DÜNYA - 19 Temmuz 2024 Cuma 19:43 | Son Güncelleme : 19 Temmuz 2024 Cuma 22:20

Uluslararası Adalet Divanı: “İsrail işgali en hızlı şekilde sonlandırmalı”

A
A
A

Uluslararası Adalet Divanı, bugün açıkladığı İsrail’in Filistin topraklarındaki işgali ve bu topraklardaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşünde, “İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin hukuka aykırı olduğu ve işgalin en hızlı şekilde sonlandırılması gerektiği” ifade edildi.

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2022 yılı aralık ayındaki başvurusu çerçevesinde İsrail’in Filistin topraklarındaki işgali ve bu topraklardaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşünü açıkladı. Hollanda’nın Lahey kentindeki 15 yargıçtan oluşan divanın tespitlerini açıklayan UAD Başkanı Nevaf Selam, konuşmasının başlangıcında İsrail’in Filistin topraklarındaki işgali hakkındaki danışma görüşünün mahkemenin yetkileri dahilinde olduğunu bildirdi. Selam, İsrail ile bazı ülkelerin mahkemenin bu konuda görüş bildirmekten kaçınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini duyurdu. Selam, İsrail’i “işgalci güç” olarak tanımladığı danışma görüşünde, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nin birbirinden ayrı toprak parçaları değil, bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Bu uygulamaların Filistin topraklarının ilhakı anlamına geldiğini tespit etmiştir”

İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulanan açıklamada, “Mahkeme, İsrail’in yerleşim politikasının Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49. maddesinin altıncı paragrafında yer alan “İşgalci güç, kendi sivil nüfusunun bir kısmını işgal ettiği topraklara nakletmeyecek veya transfer etmeyecektir hükmünü ihlal ettiğini tespit etmiştir” denildi.

UAD’nin danışma görüşünü okuyan Selam, İsrail’in Filistin topraklarındaki doğal kaynaklarını istismar etmesinin de uluslararası hukukun ihlalini oluşturduğunu söyledi. Selam, “İsrail’in aralarında yerleşim bölgelerinin korunması ve genişletilmesi, ilgili altyapının ve duvarın inşası, doğal kaynakların sömürülmesi, Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesi, İsrail’in kendi yerel hukukunun özellikle Doğu Kudüs ve Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde geniş ölçüde uygulanması gibi politika ve uygulamaları, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki kontrolünü pekiştirmektedir. Bu politika ve uygulamalar, süresiz olarak devam edecek şekilde tasarlanmıştır ve sahada geri dönüşü olmayan etkilere neden olmayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla mahkeme, bu politika ve uygulamaların, işgal altındaki Filistin topraklarının büyük bir bölümünün ilhakı anlamına geldiğini tespit etmiştir” diye konuştu.

“Filistin halkı, kendi geleceğini tayin hakkından mahrum bırakılmıştır”

Salem, “Yapılan analizler ışığında mahkeme, İsrail’in hukuka aykırı politikaları ve uygulamalarının uzun süreli karakterinin, Filistin halkının kendi geleceğini tayin hakkının ihlalini ağırlaştırdığı görüşüne ulaşmıştır. İsrail’in yıllara yayılan politika ve uygulamalarının sonucu olarak Filistin halkı, uzun bir süre boyunca kendi geleceğini tayin hakkından mahrum bırakılmıştır. Bu politika ve uygulamaların daha da uzatılması, gelecekte bu hakkın kullanılması ihtimalini zayıflatmaktadır. Bu nedenle mahkeme, İsrail’in hukuka aykırı politika ve uygulamalarının, Filistin halkının kendi geleceğini tayin hakkına saygı gösterme yükümlülüğünü ihlal ettiği görüşündedir” dedi.

“İsrail’in yeni yerleşim bölgeleri oluşturma eylemlerine derhal son vermeli”

İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığının yasal olmadığı ifade edilen görüşte, “İsrail’in işgali mümkün olan en hızlı şekilde sonlandırma” yükümlülüğü olduğu ifade edildi.
İsrail’in politika ve uygulamalarının devam eden işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilediği yönündeki soruya ilişkin mahkemenin değerlendirmesinde ise, İsrail’in yeni yerleşim bölgeleri oluşturma eylemlerine derhal son verme, ayrımcılık oluşturan tüm yasal uygulamaları durdurma, Filistin topraklarındaki nüfus yapısını değiştirmeye yönelik tüm tedbirleri iptal etme ve Filistin halkının zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirildi.

BM Genel Kurulu görüş talebinde bulunmuştu

BM Genel Kurulu, 30 Aralık 2022 tarihinde kabul edilen kararla UAD'den “Filistin halkının kendi geleceğini tayin hakkının sürekli bir şekilde ihlali” ve “1967’den bu yana işgal altında tutulan Filistin topraklarının uzun süreli işgali, buradaki yerleşimler ve bu toprakların ilhakının” hukuki sonuçlarına ilişkin görüş talebinde bulunmuştu.

BM Genel Kurulu tarafından uluslararası mahkemeye yöneltilen ikinci soru ise, İsrail’in bu eylemlerinin “İsrail işgalinin hukuki statüsünü nasıl etkilediği” ve bu durumun diğer ülkeler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçların ne olduğu şeklinde olmuştu.

Görüşlerin bağlayıcılığı bulunmuyor

Görüşlerin bağlayıcılığı bulunmuyor fakat UAD, “Bu görüşlerin her şeye rağmen hukuki bir ağırlık ve ahlaki otorite taşıdığını” vurguluyor. Bu nedenle Lahey’deki uluslararası mahkeme tarafından açıklanan görüşün, Gazze’deki savaş konusunda İsrail üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor.

Uluslararası hukuk uzmanları, İsrail'in işgali, yerleşim uygulamaları ve Filistin topraklarını fiilen ilhak etmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki kararın, uluslararası hukuka bağlılığı olan ülkelerin İsrail’e yönelik tavırlarında değişikliğe yol açabileceğine inanıyor.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla MSKÜ Rektörü Kaçar’an geleceğin hekimlerine ’Empati’ öğüdü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Beyaz Önlük Giyme Töreni, 15 Temmuz Şehitler Salonunda gerçekleştirildi. Törende, geleceğin doktorları olan 209 öğrenci beyaz önlüklerini giydi. Bu öğrencilerden 150’si Türkçe tıp, 59’u ise İngilizce tıp programında eğitim gören öğrencilerden oluştu. Törende konuşma yapan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, “Bu konuşmayı sadece geleceğin doktorları olan öğrencilerimiz için hazırladım. Konuşmamın ana teması olarak herkesin bildiği ama pek de itina etmediği bir kavramı seçtim. Empati. Geçen yıl bu törende nezaket üzerinde durmuştum. Şimdi empati kavramı üzerinde durmak istiyorum. Empatinin ve nezaketin birbirini tamamlayan kavramlar veya davranış seti olduğunu düşünüyorum. Sadece doktor olarak değil, sıradan bir insan olarak da hastalarla, meslektaşlarınızla veya sosyal hayatta normal insanlarla ilişkilerinizde empatinin gücünün farkına varmanız çok önemlidir. Kavram aslında tahmin edebileceğiniz gibi bize eski Yunanlılardan kalmış. Onlar empatheia kelimesini, tutku veya acı veya hastalık içinde anlamına kullanıyorlarmış. Günümüz Türkçesinde biz empati kavramını, başkalarının duygularını ve deneyimlerini anlama ve onlarla bağ kurma yeteneği ve birinin hissettiklerini hissedebilmek ve onların perspektifine derinlemesine anlamaya çalışmak manasında kullanıyoruz. Tıpta empati, hekimlerin aktif dinleme ve anlayış gösterme becerilerini içerir ve hastaların kaygılarını, korkularını ve ihtiyaçlarını ifade etmelerine yardımcı olur. Dolayısıyla, empatinin, hekimlerin hastalarıyla olan ilişkilerinde kritik bir rol oynayacağını söyleyebilirim. Bu tecrübeyle de sabit. Sizler, hastalarınızın duygusal ve fiziksel durumlarını anlamaya çalışarak, onlara daha etkili bir şekilde yaklaşabilir ve tedavi sürecini iyileştirebilirsiniz. Ayrıca, empatik bir yaklaşım, hastaların tedaviye uyumunu artırabilir ve duygusal destek sağlayarak iyileşme süreçlerini olumlu etkileyebilir. Empati ile yaklaşma meselesi belki biraz da bizim kişisel niteliğimizin bir parçasıdır ama biliyorsunuz ki bizler eğitilebilir canlılarız ve bu konularda da kendimizi eğitmemiz gerektiği kanaatindeyim. Bunlar aslında hepimizin bildiği ve çok da sıradan şeyler. Başkalarına saygı ve empatiyle davrandığınızda güveni, rahatlığı ve iyileşmeyi teşvik eden bir ortam hazırlarsınız. Bu meyanda empati ve saygı, etkili iletişim ve iş birliğini mümkün kılan, güçlü doktor-hasta ilişkileri çatısının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Bu çatının diğer iki ayağını da sizlerin bilgi ve maharetleri oluşturmaktadır” dedi. MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar’ın konuşmasının ardından Tıp Fakültesi öğrencilerinin beyaz önlükleri törene katılan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Oğuzhan Dönmez, Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Turhan Togan, Rektör Yardımcıları ve diğer öğretim üyeleri tarafından giydirildi.