POLİTİKA - 13 Şubat 2026 Cuma 16:22

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Boğaziçi Üniversitesi’ne 2 yeni yatırım müjdesi

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Boğaziçi Üniversitesi’ne 2 yeni yatırım müjdesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesini çok yakın bir zamanda yeniden inşa ediyoruz. 2 milyar lira yatırım değeri olan yeni kütüphanemiz hayırlı olsun. Önümüzdeki sene ise 3 milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesine tam teşekküllü ve modern bir laboratuvar binası kazandıracağız" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da "Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkaı Erdoğan, yarım asrı bulan siyaset ve devlet hayatında gençlerle yol yürüdüğünü, onların önünü açtığını dile getirdi.


Gençlerle sık sık bir araya gelmeye çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün de aynı heyecanı, sevincinin yaşadığımı bilinmesini isterim. Gençlerimizin çehresindeki şu aydınlığı gözlerindeki şu ışık ve kararlığı gördükçe bizler de her seferinde güç ve enerji topluyoruz. Geleceğe olan inancımızı büyük ve güçlü Türkiye’ye olan sevdamızı Türkiye Yüzyılı tutkumuzu gençlere baktıkça daha da perçinliyoruz. Birazdan 210 kişi kapasiteli erkek öğrenci yurdumuz ile 706 kişilik kız öğrenci yurdumuzun resmi açılışını yapacağız. Öğrenci sosyal alanlarıyla kapalı otoparkıyla ve diğer imkanlarıyla bu iki eseri üniversitemizin resmen hizmetine vereceğiz. Toplam 1 milyar 150 milyon lira değerindeki bu yatırımları hayata geçirenleri yürekten tebrik ediyorum. Araştırma faaliyetlerinden inavosyan teşviklerine, uluslararası işbirliklerinden akademik destek programlarına oldukça geniş bir yelpazede Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’nın kuruluşundan itibaren 3 yıllık süreçte aldığı mesafe takdire şayandır. 916 öğrencinin barınacağı 2 öğrenci yurdunun bu kadar kısa sürede nihayete erdirmek kolay bir iş değildir" dedi.


"Sözde özgürlükçü, fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz"


Bizim için ilim hikmet ve hakikate giden yolun altın anahtarıdır. Bizim için üniversite bilginin üretim ve işleme merkezidir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bizim için öğrenci, yani talebe ise ilmi talep ettiği için bilgiye talip olduğu için talebedir. Bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları ilim ve kültür erbabının ağırladı. Bilim insanlarımız cebirden tıbba, astronomiden coğrafyaya, mimariden şiire edebiyata kadar ilmin ve sanatın her başlığında dünyaya kıymetli katkılar yaptı. İnsanlığın yolunu aydınlatan ışık uzun yıllar Doğu’dan yükseldi. Özellikle İstanbul, ilim, bilimin yuvası oldu. Her alanda bir merkez bir ışık kaynağı oldu. Cumhuriyet dönemiyle birlikte bu kazanımlar muhafaza edilmeye daha da güçlendirilmeye çalışıldı. Yani geçmişle gelecek arasındaki bağ aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlandı. Şimdi bu birikimi daha da güçlendirmemiz, aksayan tarafları giderip eksiklerini tamamlayarak daha da iyi -hale getirmemiz gerekiyor. Özellikle üniversitelerimizi asli misyonlarını uygun şekilde araştırmaya özgün ve nitelikli bilgi üretmeye Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açan projeler geliştirmeye odaklanmasının şart olduğuna inanıyorum. 208 yüksek öğretim kurumumuzun Türkiye’nin vizyon merkezi olmasını canı gönülden istiyoruz. Dünya hızla değişirken, Türkiye’de toplum, özel sektör, iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken tüm bunların üzerine küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken, üniversitelerimiz de buna adapte olmalı kendilerini yenilemeli ve güncellemelidir. Değişim ve dönüşümden asla korkmamalıyız. Unutulmasın ki eğer bir yerde hareket varsa orada bereket ve başarı olur. Tersi durumda ise gerileme kaçınılmaz hale gelir. Duran, pas tutar. Bir müddet sonra da denklem dışı kalır. Biz Boğaziçi dahil tüm üniversitelere böyle bakıyoruz. Üniversitelerin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Elbette bu süreçte önümüzü kesenler engel çıkaranlar oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Türkiye’nin normalleşmesi bilim, kültür ve sanat hayatımızın çeşitlenmesi bu kesimlerin işine gelmiyor. Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü, fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz. İnşallah menzile varana kadar da durmadan ilerlemeye kararlıkla devam edeceğiz."


"Üniversitelerimizin özellikle uluslararası başarı listelerinde daha yüksek sıralara tırmanması için tüm imkanlarımızı seferber ettik"


Üniversite ve hocaların bir yandan evrensel işler yaparken diğer yandan yerlileşme hamlelerini devam ettirmelerinin önemsediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Boğaziçi Üniversitesi’mizin son dönemde bu yönde önemli adımlar atmasını memnuniyetle karşılıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’mizin dünyayın önde gelen eğitim kurumlarında öğrenim görmüş genç akademisyenleri kadrosuna katarak tersine beyin göçüne liderlik etmesi ayrıca kayda değerdir. Türkiye’nin en seçkin yüksek öğretim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitemiz inanıyorum ki Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek bilgili, şuurlu ve özgüvenli bir gençliğin yetişmesine çok anlamlı katkılar sunacaktır. Üniversitelerimizin özellikle uluslararası başarı listelerinde daha yüksek sıralara tırmanması için tüm imkanlarımızı seferber ettik. 23 yıl önce eğitime ayrılan bütçe yalnızca 7,5 milyar liraydı. 2026’da bu rakam yüksek öğretim dahi 3 trilyon lirayı buldu. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e, akademik personel sayımızı 70 binden 180 bine ulaştırdık. Üniversitelerimizde 6 milyon 830 bin öğrenci eğitim alıyor. Dünyanın 198 ülkesinden gelen 350 bini aşkın misafir öğrenci aynı şekilde üniversitelerimizde yüksek standartlarda öğrenim görüyor. Ülkemizin kanayan yarası olan yurt sorununu yürttüğümüz projelerle çözüme kavuşturduk. 2022’de 190 olan yurt sayımızı bugün 880’e çıkardık. Yatak kapasitemizi 182 binden aldık 1 milyona getirdik. Başvuran her öğrencimize burs veya kredi imkanı sağlıyoruz. Geçen ay müjdesini verdiğimiz Gençliğin üretim çağı programıyla genç arkadaşlarımızın iş hayatına katılmasında da yanlarına oluyoruz. Boğaziçi Üniversitesi 2021 yılında kurduğumuz Hukuk Fakültesi bu yıl ilk mezunlarını verecek" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan 2 müjdeyi açıkladı


Konuşmasında 2 müjdeyi paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesini çok yakın bir zamanda yeniden inşa ediyoruz. 2 milyar lira yatırım değeri olan yeni kütüphanemiz hayırlı olsun. Önümüzdeki sene ise 3 milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesine tam teşekküllü ve modern bir laboratuvar binası kazandıracağız. Üniversitelerimiz için çalışmaya gençlerimiz için üretmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "(İBB soruşturması) Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturmayla ilgili, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir televizyon kanalında katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Gürlek, "Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajı ile de desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıl sonra Nevşehir’den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşerilerime saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan olaylar hakkında sorulan sorulara cevap veren Bakan Gürlek, "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Burada şahısların bir sorunu yok; benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir Meclis. Oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem. Normalde usulü siz daha iyi biliyorsunuz; Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey anons etti, ilk isim olarak beni anons etti. Ben kürsüye çıktım. Bir metin var biliyorsunuz, metnin usulen okunması gerekiyor. Metin okunurken birden karıştı, yani ortalık karıştı" sözlerini söyledi. "Bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı" Mecliste yaşanan olayları hoş karşılamadığını ifade eden Gürlek, milletvekillerini seçen milli iradeye kavganın yakışmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Orası biliyorsunuz Türkiye’nin en seçkin yeri. İnsanların vatandaşın iradesiyle, milletin iradesiyle seçmiş olduğu milletvekillerinin görev yaptığı bir yer. Ben açıkçası bu kadar karışıklık olduğunu bilmiyordum. Birden kürsüye saldırılar başladı. Ama bu konuda daha önce özellikle AK Parti grup başkanvekilleri arkadaşlarımız, AK Parti’deki çok değerli milletvekillerimiz beni uyardılar; ‘Bir karışıklık bekliyoruz, bu konuda sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Çok karışıklık oldu. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’nın yemin töreni var. Bizim kesinlikle çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek, bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Bunları ben de televizyondan izledim, açıkçası hoş karşılamadım." "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasının nasıl başladığıyla ilgili soru üzerine Bakan Gürlek, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez. Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili. Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak için başlatılabilir. Soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp ‘takipsizlik’ dediğimiz kararı verir" ifadelerini kullandı. "İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı" İddianame hakkında sorulan soruları yanıtlayan Bakan Gürlek, "İddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor. Cumhuriyet savcısının ciddi iddia karşısında ‘Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum’ deme lüksü yoktur. İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik" şeklinde konuştu. "Soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı" Soruşturmaya başladıklarında ellerinde delil olduğunu ve bu delillerin sonradan maddi delil olarak ortaya çıktığını söyleyen Bakan Gürlek, "Soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik" diye konuştu. "Gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra hesap hareketi ortaya çıkmış" Aziz İhsan Aktaş ile İBB arasında yaşanan olayları aktaran Bakan Gürlek, araştırmanın boyutlarından bahsederek şunları kaydetti: "Aziz İhsan Aktaş’ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki ‘Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar.’ Aziz İhsan Aktaş’a diyoruz ki biz; ‘Sen ispatla.’ O da diyor ki; ‘Benimle şurada görüştüler’ diyor. Bakın, çok önemli. ‘Nerede görüştüler?’ diyoruz; atıyorum ‘Ankara’da Otogar’da görüştüler’ diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş’ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Ben para verdim’ diyor. ‘Parayı nerede verdin?’ diyoruz; ‘Burada’ diyor. ‘Nereden çektin?’ diyoruz; ‘Balgat’taki bir banka şubesinden çektim’ diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat’taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı’ diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş’ın hesap hareketi ortaya çıkmış." "Mahkemeler siyasi şov yeri değil" İBB davasının canlı yayınlaması hakkında sorulan soruya cevap veren Bakan Gürlek, "Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir. Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil. 143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok" dedi. "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor" Yasa dışı bahis operasyonları hakkında soru üzerine Bakan Gürlek, "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye’ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz" diye konuştu. "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu" Uyuşturucunun Türkiye’nin en büyük sorunu olduğuna dikkati çeken Gürlek, "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Aileler özellikle çocukların uyuşturucu kullanmasından dolayı çok üzgün. Anneler babalar bana geliyorlar, telefonda mesaj atıyorlar bize oğlumuzu bu illetten kurtar diyorlar. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var" şeklinde konuştu. "Sosyal medyada bilgi kirliliği var" Sosyal medya ile alakalı bir çalışma yapılıp yapılmayacağıyla ilgili soru üzerine Gürlek, "Sosyal medyada bilgi kirliliği var. Sosyal medya ile ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazıyı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Biliyoruz itibar suikastları oluyor, herkese itibar suikastı oluyor; hakim savcı arkadaşlara oluyor, yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak" ifadelerini kullandı. "‘Alo Adalet’ hattı kuracağız" "Alo Adalet" hattının kurulacağını açıklayan Bakan Gürlek, "Şu an en büyük sorun yargılamanın gecikmesi. ‘Sıfır gecikme’ diye bir proje başlattık. Benim yeni adalet bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum: ‘Alo adalet’ hattı kuracağız. İlk kez açıklıyorum. Nedir, vatandaş atıyorum bir boşanma davası var, 17 celseden beri boşanma davası bitmemiş. Burada vatandaş hatta ulaşabilir" dedi. "CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapatılması iddiaları hakkındaki soruyu yanıtlayan Bakan Gürlek, "Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Bunu zorlaştıran da zaten AK Parti. CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" diye konuştu.
İstanbul Polisi ve eşini darbeden şüpheliler serbest bırakılmıştı: İtiraz üzerine tutuklandılar Küçükçekmece’de sokakta otomobille çarptıkları polis memuru ve eşini çıkan tartışma sonrası darbeden 3 şüpheli, adli kontrolle serbest bırakılmasının ardından savcılık itirazıyla tutuklandı. Olay, 6 Şubat’ta saat 23.00 sıralarında Küçükçekmece İstasyon Mahallesi İstasyon Caddesi üzerinde meydana gelmişti. İstirahatli polis memuru T.Y., ile eşi E.Y., ile birlikte yürüdüğü esnada otomobil eşi E.Y.’ye çarpmıştı. Bunun üzerine polis memuru ile otomobil sürücüsü arasında tartışma başlamıştı. Taraflar arasındaki tartışma bir süre sonra kavgaya dönüşmüştü. Otomobilde bulunan kişiler iddiaya göre arkadaşlarını da olay yerine çağırmış ve kalabalıklaşan grup polis memuru T.Y. ile eşi E.Y.’yi darbederek, cep telefonunu elinden alıp hakaret ettikten sonra olay yerinden uzaklaşmıştı. Olay sonrası çalışma başlatan polis ekipleri, M.A.G., Ş.A. ve E.K. isimli 3 şüpheliyi yakalayarak gözaltına almıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 3 şüpheli, sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılmıştı. Devam eden çalışmalarda, kavga sırasında olay yerinde bulunan ve kavgaya karıştığı belirlenen B.K. ve F.A. isimli şüpheli şahıslar ise 10 Şubat’ta yakalanmış, sevk edildikleri mahkemece adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şahıslar hakkında tekrar gözaltı kararı verilmesi üzerine şüpheliler kısa süre içerisinde yakalanarak gözaltına alındı. Şahıslar, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri Küçükçekmece Adliyesinde savcılık ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şüpheliler, nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Antalya Alanya’da Oba çayı taştı, caddeler sular altında kaldı Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü’nün sarı kodlu uyarısının ardından Alanya ve çevresinde etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Gün boyu aralıklarla devam eden ve akşam saatlerinde şiddetini artıran yağış sonrası bazı caddeler sular altında kalırken, araçlar yolda mahsur kaldı. Alanya’da yağışların artmasıyla birlikte Dim Barajı’nın kapakları kontrollü şekilde açıldı. Barajdan bırakılan su ve derelerden gelen yoğun akış nedeniyle özellikle dere yataklarına yakın bölgelerde taşkın riski oluştu. Aşırı yağış ve barajdan salınan suyun etkisiyle bazı piknik işletmelerinde maddi hasar meydana geldi. Akşam saatlerinde ise Oba Çayı taştı. Taşkın nedeniyle Oba Hatipoğlu Caddesi sular altında kaldı. Cadde üzerinde ilerlemeye çalışan bazı araçlar su birikintileri içinde mahsur kaldı. Sürücülerin zor anlar yaşadığı kameralara yansırken, başka bir araç sürücüsünün mahsur kalan aracı kurtarmak için yardım ettiği görüldü. Öte yandan Oba Mahallesi’nde bir marketinde Oba Çayı’ndan gelen akıntı nedeniyle avlusu ve giriş kısmı suyla doldu. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, su tahliye çalışması başlattı. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu biriken su kontrollü şekilde tahliye edildi. Mahalle sakinlerinden Kadirhan Karadağ, "İlk defa böyle bir şey görüyoruz. Aşırı yağıştan dolayı çay taştı. Ekiplerimiz yardımcı oluyorlar’’ dedi.