DÜNYA - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 15:18 | Son Güncelleme : 20 Mayıs 2026 Çarşamba 15:36

Avusturya'da Saraybosna'daki "savaş turizmi" için keskin nişancılık soruşturması

A
A
A
Avusturya'da Saraybosna'daki "savaş turizmi" için keskin nişancılık soruşturması

Avusturya'da, 1992-1995 yıllarındaki Saraybosna Kuşatması sırasında "savaş turizmi" maksadıyla Sırp keskin nişancılara para verip onların arasına karıştıkları ve Bosnalı sivillere ateş açtıkları suçlamasıyla 2 şüpheli hakkında soruşturma başlatıldı.

Bosna-Hersek'te 11 binden fazla Bosnalı sivilin hayatını kaybettiği 1992-1995 yılarındaki Saraybosna Kuşatmasına hafta sonları katılarak "savaş turizmi" amacıyla insanları öldüren keskin nişancılar soruşturması Avusturya'ya uzandı. İtalya'nın ardından Avusturya'da da Saraybosna Kuşatması sırasında sivilleri eğlence amacıyla öldürmek için para ödedikleri iddia edilen ve "hafta sonu keskin nişancıları" olarak adlandırılan grubun üyesi oldukları belirtilen iki şüpheli hakkında soruşturma başlatıldı. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 25 Nisan'da başlatılan soruşturma sürecinde biri Avusturya vatandaşı ile henüz kimliği belirlenemeyen iki şüphelinin suçlandığı ifade edildi. Söz konusu kişilerin Bosna Savaşı sırasında Saraybosna'da keskin nişancı turları olarak adlandırılan faaliyetlere katıldıkları, bunun için yabancı uyruklu kişilere para ödedikleri şüphesi bulunduğu kaydedildi.

Avusturya medyasında yer alan haberlerde ise, soruşturmanın İtalya'daki benzer soruşturmaya dayanmadığı, ülke içinde yapılan bir ihbar sonrası harekete geçildiği bildirildi. Haberlerde Avusturya vatandaşı olan şüphelinin 60 yaşında olduğu, 1992-1995 yılları arasında sivilleri vurmak için Saraybosna'ya gittiği, bu gidişlerini de zararsız av gezileri olarak gizlediği bilgisine de yer verildi. Haberlerde savcılığın daha fazla ayrıntı paylaşmadığı, soruşturmanın genişleyip genişlemeyeceğinin ise önümüzdeki günlerde netleşeceği de belirtildi.

Hafta sonu keskin nişancıları nasıl ortaya çıktı

İtalyan gazeteci-yazar Ezio Gavazzeni, Saraybosna Kuşatmasına dair topladığı belge ve bilgiler eşliğinde Şubat 2025'te Milano Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuştu. Gavazzeni'nin şikayetini inceleyen başsavcılık da Bosna Savaşı sırasında İtalya'dan hafta sonu turları ile Saraybosna'ya giderek "eğlence" maksadıyla Sırp keskin nişancılara yüksek meblağlarda para verip onlarla Bosnalı sivillere ateş açan kişilere yönelik Kasım 2025'te soruşturma başlatmıştı. İddialar arasında eğlence için Bosnalıları öldüren keskin nişancıların günümüz parasıyla 80 ile 100 bin euroya varan ödemeler yaptıkları da yer alıyor. İddialara göre, kuşatma sırasında İtalya'dan cuma akşamları Saraybosna'ya geçen keskin nişancılar hafta sonunu bölgede geçirdikten sonra pazar gecesi İtalya'ya geri dönüyordu.

Saraybosna'da bin 601'i çocuk toplam 11 bin 541 kişi ölmüştü

Saraybosna'da 5 Nisan 1992'de başlayan ve modern savaş tarihinin en uzun kuşatması kabul edilen Saraybosna kuşatması sırasında bin 601'i çocuk toplam 11 bin 541 kişi ölmüştü. Kuşatma sırasında en az 53 çocuk keskin nişancı ateşiyle öldürülmüş, çocukların en sık hedef alındığı yerler ise oyun parkları olmuştu.

İlhan Atasoy  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Kadınların başarı hikayesi sergiye dönüştü Sakarya’nın Hendek ilçesinde maddi imkansızlıklar sebebiyle dezavantajlı konumda bulunan kadınlar, Kaymakamlık bünyesinde faaliyet gösteren kurslarda bin bir emekle ürettikleri ürünleri sergiyle taçlandırdı. Hendek ilçesinde Kaymakamlık bünyesinde faaliyet gösteren Aile Destek Merkezi ve Sosyal Dayanışma Merkezi’nde kurslara katılan kursiyerler, eğitim süreci boyunca hem maddi destek hem de profesyonel teknikleri öğreniyor. Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika imkanının sunulduğu bu merkezlerde, mesleki eğitimin yanı sıra aile ve sağlık konularında bilgilendirme seminerleri de verilerek kadınların toplumsal hayata katılımı güçlendiriliyor. Bu çerçevede 2026 yılının ilk döneminde 6 farklı mesleki kursta yaklaşık 65 kursiyer eğitim aldı. Kursiyerler için ise ilçe kaymakamlığının önünde kurulan alanda sergi açıldı. Kadınlar, kurslarda bin bir emekle ürettikleri ürünleri sergiyle taçlandırdı. "Kadın olarak dipten başlayıp zirveye kadar neleri başarabileceğimizi öğrendik" Kursiyer Hatice Yılmaz, "Dikiş öğrenmeye geldik ve makineleri bilmiyorduk. Makas, makine kullanmayı, parçaları birleştirmeyi öğrendik. Yavaş yavaş kesip biçip ve dikmeyi yapıyoruz. Şimdide sergimizi açıyoruz. Burada abiyeler, yazlık, kışlık elbiseler, çocuk kıyafetlerini ürettik. Bu kurslarda çevremde tanıdığım insanlar arttı. Kadın olarak dipten başlayıp zirveye kadar neleri başarabileceğimizi öğrendik" dedi.
Gaziantep GAÜN Çocuk Hastanesi’nde bölgenin ilk pediatrik EPS ünitesi hizmete girdi Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Çocuk Hastanesi’nde çocuklarda ritim bozukluklarının tanı ve tedavisinde kullanılan pediatrik elektrofizyolojik çalışma (EPS) alanında ilk vakalar başarıyla gerçekleştirildi. GAÜN Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı bünyesinde hizmete giren Pediatrik EPS Ünitesi ile birlikte, çocuklarda girişimsel ritim bozukluğu tedavileri Gaziantep Üniversitesi Çocuk Hastanesi’nde uygulanmaya başlandı. Bölgede ilk olma özelliği taşıyan ünite, 3 boyutlu aritmi tanı ve tedavi sistemiyle donatıldı. Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep Valiliği ve GAGEV üyesi iş insanlarının desteğiyle kurulan ünitenin, bölgede yalnızca GAÜN Çocuk Hastanesi bünyesinde hizmet verdiği belirtildi. Ünitede, halk arasında "yakma" ve "dondurma" yöntemi olarak bilinen işlemler uygulanıyor. Anjiyo salonunda kasıktan ilerletilen özel kateterler aracılığıyla kalpte ritim bozukluğuna neden olan odak tespit edilerek tedavi ediliyor. Böylece çocuk hastaların ilaç kullanımına ihtiyaç duymadan günlük yaşamlarına dönmeleri hedefleniyor. GAÜN Çocuk Kardiyoloji Ünitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Sülü, çocuk aritmileri alanında özel eğitim aldığını belirterek, girişimsel aritmi tedavisinin Gaziantep’te uygulanmaya başlanmasının bölge açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. GAÜN Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Başpınar ise çocuklarda tedavi gerektiren ritim bozukluklarının düşük oranda görülmesine rağmen hayati risk taşıdığına dikkati çekti. Başpınar, 3 boyutlu EPS sisteminin çocuk ünitesi kapsamında ilk kez Gaziantep Üniversitesi Hastanesi’nde hizmete sunulduğunu belirterek, bölgede benzer merkez ve uzman sayısının sınırlı olması nedeniyle çevre illerden de hasta kabul edilebileceğini kaydetti.
Artvin Kahverengi kokarca ile mücadelede 250 feromon tuzağı kuruldu Artvin Orman Bölge Müdürlüğü, tarım ve orman ekosistemlerine zarar veren kahverengi kokarca ile mücadele kapsamında biyoteknik çalışmalarını sürdürüyor. Artvin Orman Bölge Müdürlüğü tarafından, tarımsal üretim ve orman ekosistemlerine zarar veren kahverengi kokarca (Halyomorpha halys) ile mücadele kapsamında biyoteknik çalışmalar devam ediyor. Mücadele kapsamında Artvin, Arhavi, Borçka ve Murgul Orman İşletme Müdürlükleri sorumluluk alanlarında toplam 250 adet feromon tuzağı uygun noktalara yerleştirildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında Bölge Müdür Yardımcısı Tekin Işık, Orman Zararlılarıyla Mücadele Şube Müdürü Mutlu Özdemir ile Arhavi Orman İşletme Müdürü Fuat Bilgin sahada incelemelerde bulunarak teknik personelden bilgi aldı. Kahverengi kokarca ile mücadelede mekanik, biyoteknik ve biyolojik yöntemlerin birlikte uygulandığı belirtildi. Kış aylarında kışlak alanlarına çekilen zararlıların toplanmasına yönelik çalışmalarda, 2026 yılı içerisinde yaklaşık 50 bin kahverengi kokarcanın toplandığı bildirildi. Canlı olarak toplanan böceklerin ise biyolojik mücadelede kullanılmak üzere üretime alındığı ve yumurta bırakmalarının sağlandı. Biyolojik mücadele kapsamında ise kahverengi kokarcanın doğal düşmanı olarak bilinen "Samuray arıcığı" olarak da adlandırılan ’Trissolcus Japonicus’ türünden 20 bin adet üretim hedeflendiği belirtildi. Üretilen samuray arıcıklarının, zararlının en yoğun yumurtlama dönemi olan haziran ayında doğaya salınmasının planlandığı ifade edildi.
Kars DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: "Toplumun kaygısını somut adımlar giderir" DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kars’ta parti binasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin başarıya ulaşması için toplumun büyük bir beklenti içerisinde olduğunu belirten Bakırhan, iktidarın somut adımlar atması gerektiğini söyledi. ""Toplum barış istiyor" Bakırhan, toplumun çatışma değil huzur ve barış istediğini ifade ederek, geçmişte yaşanan süreçlerin başarısızlıkla sonuçlanmasının halkta güvensizlik oluşturduğunu dile getirdi. Bakırhan, "Kim kavga ister? Kim çocuğunu askere gönderirken her telefon çalışında kaygıyla açmasını ister? Kim barış istemez? Barış kimin zararınadır? Dolayısıyla toplum barışı istiyor. Ancak geçmiş süreçlerin başarıya ulaşmaması toplumda kaygı oluşturuyor. İktidarın bu konuda tutuk davranması, yeterince inisiyatif almaması da kaygıları artırıyor" dedi. "Beklenti iktidarın atacağı adımlarda" Kürt hareketinin ve DEM Parti’nin üzerine düşeni yaptığını savunan Bakırhan, toplumun gözünü iktidarın atacağı adımlara çevirdiğini söyledi. Bakırhan, "Kürt tarafı şu ana kadar üzerine düşenleri yerine getirdi. Şimdi insanlar doğal olarak iktidarın hangi adımları atacağını soruyor. Eğer iktidar bu konuda birkaç somut adım atarsa güven de destek de artar. İnsanlar geleceğe daha umutla bakar ve bu sürecin önceki dönemlerde olduğu gibi heba edilmeyeceğine inanır" diye konuştu. "Artık gereğini yapmak gerekiyor" Türkiye’de sürecin uzun süredir tartışıldığını belirten Bakırhan, birçok siyasi parti ve kesimle görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Bakırhan, "Türkiye’de bu meseleler geniş çevrelerle tartışıldı. Mecliste neredeyse dinlenmeyen kesim kalmadı. Şimdi artık gereğini yapmak gerekiyor. DEM Parti yasa çıkaracak değil, ancak yasaların çıkması için elinden gelen çabayı gösteriyor. İnsanlar artık yürütmenin ve Meclis’in adım atmasını bekliyor" ifadelerini kullandı. "Yanı başımız kan gölü" Bölgedeki çatışma ortamına dikkat çeken Bakırhan, Türkiye’de yaklaşık 1,5 yıldır çatışmasız bir ortamın oluşmasının önemli olduğunu kaydetti. Tuncer Bakırhan, "Yanı başımız savaş, kaos ve krizle dolu. Buna rağmen Türkiye’de 1,5 yıldır kimsenin burnunun kanamadığı, insanların geleceğe umutla baktığı bir zemin var. Bunun kıymetini bilmek gerekiyor. Diyalog ve müzakereyle sorunların çözülebileceğini göstermemiz lazım" şeklinde konuştu. "Silahların bırakılması için yasal zemin şart" Bakırhan, silah bırakma ve toplumsal entegrasyon konusunda da yasal düzenleme yapılması gerektiğini savundu. Bakırhan, "Bir yasa çıkaralım, elinde silah olanlar silahlarını bırakıp gelsinler, toplumsal ve siyasal zemine karışsınlar. Yasayı çıkarmadan oradakilerin gelip gelmeyeceğini nereden anlayacağız? Siyaset net okuma ile değil, somut ve pratik adımlarla yürür" dedi. "Bu sürecin altında herkes kalır" Sürecin başarısız olması halinde tüm tarafların zarar göreceğini belirten Bakırhan, şunları kaydetti: "Bu sürecin başarısız olması halinde iktidar da biz de bunun altında kalırız. Oysa bu süreç Türkiye’nin, 86 milyonun lehine sonuçlar doğurabilir. Süreci neden hızlandırmıyoruz sorusunun cevabı iktidardadır. Biz üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getiriyoruz." "Süreci topluma en çok anlatan DEM Parti" DEM Parti’nin Türkiye genelinde süreci anlatmak için yoğun çalışma yürüttüğünü ifade eden Bakırhan, toplumun kaygılarının ancak somut adımlarla giderilebileceğini belirtti. Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Şu an milletvekillerimiz ve genel merkez yöneticilerimiz Türkiye’nin dört bir yanında süreci anlatıyor. Bu sürecin topluma ne kazandıracağını anlatan başka bir zemin yok. En samimi duran, en çok inanan ve sürecin ilerlemesini isteyen zemin DEM Parti’dir. Toplumun kaygıları yerindedir. Çünkü ortada somut hiçbir şey yok. Güvensizlik ancak somut adımlarla ortadan kaldırılır."