KÜLTÜR SANAT - 07 Şubat 2026 Cumartesi 09:35

Yüksekova’da kadınların sabrı motiflere dönüşüyor: Yünün kilim yolculuğu

A
A
A
Yüksekova’da kadınların sabrı motiflere dönüşüyor: Yünün kilim yolculuğu

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde geleneksel yöntemlerle yünden elde edilen iplerle dokunan halı ve kilimler, modern tasarımlarla birleşerek Türkiye’nin dört bir yanındaki metropollerin duvarlarını süslüyor.


Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde açılan kurslara katılan kadınlar, hem asırlık motifleri yaşatıyor hem de aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Yüksekova’nın yüksek rakımlı yaylalarından Haziran ve Temmuz aylarında toplanan koyun yünleri, zahmetli bir hazırlık sürecinden geçiyor. Yıkanıp temizlenen yünler, dev kazanlarda kaynatılarak geleneksel yöntemlerle renklendiriliyor. Doğal kök boyalarla hazırlanan iplikler, daha sonra usta öğreticiler ve kursiyerlerin ellerinde tezgahlardaki yerini alıyor.


"Manevi değeri gelecek kuşaklara aktarıyoruz"


Yüksekova Halk Eğitimi Merkezi’nde 13 yıldır usta öğreticilik yapan Arife Gemicioğlu, bölge kültüründe dokumaların özel bir yeri olduğunu belirtti. Geçmişte bu ürünlerin kıymeti nedeniyle yere serilmediğini vurgulayan Gemicioğlu, "Büyüklerimiz bu halıları bir mücevher gibi görür, evin en güzel köşesinde duvara asarlardı. Biz de bugün bu kıymetli geleneği yaşatıyoruz. Amacımız sadece dokuma yapmak değil, bu manevi mirası modernize ederek gelecek nesillere ve modern evlere taşımak" dedi.


"Büyükşehirlerden yoğun talep"


Atölyede sadece geleneksel halılar değil; güncel ihtiyaçlara uygun çanta, kemer, yastık kılıfı ve duvar aksesuarları da üretiliyor. Hakkari’ye özgü motiflerle bezenen ürünler, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyükşehirlerden yoğun ilgi görüyor. Kursiyerler, bir yandan unutulmaya yüz tutmuş kültürel motifleri gün yüzüne çıkarırken, diğer yandan el emeği ürünlerinin satışıyla ekonomik özgürlüklerini kazanıyor. Sosyal bir ortamda üretim yapmanın motivasyonunu yaşayan kadınlar, Yüksekova’nın sert iklimine inat, sanatı ekonomik bir değere dönüştürüyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de depremlerinin psikolojik etkileri ele alındı Mersin Büyükşehir Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin ardından afetin psikolojik etkileri, iyileşme süreci ve toplumsal dayanışmayı ele alan ‘Psikolojik İyileşme ve Toplumsal Dayanışma Paneli’ne ev sahipliği yaptı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı, Mersin Kent Konseyi, 6 Şubat Yaşam Derneği ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) iş birliğinde, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan psikolojik etkiler ve iyileşme sürecinin ele alındığı ‘Unutmadan Devam Etmek: Afet Sonrası Psikolojik İyileşme ve Toplumsal Dayanışma’ başlıklı panel gerçekleştirildi. Panel ile 6 Şubat depremlerinden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen vatandaşlara rehberlik etme, psikososyal destek konusunda farkındalık oluşturma ve toplumsal dayanışma bilincinin artırılması amaçlandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Nikah ve Etkinlik Salonu’nda düzenlenen panele, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, ilgili daire başkanları ve personeli, Mersin Kent Konseyi yetkilileri, 6 Şubat depremi mağdurları ve ailelerinin yanı sıra ilgili sivil toplum kuruluşları katılım sağladı. Moderatörlüğünü Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Dr. Kemal Zorlu gerçekleştirdiği panelde; MEÜ Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Ali Gizir, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Mersin Şubesi Başkanı Psikolojik Danışman Barış Güçlü ve Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği’nden (TARDE) Psikolog Ece Önder konuşmacı olarak yer aldı. Panel kapsamında Prof. Dr. Cem Ali Gizir, "Afetler Odağında Psikolojik Travma, Yas ve Psikolojik Sağlamlık", Psikolojik Danışman Barış Güçlü, ‘Afet Sonrası Psikososyal Destek’, Psikolog Ece Önder ise ‘6 Şubat’ın Ardından: Toplumsal Hafıza, Sahadan Dersler ve Dayanışma’ başlıkları altında sunumlar gerçekleştirdi. Uzman isimler, afet sonrası bireylerin ve toplumun yaşadığı psikolojik süreçler, travmayla baş etme yöntemleri, iyileşme sürecinde dayanışmanın önemi ve ruh sağlığı destek mekanizmaları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Katılımcılar, karşılıklı soru cevabın ardından AFAD İl Müdürlüğü koordinasyonunda Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Hacı Mehmet Acar’ın hazırladığı ‘6 Şubat: Zamanın Kırıldığı An’ adlı grafik tasarım sergisini gezdi. "Mersin, toplumsal dayanışmanın iyi bir örneğini verdi" Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, konuşmasına 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarak başladı. Gökayaz, deprem haberini alır almaz Mersin Büyükşehir Belediyesinin bütün ekipleriyle ilk olarak deprem bölgesine ulaşarak arama kurtarma çalışmalarına katıldığını ve daha sonrasında sosyal çalışmalarla da bu bölgeye destek olmaya devam ettiklerini kaydederek, "Deprem bölgesine yönelik olarak Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in bir daveti oldu. Tüm kentin bu konuda istekli olduğunu ve burada en iyi şartlarda hizmet alacaklarına dair bir davetti bu. Akabinde birçok vatandaşımız Mersin’e doğru geldi. Yüz binleri bulan depremzede vatandaşımız birçok ile gittiği gibi Mersin’e de geldiler. Burada yakınlarına, akrabalarına, kamu kurumlarının sağladığı barınma alanlarına yerleştiler. İlk etapta bütün ihtiyaçları, hem belediyemiz hem ilçe belediyeleri ve kamu kurumları tarafından en iyi şekilde sağlanmasına gayret edildi. Uzun süre bu şekilde bir çalışma yürütüldü" dedi. Depremin fiziksel boyutunun ardından yaraların sarılması anlamında da çok ciddi çalışmalar yapıldığını kaydeden Gökayaz, "Mersin bu açıdan ciddi bir ev sahipliği yaptı. Toplumsal dayanışmanın iyi bir örneğini verdi. Umarım tekrar böyle bir felaket yaşamayız. Bu süreçte toplumsal dayanışma çok büyük bir öneme sahip. Bu esnada bütün kentimiz, bütün vatandaşlarımız inanılmaz bir duyarlılığa sahipti. Çağrı merkezlerimiz vatandaşlarımızın yardım etme talepleriyle, gönüllü olma talepleriyle ilgili olarak çok ciddi çağrılar aldı. Yardım etmek isteyenler yardıma o esnada ihtiyacı olan kişilerle buluşturularak böyle bir organizasyonu yapmaya gayret ettik" diye konuştu.
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesi, fuarda kentin turizm potansiyelini tanıttı Mersin Büyükşehir Belediyesi, 29. EMITT Fuarı’nda açtığı stantla kentin tarihi, kültürel ve turistik zenginliklerini uluslararası katılımcılara tanıtırken, yöresel lezzetleriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekti. Mersin Büyükşehir Belediyesi, turizm sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan ve bu yıl 5-7 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ‘29. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT) yerini aldı. Avrupa’nın en büyük turizm fuarları arasında gösterilen ‘EMITT Fuarı’nda stant açan Büyükşehir Belediyesi, Mersin’in tarihi ve kültürel değerlerini fuar boyunca katılımcılara tanıttı. Büyükşehir belediyesinin stantlarında Mersin’in zengin turizm potansiyeli öne çıkarılırken, Mersin’e özgü yöresel lezzetler de ziyaretçilere sunuldu. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Tuba Kaya Sanal, "Bu yıl 29.’su gerçekleştirilen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda, Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yerimizi aldık. Fuarımız 5-7 Şubat tarihleri arasında 3 gün boyunca devam edecek. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, TÜRSAB yetkilileri ve sektör dinamiklerindeki temsilcilerle beraber, fuara gelen tüm katılımcıları standımızı ziyarete bekliyoruz" diye konuştu. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Hamit İzol da EMITT Fuarı’nda Büyükşehir Belediyesinin standını ziyaret etti. Büyükşehir Belediyesinin EMITT Fuarı’na katılımını önemli bulduğunu dile getiren İzol, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in EMITT Fuarı’na önem vermesi ve burada stant açması, turizmciler açısından çok önemli. Sektörün bütün paydaşları olarak EMITT Fuarı’nda iletişim halindeyiz. Mersin’in tanıtımıyla ilgili çok güzel sunumlar var. Başkanımıza teşekkür ediyorum" dedi.
Ankara Göbeklitepe ve Taş Tepeler, Avrupa’nın kalbi Berlin’de sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz" diyerek, Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık insanlık hikayesinin Avrupa’nın kalbinde dünya ile buluştuğunu duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Museuminsel Berlin’deki James-Simon Galerie’de 10 Şubat Salı günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilecek. İnsanlık tarihinin bilinen en eski sayfaları, bu kez Berlin’de açılıyor. Göbeklitepe ve Taş Tepeler’in 12 bin yıllık mirası, Avrupa’nın kültür başkentlerinden Berlin’de dünya ile buluşuyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Berlin’de açılacak sergiyi sosyal medya hesaplarından duyurdu. Bakan Ersoy paylaşımlarında şu ifadelere yer verdi: "Berlin’de insanlık tarihinin başladığı yere kapı aralıyoruz! 10 Şubat’ta açılışını yapacağımız ’Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisiyle, Şanlıurfa müzemizden seçilen 89 eser ve 4 replikayı dünya ile buluşturacağız. Eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. 19 Temmuz’a kadar açık kalacak sergide, Isabel Muoz’un Taş Tepeler fotoğrafları da yer alacak. Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü, Berlin’in kalbinde anlatacağız. Taş Tepeler’in mirasını, kararlılıkla dünyaya taşıyoruz." 44 eser ilk kez sergilenecek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi, 10 Şubat’ta Berlin Museuminsel’deki James-Simon Galerie’de kapılarını açacak. Sergide, Göbeklitepe ve Taş Tepeler bölgesinden elde edilen buluntulara ev sahipliği yapan Şanlıurfa Müzesi koleksiyonundan seçilen Neolitik Çağ’a ait 89 eser ile 4 eser replikası yer alacak. İnsanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan özgün örnekler arasında bulunan parçaların yer alacağı sergideki eserlerin 44’ü ilk kez sergilenecek. Sergi Neolitik Çağ’da insanlığın büyük dönüşümünü anlatacak Sergi, avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecini bütün yönleriyle ele alacak. Mimari, sanat, heykeltraşlık, inanç sistemleri ve toplumsal örgütlenmenin doğuşu, Göbeklitepe ve çevresindeki tapınaklar, taş sütunlar, kabartmalar ve figüratif heykeller üzerinden anlatılacak. Serginin ziyaretçileri, erken dönem toplumsal ritüelleri, ilk dini inanışları ve toplulukların örgütlenme biçimlerini yakından görme imkanı bulacak. Sergi aynı zamanda tarımsal üretimin başlamasıyla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik dönüşümü de bütüncül bir çerçevede sunacak. Isabel Muoz’un objektifinden Taş Tepeler Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Isabel Muoz’un Taş Tepeler’de çektiği fotoğraflar da sergideki yerini alacak. Yalnızca arkeolojik alanları değil, Neolitik toplulukların yaşam izlerini; insan figürleri, dokular ve ışık aracılığıyla sanatsal bir dille yorumlayan Muoz’un bu fotoğrafları, ziyaretçilere Taş Tepeler’in tarihi derinliğini çağdaş bir bakışla deneyimleme imkanı sunacak. Göbeklitepe ve Taş Tepeler uluslararası sahnede Berlin’de ilk kez düzenlenecek olan sergi, Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler’in kültürel ve bilimsel önemini uluslararası platformda güçlü biçimde tanıtacak. Türkiye’den Berlin’e getirilen bu eşsiz Neolitik eserler, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınaklarından biri olan Göbeklitepe’nin önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Daha önce Roma Kolezyumu’nda büyük ilgi gören Göbeklitepe ve Taş Tepeler anlatısı, Berlin ayağıyla Avrupa’daki görünürlüğünü daha da artıracak. Berlin’de düzenlenen bu sergi, Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi alanındaki etkisini daha da güçlendirecek. ‘Toplumun Keşfi: 12 bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisi 19 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.