BASKETBOL - 03 Aralık 2020 Perşembe 19:48

FIBA, Kıtasal Kupa Elemeleri’ni başarıyla tamamladı

A
A
A
FIBA, Kıtasal Kupa Elemeleri’ni başarıyla tamamladı

Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA), kasım ayında dört farklı kıtada gerçekleştirdiği FIBA Kıtasal Kupa Elemeleri’ni, uluslararası basketbol topluluğunun dünya çapındaki koronavirüs salgınının ortasında gösterdiği olağanüstü çaba ile başarıyla tamamladı.

Tüm katılımcıların sağlık ve güvenliğinin ön planda tutulduğu turnuvalarda, dünyanın dört bir yanından 72 takım ve 870 oyuncunun yer aldığı 78 eleme maçı oynandı. Müsabakalar, FIBA İcra Komitesi’nin eylül ayında aldığı karara göre; Afrika, Amerika, Asya ve Avrupa'daki 15 farklı şehirde güvenli fanuslarda gerçekleşti. FIBA 2022 Basketbol Avrupa Şampiyonası (EuroBasket) Elemeleri’nde D Grubu’na Türkiye, İstanbul’da ev sahipliği yaparak; Hollanda, Hırvatistan ve İsveç’i ağırladı.

FIBA Tıp Komisyonu tarafından Dünya Sağlık Örgütü ile görüştükten sonra geliştirilen kapsamlı ihtiyati tedbirlerin başarılı ve tutarlı bir şekilde uygulanması sayesinde, bütün merkezlerde oynanan maçlardan sadece 4 tanesi FIBA Milli Takım ve Kulüp Müsabakaları için Korona virüs Protokolü doğrultusunda ertelendi.

Elemelerden önce hazırlık sürecinde; korona virüs salgını protokollerinin anlaşılmasını sağlamak ve farkındalığı artırmak adına, ev sahipleri, katılan ulusal federasyonlar ve yerel yetkililer ile birlikte toplam 400'den fazla katılımcıyla 18 çevrimiçi seminer düzenlendi.

Turnuvaların düzenlendiği merkezlerde güvenli bir ortam sağlamak için, tüm sporcular ve takım üyeleri, merkezlere gitmeden önce iki negatif korona virüs testi sundular. Bu testlerin biri seyahatten en geç 72 saat önce ve diğeri ise 5 gün önce yapıldı. Katılımcılar merkezlere vardıklarında tekrar test edildi. Seyahatlerden önce 5 binden fazla PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) testi yapıldı ve tesislerde ise 4 binin üzerinde PCR testi düzenlendi.

FIBA Kıtasal Kupa Elemeleri'nin Şubat 2021'de oynanacak üçüncü ve son penceresi de tüm katılımcıların sağlık ve güvenliğini sağlamak için yine fanus formatında düzenlenecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.