenecek. Elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulacak ilaçlama takvimi ile gereksiz ilaçlamaların önüne geçilmesi ve doğru zamanda doğru dozda müdahale edilmesi sağlanacak. Proje kapsamında ayrıca 5 adet elektrostatik pulverizatör, 2 adet drone ve bir adet erken uyarı sistemi temin edildiği belirtildi. Modern teknoloji ile daha az kimyasal Projede kullanılan Low Volume Elektrostatik İlaçlama sistemi hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Hayri Türkeş, "Damlacıklara elektrik yükü veriyoruz. Bitki nötr olduğu için ilaç mıknatıs gibi yaprağa tutunuyor. Daha az su, daha az kimyasal ve daha az yakıt kullanılıyor. Amaç daha fazla ilaç atmak değil, doğru miktarı doğru hedefe ulaştırmak" dedi. Sistem sayesinde su ve ilaç tüketiminin azaldığını anlatan Türkeş, yaprak altı dahil homojen kaplama sağlandığı, çevresel yayılımın düştüğü ve kalıntısız üretimin desteklendiğini ifade etti. İhracatta rekabet gücü artacak Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ise projeden beklenen verimin alınması halinde bölgedeki üzümlerin dünya pazarında daha güçlü yer bulacağını belirterek, "Üreticimizin emeğini işleyip dünya piyasasına sunmak bizim için gurur olacaktır" diye konuştu. Üreticilerden İbrahim Zengin, projenin kalıntısız ve kaliteli üretim açısından önemli bir başlangıç olduğunu ifade ederken, Osman Gündüz ise Avrupa standartlarında üretim hedeflediklerini ve projenin yaygınlaşmasını istediklerini söyledi. Toplantının ardından üretici Osman Gündüz’e ait bağda elektrostatik ilaçlama sistemi uygulamalı olarak gösterildi. Demonstrasyon sırasında üreticilerin soruları yanıtlanırken, çiftçiler uygulamanın hem ekonomik hem de çevreci bir yöntem olduğunu dile getirdi.
Kocaeli 23 Nisan’da 4 günlük festival coşkusu: 60’tan fazla atölye çocuklarla buluşacak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında İzmit ve Gebze’de düzenleyeceği etkinliklerle çocuklara 4 gün boyunca festival coşkusu yaşatacak. Sanat, bilim, spor ve eğlencenin bir arada olacağı programda 60’tan fazla atölye ve çeşitli alan etkinlikleri yer alacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı dopdolu programlarla kutlayacak. İzmit Milli İrade Meydanı’nda 23-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek festivalde çocuklar; sanat, bilim, spor ve edebiyatla iç içe vakit geçirecek. 60’tan fazla atölye, miniklere unutulmaz bayram neşesi sunarken, etkinlikler her gün 11.00 ile 19.00 saatleri arasında düzenlenecek. Sanatın iyileştirici gücü öne çıkacak Bu yılın teması olarak belirlenen "Çocuk ve Sanat", son dönemde yaşanan üzücü olaylara anlamlı gönderme niteliği taşıyor. Büyükşehir belediyesi, sanatın iyileştirici ve barışçıl gücünden yola çıkarak etkinlik programını bu çerçevede şekillendirdi. Festivalde atölyeler, alan etkinlikleri, mini yarışmalar, sanat ve spor aktiviteleri, dijital oyun alanları, minik yaş gruplarına özel etkinlikler ile farkındalık çalışmaları yer alacak. Tüm etkinlikler, çocukların hem eğlenmesini hem de öğrenmesini sağlayacak. Birbirinden eğitici ve eğlenceli 60’tan fazla atölye, 4 gün boyunca İzmit Milli İrade Meydanı’nda çocukların 23 Nisan coşkusuna eşlik edecek. Alan etkinlikleri, atölyeler ve oyunlar Küçülen kağıtlar, vitray, tezhip, çömlek, mozaik, karikatür çizim gibi birçok atölye çocuklarla buluşacak. Ayrıca kil tablet, 3D boyama, mis kokular, ahşap boyama, uçurtma, çim adam yapımı ve yüz boyama gibi etkinlikler de programda yer alacak. Milli İrade Meydanı’nda kurulacak alanlarda; 360 fotoğraf çekim alanı, izcilik kampı ve atölyeleri, masal dinletileri, bilgi yarışmaları ve çocuk köyleri yer alacak. Ulaşımpark Mini Tramvay ve okçuluk alanı da çocukların ilgisini çekecek etkinlikler arasında olacak. Spor ve teknoloji bir arada Geleneksel okçuluk, tırmanma duvarı, masa tenisi, mini golf ve spor parkuru gibi aktivitelerin yanı sıra sanal gerçeklik deneyim alanı, VR okçuluk ve refleks oyunları da çocuklara farklı deneyimler sunacak. Farkındalık alanlarında ise trafik, afet ve çevre bilincine yönelik etkinlikler gerçekleştirilecek. Resim küpü ve çocuk sanatçıların eserlerinin yer aldığı sergi alanı etkinliklere renk katacak. Jonglör, palyaço, canlı heykel, tahta bacak ve maskotlar ise dört gün boyunca miniklere eşlik ederek bayram coşkusunu artıracak. Gebze’de de 23 nisan coşkusu yaşanacak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gebze’de de birçok etkinliğe imza atacak. 23 Nisan Perşembe günü Gebze Millet Bahçesi’nde düzenlenecek "23 Nisan Çocuk Şenliği", Lokomotif Çocuk Köyü’nün açılışıyla başlayacak. Etkinliklerde, çocuklar unutamayacakları bir gün geçirecek. Lokomotif Çocuk Köyü’nün eğitici ve eğlenceli yaklaşımıyla hazırlanan programda; atölye çalışmaları, sokak oyunları ve interaktif etkinliklerle çocuklar keyifli vakit geçirecek. Etkinlikler ve atölyeler Saat 11.00 ile 19.00 arasında düzenlenecek etkinlikler kapsamında çocuklar için uçurtma, bileklik yapımı, mozaik, teraryum, punch ve marangoz atölyelerinin yanı sıra kruvasan ve neşeli meyveler atölyeleri de yer alacak. Ayrıca tematik oyun alanları ile şişme oyun alanları kurulacak.