POLİTİKA - 04 Kasım 2025 Salı 22:03

Deprem bölgesinde saatte 23, günde 550 konut inşa ediliyor

A
A
A

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem bölgesinde 3 bin 481 şantiyede 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle saatte 23, günde 550 konutun inşa edildiğini belirterek, bu yılın sonuna kadar 453 bin konutun hak sahibi vatandaşlara teslim edileceğini söyledi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, depremin yaralarının sarıldığı Hatay’da yerli ve yabancı gazetecilerle bir araya geldi. Antakya ilçesinde gerçekleşen "Asrın İnşası" programına Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, milletvekilleri ve gazeteciler katıldı. 11 ilde etkisini hissettiren asrın felaketinin ülke genelinde 150 milyar dolar ekonomik kayba neden olduğunu söyleyen Bakan Kurum, "Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler hem çok şiddetliydi hem de çok geniş bir coğrafyayı etkiledi. Ve haklı olarak insanlık tarihine ’asrın felaketi’ olarak geçti. Düşünün, sadece bir gecede 14 milyon insanımızın hayatı değişti. 108 bin kilometrekarelik alanda, 7’si büyükşehrimiz 11 ilimizde hayat durdu. Burada dikkatinizi çekmek isterim ki bu alan, 100’den fazla ülkenin yüzölçümünden daha büyüktür. Bu devasa alanda 50 binden fazla canımızı toprağa verdik, milyonlarca insanımız evini kaybetti. Bu büyük felaket, sadece yüreklerimizde değil, ekonomimizde de derin yaralar açtı. Ülkemize doğrudan 104 milyar dolar, dolaylı olarak da 150 milyar dolar maddi kayıp yaşattı. Sadece evlerimiz yıkılmadı; enerji hatlarımızdan havalimanlarımıza, köprülerimizden su ve kanalizasyon altyapısına kadar çok sayıda tesisimiz ağır hasar aldı. Yaklaşık 2,5 milyon vatandaşımız farklı şehirlere göç etmek zorunda kaldı. O günden bu yana deprem bölgesi Türkiye’nin en önemli ve en öncelikli meselesi oldu" dedi.

Deprem bölgesinde yürütülen çalışmaları ‘asrın inşası’ olarak isimlendirdiklerini belirten Bakan Kurum, "Deprem bölgesi Türkiye’nin kalbidir, geleceğidir. Çünkü her beş çocuğumuzdan biri bu topraklarda dünyaya gözlerini açıyor. Çalışan nüfusumuzun yüzde 13’ü buralarda istihdama katılıyor. İhracatımızın yüzde 8,6’sı, ithalatımızın yüzde 6’sı yine bu illerimizde gerçekleşiyor. İşte tam da bu nedenle biz ‘deprem bölgesinin dirilişi, Türkiye’nin istikbal meselesidir’ diyoruz. Bu anlayışla bir yandan deprem bölgesinde 11 ilimizde afetin izlerini siliyor, bir yandan da bu acılar bir daha yaşanmasın diye 81 ilimizin tamamında yapı stokumuzu yeniliyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı dirençli şehirlerin yüzyılına dönüştürüyoruz. Dünyaya örnek olacak muazzam bir koordinasyonla çalışıyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu yeniden yapım sürecine ’asrın inşası’ diyoruz. Bugün devletimizin tüm kurumları seferberlik ruhuyla, yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışıyor" diye konuştu.

"Hükümet olarak deprem bölgesinin yeniden ayağa kalkması için bugüne kadar 75 milyar doları aşan bir yatırım yaptık"

Deprem bölgesinin ayağa kalkması için ilk günden bugüne kadar 75 milyar doları aşan bir yatırım yapıldığını ifade eden Bakan Kurum, "Aslında depremin olduğu ilk andan itibaren bir seferberlik ilan ettik. Arama kurtarma çalışmaları devam ederken, depremden kurtulan vatandaşlarımızın ihtiyaçları için aşevlerini, geçici barınma alanlarını kurduk. Bir yandan da kalıcı konutlar için çalışmalarımıza başladık. Depremin 15 gün sonrasında ilk konutlarımızın yapımını başlattık, 45. günde ilk temellerimizi attık. Bu çerçevede hükümet olarak deprem bölgesinin yeniden ayağa kalkması için bugüne kadar 75 milyar doları aşan bir yatırım yaptık. Ekonomiden sanayiye, tarımdan ticarete, altyapıdan sosyal projelere kadar her alanda bölgeyi yeniden canlandırmak için çalışmalar yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. 11 ilimizde, 174 ayrı alanda, 3 bin 481 şantiyede 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimiz arı gibi çalışıyor. Bugün Türkiye, deprem bölgesinde saatte 23, günde 550 konut inşa eden bir ülkedir. Elde ettiğimiz bu hızla asrın inşa seferberliğinde sona yaklaşmış, son düzlüğe girmiş durumdayız" dedi.

"Yapılması gereken konutlarımızın yüzde 70’ini tamamladık, her üç hak sahibi vatandaşımızdan 2’si evine kavuştu"

Yıl sonuna kadar 453 bin konutun tamamının hak sahibi vatandaşlara teslim edilmiş olacağını belirten Bakan Kurum, "Bu azimle 6 Eylül’de toplamda 304 bin 836 bağımsız bölümü tüm sosyal donatılarıyla, parkları, bahçeleriyle birlikte afetzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Yapılması gereken konutlarımızın yüzde 70’ini tamamladık. Her üç hak sahibi vatandaşımızdan 2’si evine kavuştu. İnşallah önümüzdeki hafta da, 15 Kasım’da 350 bininci yuvamızı hak sahiplerimize verecek, yıl bitmeden 453 bin konutumuzun tamamını hak sahibi vatandaşlarımıza teslim etmiş olacağız" dedi.

Veysel Korkmaz

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Başakşehir’de sitede kediler parçalanmış halde bulundu Başakşehir’de bir sitede kaybolan yavru kediler, parçalanmış halde bulundu. Olayla ilgili site yöneticisi ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Olay, dün saat 17.30 sıralarında Kayabaşı Mahallesi 26. Bölge 4. Etap’ta bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, yavru kedilerini göremeyen sahipleri çevrede arama yaptı. Bu sırada bina girişinde bulunan alandan kötü kokular gelmesi ve anne kedinin sürekli bu noktaya yönelerek miyavlaması üzerine durumdan şüphelenildi. Kedi sahibi, bina sakinlerinden yardım isteyerek kilitli kapıyı açtırdı. İçeri giren bina sakinleri ve kedi sahibi, yaptıkları kontrolde yeni doğmuş 4 yavru kedinin parçalanarak öldürüldüğünü gördü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, içeride inceleme yaptı. İncelemelerin ardından site yöneticisi Şafak B., bilgisine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü. Öte yandan yavrularını kaybeden anne kedinin site içerisinde dolaşarak yavrularını aramaya devam ettiği görüldü. Site sakinleri, hem binada hem de site genelinde güvenlik kamerası bulunmamasına tepki gösterdi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor. Köpeğin işi değil o. Köpek olsa bile ses duyardık" Site sakinlerinden Ramazan Yıldırım, "İki arkadaş, binanın girişindelerdi. Dedim, burada ne arıyorsunuz? Dediler, mescide girmemiz lazım, kedilerimiz var. Dedim, mescit kapalı. Bir hafta, iki hafta önce mi ne kapandı herhalde. Ondan sonra kedilerimiz falan var dediler. Kedi olsa dedim, ses çıkar. Ses de yok dediler. Büyük ihtimal ölmüştür dediler. Kafatasları falan, derileri yüzülmüş, kafatasları gitmiş. Yani acayip. Çok kötü şeyler yapmışlar. Büyük ihtimal birileri öldürmüştür zaten. Başka bir şey yapamaz. Köpeğin işi değil o. Köpek olsa bile ses duyarız yani. Seste yoktu. Yan tarafta benim binam zaten. İki tane anne kedi dolaşıyordu devamlı burada. Biri siyah biride sarı. Devamlı Aşağı elektrik dairesine inip çıkıyorlardı. Hatta Yusuf Bey var, üst komşum. Onunla beraber çıkardık dışarı çok ses yapıyorlar diye. Ama herhangi bir şekilde oraya da baktım ben. O gün de ses yoktu zaten" dedi.
Düzce Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat Çocukluk çağında sık karşılaşılan idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ebeveynleri uyaran Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven; tuvalet alışkanlığının ertelenmemesi, bol sıvı tüketimi ve doğru temizlik kuralları ile hastalığın büyük oranda önlenebileceğini bildirdi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonunun önemsenmemesi halinde böbreklerde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Hastalık ve korunma yöntemlerine değinen Dr. Yurtseven, idrar yolu enfeksiyonlarının genellikle 1 yaş altı sünnetsiz erkek çocukları ile 1 yaş üzeri kız çocuklarında sıklıkla görüldüğünü belirtti. İdrar yolu enfeksiyonunun çocukluk döneminde her 10 kız çocuğundan ve her 30 erkek çocuğundan birinde en az bir kez yaşandığına dikkati çeken Yurtseven, hastalığın temel nedenlerinin tuvalet ihtiyacını ertelemek, temizlik kurallarına uymamak ve yetersiz su tüketimi olduğunu aktardı. "Kız çocuklarında alt temizliği önden arkaya yapılmalı" Hastalığın erken tespit edildiğinde basitçe tedavi edilebildiğini vurgulayan Yurtseven, "İhmal edilir ve önemsenmezse böbreklerde sorun olabiliyor. Ailelerin tuvalet eğitimini çocuklarına doğru kazandırmaları lazım. Özellikle kız çocuklarında alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılması çok basit ama etkili, önemli bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. Sıvı tüketimi ve kabızlık ilişkisine de değinen Yurtseven, bol sıvı alımının sık tuvalete gitmeyi sağladığını, böylece mikroorganizmaların idrar yolunda tutunmasının engellendiğini belirtti. Yurtseven ayrıca, kabızlığın idrar yolu enfeksiyonu riskini artırdığını hatırlatarak çocukların lifli gıdalarla beslenmesini önerdi. Aileler ne zaman doktora gitmeli Ailelerin çocuklardaki enfeksiyonu nasıl tespit edebileceği konusunda da bilgiler veren Dr. Yurtseven, şunları kaydetti: "Çocuklarda nedeni bilinmeyen bir ateş varsa aileler bize başvurabilirler. Çocukların idrarında her zamankinden farklı bir koku, renk değişikliği veya bulanıklık varsa, yan ve karın ağrısı tarif ediliyorsa, normalden sık idrara çıkılıyorsa enfeksiyondan şüphelenilip hekime başvurulması gerekiyor. Bebekler ise genellikle kendilerini ifade edemedikleri için idrar yaparken huzursuzluk, emmede azalma ve ateş görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir."