SAĞLIK - 19 Eylül 2025 Cuma 11:35

Epigenetik beslenme gen ifadesini şekillendiriyor

A
A
A
Epigenetik beslenme gen ifadesini şekillendiriyor

Epigenetik beslenme, hastalıkların önlenmesinden yaşlanmanın yavaşlatılmasına kadar pek çok alanda umut vadediyor. Beslenme alışkanlıklarının gen ifadesini şekillendirebildiğini hatırlatan Dyt. Burcu Sel, epigenetik beslenme hakkında bilgi verdi.


Epigenetik, DNA dizisi değişmeden gen ifadesinde meydana gelen kalıcı ya da geçici değişiklikleri inceleyen bilim dalı olarak bilinirken; bazı mekanizmalar sayesinde genler açılıp kapanabiliyor. Örneğin, bir gen "kapalı" duruma geçtiğinde enzim ya da protein gibi o genin ürünü üretilmiyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Burcu Sel, epigenetik beslenmenin, genetik yapımızı değiştirmeden gen ifadesini (genlerin açılıp kapanmasını) etkileyen beslenme biçimlerini ifade ettiğini söyleyerek, "Yani, yediğimiz besinler, genlerimizin nasıl çalıştığını ve vücudumuzun nasıl tepki verdiğini etkileyebilir. Kötü beslenme sonucu kimyasal ve metabolik nedenli mutasyonlar ve modifikasyonlar genleri değiştirebilmektedir" dedi.



Aşırı yağlı ve kalorili beslenme gen ifadesini değiştirebilir


Aşırı yağlı, düşük proteinli, düşük kalorili veya aşırı kalorili beslenme tiplerinin gen ifadesindeki değişiklikleri tetikleyebildiğine değinen Dyt. Burcu Sel, "Bunun sonucunda metabolik hastalıklar diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, obezite, kanser vb. metabolizmada değişikler olabilmektedir. İyi beslenme epigenetik değişikliğe bağlı oluşan hastalıkların görülme oranını azaltabilir. Özellikle anne ve babanın beslenme durumu çocuklarda ileriki dönemlerde metabolik hastalıkların oluşumunda rol oynamaktadır. Anne adaylarının gebelikteki beslenme biçimi, çocuğun epigenetik profilini ve hatta yaşam boyu hastalık riskini etkileyebilir. Örneğin, gebelikte yeterli folat alınması, nöral tüp defekti riskini azaltır" şeklinde konuştu.


Epigenetik beslenme kanser riskini azaltmada yardımcı


Epigenetik beslenmenin faydalarını anlatan Dyt. Burcu Sel, "Bu beslenme türü, gen ifadesini korur, kanser ile metabolik hastalık riskini azaltır, nörolojik ve kardiyovasküler sağlığı destekler. Ayrıca yaşlanma karşıtı etkileri de vardır" ifadelerini kullandı.


Bazı besinlerin, epigenetik mekanizmaları etkileyebileceğini kaydeden Dyt. Burcu Sel, epigenetik besinleri şöyle sıraladı:


"Koyu yeşil yapraklı sebzelerle folik asit (B9-Folat) alın: Vücutta DNA sentezi, hücre bölünmesi ve kırmızı kan hücrelerinin oluşumu gibi hayati işlevlerde görev alır. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere birçok besinde doğal olarak bulunur.


Veganların alması gereken takviye B12 (Kobalamin): Sinir sistemi sağlığı, kırmızı kan hücresi üretimi ve DNA sentezi için hayati öneme sahip bir vitamindir. B12 vitamini hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur. Bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunmaz, bu yüzden vegan bireylerin takviye alması gerekir.


Yumurtayla kolin desteği: Vitamin benzeri bir besin öğesi olarak sınıflandırılır. Her ne kadar bir vitamin olmasa da, B grubu vitaminlerle yakından ilişkilidir. Kolin; beyin, karaciğer ve kas sağlığı başta olmak üzere birçok sistemde görev alır. Yumurta, dana karaciğeri kolin içeriği yüksek olan besinlerdir.


Turpgillerden sülforafan - Isotiyosiyanat takviyesi: Özellikle turpgiller familyasına ait sebzelerde bulunan, güçlü bir antioksidan ve fitokimyasal bileşiktir. DNA onarımı ve detoksifikasyonu destekler. En çok brokoli ve brokoli filizlerinde, orta düzeye lahana, brüksel lahanası ve turpta bulunur.


Denizden gelen destek Omega-3 yağ asitleri (EPA-DHA-ALA): Anti-inflamatuar genleri aktive edebilir. Vücudun kendisi üretemediği için mutlaka dışarıdan alınması gereken çoklu doymamış yağ asitleridir. Özellikle kalp, beyin ve iltihap kontrolü açısından önemlidir. Balık, keten tohumu, ceviz, chia tohumu, semizotu omega 3 açısından zengin besinlerdir.


Mor rengin gücü polifenollerde saklı: Gen ifadesini etkileyebilir. Bitkilerde doğal olarak bulunan ve insan sağlığı üzerinde birçok koruyucu etkiye sahip olan güçlü antioksidan bileşiklerdir. Yaban mersini, böğürtlen, çilek, ahududu, nar, özellikle siyah/kırmızı üzüm, mor soğan, yeşil çay, zerdeçal, kekik, soğuk sıkım zeytinyağı, fındık, badem, ceviz polifenollerden zengindir.


Renk veren kurkumin ile antioksidan desteği: Zerdeçalın aktif bileşenidir ve ona sarı-turuncu rengini veren güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuar maddedir. Karabiber ve zeytinyağı, hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlarla birlikte ile birlikte tüketmek emilimi arttırabilir.


Yaşlanma karşıtı resveratrol: Bazı bitkilerde doğal olarak bulunan güçlü bir polifenol ve antioksidan bileşiktir. Yaşlanma karşıtı olabilir. Hücre düzeyinde "sirtuin" adı verilen uzun ömürle ilişkili proteinleri aktive edebilir. Mor ve kırmızı üzüm (çekirdekli tüketilmesi önerilir), yaban mersini, kızılcık, dut, böğürtlende bulunur.


Meyve ve kuruyemişler ile elajik asit: Güçlü bir antioksidan olup bazı meyvelerde ve kuruyemişlerde doğal olarak bulunur. Hücreleri hasardan koruyarak kanser, iltihap ve yaşlanma gibi süreçlerde olumlu etkilere sahip olduğu düşünülmektedir. Ahududu ve böğürtlen gibi meyvelerde ve cevizde bulunur.


Yaralar iyileşsin diyen çinko: Vücudumuzun düzgün çalışması için gereken temel minerallerden biridir. Bağışıklık sistemi, hücre onarımı, büyüme, yara iyileşmesi ve hormon dengesi gibi birçok hayati işlevde rol oynar. Sığır eti, kuzu eti, deniz ürünleri (özellikle istiridye), tavuk/hindi eti, yumurta sarısı, kabak çekirdeği, badem, ceviz çinko içeren besinlerdir.


Somondan gelen antioksidan selenyum: Esansiyel mineraldir ve güçlü bir antioksidan görevi görür. Hücreleri serbest radikal hasarından korur ve birçok biyokimyasal süreçte rol oynar. Selenyum içeren besinler brezilya fıstığı, somon, uskumru, ton balığı, kırmızı et, tavuk, yumurta, sarımsak, tam tahıllı ürünlerdir.


Vitamin E’yi unutmayın: Yağda çözünen güçlü bir antioksidan vitamindir ve vücudumuzdaki hücre zarlarını oksidatif hasardan korur. Cilt sağlığı, bağışıklık sistemi, kalp ve beyin fonksiyonları, göz sağlığı için önemlidir. Badem, fındık, avokado, ıspanak, brokoli, zeytinyağı E vitamini içeren besinlerdir."



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Küresel müzik endüstrisinde yeni dönem İstanbul’da MESAM, MSG ve MÜYAP iş birliğiyle "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası’ toplantısı gerçekleştirdi. Programda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüşmesi ve telif haklarının bu dönüşümünün en kritik başlıklardan biri haline gelmesi vurgulandı. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği, Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) ve MÜ-YAP iş birliğiyle düzenlenen etkinliğe, MESAM Başkanı Recep Ergül, MSG Başkanı Ferhat Göçer, MÜ-YAP Başkanı Bülent Seyhan, MÜ-YAP yöneticisi Bülent Forta ve çok sayıda sanatçı katıldı. Programda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüşmesi ve telif haklarının bu dönüşümünün en kritik başlıklardan biri haline gelmesi vurgulandı. Toplantıda konuşan MESAM Recep Ergül, "Global telif gelirleri açısından baktığımızda çatı kuruluşumuz CISAC yani Uluslararası Söz Yazarları ve Besteciler Konfederasyonu verilerine göre sadece eser sahipleri itibarıyla 13.97 milyar Euro gibi bir telife ulaşılmış 2025 yılı itibarıyla. Bunun yüzde 51,2’sini Avrupa payı olarak düşündüğümüzde biz neresindeyiz? Değerli arkadaşlar özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınladığı bir genelgeyle tüm otellerin toplu lisansa tabi tutulması ve herkesin telif bedelini ödüyor olması neticesinde ve bu dijital platformlarla yapılan anlaşmalar neticesinde eser sahipleri meslek birlikleri olarak yani MESAM ve MSG olarak 2025 verileri itibarıyla 2.5 milyar rakamına ulaşıldı. Her iki meslek birliğinin toplam 27.327 üyesi var. Bunu böldüğümüzde belki çok dişe dokunur bir şey çıkmayacaktır ancak 5 yıl önceki yerimiz itibarıyla baktığımızda da epey mesafe kat etmiş görünüyoruz" ifadelerini kullandı. MSG Başkanı Ferhat Göçer de, "5 ana mecramız var aslında bütün mücadelemizi verdiğimiz. Bu beş mecra; başta UMK’lar, yani bildiğiniz aslında restoranlardan tutun da taksilere, otobüslere kadar aklınıza berberler, güzellik salonları, restoranlar, kafelere Türkiye’de yaklaşık 500 bine yakın mekandan bahsediyoruz bunlara otobüsleri, taksileri saymıyorum. 500 bin UMK dediğimiz mecra var" dedi.