BASKETBOL - 24 Ağustos 2012 Cuma 11:39

Tanjevic'ten sert eleştiriler

A
A
A
Tanjevic'ten sert eleştiriler

A Milli Basketbol Takımı Başantrenörü Bogdan Tanjevic, takıma çağırılmasına rağmen gelmeyen oyunculara eleştirilerde bulunarak, "20 yaşına gelmiş bir oyuncunun bile Milli Takım'da oynamayı reddebileceği bir konuma geldik" dedi.

SİNAN USLU-CEM GEÇİM
ANKARA

Tanjevic, Euro Basket 2013 Elemeleri'nde bugün Portekiz'le karşılaşacağı maç öncesi önemli açıklamalarda bulundu. NBA ile FIBA ilişkilerini doğru bulmadığını belirten Tanjevic, "İlişkiler eksik, tam oturmuyor. Bütün FIBA ülkelerine üçüncü dünya ülkesiymiş gibi davranmaya çalışıyorlar. NBA'de 40-50 civarında oyuncu olduğunu biliyorum. Bu çocuklara doğduğu topraklardaki, ülkelerdeki hem kulüpleri büyük yatırımlar yapıyor, bu seviyeye getirebilmek için. Hiçbir yatırım yapmadıkları, gelişmelerine katkı sağlamadıkları oyuncuları buradan kolayca çekip alarak NBA'de bir iş ve eğlence sektörünün içine koyuyorlar ve bir şekilde kullanıyorlar" şeklinde konuştu.

"NBA'YE OYUNCU GÖÇÜ VAR"

'Biz de kendi çocuklarımızı NBA'de görüp onların yaptıkları işten zevk almak istiyoruz' diye konuşan Tanjevic, "Sonuçta onların edinimlerini, kazanımlarını maalesef sadece NBA'deki insanlar bu zevki alabiliyorlar. Avrupa'dan NBA'ye oyuncu göçü var. En azından bence bir şekilde yazın özellikle uluslararası Milli Takım turnuvalarında oradaki oyuncuların buraya gelip katılmaları gerekiyor. Bu şu anda tamamen oyuncuların gelip gönülden oynayıp oynamamalarını istemelerine kalmış durumda. Bence bununla ilgili NBA'in de bir yaptırımı olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Deneyimli antrenör, yaz programlarına katılması için NBA'de oynayan özellikle Milli Takım sporcularının baskı yapmasını ve böyle bir kural getirmesi gerektiğini belirterek, "Zaten şampiyona bittikten sonra kendilerine ayıracakları çok uzun bir süre kalıyor. Aslına bakarsanız bu NBA için de çok iyi bir şey. 4-5 ay boşta kalacağına bir sporcu yaklaşık 2 ay süre içerisinde bir antrenman temposu içerisinde bizlerle çalışma ve maç yapma imkanı bulacak. Bu süre zarfında da oyuncular hem kendi temel tekniklerini geliştirirken hem de oyun bilgileri artırmış olacak" değerlendirmesinde bulundu.

"20 YAŞINA GELMİŞ BİR OYUNCUNUN BİLE MİLLİ TAKIMDA OYNAMAYI REDDEBİLECEĞİ BİR KONUMA GELDİK"

Basketbolun bir iş sektörü olduğu için Amerika'daki spekülatif hareketlerin NBA'nin daha fazla para kazanmasına yol açtığını öne süren Tanjevic, "20 yaşına gelmiş bir oyuncunun bile Milli Takım'da oynamayı reddebileceği bir konuma geldik. Açıkçası orada bizim sporcumuza para veren, işveren ne kulübü ne yöneticisi 'sen son 3 yılda fazla oynayamadın, yüksek okulda kötü rakiplere karşı oynadın, üniversitede ilk sene kurallardan dolayı bir ceza aldın, zaten 3 yıldır oynamıyorsun, bu sene de yeterince süre alıp kendini geliştiremedin, şu anda senin Milli Takım'a gidip daha fazla maç yapman senin için de bizim için de önemli bir katkı sağlayacaktır' diye orada bunu kimse söylemiyor" dedi.

Tanjevic, bahane yaratmak ya da 'ağlamak' için bunları söylemediğini dile getirerek, "Türk Milli Takım'ı kesinlikle bir ya da iki oyuncuyla zarar görebilecek bir takım değil çok iyi bir takım ama bunun prensip olarak böyle olması gerektiği için fikirlerimi söylüyorum" diye konuştu.

"KOBE BRYANT, İBRAHİMOVİÇ'TEN DAHA AZ KAZANIYOR"

NBA'nin çok büyük bir sektör olmasına rağmen dünyada futbolun piyasasında olmadığını anlatan Tanjevic, "Örneğin İbrahimoviç'in bu seneki transferinde yıllık maliyeti yaklaşık 44 milyon euroya geliyor ancak Amerika'daki oyuncular hükümete vergi ödüyor. Avrupa'da böyle bir şey de yok. Yaklaşık kulübüne 44 milyon euroya mal olan ve futbol açısından bir marka olan İbrahimoviç kendi milli takımında sezon ortasında hazırlık maçında Faroe Adaları'na gidiyor ve oynuyor. Böyle örnekler de var. Düşündüğünüzde İngiltere, İtalya ve Fransa’da oynayan bir sürü Afrikalı sporcu da sezon içinde gerçekleştirilen Afrika Uluslar Kupası’nda oynamak için neredeyse 1 ay takımlarından ayrı kalıyorlar ve kulüplerinde yer almıyorlar. Neden basketbolun bunlardan farklı olması gerekiyor. Biz futboldan daha büyük bir işkolu değiliz. Kobe Bryant, İbrahimoviç'ten daha az kazanıyor sonuçta" ifadelerini kullandı.

"FUTBOLDA NASIL BÜTÜN MİLLİ MAÇLARA GİDİYORLARSA BASKETBOLDA DA AYNISI OLMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNUYORUM"

Futbolcuların da basketbolcular kadar profesyonel sporcular olduğunu ifade eden Tanjevic, "Ama gördüğünüz gibi futbolda nasıl bütün Milli maçlara gidiyorlarsa basketbolda da aynısı olması gerektiğini savunuyorum. Brezilya takımının en yetenekli oyuncusu olimpiyat köyünde bütün amatör sporcularla aynı yerde kalıyor. Bunu neden söylediğimi açıklamak istemiyorum. Bir şekilde bu kuralları, NBA-FIBA ilişkisini geliştirmemiz gerekiyor. Bunu küçük bir dosya için değil genel itibariyle söylüyorum. Sistemin iki tarafı da mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmesi yapılması gerekiyor. Bizim eşit şartlarda çalışma şeklini bir şekilde kabul ettirip NBA ile eşit hale gelmemiz lazım" dedi.

"MİLLİ TAKIM SAYGISI VE SEVGİSİNİN PARANIN ÜZERİNDE OLMASI GEREKİYOR"

Tanjevic, paradan önemli şeyler olduğunu bunun en önemli örneğinin ise Milli forma olduğunu kaydederek, "Sonuçta mili formayı giyen her sporcuyu sadece Türkiye'de yaşayan halk değil dünyanın başka yerlerinde yaşayan Türkler de sürekli onları desteklemek ve görmek istiyor. Onların saygısını, sevgisini kazanıyorsunuz bunu parayla yapmanız mümkün değil. Bu çok önemli bir duygu, bin lira maaşla çalışan insanlar buraya gelip, sıraya girip hep beraber İstiklal Marşı’nı okumak için buraya gelecekler. Paranın üzerinde Milli Takım saygısı ve sevgisi olması gerekiyor" diye konuştu.

"BİZİM ESAS İŞİMİZ İNSANLARI MUTLU ETMEK"

"Biz daha iyi şartlarda çalışan, insanlara göre belki daha fazla kazanan, dünyayı bir şekilde gezen şanslı insanlarız ve 300-400 dolar maaşla çalışan insanları mutlu etmek için buradayız" diye konuşan Tanjevic, "Bizim esas işimiz bu. Türk halkı NBA’de bütün sezon da oynasa sahada en iyi, en yetenekli oyuncularını görmek, desteklemek ve onlar için tezahürat yapmak istiyor. Bunun için de NBA’yle FIBA ülkelerinin kurallar koyularak eşit hale gelmesinin şart olduğunu düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"NBA COACH'U OLSAM OYUNCULARIMA ÖĞRETECEĞİM ÇOK FAZLA BİR ŞEY YOK"
"Benim işim; 'star' olmaya yeni başlayan oyuncuların öğretmeniyim, onlara doğru şeyleri öğretmeye çalışıyorum" diyen Tanjevic, "NBA coach'u olsam oyuncularıma öğreteceğim çok fazla bir şey yok. İlk sezonunu bitirmiş oyuncuma 'senin yazın programın ne, Milli takımda programın var mı, yazın neler yapacaksın’ diye sorarım. Çünkü 'ilk sezonda bana verdiklerin yeterli değil ikinci sezonda seni daha kuvveti halinle görmek isterim' derim" diye konuştu.

Tanjevic, şunları kaydetti:

"Ben oyuncuya ne yapacağını sorduğumda oyuncu bana, 'ben biraz halter yapmayı, hafif idman antrenmanları yapmayı düşünüyorum' diyorsa hiçbir şey yapmıyordur aslında. Ondan sonra '1-2 aylık bir program var oraya gidebilirim' diyor oyuncu. Peki dediğimde, '2 aylık programda couch'un bana karşı davranışları beni düşündürüyor. Bizi çok zorluyorlar, günde 2 idman yaptırıyorlar. 2 idmanda couch bana daha iyi yapmam için bağırıyor, kızıyor' demesi üzerinde ben de 'bu iyi bir şey' diyorum. Ne kadar maç yaptıklarını sorduğumda ise, 'yaklaşık 10-11 tane resmi maç yapacağız. Üzerinde de 7-8 tane eleme grubu maçı yapacağız' diye oyuncu cevap veriyor. Daha sonra bu organizasyonun içine girebilmen için ne kadar para ödediğini sorduğumda ise, 'ben para ödemiyorum, bir de oraya gidebilmem için gidiş-dönüş uçak biletini de alıyorlar' diyor. Ben orada olsam 'sen nasıl oraya gitmezsin' diye yakasına yapışır, onu bir sarsarım. Bütün bunlar oyuncuların kendine daha fazla zaman ayırmak istediği için ve kimsenin ona ne yapmak istediğini sormadığı için oluyor. NBA'in bu oyuncuları doğru şekilde yönlendirmesi gerektiğine inanıyorum. 40 yılı aşan yaşlı bir coach'um NBA'deki 3-4 yıllık antrenörler gibi değilim. Ben her zaman oyuncularıma kendilerini nasıl geliştirmeleri gerektiğini, ilerideki sezon için neler yapmaları gerektiğini ve eksiklerini söylüyorum. Bu durum dönüyor, dolaşıyor NBA-FIBA ilişkisine geliyor."

"ESPRİ MAHİYETİNDE OLAN BİR RÖPORTAJDI"

Tanjevic, ünlü spor gazetesi La Gazzetta Della Sport'a verdiği röportajda, Milli oyunculara ilişkin, "NBA'de gelişemiyor. Çünkü orada 3-4 iyi 'couch' var. Gerisi salak" yönünde medyaya yansıyan açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Tanjevic, konuya ilişkin şunları kaydetti: "Orada ben aslında 'salak' kelimesini direk olarak kullanmadım. Çok yakın bir gazeteci arkadaşımla sohbet içerisinde kullandığım bir şey. O flaş haber gibi vermek için biraz süsledi açıkçası. 'Çok umursamaz' yönünde İtalyanca bir kelime kullandım. 'Salak' kelimesi çok ağır bir kelime. Ben orada '3-4 bin iyi antrenör' var dedim o binini atmış. Basın toplantısında da o gazeteci arkadaşa 'beni çok iyi anlamamışsın' diye söyledim. O espri mahiyetinde olan bir röportajdı ama şu anki açıklamalarım gayet ciddi bir konu."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli 15 Mayıs Milli Mücadele Günü coşkuyla kutlandı Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin ardından, Denizli halkının ilk direniş kıvılcımını yaktığı 15 Mayıs Milli Mücadele Günü, bu yıl da yüzlerce kişinin katılımıyla büyük bir coşku ve kararlılıkla kutlandı. Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Milli Mücadele ateşini yaktığı 15 Mayıs 1919 Milli Mücadele Günü, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği programla kutlandı. Delikliçınar Meydanı’nda başlayan ve Bayramyeri Meydanı’nda devam eden programa, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Garnizon Komutan Vekili Albay Ertan Dabi, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, Genel Sekreter Bülent Bozbaş, Pamukkale ve Merkezefendi kaymakamları, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, gaziler ve ellerinde Türk bayrakları ile yüzlerce vatandaş katıldı. Yüzlerce vatandaş aynı birlik ruhuyla yürüdü Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan programda saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı ve Denizli Sancağı eşliğinde yüzlerce Denizlili, Atatürk Caddesi’ni takip ederek Kayalık Caddesi’ne, buradan ise 107 yıl önceki gibi Bayramyeri Meydanı’na kadar yürüdü. Buradaki programda, Denizli Büyükşehir Belediyesi Geleneksel Halk Oyunları Topluluğu bir gösteri sundu. "Denizli Milli Mücadele’de öncü olmuştur" Denizli Vali Yavuz Selim Köşger konuşmasında, henüz Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmamışken Denizli’de yakılan bu meşalenin dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir cesaret örneği olduğunu vurguladı. Denizlilere seslenen Vali Köşger, kentin bu eşsiz kahramanlık destanını tüm dünyaya anlatması gerektiğinin altını çizerek, "Henüz Atatürk Samsun’a yola çıkmamışken, İzmir’deki facianın boyutu tam anlaşılmamışken Ahmet Hulusi Efendi’nin büyük bir ferasetle Denizlilileri bu meydanda, bu sancağın altında toplaması ve cihadı ilan etmesi çok büyük bir hadisedir. Silahı olanın cepheye gitmesini, silahı olmayanın ise düşmana üç taş atmasını söylemesi dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir iman, dirayet ve cesaret göstergesidir" ifadelerine yer verdi. "Bu kahramanlığı tüm dünyaya duyurmak boynumuzun borcu" Denizli’nin üstlendiği bu öncü rolün tüm dünyaya anlatılması gerektiğini vurgulayan Vali Köşger, "Türkiye olarak Ahmet Hulusi Efendi’yi bilmek hakkımız, bunu duyurmak da sizin vazifeniz ve üzerinize bir vacibedir. Milli Mücadele’nin daha Samsun’a çıkılmadan bu meydanda başladığını önce tüm Türkiye’ye sonra dünyaya duyurmak bizim borcumuzdur. Vali olarak bu borcu üzerime alıyorum; tüm vasıtalarla Ahmet Hulusi Efendi’yi ve Denizlililerin kahramanlığını hak ettiği yere taşıyacağız. 107. yıl dönümünde bu kararlılığı huzurlarınızda ifade ediyorum" diyerek sözlerini noktaladı. "Tarih, bir toplumun ayağa kalktığı günü 15 Mayıs olarak yazacaktır" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, 15 Mayıs’ın küllerinden doğan bir milletin sembolü olduğunu belirten konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bir toplumun ayağa kalktığı günü resmedin deseniz, tarih 15 Mayıs’ı yazacaktır. 15 Mayıs günü düşmanın İzmir’e ayak basmasıyla birlikte, bir toplumun yeniden ayağa kalkışının ve yoktan varoluşunun en güzel günlerinden birindeyiz. İzmir’de Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunla başlayan o büyük yolculuk, Denizli’de Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin bu meydanda hemşehrilerimizle birlikte ‘esarete hayır’ demesiyle devleşmiştir. Bu ülke düşman postalının altında kalmayacaktır diyenlerin açtığı o yol ve 19 Mayıs’ta küçücük bir geminin içerisinde koskocaman yüreğiyle o büyük yolculuğu başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde bugün bu özgür vatanda birlikte, kardeşçe yaşayabiliyoruz." "Ölüme ve mermilerin üstüne gülerek gittiler" Milli Mücadele kahramanlarının fedakarlıklarına dikkat çeken Başkan Çavuşoğlu, bugünkü bağımsızlığın o gün sergilenen eşsiz cesarete borçlu olunduğunu vurgulayarak, "O gün, o zor şartlarda hiç kimse ‘Ben neyim, ben kimim, benim fikrim nedir, yarın acaba neyle karşılaşırım?’ diye düşünmedi. O düşünmeyenler sayesinde; o merminin üstüne gülerek giden, ölümün, kurtuluşun şerbetini mutlulukla içen ve bu ülke için canını vermekten vazgeçmeyen o büyük şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde bugün bu vatanda özgür ve bağımsızız. Kimsenin kimseye kulluk etmediği, herkesin kendi ayakları üstünde durduğu bu güzel coğrafyanın ve sarsılmaz birliğin mimarı olanlar, bu ülkeyi bizlere vatan kıldılar. Kurtuluş mücadelesini Denizli’de başlatan Müftü Ahmet Hulusi Efendi olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha şükran ve minnetle anıyoruz" diye konuştu. "Cumhuriyeti ilelebet yaşatacağımıza söz veriyoruz" Konuşmasının sonunda Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık sözünü yineleyen Başkan Çavuşoğlu, "Bu meydandan, bu güzel ülkeyi ve bu güzel Cumhuriyeti bizlere armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha söz veriyoruz. Bu vatanın özgürlüğünü sonsuza kadar koruyacağız ve Cumhuriyeti ilelebet yaşatacağız" diyerek sözlerini noktaladı. Konuşmaların ardından günün anısına hatıra fotoğrafının çekilmesiyle tören sona erdi.
Denizli Engelsiz Spor Şenliğinde özel öğrenciler yetenekleriyle alkış topladı Denizli Büyükşehir Belediyesi 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiği etkinliklerle şehirde farkındalık oluşturdu. Engelsiz Spor Yaşam Merkezi’nin ev sahipliğinde düzenlenen yüzme şenliği, spor şenliği ve "EngelSİZfest" etkinlikleri, özel gereksinimli bireyler ve ailelerine unutulmaz anlar yaşattı. Engelsiz Spor Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen spor ve yüzme festivaline katılan özel öğrenciler, yeteneklerini sergileyerek izleyenlerden büyük alkış topladı. Tüm öğrenciler ile velileri bir araya getiren ve hafta boyu süren etkinliklerde renkli anlar yaşandı. Yoğun ilgi gören şenlik kapsamında; yüz boyama aktiviteleri, patlamış mısır, pamuk şeker, sosis balon dağıtımı ve çeşitli ikramlar da yer aldı. Aileleriyle birlikte keyifli bir gün geçiren çocuklar, engel tanımayan enerjileriyle mutluluk kaynağı oldu. Etkinliğin sonunda, festivale katılan tüm öğrencilere Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır tarafından başarı ve cesaret madalyaları takdim edildi. Madalyalarını alan öğrencilerin gururu görülmeye değerdi. Sanat atölyelerinde keyifli anlar Haftanın bir diğer anlamlı etkinliğinde ise özel gereksinimli bireyler ve fedakar velileri sanatsal aktivitelerde bir araya geldi. Sanat atölyesi çalışmasında, veliler çocuklarıyla birlikte üretken ve keyifli bir gün geçirdi. Renklerin suyla dans ettiği ebru atölyesi, ahşap boyama ve zihinsel odaklanmayı artıran mandala boyama etkinlikleri büyük ilgi görürken; çocuklar için özel olarak hazırlanan resim atölyesinde de minik eller hayallerini çizimleriyle yansıttı. İşaret diliyle çekilen "Rüya" filmi gösterimi Engelliler Haftası etkinlikleri sadece sporla sınırlı kalmadı. Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Denizli İşitme Engelliler Derneği iş birliğiyle anlamlı bir sinema gecesi düzenlendi. İşitme engelli bireylerin hem yönettiği hem de başrollerini paylaştığı "Rüya" adlı sinema filmin gösterimi yapıldı. Bu özel gösterime, 300’e yakın işitme engelli vatandaş ve çok sayıda davetli katıldı. Tamamı Türk İşaret Dili ile çekilen film, işitme engeli olmayan vatandaşların da takip edebilmesi için Türkçe altyazı desteğiyle beyaz perdeye yansıtıldı.
Denizli Başkan Çavuşoğlu: "Denizli, 15 Mayıs’ta sarsılmaz inançla işgale dur demiştir" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İzmir’in işgalinden yalnızca saatler sonra Anadolu’daki ilk direniş meşalesini yakan Denizli’nin, şanlı tarihine yakışır bir duruş sergilediğini belirterek bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Çavuşoğlu, "Denizli, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in aydınlık yolunda yürümeye devam edecektir" ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu mesajında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun kahraman silah arkadaşları ve Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin rehberliğinde yürütülen destansı mücadeleye vurgu yaptı. Denizli halkının boyunduruk altına girmeyi reddeden asil karakterinin altını çizen Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "15 Mayıs 1919, sadece bir şehrin ayağa kalkışı değil; esarete karşı başkaldıran bir milletin bağımsızlık, özgürlük ve irade beyanıdır. İzmir’in işgal haberinin şehre ulaşmasının hemen ardından, Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Denizli Sancağı altında yükselen tarihi konuşması, Anadolu’nun kalbinde yanan tam bağımsızlık ateşinin ilk kıvılcımı olmuştur. Denizli, Kazıkbeli ve Miryokefalon’da bu toprakları nasıl yurt kıldıysa, 15 Mayıs’ta da aynı sarsılmaz inançla işgale dur demiştir. Bu şehir, istiklal yolunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun sarsılmaz inançla kenetlenmiş kahraman silah arkadaşlarının yanında, hiçbir tereddüt göstermeden saf tutmuştur" dedi. "Cumhuriyet’in kazanımlarına sonuna kadar sahip çıkacağız" Başkan Çavuşoğlu, geçmişten aldıkları ilhamla Denizli’yi her alanda daha çağdaş, daha adil ve aydınlık bir geleceğe taşımakta kararlı olduklarını belirterek, "Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk; 107 yıl önce sergilenen o muazzam birliği, adalet ve hürriyet inancını bugün kentimizin her bir sokağında, her bir hanesinde yaşatmaktır. Cumhuriyet’in kazanımlarına, demokrasiye ve özgürlüklere sonuna kadar sahip çıkacağız" ifadelerine yer verdi. "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimize sonsuz minnetle" Başkan Çavuşoğlu, mesajını şu sözlerle noktaladı: "Bu vesileyle, Anadolu topraklarında bağımsızlık fikrini ete kemiğe büründüren, bizlere özgür bir vatan bırakan başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun kahraman silah arkadaşları olmak üzere, Denizli’de direnişin sembolü olan Müftü Ahmet Hulusi Efendi’yi, vatanımızın bölünmez bütünlüğü için canını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi sonsuz şükran, minnet ve rahmetle anıyorum. Şanlı tarihimizden aldığımız güçle, geleceğe umutla yürüyen tüm hemşehrilerimin 15 Mayıs Milli Mücadele Günü’nü en içten duygularımla kutluyorum. Ruhları şad olsun."
Ankara "16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü" somut projelerle karşılanıyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son gününün Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile "16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü" ilan edildiğini belirterek, bu günü sokakta, dijital dünyada, sanatta ve sporda engelleri kaldıran somut projelerle karşıladıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, 2005 yılında yürürlüğe giren Engelliler Hakkında Kanun kapsamında kamu binaları, açık alanlar, toplu taşıma araçları ile bilgi ve iletişim sistemlerinin erişilebilir hale getirilmesinin zorunlu olduğunu hatırlattı. Bu kapsamda kurulan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonları tarafından bugüne kadar 4 bin 149 bina, açık alan ve toplu taşıma aracına "Erişilebilirlik Belgesi" verildiğini aktaran Göktaş, "Şehirlerimizi herkes için erişilebilir hale getirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020 yılını "Erişilebilirlik Yılı" ilan etmesiyle birlikte eğitim, uygulama ve farkındalık çalışmalarının hız kazandığını ifade eden Göktaş, Bakanlık tarafından geliştirilen Erişilebilirlik Değerlendirme Modülü (ERDEM) sistemi sayesinde binaların erişilebilirlik durumunun dijital ortamda değerlendirilebildiğini, "Erişilebilirlik Logosu"nun kullanım alanının da genişletildiğini söyledi. Farklı bakanlıklarla ortak çalışmalar yürüttüklerini belirten Göktaş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan çalışmalar kapsamında 5 büyük havalimanının daha "Erişilebilirlik Belgesi" aldığını, böylece belgeye sahip havalimanı oranının yüzde 90’a yaklaştığını kaydetti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen "Bulut Kent Bilgi Sistemi" sayesinde erişilebilir alanlar ve park yerlerinin dijital haritalarda görüntülenebildiğini aktaran Göktaş, bankacılık hizmetlerinde erişilebilirliği artırmak amacıyla da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Bankalar Birliği ile ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Göktaş, 2026 yılı sonuna kadar mobil ve internet bankacılığı hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesinin planlandığını belirterek, "2027 yılı ikinci çeyreğine kadar ise sadeleştirilmiş dilin bankalar nezdinde sistemlere entegre edilmesi ve uygulamaya alınmasına ilişkin operasyonel süreçlerin tamamlanmasını planladık" diye konuştu. "Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kamuya açık dijital platformların erişilebilir hale getirilmesinin hukuki zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Göktaş, bu kapsamda Bakanlık bünyesinde İzleme ve Danışma Komisyonları oluşturulduğunu, erişilebilirlik standartlarına ilişkin rehber ve kontrol listelerinin yayımlandığını söyledi. "Erişilebilir Sahne" projesinin başlatıldığını belirten Göktaş, 11 ilde sahnelenen tiyatro oyunlarının işaret dili ve sesli betimleme desteğiyle erişilebilir hale getirildiğini açıkladı. Projeyle engelli bireylerin diğer izleyicilerle birlikte aynı ortamda ve eşit şartlarda tiyatro deneyimi yaşayabilmesinin amaçlandığını ifade etti. 81 ilde valilerin başkanlığında kamu kurumları, üniversiteler ve belediyelerin katılımıyla erişilebilirlik toplantıları düzenlendiğini kaydeden Göktaş, bugüne kadar 30 binden fazla yönetici ve teknik personele erişilebilirlik eğitimi verildiğini bildirdi. Toplumsal duyarlılığı odağına alan kamu spotlarının tüm mecralarda paylaşıldığını belirten Göktaş, "Bakanlık olarak gayemiz; her bir ferdimizin kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan hayatın her alanında var olabildiği, tam anlamıyla engelsiz bir Türkiye’dir. Bizler, zihinlerdeki kalıpları yıkarak Türkiye’yi her noktada erişilebilir kılana dek bu kararlı yürüyüşümüzü azimle sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.