SPOR - 10 Mart 2026 Salı 13:51

Dursun Özbek: "Hayalim Galatasaray’ı, Avrupa’nın 5 büyük kulübünden biri yapmak"

A
A
A

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, hayalinin sarı-kırmızılıları Avrupa’nın 5 büyük kulübünden biri yapmak olduğunu söyledi.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, basın kuruluşlarının genel yayın yönetmenleri ve spor müdürlerine iftar verdi. Başkan Özbek, iftar programında güncel konular, projeler ve hedefler hakkında açıklamalarda bulundu. 2015 yılından beri sürdürülebilir yapıyı dile getirdiğini söyleyen Özbek, "Bunun için sadece sportif gelirlerle değil, sportif faaliyetlerin dışındaki alanlarda da güçlü bir finansal yapı oluşturulması gerektiğini savunuyordum. Gayrimenkul projeleri, dijital dünya ve farklı sektörlerde yapılacak yatırımların kulübün finansal yapısını desteklemesi gerektiğini o gün de söylüyordum. Daha sonra 2018 seçimlerini kaybettim. Ancak 2022 yılında tekrar arkadaşlarımla birlikte Galatasaray Spor Kulübü’ne hizmet etmek için aday oldum. Genel kurulumuz bize bu görevi tekrar layık gördü ve 2022’den itibaren yeniden görev yapmaya başladık. Buradaki en önemli husus şu; bir spor kulübü aynı zamanda büyük bir sivil toplum kuruluşudur. Dolayısıyla sorumlulukları ve yerine getirmesi gereken görevleri vardır. Bu doğrultuda planlarımızı oluşturduk" diye konuştu.

"Sürdürülebilir sportif başarı için tesisleşme ve güçlü bir finansal yapı şart"

2022’de göreve geldiklerinde projelerinin bir kısmına 2016-2017 döneminde başlamış olduklarını belirten Dursun Özbek, "Biz bu projeleri tekrar hayata geçirdik. Bunların başında tesisleşme geliyor. Çünkü sürdürülebilir sportif başarı için tesisleşme ve güçlü bir finansal yapı şarttır. Bugün baktığımızda sportif başarı da bununla paralel şekilde geliyor. Özellikle futbolda son derece başarılı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Üç sene üst üste şampiyon olduk. Bu sezon da ligde lideriz. İnşallah sezon sonunda yine aynı başarıyı elde edeceğiz. Futbol denildiğinde herkesin aklına Avrupa’daki başarı geliyor. Bu doğrultuda önemli bir maça çıkacağız. Çok iyi hazırlandık ve taraftarlarımızı memnun edecek bir sonuçla sahadan ayrılmak istiyoruz" şeklinde konuştu.

Dursun Özbek:

"Salon projesinin yaklaşık maliyeti 200 milyon Dolar"

Şu ana kadar yaptıklarını hakkında bilgi veren sarı-kırmızılıların başkanı, "Florya’daki tesislerimizi finansal açıdan kulübümüze büyük katkı sağlayacak bir proje haline getirmek için çalışmalar yaptık. Bu alanı bir konut projesi olarak değerlendirerek Galatasaray’ın geleceğini güvence altına alacak önemli bir finansal kaynak oluşturmayı hedefledik. Ayrıca Florya’daki futbol faaliyetlerini Kemerburgaz’a taşıdık. Kemerburgaz’da kulübümüze kazandırdığımız çok değerli bir arazide A takım tesislerimizi ve sahalarımızı tamamladık. Akademi binamızın inşaatı da devam ediyor. Kısa süre içinde onu da bitirip Florya’daki akademiyi buraya taşıyacağız. Bunun dışında Galatasaray’ın ‘Yüzyılın projesi’ olarak nitelendirdiğimiz çok önemli bir proje daha var. Stadımızın hemen yanında bulunan 60 dönümlük arazide basketbol, voleybol, yüzme ve salon sporlarına hizmet edecek büyük bir spor kompleksi inşa ediyoruz. İnşallah nisan ayında temelini atacağız. Projenin yaklaşık maliyeti 200 milyon Dolar. Bu proje tamamlandığında stadımızın çevresinde tüm spor branşlarını bir araya getiren büyük bir spor kompleksi oluşacak. Bunun İstanbul için de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü İstanbul’un olimpiyatlara aday olma hedefi var ve böyle büyük spor komplekslerine ihtiyaç duyuluyor. Galatasaray açısından en büyük faydası ise dağınık halde bulunan sportif faaliyetlerimizi tek bir merkezde toplamak olacak. Bugün voleybol bir yerde, basketbol başka bir yerde, yüzme başka bir yerde yapılıyor. Bu hem organizasyon hem de antrenman açısından ciddi zorluklar oluyor. Bu projeyle birlikte hepsini tek çatı altında topluyoruz. Bunun dışında farklı projelerimiz de var. Örneğin Galatasaray Adası’nı yeniden düzenleyerek hizmete açtık. Mecidiyeköy’deki binamızı rezidans olarak değerlendirdik ve satışlarını sürdürüyoruz. Başlangıçta bazı kulüpler bu projelerle ilgili eleştirilerde bulundu, hatta alay edenler oldu. ‘Galatasaray Spor Kulübü mü yoksa inşaat şirketi mi?’ diyenler oldu. Ancak zaman içinde gördük ki diğer kulüpler de benzer projelere yöneldi. Çünkü günümüz spor ekonomisinde sürdürülebilir finansal yapı olmadan kulüplerin ayakta kalması mümkün değil. Sportif anlamda ise futbolda sürdürülebilir başarı için önemli adımlar attık. Bundan sonraki hedefimiz amatör branşlardaki başarıyı daha da yukarı taşımak. Bunun için yeni kaynaklar oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı.

Dursun Özbek:

Florya projesinden elde edilecek ana paraya dokunmayacaklarını aktaran Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, "Bu parayı bir fonda değerlendirip sadece getirilerini amatör branşlara ayırmayı planlıyoruz. Bu sayede her yıl yaklaşık 40-50 milyon Dolar amatör sporlar için kullanılabilecek. Ayrıca deprem döneminde de kulüp olarak önemli sosyal sorumluluk projeleri yürüttük. Depremden etkilenen illerimize giderek konteyner kentler kurduk. Özellikle Kahramanmaraş’taki konteyner kentte her yıl Ramazan ayında iftar sofraları kuruyor ve depremzede vatandaşlarımızla birlikte iftar yapıyoruz" dedi.

"Hayalim Galatasaray’ı Avrupa’nın 5 büyük kulübünden biri yapmak"

Galatasaray Spor Kulübü’nün, Ali Sami Yen’in koyduğu değerlere uygun şekilde yoluna devam ettiğini vurgulayan Dursun Özbek, sözlerine şöyle devam etti:

"Dünya değişiyor, spor ekonomisi değişiyor. Biz de bu değişime uyum sağlayarak kulübümüzü yeniden yapılandırma çalışmalarına başladık. Bugün stat gelirlerimiz ciddi şekilde arttı. Stadımızda ortalama 45 bin seyirciye oynuyoruz, bazı maçlarda bu sayı 60 bine kadar çıkıyor. Stat gelirlerimiz sezon başına 80-85 milyon Euro seviyelerine ulaştı. Mağazacılık gelirlerimiz de önemli ölçüde arttı ve yılda 1 milyondan fazla forma satar hale geldik. UEFA’nın yayınladığı listede Şampiyonlar Ligi son 16 takımı arasında kadro değerleri sıralamasında Galatasaray yaklaşık 330 milyon Euro ile 15. sırada yer alıyor. Eğer Avrupa’nın en büyük kulüpleriyle rekabet etmek istiyorsak bu değeri daha da yukarı taşımamız gerekiyor. Bizim hedefimiz küçülerek mücadele etmek değil; büyüyerek, güçlenerek Avrupa’da ilk 10, hatta ilk 5 kulüp arasına girebilen bir Galatasaray oluşturmak. Bu hedefe doğru sağlam ve emin adımlarla ilerliyoruz."

"En büyük hayalim Galatasaray başkanı olmaktı"

Galatasaray Lisesi’nde okurken sarı-kırmızılı kulübe başkan olma hayalini kurduğunu aktaran Özbek, "İnsanın hayal kurması çok güzel bir şey. Hepimizin hayalleri vardır. Benim de çocukluğumdan beri hayallerim vardı. Bu hayallerimin en önemlisini de defalarca ifade ettim. Galatasaray Lisesi’nde yatılı okuyorduk. Yatılı hayatının en önemli ve en keyifli bölümlerinden biri de yatakhane sohbetleridir. Düşünün, gencecik çocukları akşam saat dokuzda yatakhaneye çıkarıyorlar ve ’Hadi uyuyun’ diyorlar. Ama dokuzda da kimsenin uykusu gelmez. İşte o zaman yatakhane sohbetleri başlar ve çoğu zaman çok hararetli, unutulmaz sohbetler yapılır. Benim o günlerdeki en büyük hayalim, bir gün Galatasaray Spor Kulübü başkanı olmaktı. O dönem kulübün başkanı rahmetli Selahattin Beyazıt’tı. Kendisi çok önemli bir iş insanıydı, Türkiye’nin vergi rekortmenlerinden biriydi ve aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü’nün başkanıydı. Bütün bu özellikleriyle benim için çok büyük bir rol modeldi. İşte o yüzden benim en büyük hayalim de bir gün Galatasaray Spor Kulübü başkanı olmaktı. Bu hayalin peşinden koştum. Allah nasip etti; iyi bir iş hayatının ardından kulübüme hizmet etmek için aday oldum ve Galatasaray Spor Kulübü’nün başkanı oldum. Ancak başkan olduktan sonra da hayaller bitmiyor, aksine devam ediyor. İlk seçildiğim günden beri, yani 2015 yılından itibaren en büyük hayalim Galatasaray Spor Kulübü’nü sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşturmaktı. Çünkü 2014 döneminde kulübün mali yapısından sorumluydum. Dolayısıyla mali yapının analizini yapmak ve gerçek durumunu görmek benim için çok zor olmadı. O günden beri hep şunu söyledim; Galatasaray’ı sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşturalım. Allah’a şükür, bugün geldiğimiz noktada Galatasaray büyük ölçüde bu yapıya kavuşmuştur" değerlendirmesinde bulundu.

"Amacımız bizden sonra gelecek yönetimlere daha güçlü Galatasaray bırakmak"

Sürdürülebilir sportif başarının önemine değinen Özbek, "Futbolda bu başarı çizgisinin başındayız. Önümüzdeki dönemde amatör sporlarla birlikte bu süreci daha da tamamlamayı hedefliyoruz. Şimdi ise önümüzdeki en önemli konu, kulübün yeniden yapılandırılmasıdır. Açıkça söylemek gerekirse, bugün birçok kulübün buna ihtiyacı var ama özellikle Galatasaray Spor Kulübü’nün buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Çünkü Galatasaray artık çok büyük bir yapı haline geldi. Daha önce de ifade ettiğim gibi kulüp yaklaşık 400 milyon Euro’luk bir bütçeyi yönetiyor. Böyle bir büyüklükte kurumsal bir yapı oluşturmak artık kaçınılmazdır. Benim en büyük hayallerimden biri de bu kurumsal yapılandırmayı tamamlamaktır. Çünkü sürdürülebilir mali yapı, sürdürülebilir sportif başarı ve güçlü bir organizasyon yapısı birbirini tamamlayan unsurlardır. Bütün bunların yanında bir başka büyük hayalim daha var; Galatasaray’ı, Avrupa’da mücadele eden çok önemli bir kulüp konumundan alıp, ilk beş kulüp arasına taşımak. Şu anda bu hayalin peşinden koşuyorum. Özellikle bu mayıs ayında yapılacak seçimlere tekrar girmemin en önemli sebeplerinden biri de budur. Çünkü elimizde projeler var. Bu projelerin bir kısmını tamamladık, bir kısmını başlattık, bir kısmını da yarısına kadar getirdik. Bu projeleri tamamlayabilirsek, Galatasaray’ın geleceği açısından çok önemli bir adım atmış olacağız. Bizim amacımız, bizden sonra gelecek yönetimlere daha güçlü, daha sağlam bir Galatasaray bırakmaktır. Görevi devraldığımız noktadan daha ileri bir noktaya taşıyabilmek en büyük hedefimizdir. Benim en büyük hayalim de Galatasaray’ı Avrupa’da ilk beş kulüp arasında görebilmektir. Bu hedef için arkadaşlarımla birlikte çalışıyoruz. İnşallah Allah nasip ederse o hedefe de ulaşacağız" açıklamasını yaptı.

"75 milyon Euro’yu 5 sene önce konuşsak böyle bir şey aklımızdan geçmezdi"

Futbol ekonomisinin değiştiğine dikkat çeken sarı-kırmızılıların başkanı, "75 milyon Euro’ya Osimhen’i transfer ettik. Buna sizler de olacak diye bakmıyordunuz sanırım. Benim için çok gerçekçiydi. Türkiye futbol ekonomisinin parametrelerine baktığınızda çok gerçekçi gözükmüyordu. Hedeflerimiz belirlediğimiz için bunu sakınmadan yaptık. Bu tip transferlerde bonservis bedelleri süreye yayılır. Biz bu dönem içinde bedeli ödemiş bulunuyoruz. Şunun farkındayız; Galatasaray Spor Kulübü bizim üzerimizde emanet. Çok hassas olmanız gerekiyor. Yapacağımız harcamalarda, projelerde kılı kırk yararak yapıyoruz. Projelerimizin sağlam temellere oturduğu nettir. Emanetin üzerinde hayal projesi üretmeyi mümkün değil. Projemiz büyüyecektir. Artık öyle rakamlar konuşulmaya başlandı ki 75 milyon Euro’yu 5 sene önce konuşsak böyle bir şey aklımızdan geçmezdi. Bütçemiz büyüyecektir ama kesin rakam veremeyiz" şeklinde konuştu.

"Biz bir arada tutan bu eleştiri kültürü"

Galatasaray’ın büyüklüğünün eleştiri kültüründen kaynaklandığını vurgulayan Dursun Özbek, "Galatasaray’da eleştiri ile beraber yaşıyoruz. Bizim en çok beslendiğimiz, bizi bir arada tutan bu eleştiri kültürü. Her ay biz, divanın önüne çıkıp kendilerine hesap veriyoruz. Onlar da eleştirilerini yapıyorlar. Bu eleştiri kültürü Galatasaray’a has bir şeydir. Yönetime gelenler bu eleştiriden yüksünmez. Bunları da bir fırsat olarak görüyoruz. Ben Galatasaray’ın neferiyim, arkadaşlarım da öyle. Biz hizmetinizi gönülden yapıyoruz" diye konuştu.

"UEFA’nın yayınladığı listelerde Avrupa’daki kulüpler arasında 8. sıraya yükseldik"

Mağazacılıkta büyük atılım yaptıklarını da belirten Özbek, "Son 3 senede UEFA’nın klasmanına girecek seviyede 8. sırada bulunuyor. Örneğin basketbol ve voleybolda Avrupa’da rekabet edebilmek için oldukça yüksek bütçeler gerekiyor. İşte bu fonun amacı da amatör branşların bütçesine güçlü bir destek oluşturmak. Öte yandan Galatasaray Mağazacılık tarafında da çok büyük bir atılım yaptık. Son yıllarda elde edilen rakamlar gerçekten inanılmaz seviyelere ulaştı. Hatta UEFA’nın yayınladığı listelerde Avrupa’daki kulüpler arasında 8. sıraya kadar yükseldik. Avrupa’daki büyük kulüplerin arasında bu seviyede yer almak çok önemli bir başarıdır. Bunun devamı için yeni projelerimiz var. Yakın zamanda mağazacılık şirketini halka arz etmeyi planlıyoruz. Böylece çok daha güçlü bir finansal yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Ayrıca Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde Galatasaray mağazaları açmayı planlıyoruz. Bazı merkezlerde ise ‘corner’ dediğimiz satış noktaları oluşturacağız. Böylece Galatasaray ürünlerini Avrupa’daki taraftarlarımıza ve kulübü sevenlere daha kolay ulaştıracağız. Bunun yanında Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Uzak Doğu’da da önemli çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle Güney Kore ve Çin ile çok yoğun temaslarımız var. Hem Galatasaray’ın tanıtımı hem de yerel kurumlarla iş birlikleri konusunda ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bu görüşmeler hem firmalar hem de büyükelçilikler üzerinden devam ediyor. Hedefimiz, dünyada Galatasaray adının bilindiği ve anıldığı her yerde Galatasaray’ın varlığını güçlendirmek" dedi.

"Okan Buruk’un her zaman arkasındayız ve destekliyoruz"

Teknik Direktör Okan Buruk’tan memnun olduklarını ifade eden Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okan Buruk benim çok eskiden beri izlediğim, çok sevdiğim ve çok başarılı bulduğum bir kardeşimdir. Elbette Galatasaray’ın olduğu kadar Okan Buruk’un da kendi kariyer hedefleri ve hayalleri var. Biz yönetim olarak Okan Buruk’un her zaman arkasındayız ve kendisini destekliyoruz. Galatasaray’a şu anda verdiği hizmetten son derece memnunuz. İnşallah uzun yıllar daha Galatasaray’a hizmet etmeye devam eder. Kendisi Galatasaray’ın çocuğudur, kulübün içinden yetişmiştir ve son derece başarılı bir teknik direktördür. Ama bizim kurmaya çalıştığımız yapı sadece kişilere bağlı bir sistem değil. Biz sürdürülebilir bir sistem kurmaya çalışıyoruz. Bu sistemin içinde bugün Dursun Özbek olur, yarın başka bir yönetici olur; bugün Okan Buruk olur, yarın başka bir teknik direktör olur. Ama sistem devam eder. Bizim asıl hedefimiz Galatasaray’da sürdürülebilir bir yapıyı kalıcı hale getirmektir."

Gündemlerinde seçim olmadığını da söyleyen Dursun Özbek, "Seçime daha zaman var. Her zaman olduğu gibi en güçlü listeler oluşturulacaktır ama şu anda bir liste çalışması yapmıyoruz. Bugün Galatasaray’ın bir yönetimi var ve bu yönetim hedeflerine doğru başarılı bir şekilde ilerliyor. Dolayısıyla şu anda herhangi bir liste hazırlığı içinde değiliz. Bu tür çalışmalar belki nisan ayının ortalarından sonra gündeme gelebilir. Şu an için bütün odağımız Galatasaray’ın hedeflerine ulaşmasıdır" şeklinde konuştu.

"TFF başkanıyla rahatsızlığı döneminden sonra görüşmedim"

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile uzun zamandır görüşmediklerini dile gerien Özbek, "TFF başkanı protokolde her zaman yer alır. TFF’nin davetiye beklemesi gibi bir durum olmaz. Elbette her zaman gelebilir; biz de bekleriz. İnşallah maça gelir. Uzun zamandır görüşmüyoruz. Rahatsızlığı döneminde kendisini ziyaret ettim ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Ancak sonrasında bir görüşmemiz olmadı. Zaten görüşmelerin çoğu zaman dezenforme edildiğini gördüğümüz için bu tür temasların çok sağlıklı yürütülebildiğini düşünmüyorum. Biz sahadaki mücadelemize odaklanmayı tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı.

"Galatasaray’ın dertleriyle dertlenen bir yönetimim var"

Galatasaray’ın dertleriyle dertlenen bir yönetime sahip olduğunu aktaran sarı-kırmızılıların başkanı, "Galatasaray’ın problemlerini çözmek isteyen bir yönetimdir. 2015’ten beri aynı şeyleri söylüyorum. 2022’de tekrar seçildik ve o tarihten sonra bu söylediklerimizi hayata geçirmeye başladık. Dolayısıyla elbette hedefimiz, rahmetli Selahattin Beyazıt’ın Galatasaray’a kazandırdığı projeler gibi hatta ondan da daha verimli projeler üretmek. Galatasaray ekonomisine büyük katkı sağlayacak yeni projelerimiz var. Zamanı geldiğinde bunları da açıklayacağız. Aslında hedefimizin ne olduğu bazı adımlardan da belli. Örneğin Florya’da ihalesini yaptığımız arazi 65 dönüm. Bunun 22 dönümü Galatasaray’ın geçmişten kalan tapulu mülküydü. Kalan 42 dönümünü ise bu yönetim satın alarak kulübe kazandırdı. Şöyle düşünebilirsiniz, Galatasaray’ın 10 lirasını yatırdık ve karşılığında 100 liralık bir proje ortaya çıkardık. Katma değerimiz bu. Elbette biz de isteriz ki sadece sportif faaliyetlerden elde edilen gelirlerle bu işi sürdürelim. Ama bu günümüz futbol ekonomisinde mümkün değil. Sadece Türkiye’de değil; örneğin Real Madrid’in ekonomik gelişimine baktığınızda da benzer hikayeleri görürsünüz. Yani burada Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Önemli olan hayal kurmak ve o hayalin peşinden giderek onu gerçeğe dönüştürmektir. Biz şu anda tam olarak o aşamadayız. İnşallah yeni gayrimenkul projelerimiz de peşi sıra gelecek" diyerek sözlerini tamamladı. Galatasaray Genel Sekreteri Eray Yazgan ise gelirlerle ilgili yaptığı açıklamada, "Bayern Münih ile stat gelirlerimiz aynı. Forma satışlarında Puma, Manchester United ile Galatasaray’a aynı ölçüde kar bırakıyor. Tek dezavantajımız yayın geliri. Biz tüm kupaları alıp 11 milyon Euro yayın geliri aldık. Atletico Madrid’in yayın geliri ise 219 milyon Euro" şeklinde konuştu.

Oğuzhan Ort

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda İran’a yapılan saldırılar ile ilgili olarak kapalı oturum gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bilgi vereceği Genel Kurul’da kapalı oturum dolayısıyla Genel Kurul bitişiğindeki basın ofisleri de kapatıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş kapalı oturum öncesinde, son günlerde yaşanan hadiselerin uluslararası sistemin mahiyetine ilişkin çok derin sarsıntıları açığa çıkardığını belirterek, "İran’a yönelik son saldırılar bölgemizde zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirmiştir. Bu saldırılarla oluşan güvenlik kriziyle birlikte uluslararası hukuk, meşruiyet, egemenlik, diplomasi ve caydırıcılık gibi kavramların mevcudu aşındırıldığında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz tabloyu sadece askeri bir gelişme olarak değerlendirmek meselenin esasını kavramakta yetersiz kalınmasını sağlayacaktır. Uluslararası mekanizmaların etkisizleştirildiği açık bir sistem bulundu. Daha açık söylemek gerekirse bugün yaşananlar sistemin hukukla değil kuvvetle tanıdığı bir şey değildir. Bir başka ifadeyle dünya siyaseti giderek orman kanunlarının belirleyici olduğu bir zamana doğru sürüklenmektedir. Uzun yıllar boyunca dünya kamuoyuna kurallara dayalı uluslararası düzen olarak savunulan çerçevede bugün ciddi bir meşruiyet ve işlev kaybına uğradığı görülmektedir. Kurumlar vardır fakat tesirleri neredeyse sıfıra inmiştir. Kurallar vardır fakat çözüme karşı işletilememektedir. Kavramlar vardır içleri boşaltılmıştır. Bu sebeple bugün yaşanan gelişmeler hiç normal adam olarak asla değerlendirilemez" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Açıkça ifade etmek gerekir ki uluslararası sistem niteliği ve işleyişi bakımında ağır bir çözülme sürecine girmiştir. Hukukun yerine kuvveti, ilkenin yerine keyfiliği, müşterek vicdanın yerini stratejik hesapların aldığı ortam oluşmaktadır. Böylesi zamanlarda en ağır bedel her zaman olduğu gibi siviller tarafından ödenmektedir. Gazze’de devam eden katliamların, açlığın, kuşatmanın ve sistematik yıkımını yozlaştığı insani felaket tüm ağırlığıyla sürerken şimdi İran’da hayatını kaybeden sivillerin acısı ile Lübnan’da derinleşen kayıplar, büyük trajedinin yeni halkaları olarak önümüzde durmaktadır. Gazze’de toprağa düşen masumların acısı ile İran’da ve Lübnan’da hayatını kaybeden insanların acısı arasında bir fark yoktur. Her biri aynı hoyratlığı, pervasızlığı ve hukuk tanımaz ehliyetin birbirine eklenen neticelerdir. Gazze’de çocukların acısına, İran’da okulda katledilen çocukların acısı eklenmiştir. Mevcut tablonun parçalar halinde değil, bükülüp bütünlük içerisinde ele alınması gerekir. Gazze’de yaşananları Suriye’den, Suriye’de yaşananları İran’dan bağımsız, İran’da yaşananları Lübnan’dan kopuk, Lübnan’daki sarsıntıyı da Yemen’den, Somali’den ve hatta bölgesel güvenlik denkleminden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Bizim milletçe sahip olduğumuz ahlaki ve siyasi duruş açıktır. Bizim medeniyet birikimimiz, tarih şuurumuz ve millet vasfımız, zulüm karşısında söze yıkılmayı değil, hakkı açık biçimle ifade etmeyi gerekli kılar. Türkiye Cumhuriyeti böyle zamanlarda susamaz, Gazi Meclisimiz böyle zamanlarda susamaz." Kurtulmuş, bugün İsrail yönetiminin izlediği saldırgan çizginin, bölgesel gerilimin en belirleyici unsuru olduğunu ifade ederek, "Gazze’de yaşanan insanlık dışı tablo, sıradan bir askerî operasyon yahut güvenlik tedbiri olarak izah edilemeyecek seviyeye çoktan ulaşmıştır. Sivil hayatı doğrudan hedef alan, açlığı bir baskı aracına dönüştüren, insani yardımı engelleyen ve tüm bunları güvenlik gerekçeleriyle perdelemeye çalışan anlayış, insanlığın müşterek hukuk ve vicdan zeminini tahrip etmiştir. Bu bakımdan Gazze’de gördüğümüz tablo, soykırım siyasetinin son derece ağır ve vahim bir safhaya ulaştığını göstermektedir. Şimdi de bu tehlikeli siyasetin, Amerika Birleşik Devletleri’ni de doğrudan savaşın içine çeken yeni bir boyut kazanmış olması, bölgesel ve küresel ölçekte çok daha büyük felaketlerin habercisi olabilecek mahiyettedir. Böyle bir sürüklenmenin doğuracağı neticeler, bölgedeki ülkelerin sınırlarıyla sınırlı kalmayacaktır. Enerji güvenliğinden ticaret yollarına, göç hareketlerinden toplumsal ve ekonomik istikrara kadar pek çok başlıkta yeni kırılmaların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelecektir. Nitekim savaşın ABD’de dahil ciddi maliyet kaygıları, toplumsal tereddütler ve siyasi tartışmaları çoktan başlamıştır. Ateşin büyümesi, onu uzaktan izleyenleri de bir gün gelir içine çeker. Bu sebeple saldırıların derhal durdurulması ve çatışmanın daha geniş bir felakete dönüşmesinin engellenmesi, bugün herkes için bir zorunluluktur. Türkiye’nin son günlerde ortaya koyduğu yoğun diplomasi trafiğini tam da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Ülkemiz, bölgesel hadiseleri güç dengesi bakımından değil; insani, hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla gündemine almaktadır. Devletimiz ilgili tüm kurum ve kuruluşlarıyla ilkeli, serinkanlı, sonuç almaya dönük ve hakkaniyeti esas alan bir diplomasi anlayışıyla hareket etmektedir. Bu anlayış, savaşın diliyle konuşmadan kararlılık gösterebilen ve gerilimi tırmandırmadan adaleti talep edebilen aklın tezahürüdür. Bugün bölgemizde en çok ihtiyaç duyulan da budur. Muhataplarıyla konuşabilen, riskleri görebilen, savaşı normalleştirmeyen ve bölgede sükûneti tesis etmeye çalışan tutumumuz, ülkemizin çözüme en önemli stratejik katkılarından biridir" dedi. Kurtulmuş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin vakarına ve milletimizin vicdanına yakışan tutum; hukuku savunan, diplomasiyi önceleyen ve zulüm karşısında sözünü sakınmayan bir tutumdur. Biz ne savaşın diliyle teslim alınırız ne de suskunluğun konforuna çekiliriz. Biz adaletten vazgeçmeden barışı savunuruz; diplomasiyi savunuruz. Biz zulmü görmezden gelmeden bölgesel istikrarı savunuruz. Temennimiz, saldırıların bir an önce sona ermesi, hukuk dışı müdahalelerin durdurulması, diplomasi masasının sahici biçimde yeniden kurulması ve bölgemizin daha büyük felaketlere sürüklenmeden sükûnet zeminine kavuşmasıdır. Bölgedeki saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; çatışmaların gölgesinde endişe ve belirsizlik içinde yaşayan tüm halklara geçmiş olsun dileklerimi ifade ediyorum. Bundan sonra da hem ilkeli dış politika çizgisini hem de bölgesel barış yönündeki samimi gayretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
İstanbul Gezer Ayakkabı’nın 25’inci geleneksel iftar buluşması gerçekleştirildi Türk ayakkabı sektörünün köklü markalarından Gezer Ayakkabı’nın Ramazan aylarında geleneksel olarak düzenlediği iftar programının 25’incisi İstanbul’da gerçekleştirildi. İş, siyaset ve sektör temsilcilerinin bir araya geldiği programda birlik, dayanışma, toplumsal sorumluluk ve sürdürülebilir üretim mesajları verildi. Gezer Ayakkabı’nın her yıl Ramazan ayında düzenlediği geleneksel iftar buluşmasının 25’incisi, 4 Mart’ta İstanbul Avcılar’daki İBB Avcılar Deniz Köşk Davet Salonu’nda gerçekleştirildi. Gezer Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Özalp ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde düzenlenen programa yaklaşık 700 davetli katıldı. Programda iş dünyası, siyaset ve sektör temsilcileri Ramazan ayının manevi atmosferinde aynı sofrada buluştu. İftar programına TBMM eski üyesi Metin Külünk, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, sektör temsilcileri, iş insanları ve Gezer Ayakkabı çalışanları katıldı. Programda konuşan Gezer Ayakkabı Genel Müdürü Osman Özalp, konuşmasına Bakara Suresi’nin 185’inci ayetini okuyarak başladı ve davetlileri "Esselamu aleykum" diyerek selamladı. Geleneksel iftar buluşmalarının 25 yıldır kesintisiz şekilde devam ettiğini belirten Özalp, bu buluşmaların Gezer Ayakkabı’nın kurumsal kültürünün önemli bir parçası haline geldiğini ifade etti. 25 yıldır aynı geleneğin sürdürülmesinin güçlü bir güven ve aidiyet duygusunun göstergesi olduğunu belirten Özalp, markanın 1968 yılından bu yana büyüyen bir aile olduğunu söyledi. İstanbul ve Bolu’daki üretim tesislerinde yaklaşık 1.500 kişinin istihdam edildiğini kaydeden Özalp, çalışanlar, iş ortakları ve paydaşlarla birlikte büyük bir aile olduklarını dile getirdi. Konuşmasında Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) "Mü’minin mü’mine karşı durumu, parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir" hadis-i şerifini hatırlatan Özalp, birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Dünya gündemindeki gelişmelere de değinen Özalp, Gazze ve Doğu Türkistan’da yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade ederek, mazlum coğrafyalarda yaşanan acıların unutulmadığını söyledi. Özalp, adaletin ve vicdanın olmadığı bir dünyada gerçek başarının mümkün olmayacağını belirterek, şirket olarak her zaman mazlumların yanında olduklarını ifade etti. Konuşmasında çevre yatırımlarına da değinen Özalp, şirketin sürdürülebilir üretim konusunda önemli adımlar attığını belirtti. Fabrikaların çatılarına kurulan güneş enerjisi panelleri sayesinde enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 75’inin güneşten karşılanmaya başlandığını ifade eden Özalp, bu yatırım sayesinde karbon salımının önemli ölçüde azaltıldığını söyledi. Özalp, söz konusu yatırımın her yıl yaklaşık 100 bin ağacın doğaya kazandırılmasına eşdeğer bir çevresel katkı sağladığını belirtti. Gezer Ayakkabı’nın "Sıfır Atık Belgesi"ne sahip olduğunu da ifade eden Özalp, çevreye duyarlı üretim anlayışıyla sektörde örnek olmaya devam ettiklerini söyledi. Firmanın üretim ve ihracat hedeflerine ilişkin de bilgi veren Özalp, şirketin yıllık 100 milyon çift üretim kapasitesine sahip olduğunu ve ürünlerinin bugün 50’den fazla ülkeye ihraç edildiğini belirtti. İhracat ağını kısa süre içerisinde 60 ülkeye çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Özalp, Amerika’dan Afrika’nın en uç noktalarına kadar uzanan yeni pazarlarda büyümeyi planladıklarını ifade etti. Özalp, 60 yıllık tecrübeyi ileri teknoloji ve çevre hassasiyetiyle birleştirerek küresel pazarda güçlü bir marka olmaya devam edeceklerini dile getirdi. Deniz manzarası eşliğinde gerçekleşen iftar programı, farklı birimlerden çalışanların, sektör temsilcilerinin ve davetlilerin bir araya gelmesine ve kaynaşmasına da vesile oldu. Program boyunca davetliler sohbet etme ve hatıra fotoğrafı çektirme imkânı buldu. Programın sonunda yaklaşan Ramazan Bayramı’nı tebrik eden Osman Özalp, geleneksel iftar buluşmasının gelecek yıllarda da devam edeceğini belirterek organizasyona katılan tüm davetlilere teşekkür etti. Özalp ayrıca, gelecek yıl düzenlenecek 26’ncı geleneksel iftar programında yeniden bir araya gelmeyi temenni ettiklerini ifade etti.