SAĞLIK - 26 Haziran 2025 Perşembe 11:50

Artan kene vakaları alarm veriyor: Yaşlılar ve çocuklar tehlikede

A
A
A
Artan kene vakaları alarm veriyor: Yaşlılar ve çocuklar tehlikede

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde kene ısırığı vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler için riskin her zamankinden daha yüksek olduğuna dikkat çekti.


Kene vakalarındaki artışlar ve yaşanan ölümler, tedirginliğe neden olurken uzmanlardan peş peşe uyarılar geliyor. Kene ısırıklarına karşı alınabilecek önlemlere değinen uzmanlar, kenenin yapışması durumunda neler yapılması gerektiğini de aktardı.


Kene ısırığı belirti vermeyebilir, dikkatli kontrol şart


İstanbul Gelişim Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Değirmenci, kene ısırıklarının çoğunlukla ağrısız ve fark edilmeden gerçekleştiğini belirterek, "Keneler ısırdıkları sırada anestezik etkili tükürük salgıladıkları için çoğu zaman belirti vermez. Isırılan bölgede birkaç milimetrelik kırmızımsı bir şişlik oluşabilir. Keneler genellikle koltuk altı, kasık, diz arkası ve kulak arkası gibi derinin ince ve nemli olduğu bölgeleri tercih eder" dedi.


Kenelerin Lyme hastalığına yol açan Borrelia bakterisini taşıyabileceğini vurgulayan Değirmenci, "3 ila 30 gün içinde ısırık bölgesinde boğa gözü şeklinde kırmızı halkalar oluşabilir. Daha ciddi vakalarda ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ölümcül hastalıklarla karşılaşılabilir. Ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları bu hastalıkların ilk belirtileridir" uyarısında bulundu.


"Kene asla kendiniz tarafından çıkarılmamalı"


Dr. Değirmenci, vücuda yapışan kenelerin kesinlikle bireysel müdahale ile çıkarılmaması gerektiğini belirterek, "Hatalı çıkarma girişimleri keneyi ezebilir ve taşıdığı mikroorganizmaların vücuda geçmesine neden olabilir. Bu durumda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı" dedi. Deriyle teması önlemek için pens ya da eldivenle müdahale edilmesi gerektiğini belirten Değirmenci, kenelerin kapalı bir kapta saklanarak sağlık kuruluşuna götürülmesinin tanı açısından önem taşıdığını ifade etti.


2025’te 7 bin 801 vaka, 13 ölüm: Tehlike büyüyor


İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı ve Veteriner Anatomist Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kartal, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının özellikle Tokat, Sivas, Giresun, Amasya ve Çorum gibi illerde endemik hale geldiğini, hastalığı taşıyan Hyalomma marginatum türü kenelerin ise Türkiye’nin birçok bölgesinde yaygınlaştığını belirtti. Kartal ayrıca, dünya genelinde yaklaşık 900 kene türü bulunduğunu, Türkiye’de ise bugüne kadar 56 kene türünün tespit edildiğini ifade etti.


"Sağlık Bakanlığı verilerine göre, KKKA hastalığı Türkiye’de ilk kez 2002 yılında tespit edilmiş olup, 2002-2024 yılları arasında toplam 17 bin 132 vaka kaydedilmiş, bu vakaların 819’u ölümle sonuçlanmıştır. 2025 yılının Ocak-Haziran döneminde ise şu ana kadar 13’ü ölümle sonuçlanan 7 bin 801 yeni vaka rapor edilmiştir" diyen Kartal, "Bu veriler, zoonotik hastalıkların hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından taşıdığı riski gözler önüne seriyor. Ayrıca bu durum, tarımsal üretim süreçlerini ve kırsal yaşamı da doğrudan etkiliyor" değerlendirmesinde bulundu.


"Bilimsel ve bireysel önlemler hayat kurtarabilir"


Her iki uzman da kenelerle mücadelede hem bireysel hem de çevresel önlemlerin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Dr. Kartal, "Evcil hayvanlara düzenli akarisit uygulamaları yapılmalı, meralar sürülmeli, yabani otlar temizlenmeli, gelişigüzel ilaçlamalardan kaçınılmalı" şeklinde konuştu.


Uzmanlar, bireysel korunma önlemleri arasında açık renkli uzun kıyafetlerin tercih edilmesini, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasını ve DEET, ikaridin veya permetrin içeren spreylerin kullanılmasını öneriyor. Ayrıca limon yağı ve okaliptüs gibi doğal kovucular da alternatif yöntemler arasında yer alıyor.


Çocuklar ve yaşlılar daha fazla risk altında


Her yaş grubu için tehlike oluşturan kene ısırığı, özellikle yeşil alanlarda fazlasıyla vakit geçiren çocuklar ve bağışıklık sistemi daha zayıf olan yaşlılar için büyük sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklar, söz konusu yaş grubundaki kişilerin vücudunda daha hızlı ilerleyebiliyor.


Çocuklar ve yaşlıların yanında kırsal ve ormanlık alanlarda vakit geçiren kişilerin de kene ısırığından korunmak için önlem alması gerektiğini vurgulayan ve özellikle kırsal ve ormanlık alanlarda yapılan yürüyüşlerde, uzun giysiler ve kapalı ayakkabılar giyilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Hasan Değirmenci, alınabilecek diğer önlemlere de ayrıca değindi:


"Açık alandan döndüğünüzde de vücudunuzu ve kıyafetlerinizi kontrol etmeniz gereklidir. Kenelerin genellikle kulak arkası, saç dipleri, boyun, koltuk altı, göbek çevresi, kasık, diz arkası gibi bölgelerde tutunduğu unutulmamalı ve bu bölgeler özellikle kontrol edilmelidir."


"Toplumsal bilinçlenme şart"


İstanbul Gelişim Üniversitesi uzmanları, artan kene vakaları karşısında yalnızca bireysel önlemlerin değil, aynı zamanda toplum genelinde bilinçlendirme çalışmalarının da artırılması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar doğru bilgiyle hareket ederek, erken müdahale ve önleyici uygulamalar sayesinde ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceği ifade etti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce’nin turizm vizyonuna cumhurbaşkanı onayı Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, şehrin turizm geleceği açısından büyük önem taşıyan iki önemli proje için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay alındığını açıkladı. Özlü, Konuralp bölgesinde hayata geçirilmesi planlanan yeni müze projesi ile Konuralp Antik Tiyatrosu’nun restorasyon çalışmaları, Düzce’nin kültürel mirasını daha görünür hale getireceğini söyledi. Başkan Faruk Özlü, Düzcelilere Konuralp için iki büyük müjde paylaştı. Başkan Özlü, AK Parti 179. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda gündeme getirilen talebin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandığını açıkladı. Faruk Özlü yaptığı açıklamada, Konuralp’in Düzce’nin en önemli tarihi değerlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Bugün güzel Düzce’mizin turizm yatırımları adına son derece önemli bir gelişmeyi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Konuralp’te tarihi mirasımıza yakışır nitelikte bir müze yapılması ve kazı çalışmalarını tamamladığımız, İstanbul’a en yakın antik tiyatro olma özelliği taşıyan Konuralp Antik Tiyatrosu’nun restorasyonu için Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını aldık" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Başkan Özlü, "Şehrimiz ve tüm hemşehrilerimiz adına Cumhurbaşkanımıza en derin şükranlarımı sunuyorum. Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, siz Düzce’yi seviyorsunuz, Düzce de sizi çok seviyor" dedi. Düzce’nin turizm potansiyelini güçlendirecek projeler kapsamında hayata geçirilecek yeni müze ve antik tiyatro restorasyonuyla, Konuralp’e hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisi artacak. Yapılacak çalışmalarla birlikte Düzce’nin kültür ve tarih turizminde önemli bir destinasyon merkezi olacak.
Düzce SGK’dan "Sigortasız çalışmayın, çalıştırmayın" uyarısı DÜZCE(İHA) – Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Düzce İl Müdürü Necmi Köroğlu, kayıt dışı çalışmanın görünenden çok daha büyük kayıplara yol açtığını söyledi. Düzce İl Müdürü Necmi Köroğlu, Sosyal Güvenlik Haftası’nda basın ile bir araya geldi. Kayıt dışı istihdam ile ilgili bilgilendirmelerde bulunan Köroğlu, sigortalı çalışmanın tercih değil zorunluluk olduğunun bildirerek "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Kayıt dışı çalışan bir kişi geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. İşsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atar. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve yaşanabilecek iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dahil her türlü ödemenin bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur" ifadelerinde bulundu.
Antalya Antalya’da denizin dibi dileklerle doldu: Ev, araba ve sağlık istekleri Antalya’da Hıdırellez gecesi denize atılan dilek kağıtları ve poşetler dalgıçlar tarafından toplanırken, denizden çıkan dilekler arasında ev, araba ve sağlık istekleri dikkat çekti. Antalya’da her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanan Hıdırellez kapsamında denize atılan dileklerin yer aldığı poşet ve kağıtlar, dalgıçlar tarafından toplanarak temizlendi. Baharın gelişini, bolluk ve bereketi simgeleyen Hıdırellez’de vatandaşlar, dileklerini su geçirmez poşetler içerisinde kırmızı kurdele veya keselerle sararak denize bırakıyor. Dalgıçlar, gerçekleştirdikleri deniz temizliği çalışmalarında diğer atıkların yanı sıra bu dilek poşetlerini de toplayarak çevre kirliliğinin önüne geçmeye çalışıyor. Deniz tabanı dileklerle doldu Deniz tabanının Hıdırellez dilekleriyle dolu olduğunu belirten dalgıç Hüseyin Fırat, "Baharın gelişi, bereket, sağlık ve umutla ilişkilendirilen Hıdırellez 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanır. Maalesef bizim de bu hafta sonu yaptığımız dalışta Hıdırellez’den kalma dilekler karşımıza çıktı. Her yer kağıt parçası, elimden geldiğince topladım ama bitecek gibi değil. Lapa lapa olmuşlar. Hıdırellez dileklerini topluyor ve denizi temizliyoruz. Kırmızı keselerin içi hep dilek notlarıyla dolu. Hatta birisi anahtarlarla birlikte atmış dileğini, muhtemelen ev diliyor. Neredeyse her dilek kağıdının veya kesesinin içinde de madeni 1 TL vardı. Her biri 1 TL olmak üzere toplam 58 TL topladım" dedi. Dilekler arasında ev, araba, evlilik, torun, sınırsız para, hastalığın geçmesi ve çocuk gibi istekler yer aldı Bazı poşetlerde birden fazla kişinin dileğinin yer aldığını anlatan Fırat, "Açtığım poşetlerden 7-8 farklı kağıt çıktı. Birçok kişi dileklerini koyduğu poşet ve kesenin içine bir de taş koymuştu. Dilek kağıtlarının dalgaların etkisiyle karaya vurmasını engellemeyi amaçlamışlar. Dilek notları genellikle kırmızı keselerin içine konulmuş veya kırmızı iple bağlanmıştı. Mürekkepli kağıtlar, kaplamalı notlar, kurdeleler ve poşetler maalesef denizleri kirletiyor. Kimsenin inancıyla dalga geçmek istemedik. Amacımız deniz kirliliğine dikkat çekmekti. 1 saatlik dalışta 1’er TL’den olmak üzere toplamda 58 TL madeni para topladık. Doğadan bir şey istiyorsak, doğaya zarar vermeden yapmalıyız" diye konuştu. Konyaaltı Varyant ve Atatürk Parkı çevresinde dalış yaparak denizden poşet ve kağıtları toplayan Fırat, dilekler arasında ev, araba, cep telefonu, elektrikli süpürge, evlilik, torun, sınırsız para, hastalığın geçmesi ve çocuk gibi isteklerin yer aldığını söyledi.