MAGAZİN - 24 Kasım 2017 Cuma 15:43

Hülya Koçyiğit’ten kadına şiddete karşı çağrı

A
A
A
Hülya Koçyiğit’ten kadına şiddete karşı çağrı

Ünlü sanatçı Hülya Koçyiğit, Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen panelde, “Olay olduktan sonra vah vah demenin bir anlamı yok” diyerek kadına şiddete karşı çağrıda bulundu. Koçyiğit, dizi ve filmlerde gittikçe artan şiddet sahnelerine seyircinin tepki göstermesi gerektiğini belirtti.

Bağcılar Belediyesi Kadın Meclisi tarafından “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” dolayısıyla bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü yönetmen Yeşim Tonbaz’ın yaptığı panelin konuğu ise Türk sinemasının ünlü ismi Hülya Koçyiğit oldu. Koçyiğit’in geleceğini duyan Bağcılarlı kadınlar, seminer salonunu hınca hınç doldurdu. Ünlü oyuncu, yoğun ilgiden büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

“Kadına şiddet” konusuna aile penceresinden, dini açıdan ve televizyon dünyasından bakan Koçyiğit, “Kadına şiddet sadece tabanca veya bıçakla olmaz. Sözle tacizle ve elle dokunarak da olur. Kadın değerli bir varlık. Onun bir onuru var. Onun onuruna, haysiyetine izni olmadan kimse müdahale edemez. Biz Müslüman toplumu olarak önce buna riayet etmeliyiz. Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insana başka bir insanın söz, temas veya cinayete kadar varan şiddetle müdahale etmeye hakkı yok. Zaten öldürmek en büyük günah. Allah hiçbir erkeğe böyle bir hak vermemiştir. Bu sadece benim ülkemde değil dünyanın çeşitli ülkelerinde oluyor. Olay olduktan sonra vah vah demenin bir anlamı yok. Önce vatandaş olarak, sonra toplum olarak sesimizi çıkarmalıyız. En ağır cezayı almasını sağlamalıyız. Toplum olarak şiddete karşı gelmeliyiz” dedi.

“ERKEK ÇOCUKLAR İÇİN BABA BİR ROL MODELDİR”

Erkek çocuklar için babanın bir rol model olduğunu ifade eden Koçyiğit, “Kadına şiddeti uygulayan erkekleri de yetiştiren, hayata hazırlayan biz anneleriz. Onlara o kadar çok şefkat, sevgi ve güven duygusu verirsek, onları huzurlu bir yuva içinde yetiştirebilirsek ister kız, isterse erkek olsun kendiyle barışık, hayatla barışık, özgüveni olan, dünyaya umutla bakan ve dünyayı değiştirmek için çalışan, bilgiyle donanmış genç nesiller olacağına inanıyorum. Temelde mutlaka ve mutlaka bir çocuğun yetişirken anne ve baba ilgisiyle, sevgisiyle yetişmesi gerekiyor. Erkek çocuklar için baba bir rol modeldir. Evin içinde kavga varsa, anne baba birbirine hakaret ediyorsa ve baba şiddete eğilimliyse işte bu evde yetişen çocuk yarın öbür gün o şiddeti doğal kabul edip kendisi uygulayacaktır” diye konuştu.

“İLK YAPACAĞIMIZ ŞEY O KANALI KAPATMAK”

Yeşim Tonbaz’ın “Televizyonlarda dizi ve filmlerde kadına şiddet sahnelerinin gösterilmesiyle ilgili ne diyorsunuz?” sorusuna Koçyiğit, “Filmlerde ve dizilerde şiddet sahnelerine seyirci tepki gösterecek. Reaksiyon gösterecek izlemeyecek. Yayınlarda bizim kültürümüze ahlakımıza geleceğimize arzu etmediğimiz bir eğilim varsa burada toplum olarak reaksiyon göstermeliyiz. İlk yapacağımız şey o kanalı kapatmak. Zaten reytingi düşer, sonra o film yayından kalkar ve toplum o şiddeti gösteren yayından kurtulmuş olur. Ama biz beğendiğimiz yakışıklı veya güzel oyuncu oynuyor diye seyredersek şuur altında şiddeti de benimsemeye başlıyoruz. Bu kadar şiddeti seyredince artık şiddet doğal gelmeye başlıyor” diye cevap verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Öğün atlamak metabolizmayı vuruyor Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, öğün atlamanın metabolizma üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu söyledi. Metabolizma hızının, vücudumuzun gıdalarla aldığı kaloriyi enerjiye dönüştürme (yakma) kapasitesini gösterdiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, süreçle ilgili önemli bilgiler verdi. "Metabolizma hızını belirleyen faktörlerin başında genetik yapımız rol oynar" diyen Doç. Dr. Pınar Köksal, sözlerine şöyle devam etti: "Genetiğimiz hem besinlerle aldığımız kalorinin ne kadarının yakılacağını, hem de yağ olarak depolanan fazla kalorinin vücudumuzun hangi bölgesinde daha yoğun yerleşim göstereceğini belirlemede belirleyicidir. Yaşın metabolizma hızını belirleyen bir diğer önemli faktördür. 20-40 yaşlarına kadar metabolizma hızı en yüksek seviyedeyken, ilerleyen yaş bu hızı olumsuz etkiler. 50 yaşından sonra her 10 yılda bir metabolizma hızının yaklaşık yüzde 2 yavaşladığı bilinmektedir. Bunun sebebi ilerleyen yaşla birlikte fiziksel aktivitenin azalması, kas dokusunun azalması ve yağ dokusunun artışıdır. Gebelik dönemi ise metabolizma hızının arttığı dönemdir." Vücutta yağ dokusu arttıkça bazal metabolizma hızının düştüğünü, kas dokusu arttığında ise yükseldiğini ifade eden Köksal, "Genellikle kadınlarda yağ dokusu erkeklere göre daha fazla, kas dokusu daha az olduğu için kadınların bazal metabolizma hızı erkeklere göre daha düşüktür. Tiroid hormonları olmak üzere adrenalin, noradrenalin ve büyüme hormonu gibi bazı hormonların metabolizma üzerinde önemli etkileri vardır. Tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi) durumunda metabolizmamız yavaşlar, fazla çalışması (hipertiroidi) durumunda ise metabolizma hızlanır" dedi. Uzun süre açlık ve yarı açlık durumlarında da bazal metabolizma hızında düşme gözlendiğini belirten Köksal, tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti: "Buna sebep olan faktör, vücudumuzun enerji azlığına adapte olma amacıyla dolaşımdaki başta tiroid hormonları olmak üzere hormon düzeylerinde değişikliklere yol açmasıdır. Uzun süre az besin alanlarda bazal metabolizma hızının yaklaşık yüzde 20 civarında azaldığı gözlenmiştir." Düzenli egzersiz yapılmasının yağ yakımını artırıp kilo kontrolünü sağladığını, aynı zamanda kas kütlesinin artırılmasında da faydalı olduğunu ifade eden Köksal, konuşmasını şu hayati uyarılarla sonlandırdı: "Egzersiz dışında günlük fiziksel aktivitenin artırılması da ek katkı sağlamaktadır. Öğün atlanmasının metabolizmamız üzerine olan olumsuz etkileri sebebiyle öğün atlanmaması ve ara öğün alınması önemlidir. Bununla birlikte çok düşük kalorili şok diyetlerden kaçınılmalı, sağlıklı ve dengeli beslenilmelidir."
Malatya Malatya’da dalbastı kirazı ve diğer meyve türlerinde umutlu tablo Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, Malatya’da dalbastı kirazı başta olmak üzere elma, ceviz ve üzüm gibi meyve türlerinde bu yıl için olumlu bir sezon beklendiğini söyledi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, 2025 yılında yaşanan zirai don nedeniyle kayısının yanı sıra kentte dalbastı kirazı ve diğer meyve ağaçlarının da zarar gördüğünü ve o yıl ürün alınamadığını hatırlattı. Yunus Kılınç, bu yıl ise ağaçların kendini toparladığını belirtip üretim potansiyelinin yeniden yükseldiğini ve bahçelerde toparlanma sürecinin belirgin şekilde devam ettiğini ifade etti. Başkan Kılınç, kayısının çiçeklenme ve yapraklanma sürecinin diğer meyvelerden farklı ilerlediğini belirtti. Kılınç, kayısının önce çiçek açıp ardından yapraklandığını, diğer meyve türlerinde ise bu sürecin genellikle önce yaprak sonra çiçek şeklinde gerçekleştiğini ifade etti. Dalbastı kirazında bu yıl çiçeklenme döneminin iyi geçtiğini ifade eden Kılınç, yüksek verim beklentisi bulunduğunu söyledi. Elma ve diğer meyve türlerinde de genel durumun olumlu olduğunu kaydeden Kılınç, "Şu anda elmada, dalbastı kirazında ağaçlar çiçek durumunda. Güzel bir meyve olacağını bekliyoruz. İnşallah bundan sonra herhangi bir afet yaşamazsak diğer meyve türlerinde sıkıntı olmayacaktır" dedi. Malatya’nın birçok ilçesinde yetişen ürünlerin kendine özgü lezzet taşıdığını ifade eden Kılınç, "Akçadağ armudu, Yeşilyurt kirazı, Hekimhan cevizi, Arapgir üzümü ve Doğanşehir elması ayrı bir değerdir. Malatya bir lezzetler şehridir" diye konuştu.