DÜNYADAN FUTBOL - 15 Eylül 2018 Cumartesi 22:08

Barcelona, Real Sociedad galibiyetiyle 4’te 4 yaptı

A
A
A
Barcelona, Real Sociedad galibiyetiyle 4’te 4 yaptı

Barcelona, La Liga’nın 4. haftasında deplasmanda karşılaştığı Real Sociedad’ı 2-1 mağlup ederken, ligde 4’te 4 yaptı.

La Liga’nın 4. haftasında Barcelona, Estadio de Anoeta’da Real Sociedad ile mücadele etti. Mücadelenin ilk yarısı 0-0 sona ererken, Barca ikinci yarıda açıldı. Katalan ekibi 63. dakikada Luis Suarez’in golü ile öne geçti. 3 dakika sonra bir kez daha gol sevinci yaşayan Ernesto Valverde’nin öğrencileri 66. dakikada Ousmane Dembele ile farkı 2’ye yükseltti. Maçın diğer kalanın gol olmayınca Barcelona sahadan 2-0 galip ayrıldı ve ligde 4’te 4 yaptı. Sociedad ise 4 puanda kaldı ve üst üste ikinci yenilgisini aldı.  

Oğuzhan Ort 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, başvuruda ilk basamağın aile hekimi olması gerektiğini söyleyerek, "Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti, sordum; ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Acilde sarı ve kırmızı alanda herhangi bir sıkıntı yok. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ , ‘Pazara inmiştim, gelmişken bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir" dedi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, megakentteki muayene sayılarından devam eden sağlık yatırımlarına kadar birçok konuda bilgi verdi. Vatandaşların aile hekimliklerine başvurusunun önemine dikkat çeken Doç. Dr. Güner, İstanbul’daki ilk 3 aya ilişkin verileri de paylaştı. "Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz 300 kere doktora gitmişti" ’İstanbul’da 53 tane devlet, 130’dan fazla özel hastane var’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, "Aile hekimlikleriyle beraber devasa bir sistemde sağlık hizmeti sunuyoruz. Bunun için zaten dünyanın sağlık başkenti diyoruz. 7-24, bayramı seyranı, gecesi gündüzü olmadan hiçbir şekilde inkıtaya uğramaması gereken bir süreç var. Sağlık hizmetini kesintisiz bir şekilde veriyoruz. 201 ülkeden 500 bin vatandaşın genel cerrahi, ortopedi, onkoloji hastalarının gelip şifa bulduğu bir kentten bahsediyoruz. Estetik olsun botoks, rinoplasti olsun, saç ekimi İstanbul’da hatta Antalya, İzmir gibi noktalarda da büyük bir teveccühle tüm dünyada karşılanıyor. Şunu biliyoruz ki; İstanbul bu noktanın ana başkenti. 2025 yılında 207 milyon muayene, 2 milyon 600 bin ameliyat. Sadece 5 milyon kardiyoloji muayenesi yapmış durumdayız, 90 bine yakın anjiyo, 100 binden fazla kalp ameliyatı. 207 milyon muayene yapmışız kişi başı 12’ye denk geliyor, bu tüm dünyanın ortalamasının çok üstünde bir rakam. İnsanlar sağlık hizmetine erişmekte zorluk yaşamıyorlar ama bir problem de şu; acaba doğru sağlık hizmetine mi ulaşıyoruz? En yakın sağlık danışmanımız kim; aile hekimi. Ben hastaneye geçen sene sadece 1 kere başvurdum, Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti. Ben de aradım, sordum, neden? O, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Çapa’sı, Samatya’sı, Haseki’si. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, bizim ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Teyzemiz 1 yıl içinde gitmiş zaten 365 gün var, aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor. Bu bir alışkanlık olmuş " dedi. "3 branş dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz" ‘80’den fazla branşta randevu açıyoruz’ diyen Doç. Dr. Güner, "MHRS’yi kontrol ettiğimizde 3 tane branşımız dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz. 3 branş; göz, cildiye ve kardiyoloji. Bunlara 10 gün içinde randevu verebilir durumdayız. İsteğimiz şu; nitelikli tetkik dediğimiz kolonoskopi, endoskopi, ameliyat süreleri gibi bunların da minimize edilebilmesi. Şükür olsun sayın Bakanımız, Bakan olduktan sonra geliştirdiği performans sistemleriyle, kamu hastane sistemleriyle bu rakamlar geriye doğru geldi. Muayene ile ilgili problemi çözmüş olduk. Yapay zekaya, internete sorduğumuz kadar aile hekimine sorsak o 12 başvurunun belki 3,4’ünü minimize etmiş olacağız. İstanbul’da 43 milyon radyolojik görüntüleme yapılmış, 207 milyon muayenenin üzerine" ifadelerini kullandı. "Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla muayene yapmış durumdayız" ‘Akşam poliklinikleri bir ihtiyaç olarak belirlediğimiz bir şey’ diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Güner, vatandaşların da süreçten memnun olduğunu ifade ederek, "Çok büyük teveccühüyle karşılaşıyor. İnsanlar çalışırken muayeneye ulaşmakta zorluk yaşıyorlar. Muayene için izin almanız gerekiyor. Şu anda akşam 17.00’dan gece 22.00’a kadar akşam poliklinikleri tesisleştirdik. Günden güne de sayılarını artırıyoruz. Biz 2025’in ekiminde başladık. Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla bir muayene yapmış durumdayız. Sarı ve kırmızı alan acil kapsamında herhangi bir sıkıntı yok, bekleme sürelerimiz de çok düşük. Sorun şu; MHRS’yi takip etmezsek, randevu almazsak, gerekli kontrol ve muayenelerimizi zamanında yapmaya çalışmazsak ilk başvurduğumuz yer acil oluyor. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ diyenler oluyor veya ‘Pazara inmiştim, gelmişken de bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Ortalama bekleme süremiz 20-30 dakika arasında değişiyor. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir" diye konuştu. "Şu anda İstanbul’daki doğurganlık hızı 1,2" Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Güner, "Şu anda İstanbul’daki doğurganlık hızı 1,2. Türkiye’de bu 1.48’lerde aslında 2,1’in üzerine çıkartmamız lazım. Şöyle düşünün; nüfusunuz sabit kalsa bile yaşlılara bakacak genç nüfusa ihtiyacınız var. Sezaryen ile mücadelemizde ana noktalardan birisi bu, sağlık açısından değerlendirdiğimizde her türlü ameliyatın bir komplikasyon, hastamıza zarar verme riski var. Nüfus piramidimiz günden güne yaşlanıyor. Aile Yılı ilan edilmesinin ana etmenlerinden biri de bu, biz de sağlık açısından üzerimize düşen vazifeleri yaparak bununla mücadele etmemiz lazım. 2,6’lardan itibaren Türkiye’nin doğum hızı 1,48’lere kadar düştü" şeklinde konuştu. "İlk 3 ayda 61 milyon muayene yaptık" 2026 yılının ilk 3 ayına ilişkin istatistiklere ilişkin konuşan Doç. Dr. Güner, "İlk 3 ay verilerimize de bakmak gerekirse 2025’i 207 milyon ile kapattık. İlk 3 ayda 61 milyon muayene yaptık, yine yüksek bir rakam ve altını çizmek istiyorum; Ramazan olmasına rağmen. 880 bin ameliyat, 11 milyon görüntüleme. Sorun şu; 2 ihtimal var, vatandaşımız ya gereksiz yere doktora gidiyor, bunu engellememiz lazım ya da sağlığını korumuyor, doktora gitmek zorunda kalıyor, bunu da engellememiz lazım. Onun için korumak, korumak, korumak. Aile hekimi sadece ilaç yazdırılan, çocuğunuzu aşıya götürdüğünüz, gebe olduğunuzda izlemleri yaptırdığınız yer değil, sizin sağlıkla ilgili, genel cerrahi, kardiyoloji ile ilgili olsun soruyu soracağınız kişi" dedi.
İzmir Yaşar kampüsünde bahar coşkusu Yaşar Üniversitesi Bahar Şenliği’nde öğrenciler; konserler, tiyatro gösterileri ve spor yarışmalarıyla final sınavları öncesi moral depoladı. Ünlü şarkıcı Derya Uluğ’un da sahne aldığı şenlikte coşku zirveye ulaştı. Yaşar Üniversitesi’nde bu yıl 24’üncüsü düzenlenen geleneksel şenlik, Selçuk Yaşar Kampüsü’nde spor, eğlence ve müzik dolu iki güne ev sahipliği yaptı. Şenliğin ilk günü sahne alan Derya Uluğ, popüler şarkılarıyla öğrencilere unutulmaz bir gece yaşattı. Yoğun ilgiyle karşılanan Uluğ; "Yansıma", "Kanunlar Gibi" ve "Esmerin Adı Oya" gibi sevilen parçalarını alanı dolduran yüzlerce öğrenciyle birlikte seslendirdi. Kültür, spor ve eğlence bir arada Şenlik boyunca festival alanında yiyecek-içecek stantları kuruldu, dans etkinlikleri ve çeşitli yarışmalar yapıldı. İkinci gün ise dans toplulukları Latin, hip-hop ve halk danslarından oluşan özel koreografilerini sergilerken, tiyatro topluluğu ise "Vahşet Tanrısı" adlı oyunuyla izleyicilerden büyük alkış aldı. Üniversitenin kendi müzik grupları olan Çift Taraflı Band, Rattlesnake ve Becky, sergiledikleri performanslarla müzik dolu anlara imza attı. Üniversitede eğitim gören uluslararası öğrenciler de kendi kültürlerine ait dansları sergiledi. İki gün süren etkinlikler dizisi; ünlü aranjör Emrah Karaduman ve DJ Şahin Çetinkol’un popüler Türkçe şarkılar eşliğindeki performansıyla sona erdi. Öğrenciler, sınav stresi öncesinde doyasıya eğlenerek dönemin yorgunluğunu attı.
Aydın 112 görevlileri tatbikatı gerçek zannetti Aydın’da faaliyetlerini sürdüren ve yüzlerce kişinin çalıştığı OKT Trailer’de yangın ve iş kazası tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikatta senaryo gereği ayağı kırılan bir işçinin 112 ekiplerince kurtarıldığı sırada "kırık bacağıma dokunmayın, canım çok yanıyor" diye bağırması bir anda gerçek sanıldı. Tatbikatta işçinin oldukça gerçekçi rol yapması herkesi gülümsetti. Her yıl 01 Mayıs İşçi Bayramı’nın çeşitli etkinliklerle kutlandığı OKT Trailer’de bu yıl da geleneksel işçi bayramı kutlamaları başladı. Program çerçevesinde fabrikada yangın ve iş kazası tatbikatı gerçekleştirildi. Tüm çalışanların hazır bulunduğu tatbikat öncesi fabrikada çalışanlara iş güvenliğinin önemi anlatıldı. AFAD, Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri ve 112 Acil Yardım ekiplerinin de görev aldığı tatbikatta senaryo gereği, fabrikanın boyahane bölümünde boya yapıldığı sırada statik elektriklenmeden kaynaklı yangın çıktı. Bu sırada yaşanan patlama sonucu ise kumlama bölümünde çalışmakta olan bir işçinin ayağı kırıldı. Yangın fabrikadaki söndürme ekipleri tarafından söndürülürken, yaralanan 2 işçi de mesai arkadaşları tarafından güvenli bölgeye alındı. Bu sırada ihbar üzerine fabrikaya gelen 112 Acil Sağlık ekipleri de yaralılara müdahalede bulundu. Yaralıları sedyeye alarak ambulansa taşıma işlemi yapan sağlık görevlileri kumlama bölümünde çalışan ve senaryo gereği ayağı kırılan İbrahim Duran’ı sedyeye alacağı sırada Duran, "Kırık ayağıma dokunmayın canım çok yanıyor" diye bağırınca bir anda sağlık görevlileri şaşırdı. İşçinin tatbikattaki rolüne kendini kaptırması herkesi gülümsetti. Tatbikatta yangın çeşitleri ve müdahale sistemleri, uzuv kaybında yapılması gerekenler konusunda çeşitli bilgiler aktarılırken herkesin iş güvenliği kurallarına azami ölçüde uyması istendi.
Denizli Denetimli serbestlikteki arkadaşı tarafından öldürülen gurbetçi son yolculuğuna uğurlandı Denizli’nin Serinhisar ilçesinde birlikte alkol alırken tartıştığı arkadaşı tarafından demir çubukla dövülerek öldürülen gurbetçi son yolculuğuna uğurlandı. Zanlının, darp olayının ardından maktulün traktörüne de zarar verdikten sonra evine gittiği ortaya çıktı. Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Kocapınar Mahallesi’nde 26 Nisan Pazar günü gece saat 01.00 sıralarında meydana gelen olayda, 62 yaşındaki gurbetçi Erol Baysal ile evinde birlikte içki içtiği arkadaşı Hüseyin D. (55) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hüseyin D., yerden aldığı demir çubukla Erol Baysal’ı darp etti. Daha sonra eline geçirdiği çekiçle Erol Baysal’a ait traktöre de zarar veren Hüseyin D., evine gitti. Zanlının traktöre zarar verirken çıkardığı gürültüyü duyan komşularının ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Saldırıda kanlar içinde kalan Erol Baysal, sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından Serinhisar Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ağır yaralanan Erol Baysal, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan Hüseyin D., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Birlikte alkol aldığı arkadaşı tarafından demir çubukla döverek öldürülen Erol Baysal’ın cenazesi, yurt dışında bulunan eşi ve çocuklarının gelmesinin ardından Kocapınar Mahalle Camisinde kılınan cenaze namazından sonra Kocapınar Mezarlığında dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Denetimli serbestlikle tahliye edilmiş Öte yandan, alkolün etkisiyle arkadaşını vahşice öldüren zanlı Hüseyin D.’nin çok sayıda suçtan sabıkasının olduğu ve bir süre önce denetimli serbestlikten yararlandırılarak tahliye edildiği ortaya çıktı. İşlediği cinayetin ardından kanlı elbiseleriyle evine giden zanlının, bir süre sonra tekrar olay yerine dönmek isterken yolda jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındığı öğrenildi.
İstanbul Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü polis teşkilatı için sahnelenen ‘Maskeliler’ oyunu ilgi gördü Anadolu Üniversitesi’nin profesyonel üniversite tiyatrosu olan Tiyatro Anadolu, Beyoğlu’ndaki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde Gazze ve Filistin’de yaşanan savaşı konu alan ‘Maskeliler’ adlı oyunla seyirci karşısına çıktı. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü polis teşkilatına özel olarak sahnelenen oyun, yoğun ilgi gördü. Anadolu Üniversitesi’nin tiyatrosu olan Tiyatro Anadolu tarafından sahnelenen ‘Maskeliler’ adlı oyun Beyoğlu Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Oyun emniyet mensuplarının katılımıyla sahnelendi. Gazze ve Filistin’de yaşanan savaşın insani boyutunu sahneye taşıyan oyun, polis teşkilatı tarafından ilgi gördü. Genel sanat yönetmenliğini Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Karaahmet’in üstlendiği oyunda, oyuncular Ozan Karaahmet, Berk Kırlak ve Ali Burak Asil sahne aldı. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü polis teşkilatına özel gösterim olarak düzenlenen etkinliğe Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü Murat Milletsever, protokol üyeleri ile davetliler katıldı. Sanatın birleştirici gücünü kamu kurumlarıyla buluşturmayı amaçlayan gösterimde, savaşın insanlar üzerindeki etkileri ve Filistin halkının yaşadığı zorluklar tiyatro diliyle anlatıldı. İzleyiciler tarafından ilgiyle takip edilen oyun, duygusal anlara sahne oldu. Anadolu Üniversitesi İstanbul Tanıtım Ofisi koordinasyonunda gerçekleştirilen organizasyonun, üniversitenin İstanbul’daki kurumsal görünürlüğünü artırmasının yanı sıra kamu kurumlarıyla kültür sanat alanındaki iş birliklerini güçlendirmesi hedefleniyor. "Oyun, İsrail saldırılarının gölgesi altında yaşayan bir Filistinli ailenin hayatını merkeze alıyor" Tiyatro Anadolu Genel Sanat Yönetmeni Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Karaahmet, "Oyunumuz, Üç Filistinli kardeşin hikâyesine odaklanan oyun, İsrail zulmü ve saldırılarının gölgesi altında yaşayan bir Filistinli ailenin hayatını merkeze alıyor. Savaşın gölgesinde kardeşlik ilişkilerini, aile bağlarını ve insanların yaşadığı zorlukları anlatıyor. Tiyatro Anadolu olarak bu oyunun prömiyerini geçen yıl yaptık ve bu yıl da sahnelemeye devam ediyoruz. Ocak ayından itibaren Anadolu Üniversitesi Tiyatro Anadolu olarak hem oyunumuzu sahneliyor hem de üniversitemizin tiyatro anlayışını ve kurumsal tanıtımını farklı şehirlerde izleyiciyle buluşturuyoruz. Bu kapsamda bir Anadolu turnesine çıktık. İstanbul, turnemizdeki üçüncü şehir oldu. Bunun dışında başka şehirler ve yurt dışını kapsayan turne programımız da devam ediyor. Oyunun hikâyesi 1960’lı ve 1970’li yıllara dayanıyor. O dönemde de Filistin’in işgal altında olduğunu ve İsrail’in baskısı altında yaşadığını görüyoruz. Bugün 2026 yılına geldiğimizde ise ne yazık ki hiçbir şeyin değişmediğini, aksine şiddetin daha da arttığını görüyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde savaşların ve çatışmaların devam ettiğine tanıklık ediyoruz" dedi. "Emniyet güçlerimizle bir araya gelmek, onlarla kaynaşmak ve sanat aracılığıyla buluşmak istedik" Savaşın panzehirinin sanat olduğunu söyleyen Karaahmet, "İnsanların birbirini anlaması, dinlemesi ve empati kurabilmesi sanatla mümkün oluyor. Biz de özellikle bu nedenle bu oyunu seçtik ve turneye onunla çıkmak istedik. Repertuvarımızda birçok oyun var. Bunlardan biri de "Aşk Neyledi Yunus." Bu oyunu da Beyoğlu Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yine burada sahneleyeceğiz. Anadolu Üniversitesi, eğitimi sanatla destekleyen bir üniversite. Açık öğretim sistemiyle Türkiye’nin ve dünyanın birçok noktasına ulaşan güçlü bir kurum. Biz de üniversitenin tiyatrosu olarak bunun bir parçasıyız ve turnelerle hem üniversitemizi hem de Tiyatro Anadolu’yu daha geniş kitlelerle buluşturmak istiyoruz. Bu etkinlikte özellikle emniyet güçlerimizle bir araya gelmek, onlarla kaynaşmak ve sanat aracılığıyla buluşmak istedik. İzleyiciler bizi Anadolu Üniversitesi ve Tiyatro Anadolu’nun sosyal medya hesaplarından takip edebilir. Gittiğimiz şehirlerde ve Eskişehir’de tüm seyircilerimizi oyunlarımıza bekliyoruz" diye konuştu. Savaşın son bulması için sanatçı olarak elimizden gelen en güçlü şey bunu sahneye taşımak" Oyuncu Ali Burak Asil, "Bugün çok mutluyum. Sahneye çıkabiliyor olmak ve kendi işini yapabiliyor olmak çok kıymetli. Özellikle böyle değerli insanların karşısında olmak da ayrıca heyecan verici. Oyunda en küçük karakter olan Halit’i canlandırıyorum. Hikaye, Filistin’de yaşayan üç kardeş arasında geçiyor ve savaşın bir aile üzerindeki etkisini anlatıyor. Ben de en küçük kardeş olarak bu savaşın üzerimde bıraktığı etkileri sahneye taşıyorum. Bu rol benim için hem geliştirici hem öğretici hem de çok etkileyici bir deneyim oluyor. Her oyun bana yeni şeyler katıyor; hem oyunculuk anlamında hem de kendi iç dünyamda farklı şeyler keşfetmemi sağlıyor. Biz de oyunda savaşın son bulması gerektiğini anlatıyoruz. Sanatçı olarak elimizden gelen en güçlü şey bunu sahneye taşımak. Biz de bu mesajı en iyi şekilde verebilmek için elimizden geleni yapıyoruz" ifadelerini kullandı.