ASAYİŞ - 07 Mart 2026 Cumartesi 11:08

Akaryakıt karıştığı iddia edilen yağmur suyu birikintisinden su içen 43 küçükbaş hayvan telef oldu

A
A
A
Akaryakıt karıştığı iddia edilen yağmur suyu birikintisinden su içen 43 küçükbaş hayvan telef oldu

Hatay’ın Yayladağı ilçesinde yaşayan Nurullah Şengül’e ait 43 küçükbaş hayvan, otlatmadan döndüğü esnada yağmur suyu birikintisindeki zehirli olduğu tahmin edilen suyu içtikten sonra telef oldu. Hayvan sahibi Şengül’ün iddiasına göre, Dağdüzü Madenciliğe ait olan taş ocağında bulunan akaryakıt ve adblue tankerinden yaşanan sızıntının su birikintisine karışmasıyla hayvanların telef olduğu tahmin ediliyor.


Yayladağı ilçesi Çaksına Mahallesi’nde yaşayan Nurullah Şengül, hayvancılık yaparak geçimini sürdürüyor. Geçtiğimiz Perşembe gününde hayvanlarını otlatmadan döndüğü esnada susayan küçükbaş hayvanlar, Dağdüzü Madencilik firmasına ait taş ocağının önünde biriken yağmur suyundan su içti. Yağmur suyu birikintisinde su içen hayvanlar, ahıra 80 metre kala rahatsızlanıp yere yığılarak telef olmaya başladılar. Hayvanlarının yere yığıldığını gören Şengül, hayvanlarını kontrol ederken hepsini telef olduğunu gördü. Otlatmaya çıkardığı 72 küçükbaş hayvandan 43’ü içtiği sudan zehirlenerek telef oldu. Yayladağı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı ekipler gelerek olay yeri incelemesi yaptıktan sonra sudan numuneler aldı ve hayvanlardan birisini alarak Adana’ya gönderdi. Adana Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Laboratuvarı’nda numuneler üzerinde yapılacak incelemelerin ardından hayvanların kesin telef olma nedenleri belirlenecek. Hayvanlarının zehirli su içtikten sonra telef olduğunu ve yaklaşık 1 milyon TL’lik kaybı olduğunu ifade eden Şengül, hayvanlarının telef olmasında maden ocağında bulunan akaryakıt veya addblue tankerinde yaşanan sızıntının neden olabileceğini düşündüğünü söyledi.


"Taş ocağının önünde biriken yağmur suyundan su içtiler ve ahıra doğru giderken 80 metre kala hayvanlar telef olmaya başladı"


Yağmur suyundan su içtikten sonra 43 hayvanının telef olduğunu ifade eden Nurullah Şengül, " Dün akşam babam hayvanları otlattıktan sonra taş ocağının önünde biriken yağmur suyundan su içtiler. Burada yağmurlardan dolayı su birikintisi oldu. Ahıra doğru giderken 80 metre kala hayvanlar telef olmaya başladı. Hayvanları saydığımızda 43 hayvan telef olmuştu. Babama sorduğumda yukarıda bu bölgede su içirdiğini söyledi. Buraya geldiğimizde mazot tankeri ve adblue tankeri vardı. Raporları ve tahlillerini sonuçlarını bekliyoruz. Yağmur suyuna akan adblue ve mazottan şüpheleniyoruz. Burada etrafta taş ocakları var. Karşımızda da ablue ve mazot tankeri var. Dün akarken müdahale etmişler ama geç kaldılar. Maddiyata bakarsak karşılığı yok. Benim 43 hayvanım öldü ve 43 yavru var. Yavruların hepsi aç ve onları biberonla beslemeye çalışıyoruz ama yavrular biberonu da emmiyor. Bu yavruları da kaybetmek istemiyoruz. Hayvanlarım öldü ve maddi kaybım yaklaşık 1 milyon TL’dir" ifadelerini kullandı.



Akaryakıt karıştığı iddia edilen yağmur suyu birikintisinden su içen 43 küçükbaş hayvan telef oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır Emniyeti’nin bu birimindeki kadınlar detaycılıklarıyla olayları aydınlatıyor Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğündeki kadınlar, detaycılıklarıyla iz sürüp olayların aydınlatılmasında yer alırken, Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru ise, Türkiye’de sadece 3 kadının yaptığı köpekle bomba arama görevini ifa ediyor. Emniyet Teşkilatının tüm birimlerinde kadınlar, önemli ve kritik görevlerde sorumluluk alıyor. Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde ekipte bulunan kadınlar, detaycılıklarıyla iz sürüp olayların aydınlatılmasında yer alıyor. Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru, Türkiye’de köpekle bomba arama görevini ifa eden 3 kadından biri olarak dikkat çekiyor. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli başkomiser, 7 yıldır olay yeri birimlerinde görev yapmakta olduğunu, şubede kendisiyle birlikte başka kadınların bulunduğunu söyledi. Olay olduğu andan itibaren süreçlerinin başladığını belirten başkomiser, olay olduktan sonra talep halinde olay yerine geçtiklerini ifade etti. Başkomiser, olayla ilgili olabilecek bulguları topladıklarını belirterek, "Daha sonrasında bu olayın raporu yazılır sonrasında ise büromuza teslim edilir. Teslim edildikten sonra bulgular ayrıştırılır, laboratuvarda incelenecek malzemeler laboratuvarımıza getirilir. Laboratuvarda iz çıkan malzemelerin incelemesi yine ona göre yapılır" dedi. Bu aşamada kadın personel ile birlikte aktif bir şekilde çalışmakta olduklarını kaydeden Başkomiser, "Kadınların daha detaycı bakış açısından dolayı bu, bizim olayları aydınlatmada her zaman artı sağlar. Bir bulgu alındığında o bulgunun olayla ilgili olup olmayacağı, ya da iz çekildiği zaman izin hangi yerden çıkabilip, hangi yerden çıkamayacağı bunların hepsinde kadınların daha detaycı olmasının bizim için avantajı var" diye konuştu. Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli kadın polis memuru ise, 13 yıldır meslekte olduğunu, 9 yıldır da bomba arama köpeğiyle çalışmakta olduğunu söyledi. Türkiye’de, kendisiyle beraber aktif olarak çalışan 3 kadın personelin bulunmakta polis memuru, "Bize ihbar geldikten sonra köpeğimizle birlikte en hızlı şekilde hazırlanarak olay yerine intikal ediyoruz. Gerekli arama ve kontrolleri gerçekleştiriyoruz. Her işin zorluğu olduğu gibi bizim işimizin de kendine göre zorlukları bulunmakta. Hatta klişeleşmiş olarak ‘ilk hata, son hatadır’ düsturuyla görevimizi ifa etmekteyiz" şeklinde konuştu. Polis memuru, küçüklüğün gelen, hayvanlarla çalışmayı sevdiğini belirterek, "Aynı zamanda mesleki açıdan vatanıma hizmet etme hayalim vardı. İkisi bir araya gelince benim için önemli bir yeri oldu. Bu da köpekle birlikte hem güvenliği sağlamak, hem vatanda hizmet etmek açısından benim için çok özel bir görev ifa etmek. Genelde nadir tercih ediliyor. Adı üstünde, bomba ile başlıyor. Bomba arama idareciliği. Hem tehlikeli bir iş, aynı zamanda köpeğin sorumluluğu üstümüzde oluyor. Bağımız güçlü olmak zorunda. Bu da yavaş yavaş oluyor. Eğitim yapıyoruz, eğitim dışında bir sosyalleşme oluyor. Onun günlük bakımı, sağlık sorunu varsa ilgilenilmesi. Kadınların gücü, emeklerinin hatırlatılması açısından 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün önemli bir gün olduğunu düşünüyorum. Kadınların her alanda var olması, güçlü olması, ayakları üstünde durması açısından önemli bir gün" ifadelerini kullandı.
Muğla MUSKİ Genel Müdürü Şengül Bodrum’daki çalışmaları inceledi Türkiye’nin en önemli turizm merkezi Bodrum’da özellikle yaz aylarında sık sık patlayan su isale hatlarının yenilenmesi çalışmaları aralıksız olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından devam ediyor. Bodrum Yarımadasında devam eden çalışmalar ile ilgili sık sık bölgeye giden MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatları doğrultusunda patlayan su isale hatlarının yerine yeni isale hattı döşeme çalışmalarının bir an önce tamamlanması amacıyla bölgede incelemelerde bulundu. MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, "Bodrum ilçemizin içme suyu sorunlarını tamamen ortadan kaldırmak adına Yarımada’nın farklı noktalarındaki imalatlarımız hız kesmeden devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın önemle üzerinde durduğu hat yenileme, ilave su sağlama, mevcut kaynakları verimli kullanma ve hatların sorunsuz olarak işletilmesi için başlattığımız çalışmalar önemli ölçüde tamamlanıyor" dedi. MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül; Bitez Mahallesi güney isale hat yenileme, Kargı Caddesi güney isale hat yenileme, İslamhaneleri yeni içme suyu deposu, Turgutreis Reverse Ozmos iletim hattı, Geriş Mahallesi kuzey isale hat yenileme çalışmalarını denetleyerek detaylı bilgi aldı.
Ankara Standartlara aykırı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere ceza kesilmeyecek İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, standart dışı plaka denetimleri 1 Nisan’a kadar sadece rehberlik amacıyla yapılacak ve sürücülere herhangi bir idari para cezası uygulanmayacak. Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler çerçevesinde, 27 Şubat’tan itibaren araçlarında standart dışı plaka "Amerikan Pres Plaka" (APP) takılı olan sürücülere 140 bin lira para cezası, sürücü belgelerine 30 günlüğüne el konulması ve aracın 30 gün süre ile trafikten men kararı verilmişti. İhlalin aynı sene içerisindeki ikinci tekrarında ise verilecek cezanın iki katına çıkarılacağı duyurulmuştu. Vatandaşların mağdur olmaması için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda 1 Nisan’a kadar sürücülere herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacağı belirtildi. Kolluk kuvvetlerince yapılacak denetimlerin ise mart ayı sonuna kadar eğitim ve bilgilendirme amaçlı yapılacağı aktarıldı. Yeterli güvenlik özelliklerine sahip olmayan APP plakaların 1 Nisan’a kadar değiştirmesi gerekiyor Kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla yürürlüğe giren düzenlemede, APP plakaların standart yazı tipi, güvenlik hologramı ve yetkili kuruluş mührü gibi güvenlik özelliklerine sahip olmadığı için standartlara uygun plaka ile en geç 1 Nisan’a kadar değiştirilmesi gerekiyor. Değişimin nedeninin ise standart plakaların elektronik denetim sistemleri ve şehir güvenlik kameralarınca hatasız olarak tespitinin yapılabilmesinin sağlanması. Plaka değişikliği için yapılması gerekenler Standart dışı plakaya sahip sürücülerin öncelikle Polis Merkezi Amirliklerine veya Jandarma Karakol Komutanlıklarına kayıp ihbarında bulunması gerekiyor. Daha sonra izlenecek adımlar ise noterden plaka basım talep belgesini teslim alan sürücülerin, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun (TŞOF) plaka basımı gerçekleştiren odalarına müracaat etmesi gerektiği olarak ifade edildi. Plaka değişim işlemi sadece yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yapılacak Öte yandan, sürücülere sosyal medyada ücret karşılığında plaka basma vaadinde bulunan kişilere itibar etmemeleri önem taşırken, işlemin sadece yetkilendirilmiş kuruluşlarca gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ankara Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır" Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı mesaj yayımladı. Geylan, "Kadın; azmin, emeğin ve fedakarlığın adıdır. Kadın; hayatın her alanında sabırla, kararlılıkla ve büyük bir özveriyle var olur; ailesinde, iş yaşamında, toplum içinde sorumluluk üstlenir; karşılaştığı zorluklara rağmen çalışmaya, üretmeye devam eder. Şefkatiyle yürekleri ısıtan kadınlarımız, cesaretiyle de öncü olurlar" ifadelerini kullandı. "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır" Türk kadının tarih boyunca gösterdiği kahramanlıkla ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur. Türk kadını, vatan savunmasında yalnızca destek veren değil, doğrudan mücadele eden güçlü bir iradenin temsilcisi olmuştur. Türk kadını; cesareti, milli bilinci diri tutan kararlılığı ve kahramanlıklarıyla tarih sahnesinde silinmez bir iz bırakmıştır" açıklamasında bulundu. Toplumların kalkınmasının kadın erkek eşitliğiyle mümkün olabileceğini aktaran Geylan, "Kadınların güçlenmesi; eğitimden ekonomiye, bilimden kültür ve sanata kadar her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin, ilerlemesinin ve çağdaş bir geleceğe ulaşmasının en temel şartıdır" diye konuştu. "Günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır" Kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına daha kararlı adımlar atılması gerektiğine dikkati çeken Geylan, sözlerine şöyle devam etti: "Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Ancak böylesine güçlü bir tarihi mirasa rağmen, günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır. Kadına yönelik her türlü şiddet, taciz ve ayrımcılık hala en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. 2023 yılında 420, 2024 yılında 455, 2025 yılında 457 kadın, 2026 yılının başından bugüne kadar ise 66 kadın cinayete kurban gitmiştir. Bu veriler, sorunun ciddiyetini ve aciliyetini açıkça ortaya koymaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra kadını koruyucu ve kadına yönelik şiddeti önleyici politikaların oluşturulması, toplumsal farkındalığın artırılması da büyük önem arz etmektedir." "Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir" Kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan Geylan şu ifadeleri kullandı: "Kadınların çalışma hayatındaki temsili de arzu edilen seviyede değildir. TÜİK’in Ocak 2026 verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 47,9 olmuştur. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,9 olarak gerçekleşmiştir. İşsizlik oranı ise 15 ve üzeri yaş grubunda erkeklerde yüzde 6,6 iken, kadınlarda yüzde 11’dir. Görüldüğü üzere kadınların çalışma hayatında yer alması, erkeklere göre oldukça düşük düzeydedir. Bu noktada yapılması gereken; kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesidir. Kız çocuklarının eğitimi ise geleceğimiz açısından hayati öneme sahiptir. Eğitim hakkı hiçbir şart altında engellenmemeli, erken yaşta ve zorla evliliklerin önüne ivedilikle geçilmeli, kız çocuklarının okullaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı, okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalıdır. Tüm bunların yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, dezavantajlı bölgelerde yaşayan ailelerin çocukları için eğitim imkanları artırılmalı, en ücra köylerde, beldelerde dahi çocuklarımız eğitim-öğretim alabilmelidir. Kadın sorunlarını tartışmak ve çözüm önerilerini paylaşmak için bir gün elbette yeterli değildir. Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir."