DİĞER SPORLAR - 07 Haziran 2021 Pazartesi 16:49

Yasemin Adar'ın hedefi olimpiyat şampiyonluğu

A
A
A
Yasemin Adar'ın hedefi olimpiyat şampiyonluğu

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Avrupa ve Dünya şampiyonalarında altın madalya kazandıran milli güreşçi Yasemin Adar’ı ağırladı.

Elde ettiği şampiyonluklarla Türk güreş tarihine adını altın harflerle yazdıran, Türkiye’nin ilk Avrupa ve Dünya Şampiyonu kadın güreşçisi olma unvanına sahip, Trakya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı öğrencisi milli sporcu Yasemin Adar, Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarette milli sporcu Yasemin Adar’a, Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Kadın Güreş A Milli Takım Kondisyoneri Doç. Dr. İsa Sağıroğlu ve Milli Takım Teknik Direktörü, Trakya Üniversitesi öğrencisi Efraim Kahraman eşlik etti.

Adar: “Olimpiyat şampiyonluğu için elimden gelen tüm gayreti göstereceğim”
Avrupa ve Dünya şampiyonluklarının ardından tek hedefinin Olimpiyat şampiyonu olarak, Türk Kadın Güreş tarihinde bir ilke imza atmak olduğunu belirten milli sporcu Yasemin Adar “Son yıllarda tüm şampiyonalarda büyük başarılara imza attık. Şimdiki hedefim, 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda ülkem adına en iyi sonucu elde etmek. Bu konudaki hazırlıklarımız ve çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Sadece orada olmak değil, ülkemize yeni bir başarı hikâyesi yazdırmak istiyorum. Bu beni daha çok motive ediyor. Olimpiyat şampiyonluğu için elimden gelen tüm gayreti göstereceğim. İnşallah bu gururu hep birlikte yaşayacağız” dedi.

Prof. Dr. Tabakoğlu: “Yasemin Adar'ın güreş tarihinde efsane olacağına inanıyorum”
Son olarak Bulgaristan'ın başkenti Sofya’da düzenlenen Tokyo Olimpiyatları Dünya Eleme Turnuvası’nda tüm rakiplerini yenerek Türkiye’ye güreşte dokuzuncu Olimpiyat kotasını kazandıran milli sporcu Yasemin Adar’ı başarısından dolayı tebrik eden Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, olimpiyat oyunlarında altın madalya kazanacağına olan inancını dile getirdi. Yasemin Adar’ın, hem ülkemiz hem de üniversitemiz adına pek çok defa mutluluk ve gurur vesilesi olduğunu anımsatan Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, “Öğrencimiz olmasından gurur duyduğumuz milli sporcu Yasemin Adar’ın, kariyerindeki tek eksik olan olimpiyat madalyasını da kazanarak kadın güreş tarihimizde bir efsane olacağına inanıyorum. Daha önce Dünya ve Avrupa şampiyonu olan sporcumuz, bugüne kadar kazandığı başarılarla bizlere büyük bir gurur yaşattı. Olimpiyatlar gibi uluslararası bir organizasyonda yer alması ve ülkemizi temsil edecek olmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Bu önemli başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, olimpiyatlarda mücadele edecek tüm milli sporcularımıza başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Kadın Güreş A Milli Takım Teknik Direktörü Efraim Kahraman ise tek hedeflerinin olimpiyat şampiyonu kadın güreşçiler çıkartmak olduğunu belirterek, tarihin en eski ve dünyanın en büyük spor organizasyonu olan Olimpiyat Oyunları’ndan alınlarının akıyla ve tarihe geçecek başarılarla döneceklerine inandıklarını söyledi.
Kadın Güreş A Milli Takım Kondisyoneri Doç. Dr. İsa Sağıroğlu da madalya yolunda en iyi şekilde hazırlandıklarını anlatarak, olimpiyatlarda ülkemizi başarıyla temsil edeceklerini söyledi.

Şener Urfa

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
Kocaeli Kötü karne korkusuyla evden kaçıp camiye sığındığı gün hayatı değişti Kocaeli’de ortaokul yıllarında karnesi kötü geldiği için eve gidemeyip sığındığı cami avlusunda donmak üzereyken uyanan ve o gecenin travmasıyla yüzde 45 engelli kalan 33 yaşındaki Akan Uran, tedavi sürecinde başladığı resim sanatıyla karanlık günleri geride bırakarak 4’üncü kişisel sergisini açtı. Yaklaşık 15 yaşlarındayken zayıf gelen karnesini ailesine göstermekten korkarak evden ayrılan ve başka bir ilçeye kadar yürüyen Akan Uran, geceyi geçirmek için girdiği bir cami avlusunda donmak üzereyken duyduğu bir sesle uyandı. O gece yaşadığı korku ve travma nedeniyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başlayan Uran’a, yüzde 45 engelli raporu verildi. Hastalığının ilk dönemlerinde eve kapanan Uran, bu zorlu süreci kendi imkanlarıyla çizdiği karakalem ve boya resimleriyle aşmaya çalıştı. Zamanla sanat eğitimleri alarak yeteneğini geliştiren genç adam, 300’den fazla eser üreterek 4’üncü sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. "O sesi duymasaydım donarak ölecektim" Yaşadığı o zorlu geceyi ve rahatsızlığının başlama sürecini anlatan Uran, korkunun hayatını nasıl değiştirdiğini anlattı. Uran, "Benim karnem zayıftı ve sınıfta kalırım diye çok korktum. Başka bir ilçeye kadar yürüdüm. Akşam vaktiydi, kalacak yer bulamayınca bir cami avlusunda uyudum. Kış günüydü. Uyurken bir ses duydum ve uyandım. O sesin Allah tarafından geldiğine inanıyorum; çünkü o sesi duymasaydım kış günü orada donarak ölecektim. O uyandıran sesten sonra korkularım ve başka sesler duymalarım başladı. Tedavim de bu şekilde başlamış oldu" dedi. "Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam" Rahatsızlandığı ilk dönemde çevresiyle iletişimini kestiğini ancak resim çizmenin kendisine bir çıkış kapısı olduğunu belirten Uran, sanata tutunma serüvenini şöyle anlattı: "İlk başlarda kendimi tamamen eve kapattım. Çizimlere de o dönemde kendi imkanlarımla başladım. Ortaokulu bitirdikten sonra eğitime de katılarak kendimi geliştirdim. Karakalem, çizgi film karakterleri, manzara, karikatür ve doğa resimleri yapıyorum. Uzun zamandan beri hastanede tedavi görüyorum ama şu an resimlerim bana büyük bir huzur veriyor, mutlu oluyorum. Şimdiki halime çok şükrediyorum, eskisinden çok daha iyiyim. Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam." Bugüne kadar 300’ü aşkın esere imza atan Uran, "Eğer destek verip elimden tutarlarsa kendimi çok daha fazla geliştirmek, daha iyi seviyelere gelmek isterim. İnşallah çizimlerim ve sergilerim çoğalacak" diye konuştu.