MAGAZİN - 02 Kasım 2017 Perşembe 10:44

Magazin dünyasında en çok konuşulan isimler açıklandı

A
A
A
Magazin dünyasında en çok konuşulan isimler açıklandı

Magazin dünyasının Ekim ayı raporunda en çok konuşulan isimler Acun Ilıcalı ve Demet Akalın oldu.

Medya Takip Merkezi (MTM) magazin dünyasının Ekim ayı raporunu açıkladı. Magazin Gazetecileri Derneği için hazırlanan rapora göre en çok konuşulan isimler Acun Ilıcalı ve Demet Akalın olurken, camiada yaşanan çeşitli polemikler ise aya damgasını vurdu.

MTM’nin medya raporuna göre Acun Ilıcalı, Ekim ayında adını listenin başına yazdırmayı başardı. Yaptığı TV programları ile gündemi belirleyen Ilıcalı, medyada toplam 4 bin 105 habere konu edilerek zirvedeki isim oldu. Magazin camiasının dilinden düşmeyen Demet Akalın ise 2 bin 801 haberle ikinci sıraya yerleşti.

Gülben Ergen ile Erhan Çelik polemiğinde yeni boyut

Magazin dünyası son bir aydır Gülben Ergen ve bir sene önce ayrıldığı eşi Erhan Çelik ile arasında yaşananları ve Ergen’in evli işadamı Tolga Duğles’le yaşadığı yasak aşk iddialarını konuşuyor.
Ergen, evinin korumalı otoparkında aracının bıçakla çizilmesi üzerine Erhan Çelik hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve eski çift soluğu mahkemede almıştı. Ergen yaşadığı olumsuz olaylar sonrasında yer alacağı bazı projelerden de çıkarıldı. Yankıları hala devam eden olaylar zinciri ile Gülben Ergen toplam 2 bin 772 haberde yer alırken, Erhan Çelik bin 581 haberle konuşuldu.

Magazin dünyasında en çok konuşulan isimler açıklandı

O Ses Türkiye’de Yıldız Tilbe rüzgarı

Bu yıl O Ses Türkiye jürisine dahil olan Yıldız Tilbe, hem şarkıları hem de programdaki davranışları ile ilgileri üzerine çekmeye devam ediyor. Tilbe, Gökhan Özoğuz ile tartışma yaşadığı iddialarına Gökhan’a karşı sergilediği samimi davranışları ile son noktayı koydu. Programda olmaktan mutluluk duyduğunu her defasında dile getiren Tilbe, yarışmada kendisine prenses gibi davranıldığını söyledi. Yıldız Tilbe, bu başlıklar ile toplam 2 bin 322 haber ile listenin 5. sırasına yerleşti.

Nurgül Yeşilçay’dan detoks hamlesi

Son zamanlarda sosyal medya paylaşımları ile gündeme gelen ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay, Ekim ayında adından oldukça söz ettirdi. 4 bin TL ödeyerek detoks kampına giden Nurgül Yeşilçay, kilo vermek için gittiğini fakat tam tersine kilo aldığını söyleyerek 'açım aç' diye isyan etmişti. Paylaşımlarının yanında, 'Yedullah’ın Güzel Cini' adlı yeni filmde Dilaram adlı dilsiz bir karakteri canlandıracak olan Yeşilçay, filmdeki rolü, alacağı para ve İran’da film boyunca konaklayacağı mekan ile de medyada yer aldı. Ünlü oyuncu bu haberlerle birlikte toplamda 2 bin 211 haberin konusu oldu.

Seda Sayan 'kayıp anneyi' arıyor

Seda Sayan ve Uğur Arslan’ın sunumuyla ekranlara gelen Seda ve Uğur’la Artık Susma programı yaşanılan ilginç olaylarla gündemden düşmüyor. Programda ünlü Yeşilçam yıldızı Hale Soygazi’nin çocuğu olduğunu iddia eden bir kişi ortalığı karıştırdı. Sosyal medyada Hale Soygazi için ''evladını nasıl terk eden vicdansız'' yorumları yapılmasından dolayı Hale Soygazi DNA testi istedi ve Çağlayan Adliyesi'ne giderek suç duyurusunda bulundu. Çeşitli eleştirilerle karşı karşıya kalan programın sunucusu Seda Sayan, ay boyunca bin 922 haberde konuşuldu. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’tan tarihi sınır hamlesi: "Doğukapı açılırsa Kars Kafkasya’nın ticaret merkezi olur" Kars Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan ve meclis üyeleri, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin önemli isimlerinden Serdar Kılıç ile bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmede, Doğukapı Sınır Kapısı’nın yeniden açılması ve bunun Kars ekonomisine sağlayacağı katkılar kapsamlı şekilde değerlendirildi. "Doğukapı için yeni dönem mesajı" Toplantının ana gündem maddesini, Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden normalleşme süreci oluşturdu. Görüşmede konuşan Büyükelçi Serdar Kılıç, iki ülke arasında son dönemde önemli diplomatik ve ticari adımların atıldığını belirtti. Özellikle İstanbul-Erivan uçuşlarının başlamasının sürecin en somut gelişmelerinden biri olduğuna dikkat çekilirken, doğrudan ticaretin önünü açacak bürokratik hazırlıkların da büyük ölçüde tamamlandığı ifade edildi.Yetkililer, Ermenistan’ın gümrük işlemlerinde "077" ülke koduyla tanımlanmasının ticari işlemlerin daha doğrudan ve şeffaf yürütülmesine katkı sağlayacağını vurguladı. "Kars’ın ekonomik geleceği değişebilir" Görüşmede, Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılmasının yalnızca iki ülke arasındaki geçişleri kolaylaştırmayacağı, aynı zamanda Kars’ın ekonomik yapısında da köklü değişimler oluşturacağı ifade edildi. Kapının açılmasıyla birlikte; Bölgesel ticaret hacminin büyümesi, Turizm hareketliliğinin artması, Lojistik sektörünün güçlenmesi, Yeni yatırımların bölgeye yönelmesi, İstihdamın artması ve Göçün azaltılması gibi birçok alanda önemli kazanımlar elde edilmesinin beklendiği kaydedildi. "Ermenistan tarafında altyapı hazırlıkları sürüyor" Edinilen bilgilere göre Türkiye tarafı sınır kapısının açılması konusunda önemli ölçüde hazır durumda bulunuyor. Ancak Ermenistan tarafında altyapı, teknik düzenleme ve yatırım süreçlerinin tamamlanması gerektiği değerlendiriliyor. Uzmanlar, teknik eksikliklerin giderilmesiyle birlikte Doğukapı’nın Kafkasya hattında stratejik bir geçiş noktası haline gelebileceğini ifade ediyor. Kadir Bozan: "Bu süreç Kars’ın geleceğidir" Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Bozan, Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılmasının Kars açısından tarihi bir fırsat olduğunu söyledi. Bozan, "Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılması Kars için sadece bir sınır kapısının faaliyete geçmesi değildir. Bu adım; ticaretin canlanması, turizmin güçlenmesi, yeni yatırımların önünün açılması, istihdamın artması ve göçün azaltılması anlamına gelmektedir. Kars’ın geleceği açısından bu sürece hep birlikte sahip çıkmalıyız" dedi. "İş dünyası için yeni iş birliği çağrısı" Toplantıda ayrıca, Karslı iş insanları ile Ermenistan’daki iş çevreleri arasında karşılıklı ziyaretlerin kısa süre içerisinde başlatılması gerektiği görüşü öne çıktı. Kurumlar, meslek birlikleri, dernekler ve özel sektör temsilcileri arasında ortak çalışma alanlarının oluşturulmasının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri hızlandıracağı ifade edildi. Kars Ticaret ve Sanayi Odası’nın önümüzdeki süreçte Ermenistan’daki kurum ve iş dünyası temsilcileriyle temaslarını artıracağı öğrenildi. "Doğukapı açılırsa Kars bölgenin ticaret üssü olabilir" Ayrıca Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılması, Kars’ı yalnızca Türkiye’nin doğusunda değil, Kafkasya hattında da önemli bir ticaret ve lojistik merkezi haline gelecek. Normalleşme sürecinin başarıyla ilerlemesi halinde Kars’ın; turizm, taşımacılık, dış ticaret ve yatırım alanlarında yeni bir ekonomik döneme girmesi bekleniyor.
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.