GENEL - 04 Ocak 2018 Perşembe 08:57

Tuz mağarası yeni bir pencere aralıyor

A
A
A
Tuz mağarası yeni bir pencere aralıyor

Iğdır’ın Tuzluca İlçesinde bulunan ve 55 dönümlük bir araziyi kaplayan Tuz Mağarası’nın, koah, astım, nefes darlığı, alerji ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılması için çalışma başlatıldı.

Iğdır’ın Tuzluca İlçesinde bulunan ve 55 dönümlük bir araziyi kaplayan Tuz Mağarası’nın, koah, astım, nefes darlığı, alerji ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılması için çalışma başlatıldı.


Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma, Tuz Mağarasını sağlık turizmine kazandırarak, Türkiye’den yurt dışına giden hastalar için biran önce faaliyete geçmesi gerektiğini belirtti. Alma, “Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde bulunan tuz mağarası ve terapi merkezini gezip gördük. Dünyanın birçok yerinden koah ve astım hastaları gitmekte ve kısa sürede tedavi olmaktalar. Bunun üzerine, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Nahçıvan’da bulunan tuz terapi merkezinin bir benzerinin Türkiye’de oluşturulması için talimatı var. Bizde bundan esinlenerek, tuz terapi merkezi kurmayla ilgili arkadaşlarla yoğun bir mesai harcayarak geziler yaptık. Türkiye’de ilk, dünya çapında uluslararası tuz terapi kongresi düzenledik. Özellikle Rusya, Romanya, Polonya, Almanya ve Ukrayna’dan birçok bilim adamının katılımıyla, 3 gün süren tuz terapi kongresi gerçekleştirdik. Çok başarılı oldu ve şuanda kitap yayın evimizin ilk yayın sayısı olarak basıma geçti” dedi.


Terapi çeşitlerine değinen Rektör Alma, “Speleo Terapi” denilen mağara terapisi, “Halo Terapi” ise otel ve evlerde bulunan suni tuz odalarına deniliyor. Avrupa’da yeni çıkan bir sistem olan ve Nanopartiküller halinde sprey yapılarak teneffüs ediliyor. Koah ve astım hastalarına çok iyi gelen bir tedavi metodudur. Çok organik olup maliyet gerektirmeden hastalıktan kurtulmuş oluyorsunuz. Özellikle tuzun içinden çıkan elektronlar havada ki oksijenle karışarak ozona dönüşüp, ozonun mekanizmasıyla hastalarda bir düzelme oluyor. Aynı zamanda mantar hastalarına ve ciltteki kanser yaralarına çok iyi geldiği söyleniyor. Türkiye’de, bu konu hakkında çalışan hocalarımız mevcut. Son zamanlarda yaptığımız çalışmalarla kristal tuz odaları ortaya çıktı. Tuzluca’daki mağarada 1 odamız vardı ama şuan oda sayısı 5’e çıktı. Eski dönemde Ermenilerin açtığı pencerelerden sızan yağmur suları gölet oluşturduğu için o göletlerden buharlaşan tuzlar, sarkıt dikit oluşturmuş durumda ve bu odalar bembeyaz kristallerden oluşuyor. Saf kristal tuz mahiyetinde ki bu tuz odaları, ilerde kullanılabilecek konuma getirmek üzere çalışmalar başlamış durumdadır” şeklinde konuştu.


Bakanlıktan izin alındığını ve en kısa sürede çalışmaların başlayacağını belirten Rektör Alma, “Maden İşleri Genel Müdürlüğünden izin almak için, Tuzluca kaymakamlığı, İl Özel İdaresi ve maden işletme firması ile protokol yaparak 1 ay önce Bakanlığa gönderdik. Bakanlıktan bir heyet gelip inceleme yaptı. Geçen hafta Ankara’da yaptığım görüşme sonucunda, raporu yakında göndereceklerini ve hatta raporun şuan yolda olduğunu öğrendik. İzin raporu gelir gelmez en kısa zamanda yeni yuva, mağara ve odalar açmak şartıyla, önce eko sonra sağlık turizmine açmayı ve yaklaşık 5-6 ay içerisinde bunu tamamlamayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.


“Iğdır ve Tuzluca için büyük bir istikbal vadediyor”


Türkiye’den yurtdışına tuz terapi merkezi için çok sayıda vatandaşın gittiğini dile getiren Alma, “Türkiye’den Nahçıvan’a giden çok sayıda arkadaşım ve hastalar var. Dünyanın her tarafını cezp etmiş durumda. Günde en az 4-5 charter uçağının gelmesini bekliyoruz. Şuanda bile seyahat firmaları bizi arıyor ve ne zaman faaliyete geçer diye soruyorlar. Sağlık ve ekoturizmi adına büyük bir gelir kaynağı olacak. Yerel halk veya Türkiye’yi değil bütün dünyaya hitap eden bir merkez olma yolundadır” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Çerkes soykırımının 162. yıldönümü anıldı Çerkes soykırımının 162. yıldönümü dolayısıyla Kayseri’de anma programı düzenlendi. Kayseri Kafkas Derneği tarafından Çerkes soykırımı ve sürgününün 162. yıldönümünde anma programı düzenlendi. Program çerçevesinde Mustafa Kemal Paşa Bulvarı üzerinde toplanan vatandaşlar, ellerinde soykırımı temsil eden pankart ve görsellerle Kadir Has Kongre Merkezi’ne kadar yürüdü. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, et ve tırnak gibi iç içe geçmiş bir toplumun parçaları olduklarını ifade ederek, "Çerkes sürgününün 162. yıldönümünü idrak ediyoruz. Büyük bir trajedi neticesinde Çerkes kardeşlerimiz vatanlarından edilerek dünyanın muhtelif bölgelerine göç etmek zorunda kaldılar. O dönem tüm dünya açısından çalkantıların olduğu bir dönem, felaketlerin yaşandığı bir dönem. Biz bu güne bakmak durumundayız. Geçmişi unutmadan, asimile olmadan, kültürümüzü, dilimizi, koruyarak bugün artık ne yapabiliriz bunun telaşına düşmek lazım. Şuanda biz Çerkes, Türk, Acem, kürt diye ayırmaksızın bire toplum halinde ülkemizi, şehrimizi daha iyi müreffeh bir seviyeye getiririz, güzel hayat standartlarını nasıl oluştururuz, insanların kültürel ve sanat seviyesini nasıl yükseltiriz bunun kaygısındayız. ’Çerkes’ diye konuşmak bile ötekileştirmek. 160 yıldır neredeyse burada et ve tırnak gibi iç içe geçmiş bir toplumun parçalarıyız, hep beraber Kayseriliyiz. Onun için de biz çok mutluyuz. Hepimizin çevresinde çok sevdiğimiz yakın dostlarımız var. Dolayısıyla bu toplumun birer ferdi olarak bu ülkeyi daha güzel günlere nasıl yetiştiririz onun kaygısını güdüyoruz. Allah tekrar bu gibi günler yaşatmasın" dedi. Yürüyüşe AK Parti Kayseri Milletvekilleri Murat Cahid Cıngı, Bayar Özsoy, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, dernek üyeleri ve vatandaşlar katıldı.