ASAYİŞ - 03 Mart 2026 Salı 17:33

Beylikdüzü’nde medya çalışanının öldürülmesine ilişkin davada 3 sanık hakkında müebbet hapis talebi

A
A
A
Beylikdüzü’nde medya çalışanının öldürülmesine ilişkin davada 3 sanık hakkında müebbet hapis talebi

Beylikdüzü’nde 2024 yılında medya çalışanı Muharrem Can Kurtuluş’u öldüren 3’ü tutuklu 4 sanığın yargılandığı davada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 3 sanığın müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Duruşma, tarafların mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmesi için ertelendi.


Beylikdüzü’nde 14 Aralık 2024 tarihinde medya çalışanı Muharrem Can Kurtuluş’un önce cep telefonunu yağmalayan, ardından silahla vurarak öldüren sanıkların yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 1’i başka suçtan 3 tutuklu sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmaya ayrıca maktulün kardeşi ve babası da katıldı.



3 sanık hakkında müebbet hapis talebi


Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıklar Atakan Gökmen, Asilcan Aras ve Sonkan Gökmen hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası talep etti. Savcılık ayrıca sanıklar Asilcan Aras ve Sonkan Gökmen’in ‘gece vakti hırsızlık’ suçundan da 3 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Savcılık, Atakan Gökmen’in ‘ruhsatsız silah bulundurma, satın alma’ suçundan 3 yıla kadar hapsini, ‘nitelikli yağma’ suçundan beraatını talep etti. Savcılık, sanık Taha Keskin’in de ‘suçluyu kayırma’ suçundan beraatını talep etti.


Mütalaaya karşı savunma yapan sanıklar, mahkemeden beraatlarını talep ettiler. Mahkeme heyeti, tarafların açıklanan mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmeleri için süre verilmesine hükmederek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.



İddianameden


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 14 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü’nde meydana gelen olay anlatıldı. İddianamede Atakan Gökmen, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın arkadaşları Mine T. ve Selin S. ile birlikte Yakuplu Mahallesi’nde bulunan restoranda içki içtiği belirtildi. Grubun gece saatlerinde restorandan ayrıldığı, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın Mine T.’nin aracına bindiği, Selin S. ve Atakan Gökmen’in ise diğer araca bindiği aktarıldı. İddianamede Sonkan Gökmen’in bariyerin önünde aracı ile bekleyen maktul Muharrem Can Kurtuluş’a "Bu ne yapıyor" dediği, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın maktulün yanına giderek saldırdıkları, Gökmen’in maktulün telefonunu aldığı ve araca binerek sanık Atakan’ın yanına gittiği kaydedildi. Maktulün tanık Erkan Alkış’ın telefonu ile kendi cep telefonunu aradığı ve telefonunu istediği, sanık Atakan Gökmen’in telefona cevap vererek maktule küfürler edip nerede olduğunu sorduğu ifade edildi. İddianamede Atakan Gökmen, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın maktulün yanına gittiği ve Atakan Gökmen’in tabanca ile 6-7 el maktule ateş ettiği belirtildi. Zanlıların ardından Taha Keskin’i çağırıp durumu anlattığı, Keskin ile Esenyurt’ta bulunan bekar evine gittikleri kaydedildi. İddianamede Atakan Gökmen’in savunmasında "Maktule ateş ettim. Benden başka kimse ateş etmedi. Olayda kullanılan tabanca bana ait" dediği belirtildi.


İddianamede sanıklar Sonkan Gökmen, Asilcan Aras ve Atakan Gökmen hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘silahla birden fazla kişiyle nitelikli yağma’ suçundan ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanık Taha Keskin hakkında ise ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan sanık Atakan Gökmen hakkında ‘ruhsatsız silah taşıma’ suçundan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.