ASAYİŞ - 20 Nisan 2026 Pazartesi 12:58

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak

A
A
A

İstanbul Fatih’te, 4 kişilik Böcek ailesinin ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5’i tutuklu 6 sanık yarın ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık yarın ilk kez hakim karşısına çıkacak. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmada aralarında otel yetkilisi olan tutuklu sanık Hakan Oğlak, DSS İlaçlama firmasının sahibi şüpheli Serkan Kışı’nın da bulunduğu 6 sanık ilk kez savunma yapacak. Öte yandan Böcek ailesinin yakınlarının da duruşmaya katılması bekleniyor. Hazırlanan iddianamede ayrıca, maktul Servet Böcek’in erkek kardeşi Mustafa Böcek ile maktul Çiğdem Böcek’in babası Mustafa Çelik ‘müşteki’ sıfatıyla yer alıyor. Yarın görülecek olan duruşmada müştekilerin de beyanlarının alınması bekleniyor.

İddianameden:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Böcek ailesi ‘maktul’ sıfatıyla, 2 kişi ‘müşteki’ sıfatıyla, ayrıca Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak, Muhammad Moeen Ud Din Chishti ve Rüstemsha Batyrov ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Böcek ailesinin Almanya’da yaşadıkları, turistik gezi amacıyla 9 Kasım 2025’te İstanbul’a geldikleri, ayrıca Mustafa Taamart, Reda Fakhrı ve Ayoub Hamraouı isimli şahısların da aynı amaçla geldikleri ve her 2 grubun da olayın meydana geldiği ‘Harbour Suites Old City’ isimli otele yerleştikleri anlatıldı.

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak

Oteldeki kokudan rahatsız olup yemek yeme amaçlı dışarı çıktığı ve otel dış kapısını kilitlediği belirtildi

Hazırlanan iddianamede, 101 numaralı odada böcek olduğu şikayeti üzerine şüpheli otel yetkilisi Hakan Oğlak’ın ilaçlama yapılması kararını aldığı, bunun üzerine DSS İlaçlama Şirketi’yle görüşerek odanın ilaçlanması hususunda tarafların anlaştıkları, 11 Kasım 2025’te otel resepsiyonunun hemen yanındaki 101 numaralı odanın şüpheli şirket görevlisi Doğan Cağferoğlu tarafından ilaçlandığı, şüpheli resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud Din Chishti’nin de bu süreçte bulunduğu belirtildi. Şüpheli Rustemsha Batyrov’un ertesi gün şüpheli Muhammed’e ‘ben çok hastayım, yerime bakabilir misin’ demesi üzerine Muhammed’in otele gelerek çalışmaya devam ettiği, gece vakti resepsiyonun yanındaki 101 numaralı odanın ilaçlanması sebebiyle kokudan rahatsız olarak otelden yemek yeme amaçlı dışarı çıktığı ve otel dış kapısını kilitlediği kaydedildi.

Aile 7 dakika boyunca otel kapısının açılmasını bekledi

Böcek ailesinin bir gün önce mide bulantısı, kusma şikayetlerinden dolayı hastaneye gittiklerinin aktarıldığı iddianamede, tedavi görüp hastaneden ayrıldıkları ancak olay gecesinde de rahatsızlıklarının artarak devam ettiği, bu sebeple mağdurların ambulans çağırdığı, mağdur Servet’in durumu ağır mağdur kızı Masal’ı kucağına alarak ambulansa götürmek için otelin lobisine indiği ancak otel kapısının kilitli olması sebebiyle kapıyı açamadığı kaydedildi. Mağdur Servet’in otel kapısına bazı cisimleri atarak kırmaya çalıştığı ancak kapıyı açamadığı, yaklaşık 7 dakika boyunca kapının açılmasını bekledikleri ve kapıda bekleyen ambulansa ulaşamadıkları kaydedildi. Süreç sonunda ise şüpheli Muhammad’ın gelen sesleri duyarak otele gelip kapıyı açtığı, mağdurların bu şekilde ambulansa alınarak hastaneye kaldırıldıkları ifade edildi. Mağdur çocuklar Masal Böcek ve Kadir Muhammet Böcek’in aynı gece vefat ettiklerinin aktarıldığı iddianamede, ertesi gün anne Çiğdem Böcek’in, 3 gün sonra da baba Servet Böcek’in vefat ettiği ifade edildi.

Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak

İddianamede "Ahşap dolap kapakları içerisinden alt kattan üst kata hava geçişinin olması nedeniyle zararlı gazların üst katlara ulaştı" tespiti yapıldı

Yine otelde kalan ve turistik amaçlı İstanbul’a gelen 3 yabancı uyruklu şikayeti bulunmayan müştekiler Mustafa Taamart, Reda Fakhrı ve Ayoub Hamraouı’nın hastaneye gelerek tedavi olduğu ve taburcu oldukları kaydedildi. İddianamede, ilaçlama yapılan 101 numaralı oda ile mağdurların kaldığı 202 numaralı odanın altlı üstlü olduğu, odalar içerisinde bulunan ahşap dolap kapakları içerisinden alt kattan üst kata hava geçişinin olduğu kanaatine varıldığı, bu sebeple burada yapılan ilaçlama neticesinde ortaya çıkan zararlı gazların mağdurların bulunduğu üst katlara ulaştığının değerlendirildiği aktarıldı.

İddianamede, otelde hiçbir teknik ve tıbbi önlem alınmadan ilaçlamanın yapıldığı, tedbir alınmadan yapılan ilaçlama ile birlikte otelde acil durumlarda müdahale edecek bir personelin bulundurulmadığı, bununla birlikte otelin dış kapısının da kilitlenerek vefat eden ailenin yardım almalarının geciktirildiği vurgulandı. Ayrıca, otelde, Biyosidal Ürün Uygulama yetkisi ve sertifikası bulunmaksızın, izinsiz ve yetkisiz bir şekilde faaliyet gösteren DSS İlaçlama firmasının sahibi şüpheli Serkan Kışı hakkında, şahsın şahsi uygulayıcı sertifikası bulunmasına rağmen, sahibi olduğu DSS firmasının İl Sağlık Müdürlüğü’nce yetkilendirilmiş bir biyosidal ürün uygulama işyeri olmadığı belirtildi. Şüphelinin zehirlenme vakasına yol açan bu uygulamayı izinsiz olarak gerçekleştirdiği, ayrıca biyosidal ürün uygulayıcı sertifikası bulunmayan firma çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun bilinçsiz, usulsüz ve sertifikasız bir şekilde ilaçlama yaptığı ve otel yetkililerinin otelin ilaçlanmasını sağlamakla yükümlü olduğu kadar, bu işlemin insan sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerle icra edilmesini denetlemekle de yükümlü olduğu kaydedildi.

Olayın öngörülebilir, önlenebilir ve kontrol edilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği iddianamede, olayın aynı zamanda gerekli idari ve teknik tedbirlerin alınmaması nedeniyle meydana geldiği, bu nedenle otel yönetiminin kusurlu olduğu da ifade edildi.

5 şüpheliye 22’şer yıl 6’şar ay hapis talebi

Hazırlanan iddianamede şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud Din Chishti’nin ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 2’şer yıl 8’er aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheli Rüstemsha Batyrov’un ise ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Gamze Şenyiğit

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Başkan Çetinkaya: "Çocuklarımızı korumak en büyük sorumluluğumuz" Karabük’te "Çocuklar Arasında Şiddet, Akran Zorbalığı ve Madde Bağımlılığını Önleme" konulu konferans düzenlendi. Karadeniz Bölgesi Muhtarlar Federasyonu tarafından yürütülen proje kapsamında gerçekleştirilen konferansta, akran zorbalığı, şiddet ve madde bağımlılığının nedenleri, sonuçları ve önleyici çalışmalar ele alındı. Konferansta konuşan Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, çocukların korunmasının toplumun en önemli sorumluluklarından biri olduğunu belirtti. Çetinkaya, merhum Alparslan Türkeş’in "Sokağa hakim olan ülkeye hakim olur" sözünü hatırlatarak, çocukların doğru rol modellerle yetişmesinin önemine dikkat çekti. Çocukların tarihi ve kültürel değerlerle güçlü bağ kurması gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, "Atalarını bilmeyen it peşinde dolaşır. Atamızı bileceğiz, nereden geldiğimizi bileceğiz." ifadelerini kullandı. Toplumun rol modellerinin kendi tarihinden çıkması gerektiğini belirten Çetinkaya, "Seyit Onbaşı’dan Şerife Bacı’ya, Mustafa Kemal Atatürk’ten Peygamber Efendimize (SAV) kadar örnek alabileceğimiz derin bir tarihimiz var." dedi. Son günlerde yaşanan ve ülke genelinde üzüntüye neden olan okul saldırılarına da değinen Çetinkaya, bu tür olayların çocukların korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Teknolojinin etkisine de değinen Çetinkaya, "Dünya artık bir köye dönüştü. Dijital dünya çocuklarımızın odalarına kadar girdi. Bizler çoğu zaman çocuklarımızın nelerle karşı karşıya kaldığını bilmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Çetinkaya, çocukların yakından takip edilmesi ve korunmasının ailelerin ve toplumun öncelikli görevi olduğunu vurguladı. Toplumsal birlik ve beraberliğin önemine işaret eden Çetinkaya, köklü geçmişten alınacak derslerle güçlü bir gelecek inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Karabük Belediyesi olarak gençlere ve çocuklara her zaman destek olduklarını ifade eden Çetinkaya, "Karabük’e gelen gençler ve çocuklar için belediyemiz sığınılacak bir yuvadır. Kapılarımız 7 gün 24 saat açıktır." dedi.
Rize Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor Rize’nin hatta Doğu Karadeniz Bölgesi’nin son dönemlerde özellikle kış sporlarıyla parlayan yıldızı olan Handüzü Yaylası’nda gerçekleşecek yatırımlar için planlamalar ince elenip sık dokunuyor. Son yıllarda kar kalitesi, karın kalma uzunluğu gibi kış sporlarıyla ilgilenen vatandaşların dikkatini çeken unsurlar nedeniyle en parlak dönemini yaşayan Handüzü Yaylası için vatandaşları tedirgin eden bazı konularda ortaya çıkmaya başladı. Birçok yaylada doğanın tahribatı söz konusu olduğu için Rize’nin Güneysu ilçesine Bağlı Handüzü Yaylası’nda da ilçe merkezine olduğu gibi il merkezine de yakın olduğu için, ulaşımın rahat olması nedeniyle vatandaşlar ve sporcular bu tahribatın oluşabileceğinden endişe ediyor. Vatandaşların bu endişelerinin kendilerinin de endişesi olduğuna dikkat çeken Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal ve Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer, bu durumun oluşmaması için ince eleyip sık dokuduklarını ifade ediyor. "Çok acele etmeden, yavaş yavaş, sistematik olarak ilerleniyor" Handüzü Yaylası için 5 yıl önce planlanan bir master plan olduğunu ve o plana göre dikkatli ve yavaş yavaş ilerlediklerini dile getiren Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal "Şehrimizin ve ülkemizin her noktasının kendine ayrı bir güzelliği, kendine ayrı bir tarihi ve geçmişi var. Handüzü özelinde ilçemizde, kaymakamlığımız, belediye başkanlığımız, il valiliğimiz çok koordineli bir şekilde çalışmalar ve planlamalar zaten yapmış. Burada hatta şu çok da güzel olmuş bence; çok acele etmeden, yavaş yavaş ilerlenmiş, sistematik olarak ilerleniyor. Çok güzel bir master planı çıkartılmış oraya yönelik. Ve bu master planının çerçevesinde, daha doğrusu perspektifinde de şu an biz ilerliyoruz. Bizim şu an orada ulaşıma dair bazı eksikliklerimiz var. Bizler bunu ilçemizde belediye başkanımıza ve diğer arkadaşlarımıza beraber, ilimizdeki valiliğimizin de koordinesinde ve ilgili bakanlıklarla da gerekli görüşmeleri yaparak ulaşım ağını genişleteceğiz" dedi. "Öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var" Gelecekte ‘Keşke yapmasaydık’ denileceğini düşündükleri her türlü yatırım, yapılaşma veya yaylayanın doğallığına zarar verecek unsurlardan bugünden hesaplanarak uzak durduklarını ifade eden Kaymakam Gürdal "Uzun vadede biz geriye dönüp baktığımızda; ’Ya keşke biz buranın dokusuna zarar vermeseydik, keşke burayı daha planlı yapsaydık’ hatasına veya keşkesine düşmemek için bunu yavaş yavaş ilerletiyoruz. Bu demek değildir ki burada bir plan yok, bu planlama 5 yıl öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var. Biz inanıyoruz ki Handüzü’nün bölgesinin tamamında hem çok güzel konaklama noktalarının olduğu ki biz bunu da sıradan bir şekilde yapmak istemiyoruz. Sıradandan kastım biraz üzerinde durarak ilçemize her anlamda bir katma değer, hatta ilimize katma değer oluşturacak şekilde bir planlama içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin" Handüzü Yaylası’nda yeterli konaklamanın sağlanması için 4 farklı nokta belirlendiğini dile getiren Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer ise "Handüzü’nde yaptığımız master planı çalışmaları doğrultusunda biz esas olarak şu konuyu aldık; burası daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin. Onun için biz orada dört tane farklı konaklama noktası belirledik ve bölgemiz çok geniş. Ama bu ilk etapta dört konaklama hemen hayata geçer mi, hemen ihtiyacı olur mu? Onu tabii zaman gösterecek, tahsisler çıktığı zaman göreceğiz. Ama şu anda halihazırda üç tane ciddi yatırımcımız tahsislerin açılmasını bekliyor ve tahsisler çıktığı zaman hemen yatırımcılarımız olacak. İnşallah da bu yaz tahsise hazır olacağı söylendi Kültür Bakanlığı tarafından. Ama Güneysu merkez anlamında konaklama kapasitemiz şu anda yeterli değil. Bununla alakalı bizim belirlediğimiz bir-iki nokta var. Turizm konusunda, konaklama konusunda yatırım yapmayı düşünenler varsa eğer, biz bunlara yardımcı olacağız. Zaten amacımız bunu belediye olarak değil, vatandaşa sunup; araziyi ’Biz burada böyle bir konaklama düşünüyoruz, bunun içinde bunlar bunlar olacak’ diye duyuruya çıkacağız. Talipliler de gelip bu tür yatırımı yapabilirler burada" dedi. Handüzü Yaylası için bin 500 yatak kapasitesi öngördüklerini dile getiren Özer "Güneysu tabii Rize’ye çok yakın olmasının da burada bir artısı var. Yani Güneysu da dokuz kilometre mesafede. Şu anda yeterli, yazları yeterli değil, ki yazın ciddi bir yoğunluk oluyor. Ama mevcut şu anki altyapıyla konaklamada bir sıkıntımız olmuyor, gelen talepleri karşılıyoruz. Ama Handüzü devreye girdikten sonra konaklamalar, hareketlilik başladıktan sonra yeterli olur mu? Handüzü’nde yeterli olacağını düşünüyoruz çünkü orada şu anda planladığımız kadarıyla 1500 civarında bir yatak kapasitesi olacak" ifadelerini kullandı. "Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak" Doğu Karadeniz’in turizm cennetlerinden olan Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder Yaylası ve Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’ün aksine yaylacıların turizmden etkilenmeyeceği bir master planla ilerlediklerini kaydeden Özer "Ayder ve Uzungöl’deki bir yapı düşünmüyoruz. Bizim burada master planla çalışırken en önemli konumuz; orada yaylayı kullanan insanlar, orada doğaya, işte keçici vesaire yetiştiricilik yapan insanlar bundan etkilenmeyecek. Yine kendi mera faaliyetlerini, işte hayvancılık faaliyetlerini hiç etkilenmeden yürütecekler. Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak, aynı sakinliği ve doğallığını koruyarak biz orada insan seslerinden daha çok doğanın sesini insanlar gitsin dinlesin orada istiyoruz. Uzungöl gibi, Ayder gibi bir planlamamız yok" şeklinde konuştu.
Ankara Babasını öldüren sanık Zeren ağırlaştırılmış müebbet ile 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı Ankara’da tedavi olmasını isteyen babasını Kurban Bayramı’nın ilk günü bıçaklayarak öldüren ve annesini yaralayan uyuşturucu bağımlısı sanık Numan Yasin Zeren’in yargılandığı davada karar açıklandı. Zeren, ’nitelikli kasten öldürme’ ve ’nitelikli öldürmeye teşebbüs’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanık Numan Yasin Zeren ile avukatı katıldı. Mahkeme başkanı, dosyada eksik husus bulunmadığını belirterek bu celsede karar verileceğini ifade etti. Söz verilmesi üzerine konuşan sanık Zeren, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek, yaşanan olaydan dolayı pişmanlığını dile getirdi. Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanığı ’üstsoydan akrabayı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, ’üstsoydan akrabayı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ise 18 yıl hapis cezasına çarptırdı. Olayın geçmişi Numan Yasin Zeren, 29 Haziran 2023 tarihinde meydana gelen olayda, uyuşturucu tedavisi görmesini isteyen babası Mehmet Zeren ile tartıştı. Çıkan kavgada Numan Yasin Zeren, babasını 3 yerinden bıçakladıktan sonra durumu komşularına haber vermek isteyen annesi Yıldız Zeren’i de bıçakladı. Mehmet Zeren hastanede hayatını kaybetti, Yıldız Zeren ise tedavisinin ardından taburcu edildi. Olayın ardından gözaltına alınan Numan Yasin Zeren, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.