DÜNYA - 12 Ağustos 2024 Pazartesi 16:22 | Son Güncelleme : 12 Ağustos 2024 Pazartesi 16:59

Gazze'de cilt hastalıkları bombaların altında büyüyen çocuklar arasında yayılıyor

A
A
A

İsrail'in bombardımanı altındaki Gazze Şeridi'nde cilt hastalıkları temiz su sıkıntısı ve hijyen sorunlarının ortasında yaşamlarını sürdürmeye çalışan Filistinli çocuklar arasında yayılıyor.

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki saldırıları aralıksız devam ederken, bölgede temiz su ve hijyen sıkıntısı yaşamsal tehlike oluşturuyor. İsrail güçlerinin yoğun saldırıları nedeniyle çöken kanalizasyon sistemi ve sokaklarda biriken tonlarca çöp bölgede ciddi hijyen sorunlarına neden olurken, evlerini terk ederek kalabalık kamplarda yaşayan Filistinliler korkunç şartlarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Bombalar altında büyüyen Filistinli çocuklar ise hijyen sorunlarının ortasında cilt hastalıkları ile mücadele ediyor.

Özellikle çocuklar arasında yayılan hastalık hakkında konuşan bölgenin kuzeyindeki Kamal Adwan Hastanesi Sözcüsü Wissam Al Sakani, “Temizlik malzemelerinin çok az ve pahalı olması, işgalin bunların Gazze Şeridi'ne girişini engellemesiyle çocukların bağışıklığını güçlendiren sebze, meyve ve etin bulunmaması hastalıkların yayılmasına neden oluyor” dedi.

Hastaneye gelen yüzlerce çocuk ve kadının vitiligo, uyuz ve diğer cilt hastalıklarıyla mücadele ettiğini belirten Al Sakani, deri hastalıklarını tedavi eden ilaçların acilen getirilmemesi durumunda Gazze halkının bir sağlık felaketiyle karşı karşıya kalacağını vurguladı. Al Sakani, İsrail saldırıları nedeniyle hastanede yalnıza bir dermatoloğun kaldığını söyledi.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yapılan açıklamada da, Gazze Şeridi'ndeki çocukların cilt hastalıkları, sağlıksız bir ortam ve bitmek bilmeyen düşmanlıkların ortasında zor şartlarla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.