DÜNYA - 28 Mart 2026 Cumartesi 09:46 | Son Güncelleme : 28 Mart 2026 Cumartesi 10:25

Trump: "Türkiye gerçekten şahaneydi, Erdoğan harika bir lider"

A
A
A

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin İran savaşı konusundaki tutumundan övgüyle söz ederek, "Bence Türkiye gerçekten şahaneydi. Onlardan rica ettiğimiz şeylerin dışında kaldılar. Erdoğan harika bir lider" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinde düzenlenen bir yatırım forumunda yaptığı konuşmada, İran savaşı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. ABD'nin İran'ın nükleer programını hedef alan saldırılarının sadece İsrail'i değil, tüm Orta Doğu'yu kurtardığını öne süren Trump, bölge ülkelerine atıfla, "Bu durum, üzerinize yağan tüm o roketlerle kanıtlandı. Suudi Arabistan çok darbe aldı, hepiniz darbe aldınız. Herkes o roketlerin sadece İsrail'e gideceğini düşünüyordu" dedi. İran'ı "dünyanın bir numaralı terör sponsoru" olarak nitelendiren Trump, "Bu devletin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermezdim, bunu uzun zamandır söylüyordum ve izin vermedim. Son 27 gündür ABD'yi ve müttefiklerimizi savunmak adına dünyanın en güçlüsü olan ABD ordusu, İran'ın askeri kapasitesini hiç görülmemiş bir güç, hassasiyet ve beceriyle yok ediyor. Bu gerçekten sert bir müdahaleydi" ifadelerini kullandı.

"Anlaşma yapmak için yalvarıyorlar"

İran'ın darmadağın edildiğini savunan Trump, "Bugün yine önemli bir gün geçirdik. Ne olduğunu bile anlamıyorlar" dedi. İran ile müzakere halinde olduklarını yineleyen Trump, "O kadar ağır darbeler alıyorlar ki bu durumda her kim olsa müzakere etmek isterdi. Müzakere ediyorlar; bir anlaşma yapmak için yalvarıyorlar" dedi. İran'ın yürütülen müzakereleri inkar ederek yalan söylediğini kaydeden Trump, "Haklı olduğum ortaya çıktı. İki gün sonra itiraf ettikleri üzere müzakere eden onlardı. Yaptıkları yanlış beyanı telafi etmek için, 'Size 8 gemi petrol göndereceğiz' dediler. Ertesi gün, yani 2 gün önce kanalların birinde çok garip bir şey gördüm. İran'dan çıkan 8 petrol gemisi vardı. Sonra aslında 2 tane daha ekleyeceklerini söylediler ve eklediler, böylece 10 gemimiz oldu. İşte o zaman insanlar gerçekten müzakere ettiğimizi anladı. Şu an görüşüyoruz. Bir şeyler yapabilirsek harika olur, ama Hürmüz Boğazı'nı açmaları gerekiyor" şeklinde konuştu.

"İran'ın savunma yeteneklerini imha ediyoruz"

İran'a büyük bir darbe indirdiklerini belirten Trump, "Füze ve İHA fabrikalarını kimsenin mümkün görmediği seviyelerde imha ediyor, savunma sanayi altyapılarını yok ediyoruz. İran donanması bitti, hepsi battı, Körfez'in dibindeler ya da başka yerlerde" dedi. Trump, "Mayın döşemek isterlerse bunu sandallarla yapmak zorundalar, çünkü hiç gemileri kalmadı. Hava kuvvetleri öldü, tamamen, bütünüyle bitti, artık uçakları falan yok. Hava savunma ve iletişim kabiliyetleri tamamen yerle bir edildi. Liderlerinin hepsi de öldü" diye konuştu.

"Mücteba Hamaney ya ölü ya da çok kötü durumda"

İran'ın önceki dini lideri Ali Hamaney'i de öldürdüklerini vurgulayan Trump, "Oğlu Mücteba Hamaney de ya ölü ya da çok kötü durumda, çünkü kimse ondan haber alamıyor. Sanırım, 'Baba, beni bu işe karıştırma' diyordur. Sanırım kimsenin liderlik yapmak istemediği tek ülke burasıdır. İran'a liderlik etmek isteyen var mı? Lütfen el kaldırsın. Kocaman bir dinleyici kitlesi var burada. Kim liderleri olmak ister? Derin bir sessizlik. Kimse istemiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Operasyon takviminin 2 hafta önündeyiz"

ABD'nin dünyanın en güçlü istihbarat mekanizmasına ve ordusuna sahip olduğunu belirten Trump, "4 hafta bile geçmeden ortaya koyduğum tüm askeri hedefleri bir bir gerçekleştiriyoruz. Sanırım operasyon takviminin 2 hafta önündeyiz. Biz buna 'askeri operasyon' diyoruz, 'savaş' demiyoruz" ifadelerini kullandı.

Trump'tan NATO ve Avrupalı müttefiklerine tepki

NATO, Fransa ve İngiltere'nin ABD'nin askeri destek talebine zamanında yanıt vermediğini hatırlatan Trump, "Bundan dersimizi aldık. Ne dediğimi unutmayın, büyük bir hata yaptılar. Yanımızda olmadılar. Almanya Şansölyesi de dahil bunların hepsi benim arkadaşım. Almanya Şansölyesi, 'Bu bizim savaşımız değil. Bizimle bir ilgisi yok' dedi. Ukrayna da bizim savaşımız değil, ama yardım ediyoruz" tepkisini gösterdi.

Trump, Körfez ülkelerinin desteğine vurgu yaptı

Körfez ülkelerinin kendilerine verdiği destekten memnun olduklarının altını çizen Trump, "Suudi Arabistan'a teşekkür etmek istiyorum, NATO'nun aksine çok yardımcı oldular. Suudi Arabistan savaştı, Katar savaştı, Birleşik Arap Emirlikleri savaştı, Bahreyn savaştı ve en iyi uçaklarımızı füzelerle düşürmüş olsalar da Kuveyt bile savaştı. Bu olmasaydı da olurdu, ama onların bizim uçaklarımız olduğunu bilmiyorlardı" dedi.

Trump'tan Türkiye'ye ve Erdoğan'a övgü

Orta Doğu'daki müttefiklerinin tutumu konusunda hayal kırıklığı yaşamadıklarını vurgulayan Trump, "Bence Türkiye gerçekten şahaneydi. Onlardan rica ettiğimiz şeylerin dışında kaldılar. Erdoğan harika bir lider" ifadelerini kullandı. Bölgede olmamasına rağmen muazzam destek veren ülkelerin de olduğunu aktaran Trump, "Endonezya da harikaydı. Biliyorsunuz, gerçek dostlarınızın kim olduğunu böyle zamanlarda öğreniyorsunuz. Endonezya, Türkiye ve daha birçok ülke. Ama o 5 ülke (Körfez ülkeleri) harikaydı" dedi.

Trump'tan İbrahim Anlaşmaları çağrısı

İran tehdidinin ortadan kaldırılması ile Orta Doğu'nun daha parlak bir geleceğe sahip olacağını belirten Trump, "Şimdi onları (İran'ı) saf dışı bıraktık, hem de çok büyük bir şekilde. İbrahim Anlaşmaları'na odaklanmalıyız ve tüm ülkelerin bu anlaşmalara dahil olmasını umuyoruz. Bunu yapan çok cesur ülkelerimiz var. Yıllar önce dahil oldular, o ilk 4 ülkenin kim olduğunu biliyorsunuz. Bunu yaparak harika bir iş çıkardılar. Bu onlar için ekonomik olarak da harika oldu, bunu yapmış olmaları büyük bir olaydı. Ama bence şimdi tüm Orta Doğu ülkeleri katılacak. Bazı durumlarda, tüm Orta Doğu ülkelerinin ve hatta ötesinin katılacağını söyleyebilirim. Yakında Orta Doğu'da olmayıp da üye olmak isteyen insanlar göreceksiniz" değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Minyatürlerle fetih canlandırıldı Yıldırım Belediyesi, ‘Beylikten Cihan Devleti’ne’ temasıyla başlattığı 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda, Bursa’nın fethini; tarihi, kültürel, sanatsal ve felsefi açıdan ele almaya devam ediyor. Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü nedeniyle, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’nda sonuçlar belli oldu. Gülçin Anmaç, Aylin Özkan, Suzan Çataloluk, ve Şennur Atalay Varol’dan oluşan seçici kurul; yarışmaya gönderilen birbirinden değerli eserleri detaylıca inceledi. Uzun değerlendirmelerin sonunda; birincilik ödülüne Rie Kudo, ikincilik ödülüne Gülbin Atabek,üçüncülük ödülüne Emine Suna Baran, teşvik ödülüne ise Hasan Atilla Şakarcan, Fatma Çalık ve Ebru Karagöz’ün eserleri layık görüldü. Ayrıca Fatma Arı, Reyhan Budan, Suna Yastı, Nagehan Kumrul, Dilek Varna, Canan Ateş, Canan Karadağ, Nevin Külünkoğlu, Aylin Şekerkaya ve Betül Akbay’ın eserleri ise sergileme ödülü kazandı. Yarışmanın ödül töreni ve sergisi Erguvan Bayramı kutlamaları kapsamında 8 Mayıs Cuma günü Emir Sultan Meydanı’nda yapılacak. ‘Maddi ve Manevi Yönleriyle Bursa’nın Fethi Minyatür Yarışması’nın sonuçlarının hayırlı olmasını dileyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Bursa’nın fethi, yalnızca bir şehrin değil, bir medeniyetin kapılarının açılması anlamına gelir. Bu büyük zaferin 700. yıl dönümünü, sanat ve edebiyatla yaşatmak istiyoruz. Yarışmalarımız aracılığıyla hem tarihimize sahip çıkıyor hem de gelecek nesillere ilham kaynağı olacak eserlerin ortaya çıkmasını hedefliyoruz. Yarışmamıza katılan tüm sanatçılarımızı yürekten tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Balkan şampiyonu basketbolcular, 45 yıl sonra film festivalinde bir araya geldi Balkan Şampiyonluğu Kupası’nı 45 yıl önce Türkiye’ye getiren A Milli Basketbol Takımı oyuncuları, İstanbul Spor Filmleri Festivali’nde bir araya geldi. Türk basketbol tarihinin önemli kırılma anlarından birini konu alan "1981: Türk Basketbolunun Dönüm Noktası" belgeseli, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması’nda, İstanbul Spor Filmleri Festivali kapsamında izleyicilerle buluştu. 1981 yılındaki şampiyon kadroda yönetici, antnenör ve oyuncu olarak bulunan isimler; dönemin Basketbol Federasyon Başkanı merhum Osman Solakoğlu adına oğlu Kemal Solakoğlu, Remzi Dilli, Ünal Özüak, Atakan Karakaplan, Melih Erçin, Erman Kunter, Efe Aydan, Mehmet Döğüşgen, Necati Güler, Turhan Koray, Emir Turam ve merhum Serdar Koçyiğit adına oğlu Yağız Koçyiğit filmi birlikte izlerken, gösterimin ardından düzenlenen söyleşide de anılarını katılımcılar ile paylaştı. Yapımcılığını Mehmet Altıoklar’ın, yönetmenliğini Ozan Torun’un üstlendiği belgesel, 1981 yılında Türk Milli Basketbol Takımı’nın elde ettiği tarihi başarının, Türkiye’de basketbola bakışı nasıl değiştirdiğini ve "biz de kazanabiliriz" duygusunu nasıl kalıcı hale getirdiğini anlatıyor. Belgesel, yalnızca bir spor başarısını değil; Türk basketbolunda özgüvenin, emeğin, dayanışmanın ve kültürel hafızanın nasıl oluştuğunu da kayıt altına alıyor. Bu yönüyle çalışma, geçmişe dönük bir anma projesi olmanın ötesine geçerek, yeni kuşaklara ilham vermeyi amaçlıyor. Basketbol İçin Destek ve Eğitim Vakfı (BİDEV) tarafından hayata geçirilen çalışma, Türk basketbol hafızasında özel bir yere sahip olan bu dönemi yeniden gündeme taşıyor. BİDEV, Türkiye’de basketbola emek vermiş isimler arasında dayanışmayı güçlendirmek ve basketbolu eğitim yoluyla yeni kuşaklara aktarmak amacıyla faaliyet gösteren bir vakıf olarak, geçmişin birikimini geleceğe taşımayı hedefliyor. Spor tarihi ile sinema anlatısını bir araya getiren "1981: Türk Basketbolunun Dönüm Noktası", festival gösterimiyle birlikte basketbolseverleri, spor tarihine ilgi duyan izleyicileri ve kültürel hafızanın izini süren herkesi aynı salonda buluşturdu.
Bitlis Nemrut’un binlerce yıllık doğal taşları keşfedilmeyi bekliyor Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı Gölbaşı beldesinin Nemrut Kalderası eteklerinde bulunan obsidyen taşları ve diğer değerli taşlar keşfedilmeyi bekliyor. Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçe sınırlarının kesişim noktasında yer alan Nemrut Kalderası, jeolojik yapısı, doğal güzelliği ve keşfedilmeyi bekleyen gizemleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Bölge, hem bilimsel açıdan hem de görsel zenginliğiyle önemli bir doğal miras niteliği taşıyor. Bu zenginlikten payını alan yerlerden biride Güroymak’ın Gölbaşı Beldesi. Nemrut Dağının eteklerinde bulunan beldede yoğun şekilde görülen obsidyenler ve diğer doğal taşlar doğa yürüyüşü yapanların ilgisini çekiyor. Nemrut Krater Dağı’nın oluşum sürecinde meydana gelen ve "volkanik cam" olarak bilinen obsidyen taşları, tarih öncesi çağlardan günümüze uzanan önemli bir doğal miras olarak değerlendiriliyor. Siyah ağırlıklı olmak üzere mor ve mavimsi tonlarda da görülebilen bu parlak taşlar, kırıldığında keskinleşen yapısıyla geçmişte kesici aletler ve süs eşyalarının yapımında kullanıldı. Günümüzde ise hem bilimsel araştırmalar hem de doğa turizmi açısından dikkat çekiyor. Nemrut eteklerindeki Gölbaşı beldesinde yer yer tarlalar ve yürüyüş güzergâhları boyunca rastlanan obsidyenler, bölgenin turizm potansiyelini artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor. Doğa yürüyüşleri sırasında yüzeyde kolaylıkla görülebilen bu taşlar, fotoğraf tutkunları için de görsel bir şölen sunuyor. Uzmanlara göre, bölgede obsidyen dışında farklı mineral ve değerli taş oluşumlarının bulunma ihtimali de dikkat çekiyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan doğa gezgini Mehmet Okay, Nemrut Kalderası eteklerinde yoğun şekilde görülen obsidyen taşlarının bölge için önemli bir değer olduğunu belirtti. Doğa yürüyüşleri sırasında bu taşlara sıkça rastladıklarını ifade eden Okay, "Nemrut’un volkanik geçmişinin izlerini taşıyan obsidyenler hem görsel açıdan dikkat çekiyor hem de bölgenin jeolojik zenginliğini ortaya koyuyor. Bu alanın jeoturizm kapsamında değerlendirilmesi, hem tanıtıma hem de yerel ekonomiye katkı sağlayabilir" dedi. Nemrut Kalderası çevresinde geniş bir alana yayılan obsidyen oluşumlarının kayıt altına alınması, tanıtımının yapılması ve kontrollü şekilde turizme kazandırılması halinde, bölgenin alternatif doğa turizmi rotalarından biri haline gelebileceği belirtiliyor. Özellikle Gölbaşı çevresinde yoğunlaşan bu doğal mirasın, keşfedilmeyi bekleyen önemli bir potansiyel taşıdığı ifade ediliyor.