TEKNOLOJİ - 19 Şubat 2026 Perşembe 11:50

Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde seçim heyecanı

A
A
A
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde seçim heyecanı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi seçimleri 22 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştiriecek. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul seçimlerde aday oldu.

Doç. Dr. Arabul, bilimsel, üretken ve genç bir EMO İstanbul için adaylığını koyduğunu belirterek, "Elektrik-elektronik mühendisleri olarak bizler, teknolojileri mümkün kılan, altyapısını kuran, üretilmesini sağlayan bir mesleğin mensuplarıyız. Enerjiden haberleşmeye, ulaşımdan savunmaya, dijitalleşmeden yapay zekâya kadar her başlığın temelinde yer alıyoruz. Bu açıdan mesleğimiz ülkemizin akıl kurma kapasitesidir. Yalnızca teknik bir uzmanlık alanı değil, bir planlama yeteneğidir. Geleceği öngörebilme iddiasıdır. Bu noktada EMO’nun bir meslek odası olarak; krizlere açıklama yetiştiren değil, karar süreçlerine önceden teknik katkı sunan, kapalı devre çalışan değil, erişilebilir ve temas eden bir yapı olması için aday olduk. Ekibimizle yeni bir hikaye yazmak için; sloganla değil, veriyle; refleksle değil, ölçülebilir üretimle ilerleyecek bir vizyon oluşturduk. Her şeyden önce yön gösteren bir yapı olmak, üyesiyle temas eden, sektörü anlayan, akademiyle, sektörle ve kamu ile aynı dili konuşabilen bir kurum olmak istiyoruz" dedi.

EMO’nun, güven duyulan, sahip çıkılan ve gerektiğinde meslektaşına sahip çıkan bir kurum olmasını istediklerinin altını çizen Arabul, "Hedefimiz, erişilebilir, üretken ve güven duyulan bir oda yapısı kurmaktır. Mesleğin aklını yeniden merkeze taşımak, meslektaşımızın yanında duran, onu yeniden konumlandıran bir EMO olmak için yola çıktık. Bizim savunduğumuz EMO; kural koyan ya da en azından kural koyuculara yön veren, bunu yaparken de akademiyi dinleyen, sektörün tüm paydaşlarını sürece katan bir EMO’dur. Kapalı bir yapı değil; toplayan, birleştiren ve yön veren bir yapı amaçlıyoruz. Ölçerek, planlayarak raporlayarak sunduğu değer ile buluşma noktası olacağız. Biz "Yeni Bir Hikâye" derken; bu aklı, bu planlama gücünü, bu iddiayı yeniden merkeze almaktan bahsediyoruz. Yapacaklarımız, mesleğin kurumsal gücünü kalıcı biçimde güçlendirecektir. EMO Akademi ile, geleneksel eğitim yaklaşımını geliştirerek IEEE ve CIGRE gibi uluslararası otoritelerin modelinden ilham alacağız. Akademimiz yalnızca eğitim veren bir yapı değil; teknik raporlar üreten, standart önerileri hazırlayan ve sektöre yön veren bir araştırma merkezi olacaktır. Üniversite-sanayi iş birliğini oda merkezine taşıyacağız. Ar-Ge lisans düzeyinde başlayacak. Bitirme projelerinin sanayinin gerçek ihtiyaçlarına çözüm üreten çalışmalara dönüşmesini sağlayacak mekanizmalar kuracağız ve proje süreçlerinde sistematik rehberlik sunacağız. Öğrenci kulüpleri için özel Ar-Ge ve Kulüp Laboratuvarları kurularak yeni mezun mühendislerin mesleğe adaptasyon sürecini hızlandıracağız. "Kıdemli Mühendis Mentorluk Programı" ile tecrübe aktarımını kurumsallaştıracağız. Ayrıca, mesleğin tarihini korumak adına duayen mühendislerin deneyimlerinin kaydedileceği bir "Meslek Hafızası Arşivi" oluşturacağız. Karar süreçlerine teknik katkı sunan, erişilebilir olan, yön gösteren bir yapı kuracağız. Bu bir yönetim değişimi değil; mesleğin aklını yeniden merkeze koyma iradesidir. Bu irade, binlerce mühendisin ortak bir gelecekte buluştuğu bir ortak akıldır. Çünkü İstanbul’da mühendis olmak; sahada, laboratuvarda ve üretim hattında verilen emeğin adıdır" diye konuştu.

Arabul sözlerini şöyle tamamladı: "Üyelerimizi mesleğin yeniden merkeze alındığı, aklın ve emeğin söz sahibi olduğu bir EMO için aynı frekansta buluşmaya davet ettik. Mesleğin geleceğini şekillendirecek kapsamlı vizyon belgemizi kurumlarla paylaştık. Ekibimizle birlikte "Bilimsel, Üretken ve Genç bir EMO" için her üyemizle iletişim kurmaya devam ediyoruz. Çünkü Elektrik-Elektronik mühendisliği, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin kalkınma iradesinin temel taşıdır. Bu idealler çerçevesinde tüm meslektaşlarımızı 22 Şubat Pazar günü Nişantaşı Nuri Akın Anadolu Lisesinde Frekans Mühendisler Platformu’nun öncülüğünde buluştuğumuz tecrübeli ve liyakatli kadromuza, kırmızı listeye oy vermeye davet ediyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara BBP lideri Destici: "Bizler davası olan insanlarız" Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bizler davası olan insanlarız. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir. Siyasi mücadelemizi de bunun için veriyoruz" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. 1 saat boyunca baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı’nda tekrardan genel başkan seçilen Dervişoğlu’na hayırlı olsun dileklerini ileten Destici, Dervişoğlu ile uzun yıllardır arkadaş olduğunu ve bu ilişkiyi sürdürmeyi niyet ettiğini belirtti. Destici ayrıca, ayrı partilerde yer alsalar dahi Türk milletinin ortak çıkarları için çalıştıklarını da sözlerine ekledi. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir" Bütün siyasi mücadelesini Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti için sarf ettiğini belirten Destici, "Başkanımıza ve heyetine hayırlı olsun dileklerimizi iletmek için heyetimizle birlikte bu ziyareti gerçekleştirdik. 4. Olağan Kurultayı’nın İYİ Parti için, genel başkanı için, yönetimi için, camiası için, Türk siyaseti için ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bizler davası olan insanlarız. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir. Siyasi mücadelemizi de bunun için veriyoruz. Ayrı partilerde olsak da ülkemiz için, milletimiz için, devletimizin bekası için bir araya geliriz, geleceğiz, konuşacağız ve elbette bu meseleleri istişare edeceğiz. Bizim 1986-1987’li yıllardan beri olan bir tanışıklığımız, bir dostluğumuz var. Aynı ocağın çorbasını içmişiz. Dolayısıyla ayrı partilerde görev yapmış olsak da bir dostluk ve kardeşlik hukukumuz var" diye konuştu. "Her görüşmede olduğu gibi Türkiye’nin genel meseleleriyle ilgili görüş alışverişinde bulundum" Baş başa yapılan görüşmede Türkiye gündeminde dair fikir alışverişinde bulunduklarını ve bu ziyaretlerin ortak paydada devam edeceğini ifade eden Dervişoğlu ise, "Kendilerini genel merkezimizde ağırlamış olmaktan ziyadesiyle mutlu ve memnunum. Her görüşmede olduğu gibi Türkiye’nin genel meseleleriyle alakalı, sosyal durumumuzla ilgili yaşanan bu görüşmeler çerçevesinde görüş alışverişinde bulundum. Kendilerine de başarı dileklerimizi ilettik" şeklinde konuştu.
Isparta Teneffüste ölümle burun buruna gelen öğrenci o anları anlattı Isparta’da teneffüs sırasında boğazına yiyecek kaçan lise öğrencisi, öğretmenlerin zamanında ve bilinçli müdahalesi sayesinde sağlığına kavuştu. O anlar okulun güvenlik kameralarına saniye saniye yansırken, 15 yaşındaki öğrenci yaşadığı korku dolu anları, "O an ölecekmişim gibi hissettim, nefes alamıyordum" sözleriyle anlattı. Isparta’daki Mustafa Gürkan Anadolu Lisesi’nde teneffüs saatinde bir öğrencinin boğazına yiyecek kaçtı. Nefes almakta zorlanan öğrenciyi fark eden nöbetçi öğretmenler Emine Aydemir ve Recep Sarı, duruma hızla müdahale etti. Öğretmenlerin uyguladığı Heimlich manevrası sayesinde öğrencinin solunumu kısa sürede normale döndü. Sağlık ekiplerine ihtiyaç duyulmadan öğrencinin durumunun kontrol altına alındığı öğrenildi. Sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen öğrencinin, olayın ardından herhangi bir olumsuzluk yaşamadığı bildirildi. "Sadece öğrencimin kurtulmasını düşündüm" Olay anı nöbetçi olduğunu belirten Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Emine Aydemir, "Dün koridorda nöbetçiydim. Bu sırada bir öğrencimizin yere doğru eğildiğini ve boğazını tuttuğunu gördüm. Boğazına bir şey kaçtığını düşündüm ve hemen Heimlich manevrasını uygulamaya başladım. Bir süre sonra öğrenci bayılacak gibi oldu. O anda hem onu tutmakta hem de manevrayı uygulamakta zorlandım. Hemen öğrencilerden Recep hocayı çağırmalarını istedim. Recep hoca geldikten sonra öğrenci biraz kendine gelmişti ve müdahaleye birlikte devam ettik. Çok şükür öğrencimiz kurtuldu" diye konuştu. "İyi ki ilk yardım eğitimi almışım" İlk yardım eğitiminin önemine dikkat çeken Aydemir, o an yaşadıklarını şöyle ifade etti: "O anda hiçbir şey hissetmedim, sadece öğrencimin kurtulması gerektiğini düşündüm. Ne yapmam gerektiği bir anda gözümün önünden geçti. Heimlich manevrasını eğitimde öğrendiğim şekilde uyguladım. Aslında bazı şeyleri unuttuğumu zannediyordum ama hepsi aklıma geldi. O boğazındaki parçayı nasıl çıkarabilirim diye düşündüm ve sadece buna odaklandım. İyi ki ilk yardım kursuna gitmişim. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilk yardım merkezinin düzenlediği kursa üç kez katıldım. Eğer o eğitimi almamış olsaydım, o an ne yapacağımı bilemeyebilirdim. Çok şükür öğrencimiz şu an sağlıklı ve iyi." "İlk yardım eğitimi sayesinde öğrencimizi kurtardık" Olay sırasında nöbetçi olmadığını ancak öğrencilerin çağrısı üzerine hızla koridora geldiğini belirten öğretmen Recep Saygı ise, "Öğrencilerin beni çağırdığını duydum ve hemen olay yerine geldim. Emine hocamız müdahaleye başlamıştı. Öğrencinin boğulduğunu fark edince Heimlich manevrasını uygulamamız gerektiğini anladım. Müdahaleye devam ettik ve kısa süre sonra öğrencimiz normale döndü. Bu olayla birlikte ilk yardımın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Isparta Milli Eğitim Müdürlüğü’nün verdiği eğitimler sayesinde bir öğrencimizi daha kurtardık. İnşallah bir daha böyle bir durum yaşanmaz. Öğrencimizin hâlâ aramızda olduğunu bilmek bizi çok mutlu ediyor" dedi. "O an ölecek gibi hissettim" Yaşadığı korku dolu anları anlatan 15 yaşındaki Sultan Çetin ise şunları söyledi: "Kantinden kek almıştım. Oruçlu arkadaşlarım rahatsız olmasın diye kütüphanede yemeye karar verdim. Keki ağzıma attığım sırada zil çaldı. Ben de yukarı kata çıkmak için koşmaya başladım. O sırada boğazımda takılma hissettim ve nefes alamadığımı fark ettim. Yanımdaki arkadaşım sırtıma birkaç kez vurdu ama geçmedi. Daha sonra Emine hocamız Heimlich manevrası uygulamaya başladı. Müdahale sırasında nefesim kesildi ve yere yığıldım. Ardından Recep hoca geldi. O geldiğinde biraz kendime gelmiştim ama hâlâ zor nefes alıyordum. Müdahaleye devam ettiler ve sonunda kurtuldum. O an çok korktum, ölecekmiş gibi hissettim. Panik yaptıkça kalbim daha hızlı çarpıyordu. Öğretmenlerime çok teşekkür ediyorum."
Isparta Teneffüste ölümle burun buruna gelen öğrenci o anları anlattı Isparta’da teneffüs sırasında boğazına yiyecek kaçan lise öğrencisi, öğretmenlerin zamanında ve bilinçli müdahalesi sayesinde sağlığına kavuştu. O anlar okulun güvenlik kameralarına saniye saniye yansırken, 15 yaşındaki öğrenci yaşadığı korku dolu anları, "O an ölecekmişim gibi hissettim, nefes alamıyordum" sözleriyle anlattı. Isparta’daki Mustafa Gürkan Anadolu Lisesi’nde teneffüs saatinde bir öğrencinin boğazına yiyecek kaçtı. Nefes almakta zorlanan öğrenciyi fark eden nöbetçi öğretmenler Emine Aydemir ve Recep Sarı, duruma hızla müdahale etti. Öğretmenlerin uyguladığı heimlich manevrası sayesinde öğrencinin solunumu kısa sürede normale döndü. Olay yerine sağlık ekiplerine ihtiyaç duyulmadan öğrencinin durumunun kontrol altına alındığı öğrenildi. Sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen öğrencinin, olayın ardından herhangi bir olumsuzluk yaşamadığı bildirildi. "Sadece öğrencimin kurtulmasını düşündüm" Olay anı nöbetçi olduğunu belirten Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Emine Aydemir, yaşananları, "Ben Emine Aydemir, Mustafa Gürkan Anadolu Lisesi’nde 5 yıldır görev yapıyorum. Dün koridorda nöbetçiydim. Bu sırada bir öğrencimizin yere doğru eğildiğini ve boğazını tuttuğunu gördüm. Boğazına bir şey kaçtığını düşündüm ve hemen Heimlich manevrasını uygulamaya başladım. Bir süre sonra öğrenci bayılacak gibi oldu. O anda hem onu tutmakta hem de manevrayı uygulamakta zorlandım. Hemen öğrencilerden Recep hocayı çağırmalarını istedim. Recep hoca geldikten sonra öğrenci biraz kendine gelmişti ve müdahaleye birlikte devam ettik. Çok şükür öğrencimiz kurtuldu" sözleriyle anlattı. "İyi ki ilk yardım eğitimi almışım" İlk yardım eğitiminin önemine dikkat çeken Aydemir, o an yaşadıklarını şöyle ifade etti: "O anda hiçbir şey hissetmedim, sadece öğrencimin kurtulması gerektiğini düşündüm. Ne yapmam gerektiği bir anda gözümün önünden geçti. Heimlich manevrasını eğitimde öğrendiğim şekilde uyguladım. Aslında bazı şeyleri unuttuğumu zannediyordum ama hepsi aklıma geldi. O boğazındaki parçayı nasıl çıkarabilirim diye düşündüm ve sadece buna odaklandım. İyi ki ilk yardım kursuna gitmişim. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilk yardım merkezinin düzenlediği kursa üç kez katıldım. Eğer o eğitimi almamış olsaydım, o an ne yapacağımı bilemeyebilirdim. Çok şükür öğrencimiz şu an sağlıklı ve iyi." "İlk yardım eğitimi sayesinde öğrencimizi kurtardık" Olay sırasında nöbetçi olmadığını ancak öğrencilerin çağrısı üzerine hızla koridora geldiğini belirten Öğretmen Recep Saygı, yaşananları, "Öğrencilerin beni çağırdığını duydum ve hemen olay yerine geldim. Emine hocamız müdahaleye başlamıştı. Öğrencinin boğulduğunu fark edince Heimlich manevrasını uygulamamız gerektiğini anladım. Müdahaleye devam ettik ve kısa süre sonra öğrencimiz normale döndü. Bu olayla birlikte ilk yardımın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Isparta Milli Eğitim Müdürlüğü’nün verdiği eğitimler sayesinde bir öğrencimizi daha kurtardık. İnşallah bir daha böyle bir durum yaşanmaz. Öğrencimizin hâlâ aramızda olduğunu bilmek bizi çok mutlu ediyor" Sözleriyle anlattı. "O an ölecek gibi hissettim" Yaşadığı korku dolu anları anlatan 15 yaşındaki Sultan Çetin ise şunları söyledi: "Kantinden kek almıştım. Oruçlu arkadaşlarım rahatsız olmasın diye kütüphanede yemeye karar verdim. Keki ağzıma attığım sırada zil çaldı. Ben de yukarı kata çıkmak için koşmaya başladım. O sırada boğazımda takılma hissettim ve nefes alamadığımı fark ettim. Yanımdaki arkadaşım sırtıma birkaç kez vurdu ama geçmedi. Daha sonra Emine hocamız Heimlich manevrası uygulamaya başladı. Müdahale sırasında nefesim kesildi ve yere yığıldım. Ardından Recep hoca geldi. O geldiğinde biraz kendime gelmiştim ama hâlâ zor nefes alıyordum. Müdahaleye devam ettiler ve sonunda kurtuldum. O an çok korktum, ölecekmiş gibi hissettim. Panik yaptıkça kalbim daha hızlı çarpıyordu. Öğretmenlerime çok teşekkür ediyorum."