POLİTİKA - 20 Şubat 2026 Cuma 21:34

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftarda Kayacık ailesinin misafiri oldu

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftarda Kayacık ailesinin misafiri oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, iftarda Beyoğlu’nda ikamet eden Kayacık ailesinin misafir oldu.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan ayının ikinci gününde Beyoğlu Hasköy’de ikamet eden Ali ve Miyase Kayacık çiftinin evine konuk oldu. Ziyarette AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de yer aldı. Kayacık ailesi tarafından kapıda karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile bireyleriyle yakından ilgilendi. Eşi Emine Erdoğan ile birlikte aileyle iftar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar sonrası aile fertleriyle sohbet etti.


Çiftin büyük oğlu Mustafa’nın rahatsızlığını öğrenen Erdoğan, Allah’tan şifa dileyerek tedavi sürecinin yakından takip edilmesi talimatını verdi.


İftar programının ardından evin önünde toplanan vatandaşlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yoğun ilgi gösterdi. Erdoğan, kendisini bekleyen vatandaşları selamladıktan sonra bölgeden ayrıldı.


Emine Erdoğan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sofralarını ve gönüllerini bize açan kıymetli Kayacık ailesine içten misafirperverlikleri için teşekkür ediyoruz. Hanelerinden sağlık, huzur ve bereketin eksik olmamasını diliyorum" ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük KBÜ’den raylara akıllı dokunuş: Güvenliği artıran iki yerli sistem Karabük Üniversitesi (KBÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Hayrettin Yüzer tarafından demiryollarında güvenliği ve operasyonel verimliliği artırmaya yönelik iki yerli teknoloji geliştirildi. Frekans tabanlı kontrol sistemi ile lidar destekli gabari ölçüm cihazı, demiryollarında güvenliği artırmayı ve kritik altyapılarda yerli, bütüncül çözümler sunmayı hedefliyor. Projelerden ilki, demiryollarındaki dağınık kontrol altyapısını sadeleştirmeyi amaçlayan frekans tabanlı kontrol sistemi oldu. Sistem sayesinde merkezden uzakta bulunan hemzemin geçitler ve sinyalizasyon ekipmanları tek kablo üzerinden kontrol edilebiliyor. Sistemin mevcut altyapılarda yaşanan kablo karmaşasını azaltmayı amaçladığını belirten Yüzer, demiryollarında merkezden uzaktaki cihazların kontrolü için haberleşme kablolarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Karabük örneği üzerinden açıklamada bulunan Yüzer, hemzemin geçitler ve farklı noktalardaki sinyal ışıkları için ayrı ayrı kablo döşenmesinin karmaşaya yol açtığını ifade etti. Merkezdeki ana üniteden gönderilen frekans sinyalinin saha noktalarındaki alıcı kutular tarafından algılanarak ilgili ekipmanı devreye aldığını aktaran Yüzer, bu sayede bariyer ve sinyal sistemlerinin merkezi olarak yönetilebildiğini kaydetti. Yüzer, ürünün deneme süreci için demiryollarına sunulmasının planlandığını da bildirdi. Projelerin ikinci ayağını ise tünel içi güvenlik analizine yönelik geliştirilen lidar destekli gabari ölçüm cihazı oluşturdu. Yaklaşık 16 kilogram ağırlığında tasarlanan sistemin tek kişi tarafından taşınabildiğini belirten Yüzer, bu yönüyle yurt dışından temin edilen ve daha ağır olan benzer cihazlara göre operasyonel avantaj sağladığını dile getirdi. Sistem sayesinde tünel kesitinin hassas şekilde ölçülebildiğini ve trenin maksimum dolu hâliyle duvarlara temas riskinin analiz edilebildiğini ifade eden Yüzer, ölçümlerin iki boyutlu kesitler hâlinde alındığını, elde edilen verilerin birleştirilmesiyle üç boyutlu tünel modelinin oluşturulabildiğini kaydetti. Cihazın ayrıca iki ray arasındaki mesafeyi (ekartman) ve raylar arasındaki yükseklik farkını da ölçebildiğini belirten Yüzer, bu parametrelerin tren güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Samsun ‘Doğru iftar beslenmesi bağışıklığı güçlendiriyor’ İftarda doğru besinlerin uygun miktarlarda tüketilmesinin, oruç tutarken bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Diyetisyen Tuba Yıldırım, "İftarda protein ve sebze ağırlıklı beslenmeliyiz. Çok fazla karbonhidrat, yağlı, tuzlu, bol baharatlı gıdalardan kaçınmalıyız. Özellikle sindirim sistemini yormamak adına besinleri daha yavaş yemeye özen göstermeliyiz" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam ve Danışma Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, iftarda doğru beslenme hakkında bilgilendirmede bulundu. Sağlıklı ve yeterli beslenmenin, vücut direncini arttırarak hastalıklardan korunmada önemli rol oynadığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam ve Danışma Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, bu nedenle sahurda ve iftarda doğru besinlerin uygun miktarlarda tüketilmesinin, oruç tutarken bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine de katkıda bulunduğunu ifade etti. "Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi protein yönünden zengin beslenilmeli" Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Ramazan döneminde beslenme sahur ve iftar olmak üzere iki ana öğünden oluşur. Sahur öğünü atlanmaması gereken önemli bir öğündür. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi protein yönünden zengin, tam buğdaylı ekmek gibi lif açısından zengin, sebze ve meyve gibi antioksidan açısından zengin ve tokluk hissini artıracak besin grupları tercih edilmelidir" diye konuştu. "Gece 23.00-04.00 saatlerinde uykuda olmak önemli" Sahur gibi iftarda da doğru beslenmenin bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için çok önemli olduğuna işaret eden Diyetisyen Yıldırım, şu önerilerde bulundu: "İftarda protein ve sebze ağırlıklı beslenmeliyiz, çok fazla karbonhidrat, yağlı, tuzlu, bol baharatlı gıdalardan kaçınmalıyız. Özellikle sindirim sistemini yormamak adına çok hızlı yemek tüketmek yerine daha yavaş yemeye özen göstermeliyiz. Uyku düzenine mutlaka önem verilmelidir, ramazanda da en az 7-8 saat uyumaya özen gösterilmelidir. Özellikle vücudun melatonin salgıladığı hücre yenilenmesi sağlanan gece 23.00-04.00 saatlerinde uyku halinde olmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok önemlidir. Bol su içmeye özen gösterilmelidir, su bağışıklık sisteminin güçlü olmasında çok önemlidir. Az tüketildiğinde vücuttan toksik maddelerin atılamaması bağışıklık sistemine zarar verir." "İftarda besleyiciliği yüksek bir çorba için" Sahur ve iftar öğünlerinde bol sıvı almaya, yeterli protein tüketmeye özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Yıldırım, "Sahur öğününde yumurta, ceviz, badem gibi tokluk etkisi yüksek ve mevsim meyvesi sebzesi gibi lif ve vitamin içeriği yüksek hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir. İftar öğününde besleyiciliği yüksek bir çorbanın ardından yavaş bir şekilde sebze veya et yemekleri tüketilmelidir. İki dilimi geçmeyecek şekilde tam buğday ekmeği ve beraberinde salata, yoğurt/ayran/kefir yeterli olacaktır" şeklinde konuştu. "İftar ve sahur arası zencefilli ve zerdeçallı yoğurt tüketmek, bağışıklığı güçlendirir" Yiyeceklerin yavaş yenmesi mideyi yormamak için çok önemli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Yıldırım, "İftar ile sahur zamanı arasında zencefilli ve zerdeçallı yoğurt tüketimi, bağışıklığı güçlendirmeye yardım edecektir. Oruç tutarken yaşanan en önemli sorunlardan birisi kabızlıktır. Bunun için beslenmemizde hurma, ketentohumu, sumak ve zeytinyağına mutlaka yer verilmelidir" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
Karabük KBÜ İletişim Fakültesinde yeni dönem hedefleri görüşüldü Karabük Üniversitesi (KBÜ) Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesinde düzenlenen Akademik Kurul Toplantısında eğitim kalitesi, yayın performansı ve araştırma üniversitesi hedefi ele alındı. Karabük Üniversitesi Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi 2025-2026 Bahar Dönemi Akademik Kurul Toplantısı, Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Avcı, fakültenin mevcut akademik durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Ardından söz alan Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, üniversitenin akademik üretim hedefleri doğrultusunda değerlendirmelerde bulundu. Kırışık, akademik teşvik performansının kurumsal gelişim açısından kritik bir gösterge olduğunu belirterek, akademisyenlerin planlı, sürdürülebilir ve çıktı odaklı bir üretim anlayışı benimsemesi gerektiğini vurguladı. Karabük Üniversitesinin araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda makale ve atıf performansında önemli bir seviyeye ulaşıldığını ifade eden Kırışık, proje üretiminin ve uluslararası iş birliklerinin artırılmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını kaydetti. Toplantıda, diğer üniversitelerle geliştirilecek akademik iş birliklerinin fakültenin araştırma kapasitesine katkı sağlayacağı değerlendirilirken; nitelikli yayın sayısının artırılması, disiplinlerarası çalışmaların desteklenmesi ve akreditasyon süreçlerine yönelik planlamalar ele alındı. Akademik Kurul Toplantısı, akademisyenlerin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.
Antalya Her batık kendi dönemine ışık tutuyor Antalya Büyükşehir Belediyesi, Akdeniz’in mavi sularının altında gün yüzüne çıkarılan izleri ve sualtı arkeolojisinin büyüleyici dünyasını anlatan "Antalya Derinliklerinden Arkeolojik Sualtı Keşifleri" etkinliği düzenledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen "Antalya Derinliklerinden Arkeolojik Sualtı Keşifleri" başlıklı etkinlik, sualtı mirasını bilimsel veriler ışığında ele alan kapsamlı bir konferans olarak gerçekleştirildi. Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, Antalya kıyıları açıklarında sürdürülen sualtı kazı ve araştırmalarına ilişkin dikkat çekici bulgular katılımcılarla paylaşıldı. Yoğun ilgi gören etkinlikte katılımcılar hem Antalya’nın denizcilik geçmişini yakından tanıma hem de sualtı arkeolojisinin az bilinen yönlerini keşfetme fırsatı sundu. Öniz’den kapsamlı sunum Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Hakan Öniz, Akdeniz’in derinliklerinde tespit edilen batık gemiler, su altında kalmış antik yerleşimler ve bu alanlardan çıkarılan binlerce yıllık eserler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Öniz ayrıca, sualtı arkeolojisinde kullanılan bilimsel yöntemleri, kazı süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü ve gün yüzüne çıkarılan eserlerin korunmasına yönelik çalışmaları ayrıntılı biçimde anlatarak, sualtı keşiflerine ilgi duyan vatandaşları bilgilendirdi. Her batık kendi dönemine ışık tutuyor Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Hakan Öniz, Akdeniz kıyılarında çok sayıda antik kent bulunduğunu, ancak bu kentlerden çok daha önce, 50-60 bin yıl öncesinde insanların mağaralar ve benzeri alanlarda bu kıyılarda yaşadığını belirtti. İnsan ile deniz arasındaki on binlerce yıllık ilişkiyi ortaya koymanın görevleri olduğunu ifade eden Öniz, "Sualtı arkeolojisi çalışmaları kapsamında özellikle günümüzden yaklaşık 3 bin yıl öncesine ait 422 batık belgelendi. Her batık kendi dönemine ışık tutan birer zaman kapsülü niteliğine sahip. İleri teknolojilerle deniz tabanını araştırıyor ve tespit ettiğimiz batıklarda bilimsel kazılar yürütüyoruz" dedi.
Ankara Uzmanından uyarı: "İnmemiş testis tedavi edilmezse ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturur" Medicana Sağlık Grubu Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Banu Kumrulu, "Bebeklerde çözülmemiş inmemiş testis sorunu ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturduğu unutulmamalı, ihmal edilmemelidir" dedi. Çocuklarda sıkça karşılaşılan inmemiş testisin kendi haline bırakılacak bir süreç olmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Banu Kumrulu konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kumrulu, zamanında müdahalenin önemine dikkati çekerek, "Bebeklerde çözülmemiş inmemiş testis sorunu ileride testis kanseri ve kısırlık riski oluşturduğu unutulmamalı, ihmal edilmemelidir" diye konuştu. İnmemiş testis ile ‘utangaç testis’ (retraktil testis) kavramlarının aileler tarafından sıkça karıştırıldığını aktaran Kumrulu, inmemiş testisin testislerin doğumdan sonra torbaya hiç inmemesi durumu olduğunu, utangaç testisin ise normalde torbada olan testisin soğuk, korku veya muayene sırasında geçici olarak yukarı kaçması anlamına geldiğini belirtti. Her iki tanı arasındaki farka ilişkin bilgi veren Kumrulu şu ifadeleri kullandı: "İnmemiş testis karın içi ya da kasık kanalında bulunur. Elle torbaya indirilemez. Çoğu vakada ameliyat gerektirir. Önemlidir çünkü tedavi edilmezse kısırlık riski ve testis kanseri riski artar. Testis küçülebilir. Kasık fıtığı eşlik edebilir. Ameliyat için en uygun dönem 6 ay ile 1 yaş arasıdır. Utangaç, çekingen olarak tanımlanan retraktil testis genellikle zararsızdır, çocuk büyüdükçe düzelir. Nadir durumlarda gerçek inmemiş testise dönüşebilir. Ameliyat, çoğu zaman gerekmez, yılda 1 kontrol önerilir." Kumrulu ailelere evde kontrol önerilerini ve ne zaman hekime başvurmaları gerektiğini belirterek, "En uygun zaman ılık banyo sonrasıdır. Testis torbada hissediliyor mu, bazen var, bazen yok mu, soğukta kayboluyor mu takip edilmelidir. Testis hiç torbada görülmüyorsa, bir taraf sürekli boşsa, önceden torbada olan testis artık gelmiyorsa, çocuk cerrahisi veya çocuk ürolojisi değerlendirmelidir. İşlem, genel anestezi altında yapılan günübirlik bir ameliyattır. Aynı gün ayağa kalkar, 2-3 gün içinde rahatlar, en geç bir hafta içinde günlük hayatına dönebilir" ifadelerini kullandı. "İnmemiş testis kendi haline bırakılacak bir durum değildir" Bu durumun anne babanın hatası olmadığını ve sık görüldüğünün de altını çizen Kumrulu, "İnmemiş testis kendi haline bırakılacak bir durum değildir; zamanında yapılan basit bir ameliyat, çocuğunuzun ilerideki üreme sağlığını ve testis sağlığını korur. İhmal edilmemelidir" açıklamasında bulundu.