ASAYİŞ - 22 Nisan 2026 Çarşamba 11:22

Uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın: "Beni çocuğumla tehdit ettiler"

A
A
A
Uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın: "Beni çocuğumla tehdit ettiler"

İstanbul’dan Kastamonu’ya uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın ile diğer sanığın yargılanmasına başlandı. Duruşmada savunma yapan kadın, çocuğu ile tehdit edildiğini belirterek pişman olduğunu söyledi.


Edinilen bilgiye göre, 23 Eylül 2025 tarihinde İstanbul’dan Kastamonu’ya yüklü miktarda uyuşturucu getirileceği bilgisine ulaşan Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti. Ekipler tarafından tespiti yapılan Hediye Ç. ile Atagan Y. isimli iki şüpheli takibe alındı. Hediye Ç. isimli kadın, düzenlenen operasyonda şehirler arası yolcu otobüsünde yakalandı. Operasyonda tanınmamak için çarşaf giyen Hediye Ç.’nin yanındaki çanta içerisinde 848 gram metamfetamin ele geçirildi. Konuyla ilgili Atagan Y. de gözaltına alındı.


Olayın ardından tutuklu sanıklar Hediye Ç. ve Atagan Y. hakkında ’uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçlarından dava açıldı. Davanın ilk duruşması Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanık Hediye Ç. ve avukatlar hazır bulunurken, Atakan Y. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.



"Çok pişmanım"


Duruşmada kendisini savunan Hediye Ç., "İstanbul’a uyuşturucu almaya gittim. 3 tane engelli çocuğum var. Ben eşimden boşandım, 6 aydır çocuklarımı hiç görmedim. En son otogarda yattım. Kaymakamlıktan aldığım yardımla geçiniyorum. Eşim eve üvey anne getirdi. İki çocuğumu aldım, bir çocuğum kaldı. O da beni arayıp, ’anne onlar senin çocukların da ben değil miyim’ dedi. Ben de Atagan ile konuştum, mecbur kaldım. ’Bana arabaya bin’ dedi. Aynı arabayla gittim, geldim. Ben çantaya hiçbir şey yapmadım. Alıp sadece kenara koydum. Uyuşturucuyu İstanbul’da ’Sarı’ denilen Ramazan adında birisinden aldık" dedi.


Uyuşturucu almaya çocuğuyla gittiğini ve uyuşturucuyu veren şahıslar tarafından tehdit edildiği için taşımaya mecbur kaldığını iddia eden Hediye Ç. "İstanbul’da çantayı almadan önce iki kişi geldi. Bana, ’çocuğu bir yere bırakman gerekiyor’ dediler. Ben de o zaman eşim Savaş ile konuştum.


Savaş da ’idare etmiyorlar mı’ diyerek küfür etti. Onu da tehdit ettim. İnkar etmiyorum. Çünkü gerçekten çok kötüydüm, çocuğum orada kalmıştı. Onların elinden zor kurtuldum. Benim hayatım hep sokaklarda geçti. Sokaklarda yatıp kalktım. İstedim ki çocuklarım rahat etsin. Kaymakamlık sağ olsun çocuklarıma yardım etti. İnkar etmiyorum ama beni kullanacaklarını nereden bilebilirim? Çok pişmanım, çok özür dilerim" diye konuştu.


Hediye Ç., hiçbir suçunun olmadığını ve talimatı kendisine tutuklu sanık Atagan G. ile eşinin verdiğini belirterek, "Ben böyle bir insan değilim. Çocuklarımla vurdular beni. O çanta Atagan ile Ramazan’a ait. Ben, Kastamonu’ya inince hiçbir şekilde telefon açmadım. Talimatı bana Savaş ile Atagan verdi. Atagan yakalandığında Savaş, ’metamfetamini yarı yarıya paylaşalım’ dedi. Beni çocuğumla tehdit ettiler. Çocuğum için her şeyi yaparım" şeklinde konuştu.



"Yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur"


Suçlamaları reddeden Atagan Y. ise, "Yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur. Ben kimseyi bir yere uyuşturucu alması için göndermedim. Hediye’ye 22 bin TL parayı ben gönderdim. Bu dosyada neden tutuklandım anlamış değilim. Olayla benim bir ilgim yoktur. Hediye’nin HTS kayıtları ile telefonundaki teknik incelemelere bakıldığında zaten görülüyor. Hediye, alacağı uyuşturucunun pazarlığını yapmıştır. Ben, savcılık soruşturması aşamasında Hediye’ye 22 bin lira attığımı söyledim. Ama uyuşturucunun pazarlığını 2 bin dolara yapılmıştır. Benim attığım bu parayla kesinlikle hiçbir şekilde uyuşturucu alınamaz. Hediye beni gecenin bir yarısında telefonla aradı, ’çocuklarım aç, sokakta kaldım, zor durumdayım. Allah rızası için bana biraz para gönder’ dedi. Ben insanlık namına bu parayı gönderdim. Yeni bir ev bulmuş, evini taşıdık. Allah rızası için yaptım. Eğer ben uyuşturucu almaya göndermiş olsaydım, bu uyuşturucuyu Hediye’den almış olmam gerekirdi. Fakat ben evden hiç çıkmadım, evdeydim. HTS kayıtlarına bakıp inceleyebilirsiniz. Ben kimseden uyuşturucu da almadım, kimseyi uyuşturucu satmaya da göndermedim" diye konuştu.


Mahkeme heyeti, sanıkların avukatlarını da dinleyerek, Hediye Ç.’nin tutukluluğunun devamına, Atagan Y.’nin ise tahliyesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Ayrıca mahkeme heyeti, ‘sarı’ lakaplı Ramazan D. hakkında da yakalama kararı çıkartılmasını kararlaştırdı.



Uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın: "Beni çocuğumla tehdit ettiler"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzonspor’un 10 maçtır bileği bükülmüyor Süper Lig’de şampiyonluk mücadelesinde son iki haftada yaşadığı puan kayıplarıyla yara alan Trabzonspor, ligde ve kupada oynadığı son 10 maçta kaybetmedi. Ligde umutlarını matematiksel olarak sürdüren bordo-mavililer, kupada ise yarı finale yükseldi. Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde deplasmanda normal süresi golsüz sona eren maçta Samsunspor’u penaltılarla eleyerek adını yarı finale yazdırdı. Trendyol Süper Lig’de şampiyonluk yarışının içinde olan ve kupada da yoluna devam eden bordo-mavililer, oynadığı son 10 resmi karşılaşmada 7 galibiyet ve 3 beraberlik aldı. Süper Lig’de hesaplar sürüyor Trabzonspor, Süper Lig’de çıktığı son 8 maçta 6 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti. Bordo-mavili ekip, sahasında 14 Şubat 2026’da Fenerbahçe’ye 3-2 mağlup olmasının ardından yenilgi yüzü görmedi. Gaziantep FK deplasmanında başlayan seri; Fatih Karagümrük, Kayserispor, Çaykur Rizespor, Eyüpspor ve Galatasaray galibiyetleriyle sürdü. Karadeniz temsilcisi, son iki haftada ise Alanyaspor ve Başakşehir ile berabere kaldı. Bu süreçte 4 puan kaybederek şampiyonluk yolunda yara alan Trabzonspor, yine de şampiyonluk umutlarını sürdürüyor. Bu süreçte 14 gol atan Trabzonspor, kalesinde ise 6 gol gördü. Özellikle lider Galatasaray karşısında alınan 2-1’lik galibiyet, serinin en dikkat çeken sonuçlarından biri oldu. İç sahada güçlü kimlik Trabzonspor, bu 10 maçlık dönemde evinde oynadığı 4 Süper Lig karşılaşmasının 3’ünü kazandı, 1’inden ise beraberlikle ayrıldı. Karagümrük’ü 3-1, Çaykur Rizespor’u 1-0 ve Galatasaray’ı 2-1’lik skorlarla geçen bordo-mavililer, Başakşehir’le de 1-1 berabere kaldı. İç sahada oynadığı fileleri 7 kez sarsan Trabzonspor, rakiplerin 3 golüne engel olamadı. Deplasmanda kayıpsız seri Trabzonspor, dış sahada da başarılı performansıyla dikkat çekti. Gaziantep FK, Kayserispor ve Eyüpspor deplasmanlarından galibiyetle dönen Karadeniz ekibi, ligde Alanyaspor ile berabere kalırken, kupada Samsunspor karşılaşmasında ise penaltılar sonucu turu geçen taraf oldu. Karadeniz temsilcisi, bulduğu 11 gole karşılık, sadece 4 gole engel olamadı. Ligde kritik hafta Sezonun son bölümüne girilirken yakalanan 10 maçlık yenilmezlik serisi, Trabzonspor adına hem ligde hem kupada moral kaynağı oldu. Bordo-mavililer, özellikle zorlu fikstürde aldığı sonuçlarla takım kimliğini yeniden ortaya koyarken, teknik heyetin oyun planına da sahaya olumlu yansıdı. Süper Lig’de kalan son 4 haftada Trabzonspor’u kritik karşılaşmalar bekliyor. Bordo-mavililer, matematiksel olarak şampiyonluk iddiasını sürdürürken, Şampiyonlar Ligi’ne katılma hedefi doğrultusunda deplasmanda oynayacağı Konyaspor müsabakası büyük bir önem taşıyor. Galatasaray - Fenerbahçe derbisinden çıkacak sonuç ve bordo-mavililerin galibiyeti, Süper Lig’in zirvesindeki dengeleri yeniden değiştirebilir.
Mersin Sessizliğini sanatla aştı: İşitme engelli Sinem’in başarı hikayesi Mersin’de Akdeniz Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Kültür ve Sanat Evleri, dezavantajlı kadınların hayatına dokunmaya devam ediyor. Adanalıoğlu Kültür ve Sanat Evinde eğitim alan doğuştan işitme engelli 40 yaşındaki Sinem Erserin, el sanatlarıyla hem kendini ifade ediyor hem de ürettiği eserleri satarak ekonomik kazanç elde ediyor. Sosyal hayata katılımı artırmak ve kadınların meslek edinmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren merkezler, birçok başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bu hikayelerden biri olan Sinem Erserin, kurs sayesinde hem özgüven kazandı hem de yeteneklerini geliştirme fırsatı buldu. El sanatları kursuna katıldıktan sonra büyük bir değişim yaşayan Erserin, yapay çiçek tasarımı, ahşap ve seramik boyama gibi birçok alanda üretim yapıyor. Azmi ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Erserin, ortaya koyduğu el emeği ürünleri satarak kendi gelirini de elde ediyor. "Kelimelerle değil, renklerle konuşuyor" Kurs öğretmeni Yasemen Özügüzel, Sinem’in kısa sürede büyük bir gelişim gösterdiğini belirterek, "Sinem ilk geldiğinde içine kapanıktı. Ancak fırçayı eline aldığında içindeki yeteneği hemen fark ettik. O, kendini kelimelerle değil renklerle ifade ediyor. Öğrettiğimiz teknikleri hızla kavrıyor ve büyük bir başarıyla uyguluyor. Azmi tüm kursiyerlere örnek oluyor" dedi. "Burası bizim ailemiz oldu" Sinem’in annesi Akgül Erserin ise kızındaki değişimin kendisini çok mutlu ettiğini ifade ederek, "Kızımı buraya gönül rahatlığıyla bırakıyorum. Burası artık bizim ailemiz oldu. Sinem burada çok mutlu. Kendi emeğiyle para kazanması ve özgüven kazanması beni gururlandırıyor" diye konuştu. Akdeniz Belediyesinin sunduğu bu imkanlar sayesinde birçok kadın hem meslek öğreniyor hem de sosyal hayata daha güçlü katılıyor. Sinem Erserin’in azim dolu hikayesi ise fırsat verildiğinde hiçbir engelin başarıya engel olamayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Adana Bahar yorgunluğuna karşı 10 süper besin Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, ıspanağın magnezyum içeriğiyle kas fonksiyonlarını düzenleyerek yorgunluk ve stresin etkilerini hafiflettiğini söyleyerek, "Bahar aylarında düşen enerjiyi geri toparlamak için düzenli tüketilmesi önemlidir" dedi. Bahar yorgunluğuyla baş etmede sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı uygulamak önem kazanıyor. Özellikle vitamin, mineral ve antioksidanlar yönünden zengin besinler ile bol su tüketiminin bağışıklık sistemini desteklerken aynı zamanda gün içindeki enerji dalgalanmalarını da dengelediğini söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bu süreci rahat geçirebilmek için beslenme önerilerinde bulundu. Demir ve magnezyum kaynağı ıspanak Ispanağın, içerdiği demir sayesinde vücutta oksijen taşınmasını desteklediğini ve halsizlik hissinin azalmasına yardımcı olduğunu belirten Diyetisyen Özbay, "Magnezyum içeriği ise kas fonksiyonlarını düzenleyerek yorgunluk ve stresin etkilerini hafifletir. Bahar aylarında düşen enerjiyi geri toparlamak için düzenli tüketilmesi önemlidir. Yumurta, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm temel amino asitleri içerir ve uzun süreli tokluk sağlar. Sabah kahvaltısında tüketildiğinde gün boyu enerjinin dengeli bir şekilde sürdürülmesine katkı sunar. Ayrıca B vitaminleri sayesinde zihinsel performansı da destekler. Muz, doğal şeker içeriğiyle enerji kaynağıdır ve yorgunluk hissini kısa sürede azaltır. Potasyum açısından zengin olması, kasların düzgün çalışmasına ve halsizlik hissinin önlenmesine yardımcı olur. Gün içinde pratik bir ara öğün olarak tercih edilebilir" dedi. Probiyotik desteği için yoğurt Özbay, yoğurtun bağırsak sağlığını destekleyen probiyotikler içerdiğini kaydederek, "Sağlıklı bir sindirim sistemi, bağışıklık ve enerji düzeyi üzerinde doğrudan etkilidir. Bahar yorgunluğu döneminde bağışıklığın güçlü tutulması için düzenli şekilde tüketilmelidir. Badem, içerdiği sağlıklı yağlar ve E vitamini sayesinde hücreleri oksidatif strese karşı korur. Aynı zamanda magnezyum içeriğiyle kas yorgunluğunu da azaltır. Gün içinde bir avuç badem tüketmek enerji seviyesini dengede tutmaya yardımcı olur. Yulaf, kompleks karbonhidrat yapısı sayesinde kan şekerini dengeli bir şekilde yükseltir ve uzun süre enerji sağlar. Lif içeriğiyle sindirimi desteklerken ani enerji düşüşlerini de önler. Özellikle kahvaltılarda tercih edilmesi günün daha dinç geçirilmesine katkı sağlar. Portakal, güçlü bir C vitamini kaynağı olarak bağışıklık sistemini destekler. Mevsim geçişlerinde sık görülen halsizlik ve hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır. Aynı zamanda ferahlatıcı yönüyle gün içinde canlılık hissini artırır" diye konuştu. Omega-3 deposu somon balığı Diyetisyen Özbay, somon balığının omega-3 yağ asitleri açısından zengin olduğunu ve beyin fonksiyonlarını desteklediğini belirterek şunları kaydetti: "Ruh halini dengeleyerek bahar yorgunluğuna eşlik eden isteksizlik hissini azaltmaya yardımcı olur. Haftada birkaç kez tüketilmesi genel enerji düzeyine olumlu katkı sunar. Avokado, içerdiği yağlar sayesinde uzun süreli enerji verir ve tokluk hissini artırır. Lifli yapısı ile sindirim sistemini desteklerken, içerdiği vitamin ve minerallerle genel vücut direncini yükseltir. Günlük beslenmeye eklenmesi enerji dalgalanmalarını azaltacaktır. Yeşil çay, güçlü antioksidan özelliği ile vücudu serbest radikallere karşı korur. Aynı zamanda hafif kafein içeriği sayesinde zihinsel uyanıklığı artırır ve yorgunluk hissini de azaltır. Gün içinde 1-2 fincan tüketilmesi zindelik hissini destekler. Ancak hamilelerin tüketmek için doktorlarına danışması önemlidir."
Kayseri Başkan Büyükkılıç, 11. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nde hekimlerle buluştu Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 11. Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi’nde akademisyenler ve sağlık profesyonelleriyle bir araya gelerek bilimsel dayanışmanın önemine dikkat çekti. Kayseri, sağlık alanında önemli bir bilimsel organizasyona ev sahipliği yaptı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Erciyes Pediatri Akademisi Kongresi kapsamında düzenlenen programda hekimler, akademisyenler ve tıp öğrencileriyle buluştu. Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa; Başkan Büyükkılıç’ın yanı sıra Kongre Başkanı ve Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Musa Karakürkçü, Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Poyrazoğlu, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan da katılım sağladı. Açılışta tanıtım filmi ile Zenginlikler Şehri Kayseri filmi izletilirken, alanında uzman isimler bilimsel paylaşımlarda bulunmak üzere bir araya geldi. Başkan Büyükkılıç, kongrede olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirerek, "Üniversitemizin araştırma üniversitesi olarak kendisinden söz ettirmesi hepimiz için önemli ve anlamlı. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak sizlere hizmet etmenin onurunu taşıdığımı da paylaşmak istiyorum" dedi. Kayseri’nin TÜRKSOY 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti olduğunu hatırlatan Büyükkılıç, "İlk tıp fakültesi bunun mihenk taşı olmalı. Çünkü biz kadim medeniyetler şehriyiz. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehiriz. İşte bu güzelliklerin de taçlanması bir bakıma kültür başkenti olarak paylaşılması ve bu ünvanın verilmesi bunun en önemli kanıtlarından biri olsa gerek" diye konuştu. Erciyes Üniversitesi, Türkiye’ye ve Dünyaya Hitap Ediyor Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin bir hayırseverler şehri olduğuna da ayrı bir parantez açarak, hayırseverler tarafından yapılan yatırımların Kayseri için bir zenginlik olduğunu kaydetti. Büyükkılıç, Erciyes Üniversitesi ve Tıp Fakültesi’nin bölgeye, Türkiye’ye ve dünyaya hitap ettiğine işaret ederek, akademisyen ve öğrencilere başarılar diledi. Başkan Büyükkılıç, öte yandan Kayseri’nin bir spor şehri olduğunu da dikkat çekerek, 2029 Dünya Spor Başkenti Adaylığı sürecinin başarılı bir şekilde sürdüğünü söyledi. Büyükkılıç, kongrenin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, organizasyonun sağlık camiasına önemli katkılar sunmasını temenni etti. Ayrıca gün içerisinde düzenlenecek panellerde; anemi, dehidratasyon, öksürük, karın ağrısı, ateş, nöbet ve döküntü gibi sık karşılaşılan pediatrik hastalıklar kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Program, sertifika töreni ve kapanış oturumu ile sona erecek.
Sakarya Sakarya’nın çiçekleri şişelendi, kokusu dünyayı sardı Sakarya’da Murat Kılıç, kentte yetişen longoz menekşesi, gölge zambağı ve kestane kabağının çiçeklerinden elde ederek ürettiği "Sehr-i Sakarya" kolonyasını 4 ülkeye ihraç ediyor. Sakarya’da üç kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, 10 yıl önce başladığı hikayesinde şehrin simge yerlerinden elde ettiği çiçeklerle Şehr-i Sakarya kokusunu oluşturdu. Acarlar Longozu’nun menekşesi, Keremali Yaylası eteklerinde yetişen gölge zambağı ve coğrafi işaretli kestane kabağı çiçeğinin harmanlanmasıyla 3 yıllık çalışma neticesinde ortaya çıkan koku, 4 ülkeye ihraç edilerek dünya ile buluştu. "Neden Adapazarı’na özel bir şey yok, biz yapalım dedik" Kokularla olan yolculuğundan bahseden Kılıç, "Dedem esansçıydı sonra babam hem esans hem kolonyaya döndürdü 22 yaşımda ben elime aldım. Dördüncü kuşak olarak oğlumu yetiştiriyorum. Şehr-i Sakarya kafamızda şöyle doğdu: 10 yıl önceydi Sakarya’dan bir yere gittiğimizde bir türlü götürecek bir şey bulamıyoruz şekerleme, lokum buluyoruz fakat şeker hastalarına denk geldik hep. Götürdüğümüz hediyeleri kimse kullanamıyordu. Neden Adapazarı’na özel bir şey yok derken kafamızda şöyle bir şey uyandı bizde imalatçıyız biz niye yapmıyoruz dedik. Acarlar Longozu’nun menekşesi var dünyada 3 tane yerde yetişen menekşeden bir tanesi. Akyazı’da Kerem Ali Dağı’nın eteklerinde gölge zambağı var, coğrafi işareti olan kestane kabağı çiçeği var bunların üçünü esans haline getirdik daha sonra birleştirdik. 3 yıllık çalışmayla da güzel bir kolonya elde ettik" dedi. "3 boyutlu bir kolonya" Klasik kolonyayı farklı bir boyuta taşıdığını ve üretim sürecini anlatan Kılıç, "Klasik bir kolonyadan çıktık biz. İçerisinde E vitamini var. Tıraştan sonra cildi ve elleri yumuşatıyor. 3 boyutlu bir kolonya, ilk sürdüğünüzdeki koku 10 dakika sonra farklı bir koku oluyor, en son da ellerinizde parfüm minvali bir koku bırakıyor. Kestane kabağı çiçeği yemeklerde kullanılan bir şey ama kokusunu bilen yok. Tabii saf olarak aldığınızda onu işlemediğinizde kokusu çok harika değil ama biz bunları modernize ediyoruz yani oynuyoruz kokularla biraz. Üçünü bir araya getirmeye, oranlarını ayarlamaya çalışıyoruz. Bunlar Sakarya’nın bilinmeyenleri yani dünyada da bilinmiyordu. Artık Acarlar Longozu dünyaca ünlü bir yer oldu" diye konuştu. "Hayatlarında hiç kolonya kullanmayanlar Sakarya’nın kokusunu kullanıyor" Yurt dışına kadar uzanan üretim hikayesiyle yerel değerleri dünyaya tanıtan Murat Kılıç, "Yurt dışından gelip gölge zambağını toplayıp götürüyorlardı, Fransa’da esans yapıp bize tekrar satıyorlardı. Bunu bilen yoktu bunları öne çıkarmamız gerektiğine inandık Allah nasip etti şu an 4 ülkede ihracat yapıyoruz. Hayatlarında hiç kolonya kullanmayan insanlar Sakarya kokusunu kullanıyor artık. Avusturya’da Şehri Sakarya kokusunu görüyorum insanların masasında. Tabii ki bu Sakarya’nın tanıtımı için büyük bir şey. Ben totalde 3 milyona yakın ürün sattım, 3 milyon insanın hanesine girmişiz öyle düşünün. Biz henüz Şehri Sakarya kokusunu beğenmeyene rastlamadık" şeklinde konuştu. "60 yıllık birikimi ‘Retro’ koku ile yeniden yorumluyoruz" Firmalarının 60. yılına özel yeni bir koku üzerinde çalıştıklarını belirten Kılıç, "Yeni hikayemiz aslında daha güzel. Yaklaşık 6 aydır firmamızın 60. yılı olması sebebiyle yeni bir koku üzerinde çalışıyoruz. 60 yılda en çok satan kokuları modernize ederek bir araya getireceğiz. Biz buna "Retro" diyoruz. İlk bu işe başladığımızda insanlar garip bakıyorlardı, bu kokulardan ne çıkabilir ki diyorlardı. Biz beğenmeyeceğimiz bir şeyi Sakarya’nın tanıtımında kullanmak istemedik bunun için 3 yıl mücadele verdim, mücadelemin de karşılığını alıyorum insanların çok hoşuna gidiyor, beğeniyorlar" ifadelerini kullandı.