MAGAZİN - 04 Kasım 2017 Cumartesi 03:12

Ameliyatsız 38 kilo verdi

A
A
A
Ameliyatsız 38 kilo verdi

Aşırı kilodan şikayet eden İzmirli Ahmet Özkan, mide küçültme ameliyatı yerine sağlıklı zayıflamayı tercih ederek, Beslenme Danışmanı Aslı Zengin ve doktor eşliğinde 142 kilogramdan 6 ayda 104 kilograma düşerek 38 kilo verdi.

İzmirli Ahmet Özkan, sigarayı bırakmak için ilk adımı 2008 yılında attı. O tarihte 110 kilogram olan Özkan, 3 ay sigarayı bıraktı; ancak 118 kilograma çıktı. Kısa süre sonra yeniden sigaraya başladı. Bu kez de sigara yaşam kalitesini etkiledi. 2011 yılında ikinci kez sigarayı bırakan Özkan, 118'den 142 kilograma çıktı. Merdiven çıkamayan, gece uyku düzeni bozulan, iş sırasında konuşmaya çalışırken nefes nefese kalan Özkan’ın şekeri ve kolesterolü de tavan yaptı. Tansiyon nedeniyle de ilaç kullanmaya başladı.

4 günde 4,5 kilo verdi

Özkan, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle Özel İzmir Avrupa Tıp Merkezine başvurdu. Dahiliye ve kardiyoloji polikliniğinde tetkikleri sırasında hekimlerine zayıflamak istediğini söyledi. Bunun üzerine Beslenme Danışmanı Aslı Zengin’e yönlendirildi. Genel bir sağlık kontrolünden geçirilen Özkan, için kendisine özel bir program hazırlandı. Doktor kontrolündeki programın ilk dört gününde uygulanan detoks ile 4,5 kilogram verdi.
Daha sonra ise Özkan’a yönelik, normal dönemde de evine her zaman aldığı gıdalardan oluşan bir diyet programı uygulandı. Protein, sebze ya da detoks içerikli tek bir gıdada yoğunlaşmak yerine hepsinin belirli dönemlerde tüketilmesine yönelik ve günde 5 öğünü içeren diyetle Özkan, 6 ay içinde 38 kilogram verdi. Daha önce 60 beden kıyafet giyen ve baştan aşağıya gardırobunu yenileyerek 38 bedene düşen Özkan’ın tüm kan değerleri de normale döndü. Özkan, “Hem sigaradan kurtuldum hem de kilolardan. Bu zayıflama programıyla sofradan aç kalkmayı öğrendim. Hekim kontrolündeki bu zayıflamayla kolesterolümden de şekerimden de kurtuldum. Tansiyon derdim rafa kalktı. Merdiven çıkıyorum işime de koşturuyorum. Yeniden doğdum, bu mutluluğu anlatmanın tarifi yok. Üstelik tüm bunları ameliyatsız gerçekleştirdim” dedi. 

Eşi Rukiye Özkan ise “Daha önce birlikte dans bile edemiyorduk. Şimdi rahatlıkla eşimin beline sarılıp doyasıya dans edebiliyoruz” diye konuştu.

"Kendini çok daha rahat hissediyor"

Özel İzmir Avrupa Tıp Merkezi Genel Müdürü ve Beslenme Danışmanı Aslı Zengin ise “Zayıflatmaya yönelik hiçbir bitki ya da ilaç kullanmıyoruz, sadece kişinin yaşam şeklini değiştiriyoruz” dedi.
Özkan’ın günde en az 5 öğün yemek yiyerek, aç kalmadan zayıfladığına dikkat çeken Zengin, “En önemli konu ise kendi evine yaptığı mutfak alışverişindeki listeyle zayıfladı. Hem kilo verdi hem yaşam kalitesi arttı. Sosyal yaşamda artık kendini çok daha rahat hissediyor, işteki performansı da yine büyük artış kaydetti. Günümüzde insanlar 15 bin lira verip, mide küçültme ameliyatı oluyor. Oysa Ahmet Özkan pahalı olmayan gıdalarla 5 öğün yemek yiyerek zayıfladı hem de 15 bin lirası cebinde kaldı. Son zamanlarda çok moda olan mide tüp ameliyatlarının olumsuz ve kötü haberlerini duyuyor ve okuyoruz. Bu yöntemi denemeden önce de zayıflamanın mümkün olduğunu ve verilen kiloların tekrar alınmaması için doğru adreste olmanın yeterli olduğunu belirtmek istiyorum” diye konuştu. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.