DÜNYA - 27 Şubat 2026 Cuma 21:29 | Son Güncelleme : 28 Şubat 2026 Cumartesi 12:20

Trump: "İran iyi niyetle müzakere etse harika olurdu ancak henüz bu noktaya ulaşamıyorlar"

A
A
A

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen müzakere sürecine ilişkin, "Gerçekten iyi niyetle ve vicdanla müzakere etseler harika olurdu ancak henüz bu noktaya ulaşamıyorlar. Askeri güç kullanmadan halledebilsek iyi olur ama bazen askeri güç kullanmak gerekir" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington DC’den Texas eyaletine gerçekleştireceği ziyaret öncesnide sırada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Trump, İran başta olmak üzere Orta Doğu’daki gelişmeler, muhtemel askeri senaryolar ve bölgesel güvenlik dengelerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İran ile yürütülen müzakerelerin mevcut durumundan memnun olmadıklarını belirten Trump sürece ilişkin, "İyi niyetle müzakere ederlerse harika olur. Ancak henüz bu noktaya ulaşamıyorlar" açıklamasını yaptı.

Trump, İran’ın nükleer kapasitesine ilişkin ABD’nin tutumunu yineleyerek, İran’ın nükleer programının muhtemel anlaşmanın merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. Trump, "Ana anlaşmanın bir parçası olarak nükleer silahlar konusunda bir anlaşma yapmalılar. İran’ın nükleer silah sahibi olmasını istemiyoruz. Nükleer silaha sahip olamazlar ve müzakerelerin gidişatından pek memnun değiliz. O yüzden nasıl sonuçlanacağını göreceğiz" dedi.

ABD Başkanı Trump ayrıca İran’ın anlaşma sürecinde Washington’un beklentilerini karşılamadığını belirterek, "Bu durumdan pek memnun değilim" ifadelerini kullandı.

"Bazen askeri güç kullanmak gerekir"

İran’a yönelik muhtemel askeri müdahale ihtimaline ilişkin konuşan Trump, diplomatik çözüm tercihine rağmen güç kullanımının dışlanmadığını belirterek, "Bunu yapmak istemiyorum ancak bazen yapmanız gerekir. Askeri güç kullanmadan halledebilsek iyi olur ama bazen askeri güç kullanmak gerekir" dedi.

ABD ordusunun kapasitesine vurgu yapan Trump, "Dünyanın en büyük ordusuna sahibiz. Yakınımızda kimse bile yok. (Orduyu) Kullanmamayı tercih ederim ama bazen kullanmak zorunda olursunuz" ifadelerini kullandı. İran konusunda nihai kararın henüz alınmadığını belirten Trump, "Hayır, nihai kararımı vermedim" açıklamasında bulundu.

"Savaş olduğunda her şeyde bir risk vardır"

Muhtemel bir askeri operasyonun İran’da rejim değişikliğine yol açıp açmayacağı sorusuna Trump, "Hayır, kimse bana öyle bir şey söylemedi. Kimse bilmiyor, olabilir de olmayabilir de" yanıtını verdi. Bir askeri müdahalede Orta Doğu'da geniş çaplı çatışma riskine de değinen Trump, "Savaş olduğunda iyi ya da kötü her şeyde bir risk vardır" ifadelerini kullandı.

"Küba'yı dostane bir şekilde ele geçirebiliriz"

Trump, açıklamalarında Küba ile yürütülen temaslara da değinerek Havana yönetiminin ciddi ekonomik kriz içinde olduğunu söyledi. Küba hükümetinin ABD ile temas halinde olduğunu belirten Trump, "Küba hükümeti bizimle görüşüyor. Büyük bir sıkıntı içindeler. Paraları yok, petrolü yok, yiyecekleri yok ve bizim yardımımızı istiyorlar. Belki Küba’yı dostane bir şekilde ele geçirebiliriz" dedi.

Trump ayrıca ABD’de yaşayan Küba kökenli topluluk açısından bunun olumlu sonuçlar doğurabileceğini savundu.

"Pakistan ile çok iyi ilişkilerimiz var"

Basın toplantısında Pakistan ile Afganistan hattındaki güvenlik gelişmelerine ilişkin soruyu da yanıtlayan Trump, Washington ile İslamabad arasındaki ilişkilerin güçlü olduğunu vurguladı. Trump, Pakistan yönetimine ilişkin, "Bildiğiniz gibi Pakistan ile çok iyi anlaşıyoruz. Pakistan’ın harika bir başbakanı, harika bir generali ve harika bir lideri var. İkisi de gerçekten çok saygı duyduğum kişiler. Bence Pakistan harika bir iş çıkarıyor" açıklamasında bulundu.

Orta Doğu’daki dengelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, Irak yönetimiyle ilişkilerin olumlu ilerleyeceğini belirterek, "Irak liderleriyle çok iyi geçineceğiz. Irak’ı ve Irak halkını çok seviyorum" dedi.

Trump, istismar şebekesi kurmakla suçlanan ABD’li milyarder Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin bir soruya da, "Epstein dosyaları hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Bu konuda tamamen aklanmış durumdayım" cevabını verdi.

Dilek Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.