BASKETBOL - 30 Mayıs 2020 Cumartesi 15:46

FIBA sordu, Furkan Korkmaz yanıtladı

A
A
A
FIBA sordu, Furkan Korkmaz yanıtladı

NBA’de Philadelphia 76ers’ta forma giyen milli oyuncu Furkan Korkmaz, FIBA'nın konuğu oldu. Korkmaz, "Basketbola dair her şeyi özledim. Çok uzun zaman oldu ve nasıl olursa olsun artık sadece basketbola dönmek istiyorum" dedi.

Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA), korona virüs salgını nedeniyle, dünyadaki canlı spor faaliyetlerini izlemekten uzak kalan basketbolseverler için dijital bir kampanya kampanya olan #FIrstBAsket'i başlatmıştı. FIBA’nın bu haftaki konuğu NBA’de Philadelphia 76ers’ta forma giyen milli oyuncu Furkan Korkmaz oldu.
Furkan Korkmaz’ın FIBA tarafından sorulan sorulara cevapları şu şekilde:

Profesyonel olduktan sonra ilk attığın basketi hatırlıyor musun? Neler hissetmiştin?

İlk basketimden ziyade, Anadolu Efes’te A takıma çıktığım dönemdeki bir basketi hatırlıyorum. Orta sahada Sloukas’ı geçip vurduğum bir smaç vardı A takıma yükseldiğim ilk dönemde. Hatta Ülker Arena’daydı maç. O zaman Fenerbahçe’nin sahasında bir turnuva düzenleniyordu Euroleague takımlarıyla. Oradaki sayım benim aklımda kalan bir sayımdı, ilk basketimden ziyade. Çok farklı hissetmiştim. Bir de A takım seviyesinde bir genç oyuncu olarak... Böyle jeneriklik bir smaç derler ya, öyle bir smaçtı o. Herkesin ayağa kalkması, sevinçle beni desteklemesi... Takımın bir parçası olduğumu hissetmiştim o zaman.

Sahalara geri döndüğünüzde atacağın ilk basketin nasıl olacağını düşünüyorsun?

İyi bir savunma yaptıktan sonra rakipten topu çalıp gidip smaçla bitirmek isterdim. Bence bu güzel bir başlangıç olurdu. Ama o kadar çok şey özledim ki basketbola dair, çok uzun zaman oldu ve nasıl olursa olsun artık sadece basketbola dönmek istiyorum. Antrenman yapmayı, seyahat etmeyi özledim. Yeri geliyordu bazen evimizde kalalım diyorduk ama şimdi gidip otelde kalmayı özledim, takımla deplasmana gitmeyi özledim. Bu duygular, özlemler basketbolla bütünleşince çok farklı bir duygu veriyor. Sahaya çıktığımda atacağım ilk basket için hayalim bu şekilde ancak atacağım her sayı beni mutlu eder diye düşünüyorum.

Evde kalınan süreçte neler yaptın, nasıl aktif kaldın?

Basketbol anlamında, antrenman tesislerini kullanma şansımız pek olmuyor. Tabii ki durumun ciddiyetinin hepimiz farkındayız. Bu yüzden olabildiğince evde kalmaya çalışıyoruz ve evde en aktif şekilde kalmaya çalışıyoruz. Kondisyonumu iyi bir seviyede tutmak adına evde bisiklet antrenmanları yapıyorum. Bu dönemin bana kattığı bir şey olarak da yoga yapmaya başladım ve yoganın faydalı olduğunu görmeye başladım. Aynı zamanda evde ağırlıklar, sağlık topları ve bazı ekipmanlarla birlikte güç antrenmanları da yapıyorum ve ekstra kor antrenmanları yapmaya çalışıyorum her gün. Bu işin basketbol kısmı. Onun dışında sezon boyunca çok yoğun bir tempoda olduğumuz için, bazı izleyemediğim film ve belgeselleri bu dönemde izlemeye başladım. Aynı zamanda okumaya, daha fazla bilgi edinmeye çalışıyorum. Yani bu süreç aslında kişisel gelişim adına da hepimizin biraz daha kendine bir şeyler katabileceği bir dönem oldu diyebilirim.

Basketbolda en çok neleri özlüyorsun?

Basketbola dair her şeyi özledim. Ben basketboldan ilk defa bu kadar uzakta kalıyorum. Yaz tatillerinde bile bu kadar uzak kalmıyorduk basketboldan. Taraftarlarla bütünleşmeyi çok özledim. Çünkü özellikle evimizde oynadığımız maçlarda muazzam bir atmosfer oluyordu Wells Fargo Arena’da. O atmosferi çok özledim. Ama dediğim gibi basketbolla aramıza bu kadar mesafe girince basketbola dair her şeyi özledim. Çünkü basketbol yaşamımızın bir parçası, bizim için bir yaşam tarzı olmuş diyebilirim.

Seni sahada görmeyi özleyenlere mesajın nedir?

Bizi seven, destekleyen insanlara ben biraz daha sabırlı olmalarını söylemek istiyorum. Çünkü daha güzel, daha hijyenik, daha temiz ve daha sağlıklı bir ortamda hem spora, hem basketbola hepimiz umuyorum yakın bir zamanda kavuşacağız. Tekrar onların gözünün önünde sahne alıp, tekrar onlarla buluşacağımız için biz de çok heyecanlıyız gerçekten. Ama dediğim gibi, olabildiğince bu dönemde el ele verip bu zor süreci evde kalarak, sosyal mesafemizi koruyarak devam ettirmeliyiz. Böylece bu süreci biraz daha kısaltıp bir an önce görüşeceğiz diye düşünüyorum.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat Çocukluk çağında sık karşılaşılan idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ebeveynleri uyaran Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven; tuvalet alışkanlığının ertelenmemesi, bol sıvı tüketimi ve doğru temizlik kuralları ile hastalığın büyük oranda önlenebileceğini bildirdi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonunun önemsenmemesi halinde böbreklerde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Hastalık ve korunma yöntemlerine değinen Dr. Yurtseven, idrar yolu enfeksiyonlarının genellikle 1 yaş altı sünnetsiz erkek çocukları ile 1 yaş üzeri kız çocuklarında sıklıkla görüldüğünü belirtti. İdrar yolu enfeksiyonunun çocukluk döneminde her 10 kız çocuğundan ve her 30 erkek çocuğundan birinde en az bir kez yaşandığına dikkati çeken Yurtseven, hastalığın temel nedenlerinin tuvalet ihtiyacını ertelemek, temizlik kurallarına uymamak ve yetersiz su tüketimi olduğunu aktardı. "Kız çocuklarında alt temizliği önden arkaya yapılmalı" Hastalığın erken tespit edildiğinde basitçe tedavi edilebildiğini vurgulayan Yurtseven, "İhmal edilir ve önemsenmezse böbreklerde sorun olabiliyor. Ailelerin tuvalet eğitimini çocuklarına doğru kazandırmaları lazım. Özellikle kız çocuklarında alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılması çok basit ama etkili, önemli bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. Sıvı tüketimi ve kabızlık ilişkisine de değinen Yurtseven, bol sıvı alımının sık tuvalete gitmeyi sağladığını, böylece mikroorganizmaların idrar yolunda tutunmasının engellendiğini belirtti. Yurtseven ayrıca, kabızlığın idrar yolu enfeksiyonu riskini artırdığını hatırlatarak çocukların lifli gıdalarla beslenmesini önerdi. Aileler ne zaman doktora gitmeli Ailelerin çocuklardaki enfeksiyonu nasıl tespit edebileceği konusunda da bilgiler veren Dr. Yurtseven, şunları kaydetti: "Çocuklarda nedeni bilinmeyen bir ateş varsa aileler bize başvurabilirler. Çocukların idrarında her zamankinden farklı bir koku, renk değişikliği veya bulanıklık varsa, yan ve karın ağrısı tarif ediliyorsa, normalden sık idrara çıkılıyorsa enfeksiyondan şüphelenilip hekime başvurulması gerekiyor. Bebekler ise genellikle kendilerini ifade edemedikleri için idrar yaparken huzursuzluk, emmede azalma ve ateş görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir."
İstanbul Sivas’tan İstanbul’a getirdiği pembe traktörle gelin almaya gitti Sivas’tan getirdiği pembe traktörü gelin arabasına çeviren Doğukan Turgut, Kağıthane’de gelini aldıktan sonra traktörle birlikte Eminönü’ne gitti. İlgi çeken pembe traktör vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendi. Sivas’ta çiftçilik yapan Doğukan Turgut (26), dünyaevine girdiği Sema Turgut’u (24) süslediği pembe traktörle almaya gitti. Kağıthane’deki gelin alma merasiminin ardından çift, pembe traktörün başını çektiği konvoy eşliğinde Eminönü’ne hareket etti. İlgi çeken traktör, vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendi. "Pembe traktörümüzle bir farkındalık projesi yaptık" Pembe traktörüyle daha önce sosyal farkındalık çalışması yaptıklarını belirten Doğukan Turgut, "İki yıl önce pembe traktörümüzle bir farkındalık projesi yaptık, oldukça ilgi gördü. Geçen yıl Konya Tarım Fuarı’nda birinci oldu. O zamanlar sevgiliydik, bugün evlenmek nasip oldu. Pembe traktörümüzü İstanbul’a getirdik. Anadolu’da yaşayan köylü çocuklarına kız verilmemesi gibi bir ön yargı var. İnsanlar köyde yaşayacağınızı duyunca olumsuz yaklaşabiliyor. Oysa iki gönül bir olduktan sonra nerede yaşadığınızın, ne iş yaptığınızın önemi yok" şeklinde konuştu. "İnsanların ön yargılarını kırmak istiyoruz" Konuşmasının devamında köyde yaşayan insanların üretim yapması gerektiğine dikkat çeken Turgut, "Biz köyde üretim yapıyoruz. İnsanların daha iyi gıdaya ulaşması için çalışıyoruz. Köyde yaşayan insanlar üretmezse gıda nasıl sağlanacak? Bu farkındalığı oluşturmak istiyoruz" dedi. Gelin Sema Turgut ise çok heyecanlı olduğunu belirterek, "Aracın yapım sürecinde yanındaydım. Çok gurur verici, kendisiyle gurur duyuyorum" diye konuştu.
Aydın Çalışma hayatında beyaz yaka cazibesini kaybetti Türkiye’de zorunlu eğitimin 12 yıla çıkmasının ardından yaşanan ara eleman sıkıntısı çalışma hayatında beyaz yaka personelin cazibesini kaybetmesine mavi yakalıların ise kıymetlenmesine neden oldu. Şartların değişmesi ile birlikte eskiden mühendislerin yarısı kadar maaş alamayan mavi yaka çalışanlar şimdi mühendislerin 2 katından fazla maaşla çalışıyor. Herkesin diploma sahip olduğu ve masa başı iş aradığı günümüzde meslek öğrenen gençler mühendislerden fazla para kazanmaya başladı. Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı Kırsal Akçaköy Mahallesi’nde yaşayan 19 yaşındaki Ahmet Çifçi, babasından öğrendiği inşaat ustalığı sayesinde 15 yaşından bu yana kendi ayakları üzerinde durduğunu belirterek "Çevremdeki okumuş işsizleri görünce ben meslek edinmeye karar verip babamdan inşaat ustalığını öğrendim. 15 yaşından bu yana çalışıyorum. Bir gün iş aramadık. Sürekli iş var ve şu anda en düşük yevmiye günlüğü 3 bin lira ile 4 bin lira arasında değişiyor. Akranlarımın arasında okulu bitirmeye çalışanlar veya okulu bitip üniversite sınavlarına hazırlananlar var. Daha 4-5 yıl daha okuyup daha sonra KPSS sınavına girip işe başlayacaklar. Okuyup mühendis olan pek çok tanıdığım da var. Bunlardan da pek çoğu mühendis diplomaları olmasına rağmen zincir marke şubelerinde asgari ücretle kasiyerlik yapmaya veya kafe ve restoranlarda garsonluk yapmaya çalışıyor. Çalışma hayatında beyaz yaka cazibesini kaybettiği için akranlarımın meslek edinmesini tavsiye ediyorum" dedi. "Çalışan bir usta aylık 150 bin lira rahat kazanır" Son yıllarda en çok konuşulan meselelerin başında ‘ekonomik kriz’ konusunun geldiğini ancak bugün mesleği olan bir kimsenin asgari ücretle çalışmadığını belirten 19 yaşındaki Ahmet Çifçi, "Bana göre eğitimde 12 yıl zorunluluğu getirilmesi ile pek çok kişi kabiliyetlerini geliştiremedi. Şu anda halen üniversite sınavına çalışan arkadaşım var. Birkaç bölüm hariç üniversiteye okusalar da artık diploma ekmek kapısı olmuyor. Ben okulu bırakıp inşaat ustalığı yapmaya karar verdiğimde pek çok arkadaşım hata ettiğimi söyledi. Ben 3 yıldır ustalık yapıyorum. O zaman kararımın yanlış olduğunu söyleyenler bugün isabetli karar verdiğimi söylüyor. Götürü iş alan bir usta şu anda aylık 150 bin lira çok rahat kazanır. Bu nedenle tüm arkadaşlarıma ‘meslek edinin’ çağrısında bulunuyorum" diyerek genç yaşta ekmek kazanmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyledi.