GENEL - 25 Mayıs 2023 Perşembe 15:20

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Kabul edilemez siyasetsizliğe karşı aziz milletimizin umudu Cumhurbaşkanımızdır”

A
A
A
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Kabul edilemez siyasetsizliğe karşı aziz milletimizin umudu Cumhurbaşkanımızdır”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Necip Fazıl’ın dönemin CHP iktidarı tarafından sık sık tutuklandığını ve bu zihniyetin hala var olduğunu belirterek, “Bu kabul edilemez siyasetsizliğe karşı aziz milletimizin umudu ise yine Cumhurbaşkanımızdır.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Necip Fazıl’ın dönemin CHP iktidarı tarafından sık sık tutuklandığını ve bu zihniyetin hala var olduğunu belirterek, “Bu kabul edilemez siyasetsizliğe karşı aziz milletimizin umudu ise yine Cumhurbaşkanımızdır. Recep Tayyip Erdoğan, hakikatin savunucusudur. Emperyalistlerin, zalimlerin, bozguncuların diktikleri ‘surlarda gedikler açan’ liderdir” dedi.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 25 Mayıs 1983 tarihinde vefat eden Şair Necip Fazıl Kısakürek’in 40’ıncı ölüm yıldönümü sebebiyle gerçekleştirilen “Bir Hakikat Savunucusu Olarak Necip Fazıl Paneli”ne katıldı. İletişim Başkanlığının İstanbul Bölge Müdürlüğünde gerçekleştirilen programda konuşan Fahrettin Altun, Necip Fazıl’ın ömrü boyunca hakikatin savunuculuğunu yaptığını ve bu uğurda birçok sıkıntı yaşadığını söyledi. Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu davanın savunucusu olduğunu ve bu sebeple yıllardır süren bir siyasi mücadele içinde bulunduğunu ifade etti. Necip Fazıl’ın dönemin CHP iktidarına yönelik eleştirileri yüzünden sık sık tutuklandığını hatırlatan Altun, bu zihniyetin değişmediğini hatta bugün Türkiye düşmanı terör örgütlerinin umut bağladığı bir pozisyona evrildiğini belirtti. İletişim Başkanı Altun, bunun kabul edilemez bir siyasetsizlik olduğunu söyleyerek, buna karşı milletin umudunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğu vurgusunu yaptı.



“Necip Fazıl, hakikati duyurmanın ve hissetmenin mütecessim halidir”


Konuşmasına Necip Fazıl Kısakürek’i anarak başlayan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Üstad Necip Fazıl’ın 26 Mayıs 1904 yılında İstanbul’da başlayan 79 yıllık hayat serüveni, aynı zamanda bu ülkenin çalkantılı toplumsal ve siyasal hayatını da ışık tutan yakın tarihimizin önemli bir bölümünü aydınlatan bir hayattır. Necip Fazıl jakoben elitlerin millete reva gördüğü zulümler karşısında, Batı ve Doğu dünyasının mirasını İslam’ın fikir imbiğinden geçirmiş, aşkın zekası ve iman harcıyla karılmış düşünceleriyle, amansız bir hakikat mücadelesi vermiştir. Necip Fazıl, yakın dönem Türk siyasi tarihine ve Türk modernleşmesine farklı bir perspektifle yaklaşmıştır. O, hakikatin mahkum edildiği bir iklimde, hakikati hakikat namına değerlendirmek uğruna her çileyi göze almıştır. Bu kararlı hakikat savunuculuğunun bedelini de zindanlara atılarak, mahkeme koridorlarını arşınlayarak, ailesinin zor durumda kalmasını göze alarak ödemiştir. “Boynunda geri adam yaftasıyla” zindanlara atıldığında dahi “bu tekerleğin tümsekte kalmayacağını” belirterek, “Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir” inancını haykırmıştır. Yunanların Ayasofya’yı kilise yapmak için baskı kurduğu bir dönemde, “Türk’ün bu topraklarda ebediyyen yaşayacağına inanmanın, Ayasofya’nın yeniden açılacağına inanmakla eş değerdir” deme cesareti göstermiş bir fikir insanıdır. Hiç kuşkusuz, hakikati savunmak zordur ve bedel ödemek gerektirir. Bunun için de gerçek manada hakikat nosyonuna sahip olmak gerekir. Hakikat söz konusu olduğunda onu bayraklaştırmakta, hakikatin gereklerini yerine getirmek için her şeyi göze almakta bir an olsun tereddüt etmemek gerekir. İşte bu yönüyle Necip Fazıl; hakikati duyurmanın ve hissetmenin mütecessim halidir” dedi.



“Gençler, Ayasofya açılacak” diyen üstadın emelini gerçekleştirmek Cumhurbaşkanımıza nasip olmuştur”


Necip Fazıl’ın en büyük emeli olan Ayasofya’nın ibadete açılmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiğini hatırlatan Altun, “Necip Fazıl’ın hakikat mücadelesi, ardı sıra gelen milyonlara, bizlere umut ve güç aşılamıştır. Onun saçtığı tohumlar, toprağımızın öz tohumlarıdır ve bu tohumlar bu topraklarda filizlenmeye, kök salmaya devam etmektedir. Üstad Necip Fazıl, İslam tefekkürüne sarılarak bu anlamda milletimizin muhasebesini yapmış, tarih hükmünü yazmış, Doğu ve Batı dünyasını ayrı ayrı muhasebe ederek mukayese etmiş, fert ve toplum planında sorunların altını çizmiş ve çözüm önerilerini ortaya koymuştur. Yaşadığı çağın sorunlarını, sadece Türkiye özelinde değil, tüm gönül coğrafyamız genelinde değerlendirmiştir. Kendi değerleri ve şahsiyetiyle, bir milleti kendi yapan ideallere doğru yönlendiren Necip Fazıl, vefatının üzerinden 40 yıl geçmiş olmasına rağmen hala gençlere etki etmeye, onları yetiştirmeye ve tohum saçmaya devam etmektedir. Nitekim, “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin, kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin” diyen üstad, dün olduğu gibi bugün de nesiller için umut kaynağıdır. Hamdolsun bugün, üstadın davasında, hasretini çektiği her oluş ve mananın, millet ve devlet hayatında bir bir vuslata kavuştuğunu büyük bir gururla görüyoruz. Onun ifadesiyle “kim var” diye sorulduğunda, gençliğinden bu yana “ben varım” diyen bir liderimiz vardır. Bilindiği üzere, Üstad Necip Fazıl yaşamı boyunca, bir zihniyetle mücadele etmiştir. Üstad’la gönüldaşlık yapmış, onunla teşriki mesaide bulunmuş olan Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı zihniyetle yıllardır süren bir siyasi mücadele vermeye devam etmektedir. “Gençler, Ayasofya açılacak. Bugün mü yarın mı bilmem ama Ayasofya açılacak” diyen üstadın emelini gerçekleştirmek, Türk ve İslam aleminin gönül sızısını dindirmek, Ayasofya’yı zincirlerinden kurtarmak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a nasip olmuştur. Necip Fazıl Kısakürek’in davası aynı zamanda Batı’nın fikri ve maddi tasallutuna karşı mücadeleyi merkeze alan bir uğraştır. Türkiye’nin bütün alanlarda bağımsızlığının tahkim edilmesi ve yine Batı sömürge sistemine karşı güçlü bir şekilde, gür bir sada konulması da yine bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleşmiştir” diye konuştu.



“Bu kabul edilemez siyasetsizliğe karşı aziz milletimizin umudu Cumhurbaşkanımızdır”


İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Necip Fazıl’ın o dönemin CHP iktidarı tarafından sık sık tutuklandığını söyleyerek, bu zihniyetin hala var olduğunu belirtti. Altun’un konuşması, “Üstad Necip Fazıl’ın dönemin CHP iktidarına yönelik eleştirileri nedeniyle sık sık yargılandığını, tutuklandığını ve Büyük Doğu dergisinin kapatıldığını ve büyük zulümlere maruz kaldığını da biliyoruz. Ne yazık ki, 2023 yılında dahi CHP zihniyetinde bir değişiklik olmadığını görüyoruz. Aynı jakoben zihniyet bugün de aramızda yaşamaya devam etmektedir. Ne mutlu ki, bu jakoben zihniyet bugün iktidarda değildir. Bu zihniyet bugün de “Büyük Türkiye” davasının önüne engel olmaya gayret sarf etmektedir. Hatta bu zihniyet bugün Türkiye düşmanı terör örgütlerinin umut bağladığı bir pozisyona evrilmiş durumdadır. Bu kabul edilemez siyasetsizliğe karşı aziz milletimizin umudu ise yine Cumhurbaşkanımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türk milletinin umududur. Recep Tayyip Erdoğan, Türk dünyasının umududur. Recep Tayyip Erdoğan, İslam aleminin umududur. Recep Tayyip Erdoğan, dünya mazlumlarının umududur. Recep Tayyip Erdoğan, hakikatin savunucusudur. Recep Tayyip Erdoğan, barışın ve istikrarın teminatıdır. Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Türkiye davasının teminatıdır. İnanıyorum ki aziz milletimiz Büyük Türkiye davasına ve bu davanın liderine sahip çıkacak ve 28 Mayıs’ta bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında duracaktır. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazılların, Necmettin Erbakanların “davasının tekerleğinin tümsekte kalmayacağını” gösteren liderdir. Recep Tayyip Erdoğan “bu öksüz yapıyı ustada bırakmayan” liderdir. Recep Tayyip Erdoğan, “öz yurdunda garip, öz vatanında parya” görülenler için mücadele eden bir liderdir. Recep Tayyip Erdoğan, mukaddes emanetlere sahip çıkan liderdir. Recep Tayyip Erdoğan, “yüzüstü çok sürünen bu ülkeyi ayağa kaldıran” liderdir. Recep Tayyip Erdoğan, emperyalistlerin, zalimlerin, bozguncuların diktikleri “surlarda gedikler açan” liderdir. Üstadın ifadesiyle; “artık kahpe rüzgar ne yandan eserse essin, yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir” ifadeleriyle sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Faruk Terzioğlu, son yolculuğuna dualarla uğurlandı Erzurum Barosu başkanlarından Avukat Faruk Terzioğlu, son yolculuğuna dualarla uğurlandı. Kalp krizi geçirerek önceki gün vefat eden Erzurum Barosu başkanlarından Avukat Faruk Terzioğlu (75) için ilk olarak Erzurum Barosu önünde tören düzenlendi. Baro Başkanlığındeki törende Av. Faruk Terzioğlu’nun avukatlık cübbesi son kez naaşına serildi. Baro’da düzenlenen törene, Avukat Terzioğlu’nun Ağabeyisi Ömer Terzioğlu, Avukat oğlu Haluk Terzioğlu, kızı Elifnur Terzioğlu Yurtsal, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Adalet Komisyonu Başkanı Osman Nuri Nayman, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mehmet Yertüm, Erzurum Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof.Dr. Ahmet Nezihi Kök, Önceki dönem Baro Başkanları Naci Turan, Talat Göğebakan, Erzurum Kalkınma Vakfı Başkanı Erdal Güzel, Prof.Dr. Durkaya Ören, Öğretim Görevlisi Emre Durmazpınar, İş İnsanı Adnan Atalay, Adiye Yazı İşleri Müdürü Muktedir Güngör, Birol Yener, Baro ve Adliye personeli ile hakimler ve çok sayıda avukat katıldı. Baro Başkanı Av. Mesut Öner, törende yaptığı konuşmada "Bugün burada, Erzurum Barosu’nun önceki başkanlarından, meslek büyüğümüz Av. Faruk Terzioğlu’nu sonsuzluğa uğurlamanın derin hüznüyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Böylesi anlar, kelimelerin yetersiz kaldığı, hatıraların ve duyguların konuştuğu anlardır. Çünkü bugün yalnızca bir avukatı değil; bir meslek büyüğünü, bir yol göstericiyi, bir dostu, bir ağabeyi uğurluyoruz. Faruk Terzioğlu, 22 Ocak 1951 tarihinde Erzurum’da dünyaya geldi. Bu topraklarda büyüdü, bu şehrin kültürüyle yoğruldu. Hayatını yine bu şehrin insanlarına ve hukukuna adadı. Avukatlık mesleğini bir iş olarak değil, bir sorumluluk, bir görev, bir vicdan meselesi olarak gördü. Dosyaların ardında insan hayatlarının bulunduğunu hiçbir zaman unutmadı. Hakkı savunmanın, hukuku ayakta tutmanın ve mesleğin onurunu korumanın ne demek olduğunu yaşayarak bizlere gösterdi. Meslek hayatı boyunca yalnızca bireysel başarılarıyla değil, baro çatısı altında üstlendiği görevlerle de iz bıraktı. Bu miras; meslek onurudur, dayanışmadır, hukuka olan sarsılmaz inançtır. Bizlere düşen görev; bu emaneti aynı sorumlulukla taşımak, mesleğimizi aynı vakar ve bağlılıkla sürdürmektir. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm hukuk camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun." diye konuştu. Törenin ardından Av. Terzioğlu’nun naaşının başında Kur’an-ı Kerim okunarak, dualar edildi. Av. Faruk Terzioğlu’nun cenazesi Narmanlı Camii’nde Cuma namazı sonrası kılınan cenaze namazının ardından Tortum’da aile mezarlığında toprağa verildi. Narmanlı Camii’nde kılınan cenaze namazına Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Bölge Adliye Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Bingül, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Muhammet Sıddık Karaca, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, ETSO Başkanı Saim Özakalın, Aşkale Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, Terzioğlu ailesi, Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
İstanbul Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu: "YILDIRIMHAN’ı dünya konuşuyor, bir ekosistemin en üst seviyesine gelmiş durumdayız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı ziyareti sırasında Türkiye’nin 6 bin kilometre menzilli kıtalararası balistik füzesi YILDIRIMHAN’a ilişkin, "Sadece Türkiye değil dünya konuşuyor. 6 bin kilometreyi konuşuyoruz. Bir ekosistemin en üst seviyesine gelmiş durumundayız" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Buradaki stantları ziyaret eden Bakan Uraloğlu, ürünlerle ilgili yetkililerden bilgi aldı. Ardından basın mensuplarına konuşan Bakan Uraloğlu, "Zengezur ile ilgili Türkiye tarafındaki çalışmaları biz başlattık. Nahçıvan’da Azerbaycan başladı. Sonrasında tamamlayacağız. Dün ve önceki gün Almanya’da Uluslararası Ulaştırma Formu’ndaydık. Biz de 2027-2028 dönem başkanlığına oy birliğiyle seçildik. Burada gerek mevcut durum gerekse gelecek politikalarının ulaştırmada görüşüldüğü ortamlardan bir tanesi. Özellikle kriz anlarında kuzeyimizde Rusya-Ukrayna, güneyimizde İsrail-Amerika ve İran savaşının olduğu bir süreçte, ulaştırma zincirlerinin güçlü olması, alternatiflerinin olması gerektiği noktasında dünyanın hemfikir olduğunu gördük. Özellikle Türkiye’nin merkezde bulunduğu orta koridorun ne kadar güçlendirilmesi gerektiği noktasında orada gerçekten hem fikir olduk. Kalkınma Yolunu bugün bitirmiş olsaydık Hürmüz Boğazı’nı az konuşuyor olurduk. Oranın etkisi az olurdu. Biz normal zamanlarda değil olağanüstü zamanlarda da ulaştırma kooridorlarının çeşitlendirilmesini şimdiden ihtiyacımız olduğunu biz ön görmüştük, dünya da bunu öngörmüş oldu. Bundan sonra da işbirliği imkanlarının daha üst seviyede olacağını özellikle söyleyebilirim" dedi. "Jet yakıtı problemimiz yok" Türkiye’nin jet yakıtı durumuyla ilgili de konuşan Bakan Uraloğlu, "Jet yakıtı noktasında, Türkiye hala hazırda jet yakıtı üreten ve ihracat eden ülkelerden biri. Dolayısıyla bizim herhangi bir jet yakıtı problemimiz yoktur. Enerji bakanımızla görüşüyoruz. Bu konuda bir sıkıntı öngörmüyoruz. Süreci yakından takip ederek yönetiyoruz" diye konuştu. "YILDIRIMHAN’ı sadece Türkiye değil dünya konuşuyor" Türkiye’nin 6 bin kilometre menzilli kıtalararası balistik füzesi YILDIRIMHAN ile ilgili de konuşan Bakan Uraloğlu, "Gerçekten çok çok kıymetli. Türkiye’nin füze sistemlerinde teknolojide, savunma sistemlerinde nereye geldiğinin en bariz göstergelerinden biri. Sadece Türkiye değil dünya konuşuyor. 6 bin kilometreyi konuşuyoruz. Bir ekosistemin en üst seviyesine gelmiş durumdayız. YILDIRIMHAN’ı burada bütün dünya konuşurken, diğerlerini gerçekten ihmal etmeyelim. Onun haricinde de gerçekten çok büyük bir emek var. Ortaya çıkmış olan ürünler var. Ben herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu. Türkiye’nin bir çok şeyi yerlileştirme noktasında çok ciddi bir aşama kaydettiğini belirten Uraloğlu, "Artık teknolojik ürünlerden söz ediyoruz. Klasik ürünlerden söz etmiyoruz. Herkesin yapabildiği ürünlerden söz etmiyoruz. Dünyanın en gelişmiş silah üreten ülkelerinin de bazı silah sistemlerini talep ettiğini memnuniyetle burada görmüş oldum" ifadelerini kullandı.
İzmir Bakan Tekin: "Türkiye’de okul öncesi okullaşma oranı yüzde 94 seviyesine ulaştı" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’de okul öncesi okullaşma oranının yüzde 94 seviyesine ulaştığını belirterek, "Bugün Türkiye genelinde 650 bini resmi olmak üzere toplam 750 bin derslikte eğitim hizmeti sunuyoruz. Bu rakam, eski derslik sayısının yaklaşık beş katına ulaşıldığını göstermektedir" dedi. Türkiye’nin en iyi fen liselerinin kampüslerini dönüştürme projesi çerçevesinde İzmir Fen Lisesi’ni ziyaret eden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bahçesi yeniden tasarlanan okulda proje tanıtım programına katıldı. Ardından Bayraklı ilçesinde İzmir Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi içindeki Hikmet Avcı Anaokulu’nun açılışını yapan Bakan Tekin, yaptığı açıklamada 2002 yılından itibaren eğitim öğretimin fiziki altyapısında önemli adımlar atıldığını söyledi. Bakan Tekin, "O dönem yaklaşık 350 bin olan derslik sayısının yarısı deprem ve ekonomik ömrünü tamamlama gibi nedenlerle yenilendi. Bugün Türkiye genelinde 650 bini resmi olmak üzere toplam 750 bin derslikte eğitim hizmeti sunuyoruz. Bu rakam, eski derslik sayısının yaklaşık beş katına ulaşıldığını göstermektedir. Sürece katkı sunan yerel yöneticilerimize ve hayırseverlerimize teşekkür ediyorum" dedi. Eğitim alanındaki yatırımlara dikkati çeken Bakan Tekin, okul öncesi okullaşma oranının yüzde 94 seviyesine ulaştığını vurguladı. Bayraklı ilçesine okul ve öğretmenevi sözü Göreve geldiği günden bu yana İzmir genelinde 120 okulun yapımının tamamlandığını dile getiren Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bayraklı Belediye Başkanımızın dile getirdiği okul ihtiyaçları konusunda da yeni yatırımlara açığız. Bugün burada hayırsever Hikmet Bey ve Avcı ailesinden Bayraklı için bir okul ile bir öğretmenevi sözü istiyoruz. Sayın valimiz koordinasyonunda gerekli protokoller yapıldığı takdirde bu projelerin de açılışını en kısa sürede gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz. Bu okullardan ülkesini ve milletini seven vatansever bireylerin yetişmesini temenni ediyorum." Bakan Tekin, okul bahçelerini çocukların sağlıklı vakit geçirebileceği oyun alanlarına dönüştürme çalışmalarına başladıklarını hatırlatarak, "Temel eğitim bünyesinden, ilkokul ve ortaokullardan başlayarak okullarımızı yeni dizaynımızla geleneksel çocuk oyunlarının oynanacağı, sağlıklı bir şekilde vakit geçirileceği alanlara dönüştürmek üzere projemizi başlatmıştık. İnşallah diğer 31 okulu da aynı şekilde tamamladıktan sonra sürece destek verenlere yeniden teşekkür etme imkanı buluruz" ifadelerini kullandı. İzmir Valisi Süleyman Elban ise, hayata geçirilen projelerin İzmir’in eğitim altyapısına ve kalitesine büyük değer kattığını ifade ederek, emeği geçenlere teşekkür etti. Eğitimin her kademesine yapılan yatırımların önemine işaret eden AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar da, hem fen lisesindeki modern dönüşümün hem de hastane bünyesindeki anaokulunun öğrenciler için büyük bir fırsat olduğunu, çocukların daha iyi şartlarda yetişmesi için bu tür adımların artarak devam edeceğini söyledi.