DÜNYA - 27 Şubat 2026 Cuma 07:26 | Son Güncelleme : 27 Şubat 2026 Cuma 11:02

Pakistan-Afganistan arasındaki çatışmalarda can kaybı 60'a yükseldi

A
A
A

Pakistan-Afganistan arasındaki sınır çatışmalarında tansiyon yükselmeye devam ediyor. Pakistanlı güvenlik kaynakları, gece saatlerinde şiddetlenen çatışmalar sırasında havalanan Pakistan Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının Afganistan'ın başkenti Kabil'e ve Kandahar şehrine hava saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı. Saldırılar kapsamında ayrıca Nangarhar vilayetinde bir mühimmat deposunun imha edildiği aktarıldı. Kaynaklar ayrıca Pakistan'ın Khyber Pakhtunkhwa eyaletindeki Kurram bölgesinde Afganistan'ın Taliban yönetimine ait hedeflerin vurulduğunu bildirdi.

"Etkisiz hale getirilen Afgan güçlerinin sayısı 58'e ulaştı"

Pakistan Enformasyon ve Yayıncılık Bakanı Ataullah Tarar, son gelişmelerle birlikte Pakistan ordusunun Afganistan'ın saldırılarına verdiği karşılık sonucunda etkisiz hale getirilen Afganistan güvenlik güçlerinin sayısının 58'e ulaştığını, 102 Afgan güvenlik görevlisinin ise yaralandığını açıkladı. Pakistan'dan daha önce yapılan bir açıklamada, 2 Pakistanlı askerin hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Tarar, daha önceki açıklamasında Afganistan'ın sınır hattı boyunca gerçekleştirdiği saldırıların "nedensiz" olduğunun altını çizerken, Afgan askeri unsurlarına yönelik özel bir operasyon başlatıldığını kaydetmişti.

Afganistan geniş çaplı taarruz operasyonları başlatmıştı

Geçtiğimiz saatlerde Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan'ın son dönemdeki hava saldırılarına karşılık Durand Hattı boyunca Pakistan askeri üsleri ve tesislerine geniş çaplı taarruz operasyonları başlatıldığını açıklamıştı. Mücahid, çeşitli bölgelerde Pakistan ordusuna ait mevzilerin ele geçirildiğini söylemişti.

Pakistan, DEAŞ ve TTP hedeflerini vurmuştu

Sınırda yaşanan son çatışmalar, Pakistan'ın 22 Şubat'ta Afganistan'a yönelik hava saldırılarının ardından geldi. Pakistan İçişleri Bakanı Talal Chaudhry, Pakistan'ın Afganistan topraklarındaki terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlediği hava saldırılarına ilişkin açıklamasında, Pakistan-Afganistan sınırında Pakistan Talibanı olarak da bilinen Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP) ve terör örgütü DEAŞ'ın Horasan koluna ait 7 noktanın vurulduğunu aktarmıştı. Chaudhry, "Operasyonlar kapsamında Pakistan yedi farklı hedefi vurdu ve en az 70 terörist öldürüldü" demişti.
Afgan yetkililer ise söz konusu saldırıda sivil kayıplar olduğunu iddia ederek saldırıya misilleme gerçekleştirileceğine yönelik açıklamada bulunmuştu.

Abid Mazhar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.