ÇEVRE - 11 Ekim 2025 Cumartesi 09:26

İsmi gibi tadıyla dikkat çeken şifa deposu tatlı patateste hasat başladı

A
A
A
İsmi gibi tadıyla dikkat çeken şifa deposu tatlı patateste hasat başladı

Hatay’da ismi gibi tadıyla dikkat çeken şifa deposu tatlı patatesin hasadına başlandı. Bölgede çapayla veya makineyle sökümü yapılan tatlı patatesler, kilogram fiyatı tarladan 35 TL’ye alıcı buluyor.


Türkiye’nin bereketli topraklarının yer aldığı Hatay’da çiftçiler, sonbaharın gelmesiyle yeni ürünlerde hasar başladı. Ürün çeşitliliğinin fazla olduğu kentte, tatlı patates hasadı başladı. Antakya ilçesi Uzunalıç Mahallesi’nde çiftçilerin sökümüne başladığı tatlı patates, bilinen patatesin aksine bir tada sahip olmasıyla biliniyor. Geçimini tatlı patatesle sağlayan bölgede hasat edilen ürünler, Türkiye’nin dört bir yanına satılan kilogram fiyatı tarlada 35 TL’den alıcı buluyor. Hasat edilen tatlı patatesler; Adana, Bursa, Alanya, Antalya, İstanbul ve Ankara gibi şehirlere gönderiliyor.



"Tatlı patates tarladan 35 TL’ye alıcı buluyor, Tatlı patatesleri şehir dışı olarak; Adana, Bursa, Alanya, Antalya, İstanbul ve Ankara gibi şehirlere gönderiyoruz"


Tatlı patatesin haşlanarak ve fırında pişirilerek yendiğini ifade eden Bestami Balcı, "Bu yıl tatlı patates hasadına başladık. Hasat su sıkıntısından dolayı geçen yıla göre düşük oldu. Kuraklık nedeniyle hasatta verimlilik düştü. Kuraklık da olsa hasat bereketli oluyor ve istediğimiz verimi alıyoruz. Tatlı patates tarladan 35 TL’ye alıcı buluyor. Tatlı patatesleri şehir dışı olarak; Adana, Bursa, Alanya, Antalya, İstanbul ve Ankara gibi şehirlere gönderiyoruz. Tatlı patatesi öncelikle iyice yıkıyoruz. Patatesleri fırında veya haşlayarak pişirebilirsiniz. Bu şekilde kabuğunu soyup yiyebilirler. Bir kere tatlı patatesi yiyen, sürekli yemek zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.



İsmi gibi tadıyla dikkat çeken şifa deposu tatlı patateste hasat başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Nükleer tıpta kamu altyapısı güçleniyor İstanbul Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin nükleer tıp bölümlerine Siemens Healthineers’ın geliştirdiği PET/BT sistemlerinden kuruldu. Siemens Healthineers Türkiye, Türkiye’nin sağlık ekosisteminde referans merkezi konumundaki eğitim ve araştırma hastaneleri ile iş birliğini güçlendirerek, yaygın ve klinik olarak zorlu sağlık sorunlarında erken tanı ve doğru tedavi süreçlerini desteklemeye devam ediyor. Şirket, bu kapsamda İstanbul Samatya ve Göztepe ile Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde, nükleer tıp alanındaki tanı kapasitesini güçlendirecek PET/BT (Pozitron Emisyon Tomografisi ve Bilgisayarlı Tomografi) sistemlerini devreye aldı. Yeni PET/BT sistemlerinin kurulumuyla şirket, tanı teknolojilerini daha geniş hasta kitlesine ulaştırmanın yanı sıra, hastanelerin klinik araştırma, akademik çalışmalar ve uzman yetiştirme misyonlarını da güçlendirmeyi hedefliyor. "Nükleer tıp, doğru tanı ve etkin tedavi süreçlerinin temel taşlarından biri" Siemens Healthineers Türkiye Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert, yeni kurulumlarla ilgili yaptığı açıklamada, "Nükleer tıp, başta kanser olmak üzere toplumumuzda sık görülen hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılmasını sağlayarak, doğru tanı ve etkin tedavi süreçlerinin temel taşlarından biri haline geldi. Siemens Healthineers olarak, özellikle kamu hastanelerinde nükleer tıp altyapısını güçlendirmeyi ve Türkiye’nin en önemli hastenelerinin akademik ve klinik misyonunu desteklemeyi stratejik öncelik olarak görüyoruz. Ayrıca, sağlığı herkes için, her yerde erişilebilir kılmayı temel görevimiz olarak benimsiyoruz. Samatya, Göztepe ve Sakarya’daki kurulumlarımız, sağlık profesyonellerinin karar süreçlerini desteklerken, hastalar için hızlı, güvenilir ve erişilebilir tanı olanağı sunacak" diye konuştu. Küresel odak hastalıklar ve sürdürülebilir sağlık vizyonu Siemens Healthineers, Türkiye’de ve dünyada kanser, kardiyovasküler hastalıklar ve nörolojik hastalıklar gibi yüksek etkili hastalıkların erken tanısı ve doğru tedavi süreçlerini desteklemek üzere sektöre görüntüleme, laboratuvar ve terapi çözümleri sunuyor. Sağlık teknolojileri ile sağlık profesyonellerinin klinik karar süreçlerini güçlendirirken, sağlık kurumlarının hizmet kalitesini artırıyor ve hastalar için güvenli, hızlı ve konforlu tanı olanağı sağlıyor. Şirket, tüm teknolojilerinde kaynak verimliliği ve çevresel etkilerin azaltılmasına odaklanarak, sürdürülebilir sistemler ve optimize edilmiş klinik iş akışları ile sağlık hizmetlerini hem daha erişilebilir hem de daha etkili hale getirmeye odaklanıyor. Şirket, özellikle kamu hastaneleriyle yürüttüğü iş birlikleriyle toplumun sağlığa erişimini güçlendirmek, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hastalar için güvenli, hızlı ve etkili tanı süreçleri sunarak, bugünün ve geleceğin sağlık profesyonellerine, kurumlarına ve hastalarına değer oluşturmayı hedefliyor.
Bursa Nilüfer’de ekmek, müzik ve kültür buluşması Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" söyleşisi bu ay ekmeğin binlerce yıllık kültürel yolculuğuna ışık tuttu. Pancar Deposu’ndaki etkinlikte; Hitit mutfağından günümüze uzanan ekmek ritüelleri, müzik ve tadımlar eşliğinde konuşuldu. Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nda mutfak kültürü ile müziği harmanlayan "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliğinde bu ay, sofraların baş tacı olan "ekmek" konuşuldu. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın sunumuyla gerçekleşen buluşmada, ekmeğin sadece bir besin maddesi olmadığı; ritüelleri, şarkıları ve inanışıyla toplumsal hafızanın taşıyıcılarından biri olduğu vurgulandı. Yoğun ilgi gören söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman da katıldı. Etkinlikte, ekşi mayalı ekmekler üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan Hakan Doğan ile "Deneysel Bir Arkeoloji Çalışması Olarak Hitit Mutfağı" kitabının yazarı, ödüllü araştırmacı Asuman Dokgöz konuşmacı olarak yer aldı. Söyleşide, Sümer, Mezopotamya, Hitit ve Antik Mısır gibi medeniyetlerde ekmeğin yeri konuşulurken, katılımcılar Ninda Gur Ra, Baursak, İran Pidesi, Afyon Haşaşlısı ve tirit gibi lezzetleri, o coğrafyalara ait müzikler eşliğinde tatma fırsatı buldu. "Hititlerde hijyen kuralları çok ağırdı" Hitit mutfağı üzerine yaptığı deneysel arkeoloji çalışmalarından bahseden Asuman Dokgöz, o dönemdeki ekmek çeşitliliğine ve mutfak disiplinine dikkat çekti. Arkeolojik veriler ışığında antik tarifleri yeniden canlandırdıklarını belirten Dokgöz, şunları söyledi: "Hititler, ekmek yapımında hijyene inanılmaz derecede önem veriyordu. Tabletlerdeki kayıtlara baktığımızda, temizlik kurallarına uymayanların sadece kendilerinin değil, ailelerinin de cezalandırıldığını görüyoruz. Bizim amacımız sadece o ekmeği yapmak değil, o dönemin yaşam biçimini ve disiplinini anlamaya çalışmak. 180’den fazla ekmek çeşidine sahip bu medeniyetin izlerini sürmek çok değerli bir deneyim." "Ekmek ve tuz bir sözleşmedir" Dünyanın farklı coğrafyalarındaki ekmek kültürlerini yerinde inceleyen Hakan Doğan ise Türk kültüründe ve komşu coğrafyalarda ekmeğe yüklenen anlamlar hakkında bilgiler paylaştı. "Ekmek ve tuz" geleneğinin bir barış ve güven simgesi olduğunu vurgulayan Doğan, "Dünyadaki ekmek haritalarına baktığımda bizim coğrafyamızla ilgili verilerin eksik olduğunu görüp üzülmüştüm. Bu yüzden yollara düştük. Gördük ki bizde ekmek ve tuz, sadece karın doyurmak değil, sözlü bir anlaşmadır. Birinin ekmeğini ve tuzunu yediğinizde, ona ihanet etmeyeceğinize dair sessiz bir anlaşma yapmış olursunuz. Cenazeden düğüne kadar hayatın her anında ekmek, insanları bir arada tutan bir harç görevi görüyor" dedi. Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, günün anısına Asuman Dokgöz ve Hakan Doğan’a hediye verdi.