EĞİTİM - 07 Mart 2026 Cumartesi 15:35

Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır"

A
A
A
Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır"

Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur" dedi.


Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı mesaj yayımladı. Geylan, "Kadın; azmin, emeğin ve fedakarlığın adıdır. Kadın; hayatın her alanında sabırla, kararlılıkla ve büyük bir özveriyle var olur; ailesinde, iş yaşamında, toplum içinde sorumluluk üstlenir; karşılaştığı zorluklara rağmen çalışmaya, üretmeye devam eder. Şefkatiyle yürekleri ısıtan kadınlarımız, cesaretiyle de öncü olurlar" ifadelerini kullandı.


"Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır"


Türk kadının tarih boyunca gösterdiği kahramanlıkla ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Geylan, "Kadınların güçlenmesi, her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin en temel şartıdır. Milletimizin bağımsızlık mücadelesinde kadınlar en ön saflarda yer almış; gerektiğinde cepheye koşmuş, gerektiğinde cephe gerisinde ordunun en büyük destekçisi olmuştur. Türk kadını, vatan savunmasında yalnızca destek veren değil, doğrudan mücadele eden güçlü bir iradenin temsilcisi olmuştur. Türk kadını; cesareti, milli bilinci diri tutan kararlılığı ve kahramanlıklarıyla tarih sahnesinde silinmez bir iz bırakmıştır" açıklamasında bulundu.


Toplumların kalkınmasının kadın erkek eşitliğiyle mümkün olabileceğini aktaran Geylan, "Kadınların güçlenmesi; eğitimden ekonomiye, bilimden kültür ve sanata kadar her alanda etkin olması, Türk milletinin yükselmesinin, ilerlemesinin ve çağdaş bir geleceğe ulaşmasının en temel şartıdır" diye konuştu.


"Günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır"


Kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına daha kararlı adımlar atılması gerektiğine dikkati çeken Geylan, sözlerine şöyle devam etti:


"Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Ancak böylesine güçlü bir tarihi mirasa rağmen, günümüzde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar hepimizi derinden yaralamaktadır. Kadına yönelik her türlü şiddet, taciz ve ayrımcılık hala en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. 2023 yılında 420, 2024 yılında 455, 2025 yılında 457 kadın, 2026 yılının başından bugüne kadar ise 66 kadın cinayete kurban gitmiştir. Bu veriler, sorunun ciddiyetini ve aciliyetini açıkça ortaya koymaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için daha kararlı adımlar atılması, cezai müeyyidelerin artırılması ve hukuk mekanizmasının hızlı ve güçlü şekilde işletilmesi hayati önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra kadını koruyucu ve kadına yönelik şiddeti önleyici politikaların oluşturulması, toplumsal farkındalığın artırılması da büyük önem arz etmektedir."


"Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir"


Kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini de vurgulayan Geylan şu ifadeleri kullandı:


"Kadınların çalışma hayatındaki temsili de arzu edilen seviyede değildir. TÜİK’in Ocak 2026 verilerine göre, mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 47,9 olmuştur. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,9 olarak gerçekleşmiştir. İşsizlik oranı ise 15 ve üzeri yaş grubunda erkeklerde yüzde 6,6 iken, kadınlarda yüzde 11’dir. Görüldüğü üzere kadınların çalışma hayatında yer alması, erkeklere göre oldukça düşük düzeydedir. Bu noktada yapılması gereken; kadınların istihdamının önündeki engellerin kaldırılması ve eğitimden istihdama uzanan süreçte destekleyici politikaların hayata geçirilmesidir. Kız çocuklarının eğitimi ise geleceğimiz açısından hayati öneme sahiptir. Eğitim hakkı hiçbir şart altında engellenmemeli, erken yaşta ve zorla evliliklerin önüne ivedilikle geçilmeli, kız çocuklarının okullaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı, okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalıdır. Tüm bunların yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, dezavantajlı bölgelerde yaşayan ailelerin çocukları için eğitim imkanları artırılmalı, en ücra köylerde, beldelerde dahi çocuklarımız eğitim-öğretim alabilmelidir. Kadın sorunlarını tartışmak ve çözüm önerilerini paylaşmak için bir gün elbette yeterli değildir. Kadınlarımız, toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olana dek mücadelemiz devam edecektir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Ceviz büyüklüğündeki dolu yağışı tarım arazilerine zarar verdi Hatay’da etkili olan dolu yağışı, Amik Ovası’nda hasada hazırlanan soğan, patates ve buğday tarlalarında zarara yol açtı. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Amik Ovası’nda yaz mevsiminin yaklaşmasıyla ürünler de hasat olgunluğuna ulaşmaya başladı. Bölgede havaların yağışlı gitmesi ve zaman zaman etkili olan bölgesel dolu yağışları tarım ürünlerine zarar verdi. Geçtiğimiz günlerde Reyhanlı ilçesine bağlı Bükülmez Mahallesi başta olmak üzere çevre mahallelerinde kısa süreli etkili olan dolu yağışı görüldü. Ceviz büyüklüğünde yağan dolu nedeniyle tarlalar beyaza bürünürken, hasada hazırlanan soğan, patates ve buğday tarlaları zarar gördü. Etkili olan dolu yağışında hasada hazırlanan ürünlerin büyük bir kısmının zarar gördüğünü ifade eden Reyhanlı İlçesi Ziraat Odası Başkanı Şemsettin Cüneydioğlu, dolu yağışının 6 bin dönümlük alandaki ürüne zarar verdiğini söyledi. "Bu dolu hemen hemen ceviz büyüklüğünde hızlı bir şekilde iniş yaparak yağdı ve 6 bin dönümlük alanda kurtarılacak ürün yok" Ceviz büyüklüğünde olan ve hızlı bir şekilde yağan dolunun 6 bin dönümlük arazideki patates ve soğana zarar verdiğini ifade eden Cüneydioğlu, "Burası patates ekili tarlamızdı. Burada en geç bir ay sonra mayıs ayına girmesinden sonra bir hasat olayı gerçekleşecekti. Geçtiğimiz cumartesi günü öğleden sonra yaşadığımız dolu afetinden dolayı hasadımız kalmadı ve içler acısı durumdayız. Allah çiftçilerimizin yardımcısı olsun. Bu ürünlerin tekrardan ilaçlanması veya gübrelenerek eski duruma getirilmesi imkanı yok. Çünkü şu anda toprağın altında yumurta kadar patates yumrusu var. Bu saatten sonra bunlar büyümez öyle kalır" dedi. Bölgede yaklaşık 25 bin dönüm arazide patates, soğan ve buğday ekili olduğunu söyleyen Şemsettin Cüneydioğlu, "Sağolsunlar İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipler, bizi yalnız bırakmadı, gelip anında tespitlerini yapıp raporlarını tuttular. Bunun 6 bin dönümlük alanda kurtarılacak ürün yok" ifadelerini kullandı. "Ceviz büyüklüğündeki dolu 10 dakika içerisinde yağarken ne patates ne soğan ne de buğday bıraktı" Ceviz büyüklüğünde yağan dolunun hasat edilecek ürünlere zarar verdiğini söyleyen Halil Kureyşoğlu ise, "Hava yağışlıydı ve sonra doluya döndü. Ceviz büyüklüğündeki dolu, 10 dakika içerisinde yağarken ne patates ne soğan ne de buğday bıraktı. 10 dakikalık dolu boyunca tüm mevcut ürünlerin hepsi gitti. Hasat edilmesine 20 gün kalmıştı. Tam hasat zamanında sökülmüş soğanı sanki çekiç alıp ezmiş gibi hale geldi" diye konuştu.
Burdur Kübra’nın korkunç sonu gün yüzüne çıkarıldı Adalet Bakanı’nın hiçbir cinayetin faili meçhul kalmaması yönündeki kararlı duruşu, başsavcılıklar ile güvenlik güçlerinin güçlü koordinasyonu sahada karşılığını buldu. Manavgat, Serik ve Burdur cumhuriyet başsavcılıklarının faili meçhul suçları araştırma birimleriyle koordineli hızlı reaksiyonu ve acılı baba Yunus Yapıcı’nın birebir iz sürmesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Antalya’da yaşayan Kübra Yapıcı’dan 30 Nisan gecesi saat 02.00’den sonra haber alınamaması üzerine korku dolu süreç başladı. Baba Yunus Yapıcı, kızının hayatından endişe ederek aynı gün Serik Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Derhal başlatılan çalışmalar, Türkiye’de faili meçhul dosyaların kararlılıkla takip edildiğini bir kez daha ortaya koydu. Yapılan ilk incelemelerde genç kadının gece saat 03.30 sıralarında Kepez’deki bir kafede iki erkekle birlikte olduğu ve saat 04.45’te bu kişilerle mekândan ayrıldığı güvenlik kameralarıyla net şekilde belirlendi. Şüpheli isimlere ulaşıldı, çelişkili ifadeler dikkat çekti Soruşturma derinleştikçe "Ata" ve "Umut" isimlerini kullanan iki şahsın izine ulaşıldı. Ancak verilen ifadeler olayın seyrini değiştirdi. "Umut" isimli şüpheli, Kübra’yı bir market önünde bıraktığını iddia etti. Fakat yapılan saha incelemesinde o saatlerde marketin kapalı olduğu ortaya çıktı. Bu çelişki, şüpheleri daha da güçlendirdi. Tam bu noktada devreye giren baba Yunus Yapıcı, yürüttüğü bireysel araştırmalarla şüphelilerin gerçek kimliklerine ulaştı ve bu bilgileri savcılıkla paylaştı. Korkunç itiraf: Ormanda öldürdüler, cesedi yaktılar Elde edilen deliller doğrultusunda yakalanan İlyas Umut D.’nin alınan ifadesi, cinayetin vahşetini gözler önüne serdi. İlyas Umut D., Kübra Yapıcı’nın diğer şüpheli Ata Berk S.’ye borcu olduğu gerekçesiyle Burdur’daki ormanlık alana götürüldüğünü ve burada silahla öldürüldüğünü anlattı. İtirafa göre cinayet sonrası ceset önce gömüldü, ardından tekrar çıkarılarak yakıldı. Parçaların bir kısmı ise baraj sularına atıldı. Bu kan donduran detaylar üzerine Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı ve jandarma teşkilatı da sürece dahil oldu. Deliller tek tek ortaya çıktı Şüpheli beyanları doğrultusunda yapılan aramalarda, ormanlık alanda Kübra Yapıcı’ya ait olduğu değerlendirilen yanmış ceset parçalarına ulaşıldı. Bu bulgular, cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması adına kritik bir eşik oldu. Soruşturma kapsamında İlyas Umut D. gözaltına alınırken, cinayetin diğer faili olduğu değerlendirilen Ata Berk S., İstanbul’da kıskıvrak yakalandı. Cinayet mahalli Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı sınırlarında kaldığından dosyanın burada ikmal edileceği ve yargılamanın yapılacağı öğrenildi. Devletin kararlılığı ve babanın takibi sonucu gerçek ortaya çıktı Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının faili meçhul dosyalara karşı ortaya koyduğu net irade, üç başsavcılığın emniyet ve jandarma güçleri koordineli ve hızlı çalışması ve bir babanın pes etmeyen mücadelesi sayesinde Kübra Yapıcı cinayeti kısa sürede aydınlatıldı. Bu süreç, faili meçhul bırakılmayan her dosyada devletin tüm unsurlarıyla nasıl hızlı ve etkili harekete geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Balıkesir 13 milyon TL’lik ihale tamamlandı, tarihi yapı yeniden hayat bulacak Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bulunan ve kentin önemli tarihi yapıları arasında yer alan eski Kaymakamlık Binası için restorasyon ihalesi gerçekleştirildi. Balıkesir Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından yürütülen ihale kapsamında; Ayvalık Sakarya Mahallesi’nde bulunan, 200 ada 3 parselde yer alan tescilli yapının restorasyon uygulama işi için süreç tamamlandı. İhale kayıt numarası 2026/523889 olan yapım işinin ihalesi 7 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Yaklaşık maliyeti 13 milyon 966 bin TL olarak belirlenen restorasyon çalışması için toplam 3 teklif verildi ve tekliflerin tamamı geçerli sayıldı. Yapılan değerlendirme sonucunda ihaleyi kazanan firma ile 20 Nisan 2026 tarihinde sözleşme imzalandı. Sözleşme bedelinin ise 12 milyon 840 bin TL olduğu açıklandı. Restorasyon çalışmalarını, Ankara merkezli Hacıabdullahoğlu Restorasyon Mimarlık Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi üstlenecek. Projenin uygulama süresi 24 Nisan 2026 ile 24 Ağustos 2026 tarihleri arasında planlandı. Ayvalık’ın tarihi ve kültürel kimliği açısından büyük önem taşıyan eski Kaymakamlık Binası, gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarıyla özgün mimarisine sadık kalınarak yeniden ayağa kaldırılacak. Daha önce de bu yapının rölöve ve restorasyon projelerinin hazırlandığı ve yapının kültürel miras kapsamında koruma altına alındığı biliniyor. Yetkililer, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte yapının kente yeniden kazandırılacağını ve tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılmasının hedeflendiğini belirtti.
Hatay Afetzede aile Antakya Belediyesi’nin Yerinde Dönüşüm Projesi’yle yeni yuvasına kavuştu Hatay’da depremde evleri yıkılan ve Antakya Belediyesi’nin hayata geçirdiği "Yerinde Dönüşüm Projesi" kapsamında yuvalarına kavuşan Aydın ailesi sıcak yuvaya kavuşmanın heyecanını yaşıyor. Ailenin yeni evindeki ilk misafiri olan Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar, Yerinde Dönüşüm Projesi’yle vatandaşları yuva sahibi yapmaya devam edeceklerini söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremde en çok hasara uğrayan Hatay’da binlerce bina yerle bir oldu. Antakya ilçesinin yeniden ayağa kalkma sürecine katkı sağlayan Antakya Belediyesi, kentin yeniden hayat bulması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Depremde evleri yıkılan vatandaşların yuvalarına kavuşmalarına Yerinde Dönüşüm Projesi’yle destek veren Antakya Belediyesi, vatandaşlara 100 metrekare ve 140 metrekare olmak üzere çeşitli tiplerde yuvalar inşa ediyor. ‘Afetlere Karşı Dirençli Şehirler - Güçlü Antakya’ sloganıyla çalışmalarını yürüten Antakya Belediyesi, ‘Yerinde Dönüşüm Projesi’ çerçevesinde vatandaşlara verilen hibe ve krediler ile tam donanımlı hafif çelik evlerle depremzede vatandaşları sıcak yuvalarına kavuşturuyor. Depreme Kuzeytepe Mahallesi’nde yakalanan ve enkaz altında eşi kalarak yaralanan Gülcan Aydın’da ‘Yerinde Dönüşüm Projesi’ ile hafif çelikten inşa edilen yuvasına kavuştu. Sıcak yuvasına kavuşan afetzede Aydın ailesinin, yeni evindeki ilk misafiriyse Antakya Belediyesi Başkanı İbrahim Naci Yapar oldu. "Hak sahibi olup TOKİ hakkından vazgeçen ve kendi bahçesi içerisinde imar şartlarını sağlayan vatandaşlarımızın evlerini, birkaç ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak teslim ediyoruz" Depremde evleri yıkılıp TOKİ hakkından vazgeçen vatandaşlara Antakya Belediyesinin güvencesiyle yeni yuvalar yapmaya devam edeceklerini ifade eden Başkan Yapar, "Yerinde Dönüşüm çalışmaları kapsamında, şu ana kadar Antakya genelinde 100’e yakın projeyi hayata geçirdik. Az önce içerisinde bulunduğumuz konut da bu çalışmaların bir örneğidir. Biz belediye olarak; 100 metrekare, 140 metrekare ve farklı tiplerde projeler geliştirdik. Hak sahibi olup TOKİ hakkından vazgeçen ve kendi bahçesi içerisinde imar şartlarını sağlayan vatandaşlarımızın evlerini, birkaç ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak teslim ediyoruz. Bu konut da 3+1 olarak bu kapsamda inşa edildi. Vatandaşımızın burada en büyük avantajı, TOKİ konutları yerine kendi bahçesinde müstakil bir evde oturma imkanı bulmasıdır. Belediyemize müracaat eden ve arsası uygun olan vatandaşlarımıza, cebinden hiçbir ek harcama çıkmadan evlerini yapıp teslim ederek bu zor günlerde yanlarında olmaya gayret ediyoruz. Az önce evini teslim alan vatandaşımızla sohbet ettik; kendileri hiçbir eksik veya sorunla karşılaşmadıklarını ifade ettiler. Güzel bir projenin, güzel bir sonucunu hep birlikte görmüş olduk" dedi. "Antakya Belediye Başkanımız İbrahim Naci Yapar evimize ziyarete geldi, bütün dertlerimizi dinledi ve kendisine çok teşekkür ederim" Antakya Belediyesi güvencesiyle inşa edilen 3+1 evine kavuşan afetzede Gülcan Aydın, "6 Şubat depreminde çok büyük acılar ve olumsuzluklarla karşılaştık. Evimiz yıkıldı, eşim enkaz altında mahsur kaldı ve onu çok zor şartlarda kurtarabildik. Maalesef birçok akrabamızı bu depremde kaybettik. Önce çadırda kaldık ardından Mersin’e gitmek zorunda kaldık. Bir süre sonra Hatay’a geri dönerek konteynerde yaşamaya başladık. Antakya Belediyesi’nin ’Yerinde Dönüşüm Projesi’ni duyduğumuz an hemen başvurumuzu yaptık. Evimiz tamamlanır tamamlanmaz içine geçtik ve yeni evimizi çok beğendik. Sağ olsun Antakya Belediye Başkanımız İbrahim Naci Yapar evimize ziyarete geldi, bütün dertlerimizi dinledi. Kendisine çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.