POLİTİKA - 17 Ekim 2025 Cuma 15:30

Emine Erdoğan: "İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak"

A
A
A
Emine Erdoğan: "İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak"

İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nda konuşan Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan, "İnanıyorum ki, güzel İstanbul’umuz, bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak, sürdürülebilir bir geleceğin temelleri burada atılacak" dedi.


Sıfır Atık Vakfı tarafından "Uluslararası Sıfır Atık Forumu" düzenlendi. Şişli’de bir otelde düzenlenen forum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı (UNEP) ve BM-Habitat iş birliğiyle "Sıfır Atık Hareketi: İnsan, Mekan, Dönüşüm" temasıyla gerçekleştirildi. Forumda dünya genelinden bakanlar, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler, çevre liderleri, özel sektör temsilcileri, gençlik örgütleri ve medya mensupları bir araya geldi. Forumun anlatıldığı video gösterimiyle başlayan program, Emine Erdoğan’ın insanlığa yaptığı çağrıların yer aldığı videoyla devam etti.


Forumda konuşan Emine Erdoğan, insanlığın geleceği için tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptıklarını ifade ederek, ilkini düzenledikleri Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nda katılımcılarla heyecanı ve umudu paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti belirtti. Forum boyunca paylaşılacak her bilginin, kurulacak her dostluk ve işbirliğinin, atılacak küçük ya da büyük her adımın daha yaşanabilir bir dünyaya hizmet edeceğine inandığını söyleyen Erdoğan, "Hepiniz, tarihin ilk evrensel çevre kanununun kaleme alındığı topraklara, medeniyetler abidesi İstanbul’umuza hoş geldiniz" ifadelerini kullandı.



"Ne var ki insanlık, bu yüzyıla geldiğinde değişimin değil, değiştirmesi gereken şeylerin kendisi oldu"


Emine Erdoğan, "Meşhur bir sözde şöyle denir, ‘Dünyada görmek istediğiniz değişimin kendisi olun.’ Ne var ki insanlık, bu yüzyıla geldiğinde değişimin değil, değiştirmesi gereken şeylerin kendisi oldu. Döngüsel tüketim modellerine geçmek yerine tüketim toplumlarına dönüştü. Geride bıraktığı atıklarla yeryüzüne çöpten dağlar, okyanuslara plastikten adalar ekledi. Kendi eliyle sahte ihtiyaçlardan ve yapay mutluluklardan örülü bir dünya kurdu. ‘Düşünüyorum, öyleyse varım’ dediği yerden ‘Tüketiyorum, öyleyse varım’ noktasına savruldu" diye konuştu.


Yapılan anketlerin insanların yüzde 85’inin ihtiyacından hep daha fazlasını satın aldığını söylediğini, reklamların "Ne kadar çok tüketilirse o kadar değerli olunacağını" fısıldadığını kaydeden Erdoğan, üzerinde "indirim" etiketi olan her ürünü ihtiyaç olmamasına rağmen almanın kar sayıldığını kaydetti. Bir şey kırıldığında onu tamir etmek yerine yenisinin alındığını belirten Erdoğan, "Ucuz ve seri üretim, ‘ucuza yenilemeyi’ bizlere bir fırsat olarak sunuyor. Ancak ne yazık ki hiçbir şey ucuza yenilenmiyor. Bir kot pantolonun üretilmesi için 3 bin 781 litre su kullanıldığını bilseydik, ‘ucuza yeniledik’ der miydik? Teknolojik atıklarının toprağı, suyu zehirlediğini bilseydik, sapasağlam telefonlarımızı yeniler miydik? Bir dilim ekmeğin bugün dünyada gıdaya erişimi olmayan 150 milyon çocuğun hayali olduğunu hatırlasaydık, artan yemeklerimizi bu kadar kolay çöpe atabilir miydik? Denizlerde biriken plastiklerin balıkların bedenine, oradan da soframıza döndüğünü bilseydik, kullandığımız pet şişeyi doğaya bırakabilir miydik? Küçücük sandığımız sigara izmaritlerinden çözünen toksik madde ve kimyasalların çevrenin ilk üç kirleticisinden biri olduğunu ve metrekareye 116 izmarit düştüğünü bilseydik, izmaritlerimizi yere atabilir miydik? Bunlar ne kadar pahalı harcama kalemleri değil mi? İşte, tek bir ürün için tüketilen enerji, su, doğal kaynaklar ve insan emeği, sözde ucuza yenilemenin perde arkasındaki yüksek bedelleridir" şeklinde konuştu.



"Sıfır atık, umut ürettiğimiz yepyeni bir dönemin adıdır"


Sıfır atığın yepyeni bir dönemin adı olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, "Meşhur yazarlarımızdan Yaşar Kemal’in dediği gibi, ‘Yaşam, umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan, umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir.’ Bizler bugün, umutsuzluğun değil, bilakis büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Sıfır atık, umut ürettiğimiz yepyeni bir dönemin adıdır" diye konuştu.



"İnsanlığın iyiliği için elinden geleni geldiği kadarıyla yapma gayretinde olan milyonlara ihtiyacımız var"


Bazen sıfır atık yaşam modelini uygulamanın zor olduğu yönünde eleştiriler duyduğunu aktaran Erdoğan, "Şunun altını çizmek isterim ki bizim ‘Sıfır Atığı’ mükemmel bir şekilde uygulayan bir azınlığa değil, küçük adımları kararlılıkla atan, evindeki organik atıkları kompost yaparak gübreye dönüştüren, restoranda artan yemeğini çekinmeden yanında götüren, elektrikli cihazını bekleme modunda bırakmayıp kapatan, velhasıl ‘Ben mi kurtaracağım dünyayı?’ demeden insanlığın iyiliği için elinden geleni geldiği kadarıyla yapma gayretinde olan milyonlara ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.



"Anadolu’da ‘çöpe atmak’ kimsenin tanımadığı bir kavramdı"


Emine Erdoğan, çoğu zaman sıfır atığın çağın yeni bir fikri gibi konuşulduğunu vurgulayarak, oysa her inancın, her kültürün doğayla dost bir yaşamın rehberini insanlara sunduğunu söyledi. Tarihin belli bir dönemine kadar hanelerde üretilen atıkların dünya için bir endişe nedeni olmadığına dikkati çeken Erdoğan, "Mesela, Anadolu’da ‘çöpe atmak’ kimsenin tanımadığı bir kavramdı. Henüz, okul etkinliklerinin ve hobi kurslarının dışına çıkamayan ‘ileri dönüşüm’, eşyaların ve ürünlerin bitmeyen yolculuğuydu. Kalan yemekleri başka bir yemeğe çevirmek, kırılan ürünleri tamir etmek, bir çocuğa küçük gelen kıyafeti başka bir çocuğa giydirmek hayatın kendisiydi. Bir şey satın alacaksak, onun değerini belirleyen moda olması değil ‘evladiyelik’ olup olmamasıydı. Mobilya gibi dayanıklı ürünler, nesilden nesile geçerdi. Kalan kumaşlar, ‘kırkyama’ denilen sanat eserlerine dönüşürdü. Tarım ve hayvancılıkta organik gübre kullanılırdı. Artan yemekler toprağın, kuşun, diğer mahlukatın nasibi olurdu. Şimdi, burada hepimize çok önemli bir sorumluluk düşüyor. Bu salonda 108 farklı ülkeden çok kıymetli katılımcılar var. Sizler, kökleri derinlere uzanan kültürlerden geliyorsunuz. Her kültürün kendi coğrafyasıyla bütünleşmiş, ilham verici doğa dostu yaşam pratikleri var. İnanıyorum ki bu uygulamaları araştırır ve hayata kazandırırsak insanlar için de önemli bir motivasyon kaynağı sağlamış oluruz" dedi.


Emine Erdoğan, küresel Sıfır Atık hedeflerini gerçekleştirme yolunda devletlere, uluslararası ve bölgesel kuruluşlara önemli roller düştüğünü vurguladı.



"Türkiye olarak var gücümüzle çözümün parçası olmak için çalışıyoruz"


Erdoğan, "Gururla ifade etmek istiyorum ki Türkiye olarak iklim krizindeki payımızın çok düşük olmasına rağmen var gücümüzle çözümün parçası olmak için çalışıyoruz. 2017 yılında Türkiye’de başlattığımız Sıfır Atık Hareketi, bu hedefin en net göstergesidir. Bu yolun başında ülkemizde yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı yüzde 36 seviyesine çıkardık. Bugüne kadar 74,5 milyon ton atığı geri kazandık. Ekonomimize 256 milyar lira kazanç sağladık. ‘Sıfır Atık Mavi Hareketi’ kapsamında yaklaşık 285 bin ton deniz çöpünü topladık. Dünyadaki hiçbir krize seyirci kalmayan bir ülke olarak çevre krizinin çözümünde de yer almayı, insanlığa karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek olarak kabul ettik. Bu anlayışla sıfır atık girişimimizi zamanla uluslararası düzeye taşıdık" ifadelerini kullandı.



"Ne mutlu ki biz bu yola çok kilometre ekledik"


2022 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile "İyi Niyet Beyanı"nı imzalayarak, küresel bir hareket başlattıklarını hatırlatan Erdoğan, BM Genel Kuruluna sundukları sıfır atık konulu kararın 105 ülkenin eş sunuculuğunda güçlü bir oybirliğiyle kabul edildiğini ifade etti. Ülkelerin bu mutabakatının insanlık ailesinin çevre meselesindeki dayanışma ruhunu ortaya koyan çok anlamlı bir örnek olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, "Bu karar neticesinde 30 Mart tüm dünyada Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilirken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin ve şahsımın başkanlığında Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu kuruldu. 2023’den bu yana Danışma Kurulumuzla dünyadaki en iyi sıfır atık uygulamalarını öne çıkarmak, uygulamayı yaygınlaştırmak ve farkındalığı artırmak misyonuyla çalışıyoruz. Ne mutlu ki biz bu yola çok kilometre ekledik" diye konuştu.



"İnanıyorum ki, güzel İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak"


2023’te küresel sıfır atık çalışmalarının merkezi olması amacıyla Türkiye’de Sıfır Atık Vakfını kurduklarını belirten Emine Erdoğan, "Vakfımız, büyük bir iştiyak ve yüksek bir enerjiyle Danışma Kurulumuzun faaliyetlerine en güçlü desteği veriyor. Vakfımız bünyesinde sıfır atık alanında, iyi uygulama ve politika paylaşımında uluslararası bir merkez olan Sıfır Atık Enstitüsünü kurduk. Ayrıca Küresel Sıfır Atık Ödülleri projemizi de geçtiğimiz 30 Mart kutlamalarında New York’ta duyurduk. Kurulumuzun sekretaryasını büyük bir özveriyle yürüten Birleşmiş Milletler Habitat’ın Türkiye’de bölgesel bir ofis açması için gerekli adımları attık. İnanıyorum ki, güzel İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak; sürdürülebilir bir geleceğin temelleri burada atılacak. Ben bu vesileyle huzurlarınızda Sıfır Atık Vakfımıza ve Birleşmiş Milletler Danışma Kurulu üyelerimize özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten titiz çalıştılar, kısa zamana büyük başarılar sığdırdılar ve çok güçlü bir alkışı hak ediyorlar" şeklinde konuştu.


Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadelede bugüne kadar genellikle belediye atık miktarı, plastik kirliliği, doğrusal üretim-tüketim gibi başlıkların gündemde olduğunu söyledi.



"İsrail, Gazze’de tarihin en vahşi soykırımını yaparken bir yandan da ‘eko-kırım’ yaptı"


Emine Erdoğan, "Fakat bugün en çok, savaşların çevreye verdiği tahribatı, yeryüzüne bıraktığı derin yara izlerini konuşmalıyız. Savaşların iklim değişikliğiyle mücadelemizdeki kazanımlarımızı nasıl sıfır noktasına gerilettiğini anlatmalıyız. Bunun en acı örneği, bugün Filistin’de yaşanıyor. İsrail, Gazze’de tarihin en vahşi soykırımını yaparken bir yandan da ‘eko-kırım’ yaptı. Gazze’deki yıkımdan geri dönüştürülmesi belki bir asır sürecek 61 milyon ton enkaz kaldı. Ağaç mahsullerinin yüzde 97’si, yıllık mahsulün yüzde 82’si, çalılık alanların yüzde 95’i yok oldu" dedi.



"Gazze’de yok olan çevre, tüm insanlığa aittir"


Mühimmat, katı atık ve arıtılmamış kanalizasyondan kaynaklanan toprak kirliliğinin gıda üretimini imkansız hale getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, "Ne insanların yaşayabileceği bir yer kaldı, ne hayvanların otlayacağı alanlar ne de kuşların ve su canlılarının barınacağı bir çevre. O yüzden şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizelim: Savaşlar durmadıkça tabiatın yaralarını saramayız. Nesiller arası adaleti sağlayamayız ve şunu lütfen unutmayalım; Gazze’de yok olan çevre tüm insanlığa aittir. Dünyanın bir ucunda, belki bizden kilometrelerce uzakta yaşanan savaşlar, yok olan türler, kuruyan göller, büyüyen çöller, aslında yanı başımızdalar. Çünkü ekosistem bir bütündür. Gazze’nin çoraklaşan toprakları bize de uzanır. Başka bir kıtada çekilen su ve gıda kıtlığı, bizim soframızı da yoksullaştırır. O yüzden Sıfır Atık Hareketi demek küresel vicdan demektir. Bu vicdan haritasını ne kadar büyütürsek, kimsenin geride kalmadığı bir dünyayı o ölçüde tesis edebiliriz" ifadelerini kullandı.



"Sizleri İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak küresel Sıfır Atık Hareketi’nin bir parçası olmaya davet ediyorum"


Emine Erdoğan, Kızılderili liderlerin bir karar alacaklarında o kararın yedi nesli nasıl etkileyeceğini göz önünde bulundurduklarını ifade ederek, "İşte bu ‘Yedi Nesil İlkesi’, adil bir dünya için aradığımız cevaptır. Gerçek liderlik yarını inşa edebilmektir. Gelin biz de bugün attığımız adımların, henüz doğmamış milyarlarca insanın yaşam koşullarını belirleyen kelebek etkisini hesap edelim. Çünkü hayat, devam eden bir hikayedir. Bugün yazdığımız satırlarla geçmişin hatalarını temize çekebilir ve insanlık için yepyeni bir sayfa açabiliriz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, sizleri İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak küresel Sıfır Atık Hareketi’nin bir parçası olmaya davet ediyorum. Her birinize katılımınız için teşekkür ediyorum. Bu anlamlı organizasyona öncülük eden Sıfır Atık Vakfımıza, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ve Tarım ve Orman Bakanlıklarımıza ve etkinliğin tüm paydaşlarına en kalbi şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.


Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, sıfır atıktan ilhamla yapılan "Yusuf’un Gömleği" adlı eseri Emine Erdoğan’a hediye etti. Ardından protokol ile birlikte aile fotoğrafı çektirildi.


Foruma Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sıfır Atık Başkanı Samet Arbaş, Azerbaycan Ekoloji ve Doğa Kaynağı Bakanı Muhtar Aliyev, Birleşmiş Milletler Habitat Genel Sekreter Yardımcısı ve İcra Direktörü Anacalaudia Rossbach, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu üyeleri ve akademisyenler katıldı.


18-19 Ekim tarihlerinde devam edecek olan forumda "Davranış Değişimi: Zihin Değişirse Sistem Değişir", "Sıfır Atık Hareketine Öncülük Eden Kadınlar", "Tek Kullanımlıktan Dayanıklı Teknolojiye", "Daha Akıllı Atık: Yapay Zeka Etkisi" ve "Döngüsel Dönüşüme Öncülük Eden Şehirler" gibi başlıklar altında oturumlar gerçekleştirilecek. Bu yılki teması "İnsan, Mekan, Dönüşüm" olan forum, çevre, ekonomi ve toplumun kesişiminde yer alan dönüşüm süreçlerine odaklanarak, insanın doğayla ilişkisini yeniden düşünmeye çağırıyor.



Emine Erdoğan: "İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Savcıyım" diyerek vatandaşı tehdit eden kadın tahliye edildi İstanbul’da toplu taşımada savcı olduğunu iddia ederek bir yolcuya tehdit ve hakaret eden kadın adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Toplu taşımada savcı olduğunu iddia ederek bir yolcuyu tehdit eden Y.S. isimli kadının yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Y.S. ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Yobaz kelimesini küfür olarak söylemedim" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Y.S., yaşananlardan dolayı üzgün olduğunu belirterek, "Kendi kurduğum cümlelerin mağduru oldum. Polislerden ve herkesten özür diliyorum. Hiçbir şekilde tesettürlü insanlara olumsuz bir söylemde bulunmadım. Yobaz kelimesini küfür olarak söylemedim. Müştekiden ve herkesten özür diliyorum. Tekrardan cezaevine dönmek istemiyorum. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Beyanda bulunan müşteki avukatı, sanığın üzerine atılı suç yönünden cezalandırılmasını talep etti. Savunma yapan sanık avukatı ise, söz konusu olayda suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle, sanığın tahliyesini ve beraatını istedi. Tahliye edildi Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Y.S.’nin ’yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmederek, olay anını kayda alan kişinin tanık sıfatıyla beyanının alınması için duruşmayı erteledi.
Kars Kars’ta hayvancılık için güç birliği: KATSO’dan Eren Alp’e hayırlı olsun ziyareti Kars Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan, Meclis Üyeleri ile birlikte yeniden Kars İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığına seçilen Eren Alp’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Gerçekleşen ziyarette, Kars’ın hayvancılık sektörünün mevcut durumu, üreticilerin beklentileri ve yeni dönemde hayata geçirilebilecek ortak projeler ele alındı. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, Kars’ın Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekilerek, sektörün gelişimi adına kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yapıldı. Özellikle büyükbaş hayvancılık, süt üretimi, üretici destekleri ve kırsal kalkınma konularında atılabilecek ortak adımlar üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. KATSO Başkanı Kadir Bozan, Kars’ın tarım ve hayvancılık alanındaki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, üreticilerin güçlendirilmesine yönelik projelerin önem taşıdığını ifade etti. Bozan, birlik ve beraberlik içerisinde yürütülecek çalışmaların hem üreticilere hem de bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi. Yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeleyen Eren Alp ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Kars hayvancılığının gelişimi için tüm kurumlarla iş birliğine açık olduklarını söyledi. Alp, yeni dönemde üreticilerin sorunlarının çözümüne yönelik daha aktif çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Ziyaret sonunda KATSO heyeti, Eren Alp’e yeni görev döneminde başarı dileklerini ileterek nazik ev sahipliği dolayısıyla teşekkür etti. Görüşmenin, Kars’ın tarım ve hayvancılık alanındaki gelişimine katkı sağlayacak yeni projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli bir adım olduğu değerlendirildi.
Kars Kars’ta koruyucu aile hizmeti için farkındalık toplantısı düzenlendi Kars Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruyucu aile hizmet modelinin tanıtılması ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla Sarıkamış ilçesinde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda, çocukların aile ortamında büyümesinin önemine dikkat çekilirken koruyucu aile hizmetinin toplumsal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olduğu vurgulandı. Toplantıya Kars Valisi Ziya Polat’ın eşi Pınar Filiz Polat, Vali Yardımcısı Şeyma Aktaş Semiz, Sarıkamış Kaymakamı Enis Aslantatar’ın eşi Sema Aslantatar ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Tosunoğlu katıldı. Programda protokol üyeleri, koruyucu aile sisteminin çocukların sevgi, güven ve şefkat ortamında yetişmesine sağladığı katkılara dikkat çekti. Uzman personeller tarafından yapılan sunumlarda koruyucu aile hizmet modelinin kapsamı, başvuru şartları, değerlendirme süreçleri ve ailelere sağlanan destekler hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verildi. Çocukların kurum bakımından ziyade aile ortamında büyümesinin sosyal, psikolojik ve duygusal gelişimleri açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Program kapsamında katılımcılar da merak ettikleri soruları uzmanlara yönelterek süreç hakkında bilgi aldı. Koruyucu aile olmanın yalnızca bir çocuğun hayatına dokunmak değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğun önemli bir parçası olduğu belirtildi. Yetkililer, koruyucu aile hizmet modeline yönelik farkındalık çalışmalarının ilerleyen süreçte farklı ilçelerde de devam edeceğini belirterek, daha fazla çocuğun sıcak bir aile ortamına kavuşmasının hedeflendiğini ifade etti.
Sakarya Bu sokaklar açık hava müzesi: Osmanlı’dan günümüze tanıklık eden miras Osmanlı’dan günümüze taşınan geleneksel mimari yapısıyla hem sinema sektörünün hem de tarih meraklılarının gözde mekanları arasında yer alan Sakarya’nın Taraklı ilçesi özgün sokak dokusu ve asırlık evleriyle ziyaretçilerini tarihi bir atmosferde ağırlıyor. Sakarya’nın güneyinde yer alan Taraklı’da, Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan 2 ve 3 katlı tarihi konaklar görenlerin ilgisini çekiyor. Doğal güzelliklerle bütünleşen bu yapılar, ilçeye karakteristik bir kimlik kazandırırken, geçmişin estetik anlayışını bugüne taşıyor. Sokak yapısı ve mimari bütünlüğü bozulmadığı için sit alanı olarak koruma altına alınan bölge, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda. Tarihi dokusunun yanı sıra Taraklı, küresel ölçekte de başarısını tescilledi. İlçe, 2021 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından düzenlenen ‘En İyi Turizm Kırsal Yerleşimleri ve Köyleri Girişimi’ çerçevesinde ödüle layık görüldü. Tarihi evleri ve korunan atmosferiyle Taraklı, Sakarya’nın turizm potansiyeline önemli katkı sunmaya devam ediyor. "Safranbolu’yu kuranlar Taraklılardır" Tarihi evler hakkında bilgi veren Alaattin Yılmaz, "Taraklı evleri sivil, Türk ve Osmanlı mimarisine göre yapılmış evlerdir ve konakların kendilerine göre hikayeleri de vardır. Eğer evler 3 katlıysa zemin katta evin hanımı günlük işleri yapar ve evlerin mahremiyetini korumak için büyük değil küçük pencereler vardır. Evin ikinci katı kışlık, üçüncü katı yazlık olarak kullanılır. Safranbolu evleri, Taraklı evleriyle benzer. Sebebi Safranbolu’yu kuranlar Taraklılardır. Safranbolu’nun eski ismi Medine-i Taraklıborlu’dur. Bazen insanlar köklerini bulmak için Taraklı’ya ziyarete de gelirler. Buradaki evler 150-200 yıllık evlerdi hatta 300 yıllık evler de bulunur. Ahşap evlerin özelliği restore edilirse nesilden nesle aktarılıyor ama beton evlerin özelliği 50-100 yıl kadardır" dedi.
Trabzon Bakan Bak: "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza yüzme öğrettik" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Hepimiz derelerde öğrendik ama esas havuzda öğrenmek çok daha başka. Havuzda hocalar eşliğinde stilini öğreniyorsunuz. Biz su ile kavga ediyorduk" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Trabzon’un Akçaabat ilçesi Yaylacık Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Yarı Olimpik Yüzme Havuzu’nun açılışına katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Bak, Türkiye’nin spor tesisleri devrimi yaşadığını belirterek, "Geldiğimizde sınırlı sayıda olan spor tesislerinin hepsini katlayarak her mahalleye, köye, ilçeye yayılmasını gerçekleştirdik. Türkiye’de şu anda tamamlanmış 780 tane yarı olimpik ve olimpik yüzme havuzu var. İnşaatı devam eden 100 tane havuz var. Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Hepimiz derelerde öğrendik ama esas havuzda öğrenmek çok daha başka. Havuzda hocalar eşliğinde stilini öğreniyorsunuz. Biz su ile kavga ediyorduk. Akçaabat yüzme havuzundan açıldığında beri 9 bin 800 kişi faydalanmış. Bir çocuğun yüzme bilmediği için boğularak hayatını kaybetmesinin karşılığı yok. O yüzden Cumhurbaşkanımız ’Gittiğiniz her yere spor tesisi yapacaksınız’ diye talimat verdi. Dijital bağımlılık, uyuşturucu, içki ve kumar gibi bağımlılıklarla mücadelenin önleyicisi spordur" ifadelerini kullandı. "Anadolu efsanesini oluşturan Trabzonspor çok kıymetli" Trabzon’un bir spor şehri olduğunu kaydeden Bakan Bak, "Trabzon’u tartışmaya gerek yok. Trabzon bir spor şehri. Neresinden bakarsanız bakın Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ve daha öncesinde de sporla iç içe olmuş bir şehir. Trabzonspor gibi bir dünya markası var. Trabzonspor’u da tebrik ediyoruz. Anadolu efsanesini oluşturan Trabzonspor çok kıymetli. Çocukluğumuzda onları takip ederdik. Trabzonspor’un lige getirdiği renk, alt yapısından yetiştirdiği sporcular ve teknik adamların hepsinin farklı bir özelliği var. Trabzon hakikaten sporun başkenti" diye konuştu. "Toplumumuz obezite tehlikesi ile karşı karşıya" diyen Bakan Bak, "Çok hareket etmemiz lazım. Hareket etmeyen bir toplum sağlık sorunları yaşamaya başlıyor. Herkesi spor yapmaya ve hareket etmeye davet ediyoruz. Spora yapılan bir liralık yatırım, bize 5 lira olarak geri geliyor" şeklinde konuştu. "1 milyon yatak kapasitesine ulaştık" Öğrenci yurtlarında 1 milyon yatak kapasitesine ulaştıklarını dile getiren Bakan Bak, "Bu yıl üniversiteye başvuran öğrencilerden yüzde 99,6’sını yerleştirdik. 1 milyon yatak kapasitesine ulaştık. Cumhurbaşkanımız, ’Dışarıda hiçbir öğrenci kalmayacak, her çocuğumuza eğitimde barınma hakkını sağlayacaksınız’ diye talimat verdi. Öğrencilerimize sabah kahvaltısını ve akşam yemeğini ücretsiz veriyoruz. Sadece ayda bin TL sembolik ücret alıyoruz. Böyle bir yapı dünyada yok. Gençlerimizi diğer akımlardan uzak tutmak, devletin kanatları altında tutmak için böyle talimatı var" ifadelerini kullandı. Bakan Bak, Türkiye Yüzyılı’nın gençliğin yüzyılı olacağını vurgulayarak, "Şampiyon Trabzonspor’u tebrik ediyoruz" dedi. Konuşmaların ardından Bakan Bak’a Sebat Gençlik Spor’un forması hediye edildi. Kurdele kesiminin ardından Bakan Bak ve beraberindekiler açılışı yapılan yüzme havuzunda incelemelerde bulundu. Açılışa Bakan Bak’ın yanı sıra Trabzon Valisi Tahir Şahin, AK Parti Trabzon milletvekilleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, ilçe belediye başkanları, sporcular ve vatandaşlar katıldı.