GÜNDEM - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 15:52

İletişim Başkanı Duran: "Artık teknoloji şirketleri bizi kontrol eden bir konuma geliyorlar"

A
A
A
İletişim Başkanı Duran: "Artık teknoloji şirketleri bizi kontrol eden bir konuma geliyorlar"

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Artık teknoloji şirketleri sadece birtakım bize mecraların sunmuyorlar. Aynı zamanda bizi kontrol eden, bizlerin anlatılarını kuran çok etkili bir konuma geliyorlar, bu yazılımların hiç de masum olmadığını biz algoritmalar, filtre balonları ve yankı odalarından biliyoruz" dedi.


Geleceğin şekillenmesinde etkin rol oynayan genç gazeteciler, akademisyenler, girişimciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerini her yıl bir araya getiren TRT Next programı bu yıl İstanbul’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlendi. Programa İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ve farklı ülkelerden gelen çok sayıda davetli yer aldı.


"Teknoloji dediğimiz şeyin çoğu zaman savaşlarla geliştiğini biliyoruz"


Palantir adlı Amerikan teknoloji şirketinin yayınladığı 22 maddelik manifestodan bahsederek konuşmasına başlayan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Palantir adlı, merkezi Colorado’da bulunan Amerikan teknoloji şirketi tarafından yayımlanan bu 22 maddelik manifesto, teknolojinin nereye gittiğini ve teknoloji şirketlerinin toplumu şekillendirmede dünyaya bakışta nerede olduğunu veya nerede olacağını anlatan ifadeler kullandı. Bu 22 madde içerisinde Amerika’nın yeniden nasıl konumlanacağı, teknoloji şirketleriyle devletin nasıl iç içe geçeceği ve bu şirketlerin imkânlarının askeri ve jeopolitik üstünlük için nasıl seferber edileceği anlatılıyor. Elbette bu yeni bir şey değil. Teknoloji dediğimiz şeyin çoğu zaman savaşlarla geliştiğini biliyoruz. Fakat şimdi bu sarmal yani savaşlar teknolojiyi geliştirirken, teknoloji tekrar savaşları güçlendiriyor. Bunun gerçekten hızlı bir sarmala döndüğü bir dünyanın içerisindeyiz hepimiz yapay zekadan bahsediyoruz ve artık onu kullanıyoruz. Bu durum beraberinde yeni şeyleri getiriyor. O yüzden bu manifesto diyor ki; "Artık atom çağında değil, yapay zeka çağındayız" deniliyor. Ve caydırıcılık artık bunun üzerinden yürüyecek. Bu manifestoda anlatılan ana konu; Amerikan üstünlüğü nasıl devam ettirilebilir? Kendi medeniyet çerçevesi içinde nasıl bir performans ortaya konabilir?" "Krizler Çağı" denilen bu yenidünyanın ne olduğunu anlamlandırmak gerekiyor" dedi.


"Yazılımların hiç de masum olmadığını algoritmalar, filtre balonları ve yankı odalarından biliyoruz"


Teknoloji şirketlerinin yalnızca güç ve üstünlük iddialarıyla biçimlendirdiği bir dünya olmasını istemediğini belirten İletişim Başkanı Duran, "Artık teknoloji şirketleri sadece bir takım bize mecraların sunmuyorlar. Aynı zamanda bizi kontrol eden, bizlerin anlatılarını kuran çok etkili bir konuma geliyorlar, bu yazılımların hiç de masum olmadığını biz algoritmalar, filtre balonları ve yankı odalarından biliyoruz. Artık bunun farkındayız ama farkında olmadığımız o kadar çok veriyi veriyoruz ki bazen kendimizle ilgili karar almamızla ilgili bir şeyi son dönemde yaygınlaşan bir özellik bu; yapay zekaya belli bilgileri verip, nasıl karar almamız gerektiğini soruyoruz. Kuantum teknolojisinin yaygınlaştığı kuantum bilgisayarların yaygınlaştığı birçok seçeneğin aynı anda değerlendirilip proses edildiği bir yerde bir cerrah hastasına müdahale etme konusunda kullanabileceği çok önemli bir özellik bu Verilerden yola çıkarak bu teknolojileri kullanarak çok daha iyi doktorluk yapabilirsiniz, çok daha iyi ürün üretebilirsiniz, fakat insan olmanın yerine geçecek kararları da yapay zekâya mı bırakacağız? Bu çok önemli bir soru. Bu teknolojilerin bize ürettiği çiplerle biz birtakım nöral kabiliyetlerimizi geliştirebileceğimizi varsaydığımızda acaba yarı insan yarı makineye giden bir sürecimi yaşayacağız? Bu soruları sormak bu soruların cevabını almak durumundayız bir çip takarak onlarca dili rahatlıkla öğrenebiliriz ona doğru gidiyoruz ama o çiplerin takıldığı zihin artık bizim mi olacak? Bilincimiz nerede olacak şimdi bu büyük soruları soracağımız dünyaya gidiyoruz. Dolayısıyla bu yönle baktığımızda elbette endişe olması lazım ama endişe ile umudun aynı olduğu yerde üretkenlik olur. Daha iyi şeylerin olacağını düşünüyoruz bu umut verici yanı. Ama acaba kontrol kimde olacak? Fark etmeden bilincimiz yönlendiriliyor olabilir mi?" şeklinde konuştu.


"Bir meydan okuma ile karşı karşıyayız"


Günümüz dünyasının kimlerin şekillendirdiği üzerine tartışan İletişim Başkanı Duran, "Bugün anlatıları kimlerin kurduğu meselesi de önemli. Geriye doğru baktığımızda şairler, vaizler, rahipler akademisyenler ve aydınlar bu anlatıları belirleyen insanlar olarak görülüyordu. Peki bugünün dünyasında söylemleri kimler belirleyecek? Teknoloji şirketleri mi? Biz bir yerden sonra acaba dijital benliğimiz tarafından yönetilen bir benliğe mi sahip oluyoruz? Dolayısıyla bu gerçekten bir meydan okuma imkan olduğu kadar bir meydan okuma ile karşı karşıyayız. Bizim dijitalle olan karşılaşmamız birçok tavrı almayı, bu tablo sonucunda eyleme geçmeyi gerektiriyor. Bu akıntı içerisinde kaybolan nereye gittiğini bilemediğimiz algoritmalarla bir o yana bir bu yana savrulduğumuz bir yerde olmamalıyız" dedi.


"Cumhurbaşkanımızın "Dünya beşten büyüktür" dediği konu sadece bir söylem değildir"


İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Teknolojik rekabetin arkasında aynı zamanda büyük bir uluslararası mücadele var. Artık çok kutuplu bir dünyadayız. Amerika teknolojik üstünlüğünü devam ettirecek ve hegemonyasını devam ettirecek bir yerde tutmaya çalışıyor. Bu manifestoları üretenler bunun için uğraşıyorlar. Kamuyu kontrol etmek artık çok daha kolay hale geliyor bunu fark etmek zorundayız. Bu bir anlamda insanlığın özgürlük mücadelesidir. Bugün kendimizi hür zannederken yarı makinalaşmış ve zihinleri kontrol altına alınmış insanlar olmamalıyız. Bu konuda hazırlıklı olmalıyız. Çok kutuplu dünya nereye doğru gidecek belli değil. Amerika bir üstünlüğü bırakmak istemiyor, Çin ise bir üstünlüğü ele geçirmek istiyor ama dünyayı yönetip düzen kurabilecek bir fikre ve iddiaya sahip değil. Türkiye gibi, orta büyüklükte olarak görülen ama dünyaya söyleyecek sözü olan ülkelerin burada öne çıkaracak dünyanın geleceğine dair söz söylemesi gerekiyor, sadece söz söylemek değil bir şeyler yapmak gerekiyor bu çerçevede Cumhurbaşkanımızın "Dünya beşten büyüktür" ve "Daha adil bir dünya mümkündür" dediği konu sadece bir söylem değil; bu bizim için birçok bölgede ve müdahil olduğumuz birçok krizde geleceğin şekillenmesine etki ettiğimiz bir alandır. Türkiye bugün Libya’da, Karabağ’da, Suriye’de ve Afrika’daki birçok ilişkideki tavrı tamamen bununla alakalı" dedi.


"Ana gayemiz hakikatin korunması, güvenliğin sağlanması"


Dünyadaki savaş ortamında dezenformasyonla mücadeleye değinen İletişim Başkanı Duran, "Gazze’de yaşananlar bize iki şeyi gösterdi: Birincisi, değerler etrafında dünya siyasetinin gittiğini söyleyenlerin yalancılığını, bazı ülkeler söz konusu olduğunda her şeyi nasıl kenara bıraktıklarını bize gösteren ve çıplak bir şekilde gördüğümüz bir gerçeklikti. Bu anlamda batının liberal olduğunu düşündüğü söylediği şeyin artık tabutuna son çivi çakılmış oldu. İkincisi Bugün Amerika’da Filistin’e sempatisi, İsrail sempatisinin üstüne çıkmış durumda. Avrupa toplumlarında da bu tepkiyi hepimiz gördük. Değişik toplumlardaki bu ortak tepkinin geldiği yer insanlığın haksızlığa karşı bir haykırışıdır. Bu tür tepkileri büyütmemiz gerekiyor ve bunun gelecekte bu tür soykırımların olmaması için neler yapabileceğimizi hep beraber düşünmek durumundayız. Biz İletişim Başkanlığı olarak yapmaya çalıştığımız hakikati korumakla ilgili bir gayret ortaya koymaktır. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi çerçevesinde bunu yapıyoruz yine CİMER üzerinden Türkiye’deki vatandaşlarımızın taleplerini kamuya ileterek bunların karşılanması yönünde çaba gösteriyoruz. Kamu diplomasisi ve stratejik iletişim boyutlarıyla hep ana gayemiz hakikatin korunması, güvenliğin sağlanması, bilgiye ulaşımın yeterli olmadığı aynı zamanda vatandaşlarımızın hakikate ulaşabildiğinin mümkün olabildiği bir habitatı sağlamaktır" dedi.



İletişim Başkanı Duran: "Artık teknoloji şirketleri bizi kontrol eden bir konuma geliyorlar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya BBP Genel Başkanı Destici: "Bir çocuğumuzun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine tahammülümüz yok" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bir çocuğumuzun daha, en son Van’da Hamza evladımızı parçaladı köpekler. Öldürdüler. Bir çocuğumuzun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine tahammülümüz yok. İçişleri Bakanımızın açıklamaları bir nebze de olsa yüreğimize su serpti. Köpeklerin yüzde 80’inin toplandığını, geriye kalan yüzde 20’sinin de sonbahara kadar toplanacağını söyledi" dedi. Büyük Birlik Partisi Konya Olağan İl Kongresi Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongrede konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Onca yolsuzluğa, onca hırsızlığa, onca ahlaksızlığa rağmen bazı partilerin yöneticileri, belediye başkanları pişkin pişkin, sanki hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta gezmekte, televizyonlarda endam etmekte, mahkeme salonlarında şov yapmaktadır. Bunlara asla müsamaha gösterilmemelidir. Yani bunların yaşadığını biz yaşasak ya da herhangi bir normal vatandaşımız yaşasa, utancından sokağa çıkamaz. Ama o kadar pişkinler ki sanki hiçbir şey olmamış, her şey sütlimanmış gibi sağa sola saldırmaya, parmak sallamaya, güya iktidara gelirlerse hesap soracaklarını söylemeye, televizyonlardaki gazetecilere saldırmaya devam etmektedirler. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Adalet gecikir ama mutlaka sonunda gerçekleşir. Kim haklı, kim haksız ortaya çıkar" dedi. "LGBT dediğin düpedüz sapkınlıktır, LGBT dediğin ahlaksızlıktır" Son yıllarda aileye saldırıların arttığını belirten Mustafa Destici, "LGBT diye sapkın düşünceleri bize özgürlük adı altında dayatıyorlar. Ne özgürlüğü, LGBT dediğin düpedüz sapkınlıktır, ahlaksızlıktır. Yeryüzünde ne kadar din varsa, sadece Müslümanlık değil, ne kadar ahlaki öğreti varsa bunların hepsi LGBT’yi reddetmektedir. Çünkü insanın tabiatına aykırıdır. Şimdi çocuklarımızı evlilikten soğutuyorlar. Televizyonlar, sosyal medya, internet aracılığıyla çocuklarımız evlenmesin diye her türlü propaganda yapıyorlar. Evlilik berekettir, rahmettir, çocuk berekettir, rahmettir. Ama yıllardır ne aşılıyorlar, ’sakın evlenmeyin.’ Onun yanında ne aşılıyorlar? Evlilik dışı hayat ve bunu meşru gösteriyorlar. Gençlerimizi inançlarımızdan koparmalarına fırsat vermeyeceğiz ve gençlerimize bunu anlatacağız. Elbette bunu anlatırken ülkemizi her alanda geliştirerek gençlerimizin hepsinin bir işinin olmasını sağlayacağız. Ailelerin ihtiyaçlarını temin edecek gelire sahip olmalarını temin edeceğiz. Sanayiyi destekleyeceğiz. Üretimi destekleyeceğiz. Üreteni destekleyeceğiz ve hakça bölüşülmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Bir çocuğumuzun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine tahammülümüz yok" Neredeyse her gün bir çocuğun, bir canın köpek saldırılarında ya öldüğünü ya da ağır yaralandığını söyleyen Mustafa Destici, "Bizim buna dur dememiz gerekiyor. Bir çocuğumuzun daha, en son Van’da Hamza evladımızı parçaladı köpekler. Öldürdüler. Bir çocuğumuzun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine tahammülümüz yok. İçişleri Bakanımızın açıklamaları bir nebze de olsa yüreğimize su serpti. Köpeklerin yüzde 80’inin toplandığını, geriye kalan yüzde 20’sinin de sonbahara kadar toplanacağını söyledi. İnşallah bu gerçekleşir. Ama bir kere daha söylüyorum, kararlılıkla ve hiç çekinmeden söylüyorum. Evet, köpekleri toplayalım, sahipsiz olanları. Sahipli olanlar zaten kendi başına dolaşıyor. Eğer belediyelerin imkanları varsa, valiliklerin imkanları varsa elbette barınaklara alsınlar, beslesinler. Ama bu yapılamıyorsa uyutmaktan başka çare yoktur ve çocuklarımız öleceğine köpeklerin uyutulmasının daha insani, daha doğru olduğunu da yüksek sesle söylüyorum. Bana her gün saldırıyorlar. Aynı bu köpekleri savunanların bir kısmı da onlar gibi saldırgan. Allah şerlerinden muhafaza etsin. Yani mama lobileri bir taraftan ki bunların bir kısmının da böyle dernek kurarak geçimlerini oradan temin ettikleri daha sonra ortaya çıktı. İnanılmaz saldırıyorlardı. Ama onların saldırılarından falan korkacak, tırsacak, geri adım atacak değiliz. Çünkü biz ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyen bir anlayışın devamıyız. İnsan mı, köpek mi; çocuk mu, köpek mi dediğimizde elbette tercihimiz insandır, çocuktur ve öyle olacaktır" şeklinde konuştu.
Kayseri Mimarsinan OSB’de Arar dönemi Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi 1. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Yapılan genel kurulda oyların çoğunluğunu alan Mehmet Arar başkanlığa seçildi. Mimarsinan (OSB) Olağan Genel Kurulu, Kayseri Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Abdullah Ay’ın konuşmaları ve Divan heyetinin oluşmasıyla başladı. Divan heyeti başkanlığına Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci’nin seçilmesinin ardından saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu. Kurulda açılış konuşmalarını gerçekleştiren Kayseri Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Abdullah Ay; "Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği gereği toplantıların usulüne uygun icra edilmesi, alınan kararların hukuki geçerlilik kazanması ve sanayicilerimizin haklarının korunması adına bakanlık olarak buradayız. Bakanlığımız olarak burada bulunma amacımız demokratik bir platform olan genel kurulun mevduatın çizdiği sınırlar çerçevesinde şeffaf ve güvenilir bir ortamda tamamlanmasını sağlamaktır. Ayrıca toplantının belirli süreler içinde yapıldığı gündemin usule uygun şekilde ilan edildiği ve tüm hazırlıkların yönetmeliğe tekabül ettiği tarafımızca teyit edilirmiştir. Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi’nin geleceğine yön verecek kararların alınacağı bu toplantının başlatılmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır" dedi. Kurula ev sahipliği yapan Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise; "Bu olağan kurula ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyorum. 2 adayı da tebrik ediyorum. Süreç içerisinde en ufak bir dedikodu ve fitneye rastlamadık. İkisi de nezaketli bir şekilde seçim süreci geçirdi, sizin sözlerinizle de netlik kazanacak .Kazanan Kayseri olacak, sanayisi, ekonomisi olacak" şeklinde konuştu. AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu da başkan adaylarını tebrik ederek; "68 bin işletmemiz var. Yakın coğrafyamızda yaşanan olumsuz gelişmelerden sonra Türkiye cazibe merkezi olacak. İstanbul ve Kayseri cazibe merkezi olacak. Ekibimiz canla başla çalışarak gayret ediyorlar. Ben buradan 2 başkan adayımızı tebrik ediyorum. Cenabı Allah kolaylık versin. Rakipler yan yana oturuyor, kapıda beraber dolaşıyorlar" dedi. Başkan Adayı Mehmet Arar konuşmasında organize sanayi bölgesini farklı bir vizyona taşımak için el ele çalışacaklarını ifade ederek; "Bizleri kırmadınız buraya kadar yoruldunuz. Ömer başkanımın da misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyorum. Mimarsinan OSB’nin değerli sanayicileri; bu zaman sürecinde bizi bıkmadan dineldiniz. Telefonlar ile rahatsız ettik, gezdik ve kendimizi ifade etmeye çalıştık. Bizi bıkmadan usanmadan dinlediniz ayrıca teşekkür ediyorum. Kim seçilirse seçilsin OSB’miz için elimizden gelen her şeyi yapacağımıza inanıyorum. Herkesin başka bir bakış açısı ve başka bir vizyonu var. Bizim hedefimiz şuana kadar gelmiş olan Mimarsinan OSB’yi başka bir vizyona taşımaktır. Bunu yaparken sanayicilerimiz ile el ele olacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu. Bir diğer aday Lütfü Çarşıbaşı ise konuşmasında Mimarsinan OSB’nin ilk kez kendi başkanını seçeceğini belirterek birlikte çalışma mesajı verdi. Konuşmaların ardından oy verme işlemine geçildi. 306 delegenin oy kullandığı genel kurulda oyların 192’sini alan Mehmet Arar Mimarsinan OSB başkanlığına seçilirken Lütfü Çarşıbaşı ise 111 oy aldı. 3 oy da geçersiz sayıldı.